Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]



BAŞLADIK

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Eylül 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

   Dört yıl aradan sonra liderler nihayet bugün kapsamlı müzakerelere başlıyorlar.

   3 Eylül'de açılan süreç, bugün gerçek pazarlık masasının kuruluşu ile resmen start aldı.

   Kıbrıs sorununda çözüme en sıcak mesajları veren iki liderin görüşme masasında oluşu yanında, bir araya gelseler, ya da yeterince güçleri olsa "çözerler" denilen iki büyük sol parti olan, CTP ile AKEL de adanın iki tarafında en etkin pozisyonlarında.

   Uluslararası arenada ise, federasyonların çatırdadığı, ayrı devletlerin kurulup, müdahalelerin 74'e benzetildiği, tanınma süreçlerinin yaşandığı bir ortam var, karşımızda.

    Önce Valonlar ve Flamanlar arasında yaşayan ve Kıbrıs için de örnek gösterilen federasyon çatısındaki gelişmeler konuşuldu.

   Her ne kadar uzmanlar federasyonun bozulmasına yüksek bir olasılık biçmese de AB'nin işleyiş gücünü simgeleyen Belçika'daki gelişmeler, Kıbrıs sorunu ile birlikte de tartışıldı.

    Ardından, Kosova'nın bağımsızlık ilanı, hemen sonrasında da Kafkasya krizi ve Güney Osetya ile Abhazya'nın tanınma gelişmeleri, tam da "bu iki lider de çözemezse ne olur" sorgulamalarının üzerine denk geldi.

    Çözüm için "son şans" olarak nitelendirilen bu süreçte, bu gelişmeler, aslında uluslararası dengelerin, ne kadar değişken olduğunu ve güç dengelerinin etkinliğine göre yeniden anlamlandırılabileceği gerçeğini, bir kez daha hatırlattı bize.

    Ve aslında bütün bu gelişmelerle çözüm alanındaki başarısızlığın da ne kadar kolay kanıksanabileceğine dair ipuçları verdi.

    Bir taraftan süreç ile ilgili heyecansızlık bir taraftan da referandum sonrasında değişime uğradığına işaret edilen hassasiyetler ışığında da okununca bütün bunlar, aslında liderlerin masada yaşayacakları başarısızlığın önceden kabullenildiğini görüyoruz.

   Şu bir gerçek ki, bugün çözüm olursa "mutlu" oluruz, ama olmazsa senaryosuna hazırlıklıyız.

    Bu şüphesiz, tek başına okunduğunda negatif bir anlam taşımasa da sürece istencin dahil edilmesi sağlanamazsa, dezavantaja dönüşebilir.

    Çünkü biz referandum döneminde çok yükselen beklentilerin ardından, çözümsüzlüğe ve onun koşullarına alıştık.

    Çözümsüzlüğü yeniden kabullendik. Üstelik çözümsüzlük koşullarını ve anlamını da yeniden üreterek.

     Çözümsüzlük artık Türk tarafından kaynaklanan hatalardan kaynaklanmıyor. Yeniden bozulacak bir masa da umutsuzluğu beslemekle birlikte, Denktaş'ın ve Papadopulos'un gıyabında, bu kez her iki tarafı da yeniden masumlaştıracaktır.

    Ama şimdi önemli olan, devam edecek olan heyecansızlığın başarısızlığı da normalleştireceği bir döneme girilmeden, bu sürece hep birlikte oluşturulacak ortak bir sinerji ile dahil olmak, liderleri masada denetlemek.

    Daha da önemlisi, olası senaryolar karşısında çalışma planları üretebilmek.

    Uzmanlar, giderek çıkmaza giren ekonominin, başlayan müzakere sürecindeki olumlu gelişmelerden, pozitif yönde etkileneceği yorumunu yapıyor.

    Yaşadığımız somut gelişmeler, son 4 yıl boyunca, referandum sonucunun da avantajı ile bir anlamda çözümsüzlüğün rantını kullandığımız dönemin sona erdiğini ortaya koyuyor.

    Sistemin kendine özgü koşullarının tekrar ekonomik daralmada daha fazla su yüzüne çıkması, bu yapının sürdürülebilir olmadığının bir başka kanıtı.

    Ancak, çözüm, bugünden sonra yaşanan her şeyle birlikte zorunluluk değil, her türlü acının ve bedelin ardından kazanılacak bir ödül olmalı.

    Somut ve elle tutulabilen bir ödül.

    İşte bu temel üzerinden de kritik bir eşikte, iki lideri masaya oturtan bu sürecin, en fazla desteğe ihtiyacı var.

    Sivil toplum örgütlerine, sosyal, ekonomik ve politik hayatı kurgulayacak kapsamlı çalışmalara, üniversitelere ve tabii ki, çözümü destekleyen siyasi aktörlere, ihtiyacımız var. Onların çalışmaları iyice soyutlaşan çözüm olgusunu, tekrar somutlaştırıp hayal edilebilir bir noktaya taşıyabilir.

    Referandum sonrasında dağılan yapıda en önemli dezavantajımız çözümün önüne çok farklı öncelikler yerleştirerek, süreç üzerindeki inanç ve konsantrasyonu yitirmemiz.

    Şimdi bunu bir avantaja dönüştürüp, sürece hep birlikte dahil olmak, bu masada mevcut ve gelecek kuşakların kaderi çizilirken, önemli bir misyon olarak duruyor karşımızda.

   539 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!
30 Aralık 2008, Salı   TUVALET MESELESİ
26 Aralık 2008, Cuma   KAYBETTİĞİMİZ NESİLLER
25 Aralık 2008, Perşembe   NEDEN SURİÇİ'NE GİTMİYORUZ?
24 Aralık 2008, Çarşamba   GÜNEY'DEN ALIŞVERİŞLER
20 Aralık 2008, Cumartesi   1 YILDIZLI ÜLKENİN 5 YILDIZLI OTELLERİYLE TURİZM
19 Aralık 2008, Cuma   GAVUR BİZİ İSTEMİYOR BİZ NİYE İSTEYELİM Kİ?
18 Aralık 2008, Perşembe   KRİZ SADECE EKONOMİK Mİ?
16 Aralık 2008, Salı   PAPADOPULOS'U AFFETMEK
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital