|
Kamu Sağlık Çalışanları yasası ile ilgili beklenen sonuç çıktı ve Anayasa mahkemesi yasanın 30. maddesini eşitlik ilkesine aykırı buldu.
Bu durumda anayasaya aykırı olan yasa ile ilgili Cumhurbaşkanı'nın iade kararı alması bekleniyor.
Ancak, aylardır kamuoyunda tartışılan konu ilginçliğini koruyor.
Anayasa Mahkemesi'nin açıklamasından anlıyoruz ki, Cumhurbaşkanı mahkemeden görüş isterken, aslında kamuoyunda en fazla tartışılan maddeler ile ilgili değil de daha tali konularla ilgili görüş istemiş.
Üstelik Başsavcılığın anayasaya aykırı olduğuna ilişkin ürettiği karara rağmen, örneğin, 41, 44 ve 103(1)(B) maddelerin anayasaya uygunluğu konusunda tereddüt olmadığını beyan etmiş.
Bu maddeler en fazla tartışılan ve Cumhurbaşkanı'ndan da özellikle bu maddeler dolayısı ile yasayı meclise iade etmesinin beklendiği maddelerdi.
Buradaki itiraz da kamuda ikinci işin bu yasal düzenlemelerle yasallaştırılacağı yönündeydi.
Kamudaki verimsizliğin en önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilen kamu çalışanlarının ikinci iş yapması konusunda bugüne kadar yasal bir yaptırım getirilememesi eleştirilirken, kamu sağlık çalışanları yasasındaki bu düzenlemeyle, diğer sektörlerin de yasal zemine kavuşacağı, kamunun daha da hantallaşacağı görüşü ortak olarak dile getiriliyor.
Çünkü, yasanın bu haliyle hayata geçmesi halinde, örneğin artık okuldaki öğretmenin de sınıftaki öğrencisine özel ders vermesi tartışılamayacak.
Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği ikinci yazıyla ilk yazıyı geri alıp, en fazla tartışılan maddelerle ilgili de görüş istemiş.
Ancak Anayasa Mahkemesi, yasal süre olan 45 günlük sürenin sonuna yaklaşıp, ikinci değerlendirme için yeterli zamanı olmadığı gerekçesiyle sadece talep edilen ilk maddeler ile ilgili görüş beyan ediyor.
Şimdi yeni bir 45 günlük sürede ikinci talep de değerlendirilecek.
Cumhurbaşkanı'nın neden ikinci bir talepte bulunduğu bilinmiyor, ancak doğru olan, tartışılan bir konunun mevcut hukuki zeminde açıklığa kavuşturulmasıdır.
Ne var ki, her kesimin üzerinde mutabakatı olan bir konu ile ilgili bu noktaya gelinmesi düşündürücüdür.
Sağlık Bakanı, "yasa ideal olan değil" açıklamasını yapmıştı. Yazık ki, o ideal bile olamayan da bir türlü hayata geçirilemedi ve konu gündemdeki yerini koruyor.
Şimdi muhtemelen meclise geri gidecek olan yasada gereken düzenlemeler yapılıp yasa yeni haliyle gündeme gelecek.
Hükümetin kesinlikle, önünde koyduğu hedefleri yeniden değerlendirip, bugün nasıl bu noktaya gelindiğini ve hiçbir ana hedefte başarıya ulaşamadığını artık sorgulaması gerekiyor.
Bugün kamu reformunu konuşmaktan dahi uzağız. Üstelik, kamunun mevcut yapısından şikayet ederken, yapının daha da meşrulaştırılması anlamına gelecek icraatlar gündeme getiriyoruz.
Sağlık reformu bir başka bahara kalıyor.
Eğitim reformu, toplum tarafından benimsenmiyor, üstelik, Güney Kıbrıs'ta öğrenim gören öğrenci sayısı ve belli kolejlerde geriye dönüş yaşanması da kurulmaya çalışılan sistemin işlemediğinin bir başka kanıtı olarak duruyor karşımızda.
Bütün bunlar alt alta sıralandığında başarı grafiğinde iyi bir yere ulaşıldığının, ya da beklentilere cevap verildiğinin söylenmesi çok mümkün değil.
Ama bütün çalkantılara rağmen, kabinesine dört elle sarılan, erken seçimin gündemde olmadığını söyleyen bir hükümetin de bir formül üretebilecek durumda olması gerekiyor.
Erk bahane üretmek değil, biraz da sonuç almaktır.
Ve herkesin beklentisi de artık bahanelerin ya da sebeplerin değil, olumlu sonuçların üretilebilmesidir.
|