Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Trafikte 894 sürücü rapor edildi
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk"

YORUMLANANLAR
Avcılar eyleme gidiyor [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [3]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [1]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [2]
Hükümet yazı görmez [5]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [2]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]
Geri döndü [9]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
KAPARİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR [5]
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR [2]
Çağın vebası AIDS [1]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [2]



DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ekim 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Üniversiteler basının, her şartta pamuklara sarıp koruduğu kurumlardan.

   Hele özel üniversiteler.

   Devlet ya da vakıf üniversitelerinde zaman zaman yaşanan politik çekişmelere basın taraf olsa da üniversiteler genellikle sorgulanma noktasından çok uzaktırlar. O kadar ki, üniversitelerin yapısını, kalitesini tartışmaya açmak bile, neredeyse tabudur.

   Çünkü üniversiteler, ülkeye gelen öğrenci sayısını katlayarak, her kesimin medahar-ı iftiharı olmuştur!

   Ne yazık ki, toplum için biraz askerlik ertelemesi, biraz da nasıl olursa olsun da bir diploma sahibi olunsun yaklaşımı, ada üniversite cenneti olurken daha da arttı.

    Dünya Bankası raporu, üniversitelerin devlet dairelerine giriş için diploma kaynağı olarak kullanıldığı tespitini ortaya koymuş ve giriş kriterleri ile üniversiteli sayısının standart dışı olduğunu vurgulamıştı.

    Tabii ki kimse konuyu değerlendirmedi.

    Bugüne kadar, temel anlayış, öğrenci sayısı üzerinden gelişti. Eğitim kalitesi biraz olsun konuşulurken bile, zemin, yine Türkiye'den gelen öğrenci sayısındaki azalma üzerineydi.

    Ev kiralarından manav fiyatlarına kadar her şeyi konuştuk, ama üniversitelerin bilime olan katkısını sorgulamak aklımıza gelmedi.

    Ya da aklımıza geldi ama işimize gelmedi.

   Çünkü üniversitelerden istediğimiz diploma.

   Daha fazla para ve daha fazla öğrenci.

   İyi eğitim her zaman her toplumun ana hedeflerinden, ana övünç kaynaklarından biridir.

   Eskiden iyi eğitim demek, mutlaka doktor, mühendis, belki öğretmen olmak demekti. Ya da avukat.

   Yaşlılar hala kız istemeye giderken, önemli bir artı puan olduğunu anlatıyor, eskiden bu mesleklerin.

   Özellikle feodal anlayışın etkisinden kurtulmakta zorlanan bizler, şimdi işte YDU Tıp fakültesi'ni de aynen bu zihniyet üzerinden değerlendiriyoruz.

    Artık çocuklarımız doktor olabilecek ve biz doktor yetiştirebileceğiz!

    İşte övüncümüz tam da fakir gencin, canla başla çalışıp, doktor olarak köyüne geri dönmesi senaryosu üzerinden yaşanıyor.

    Ama bizim senaryo da biraz farklı.

    Hastanede hademelik yapıp, yıllar sonra köyüne dönen Kemal, köylü tarafından doktor olarak karşılanınca, bu durumu bozuntuya vermez ve işe koyulur. Köyün bütün genç kızları ise ayaklarına gelen bu hayırlı kısmeti kaçırmamak için sıraya girer ve Kemal'e aşk mektubu üzerine mektup yazarlar. Kemal'in doktor olmadığı ise, ancak filmin sonunda öğrenilir, köylüler tarafından.

    Film 1982 yapımı, Doktor Civanım.

    Doktor da Kemal Sunal. En keyifli kara mizahlarından biri, Türk sinemasının.  

    Dün, YDÜ Tıp Fakültesi'nin törenle başladığı yeni eğitim yılında yapılan bütün konuşmalar, tam da bu anlayış üzerinden şekilleniyor.

    Tıp Fakültesi ile ilgili çok şey yazılıp söylendi. Örgüt yönetimleri, tartışmalardan alamadıkları sonuç karşısında istifa etti.

   Ortaya konulan uluslararası standartlar, toplum içindeki nifak tohumlarının sesi olarak değerlendirildi.

    Ve YDÜ Tıp Fakültesi hiç konuşmadı.

   Bütün bu kirterlere ya da endişelere hiç cevap vermedi.

   Önemli olan sivil iradenin tepkileri değil, resmi makamların desteğiydi ve bu da yeterliydi. O yüzden kimse ne Tabipler Birliği'ni, ne Eczacılar Birliği'ni, ne de Diş Tabipleri Odası'nı dikkate almadı.

    Kriterler, tıp fakülteleri için 2-4 milyon arası bir nüfus yoğunluğuna ihtiyaç olduğunu söylüyor.

    Biz, 250 bin nüfusla neden bu kadar farklıyız, bu kriterlerden kimse açıklama ihtiyacı hissetmedi.

    Fakülteye giren ve eğitme başlayan öğrencilerin hangi kriterlerle başladıkları ve hangi kriterlerle devam edecekleri de şeffaflaştırılmadı.

    Kontenjan kriterleri ve ülke ihtiyaçları ile ilgili herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığı, ya da hangi sonuca göre öğrenci alındığı da açıklanmadı.

    Eğitim kalitesi ve pratik yapma alanlarında yeterli deneyimi kazanıp kazanamayacağı konusunda bilimsel kriterler üzerinden endişelerini paylaşan birliklerin bu endişeleri, yine yanıtsız bırakıldı.

    Ama fakülte açıldı.

    Alkışlarla.

    Ancak alkışlar şimdilik Kemal'i övgüyle karşılayan alkışlardan farklı değil. Açıklamalar da mektuplardan!

    Ben kendi adıma, sadece, Dikmen ovasını dev bir kampusa dönüştüren idealist yönetimin, yaptığı büyük yatırım ve harcadığı paraların bir kısmını neden üniversiteyi bilimsel üretimleriyle dünya sıralamalarına yaklaştırma çabasına hiç girmediğini merak ediyorum.

   647 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Aralık 2008, Salı   AYTUĞ ÖLDÜ!
29 Kasım 2008, Cumartesi   BU KADARINA DA PES ARTIK!!!
28 Kasım 2008, Cuma   EROĞLU'NDAN TALAT'A GERÇEK DEĞİŞİM!
27 Kasım 2008, Perşembe   DEVLETİN FOTOĞRAFI CEZAEVİ
26 Kasım 2008, Çarşamba   AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?
25 Kasım 2008, Salı   ANNE BABALIK
22 Kasım 2008, Cumartesi   SUÇLU KİM?
21 Kasım 2008, Cuma   BABALARINA BENZEYEN NESİLLER
20 Kasım 2008, Perşembe   AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?
19 Kasım 2008, Çarşamba   SEBEPSİZ BİR ÖLÜM KARŞISINDA SİZ NE DERDİNİZ?


Yorum Sayısı:   4
  farketmez         - lefkoşa 16 Ekim 2008, Perşembe 10:53 
o gözümüzde büyüttüğümüz ve hep özendiğimiz avrupa da standart yaşam yaşı diye kesin bir çizgi varsa eğer avrupada tıp mükemmeldir diyebiliriz. kendimizi bu kadar acımasızca eleştirmemiz ,kendimize duyduğumuz saygısızlık değil midir?Doğruluk ve güvenililirlik varolan kaynakları en üst düzeyde verimli kullanmak değil midir?
  dudu otcuoglu         - kktc 13 Ekim 2008, Pazartesi 09:18 
tebrik ederim cok guzel yazı..destekliyorum..yöneticiler sizlere yazıklar olsun!
  galip         - lefkoşa 10 Ekim 2008, Cuma 10:55 
Aysu hanım,
Elinize sağlık. Süper bir yazı olmuş. Dediğiniz gibi üni.lerimizin ne kadar bilim ürettikleriyle ilgilenen yok. Tamam,Kıbrıs a gelen öğrenci sayısının artması ekonomi için çok önemli ama işin bir de eğitimin kalitesi sorgulanmalı.Geçtiğimiz yıllarda YÖDAK kuruldu ve KKTC üniversitelerine alacakları Kıbrıslı öğrenciler için bir genel sınav yapılacak dendi. YDÜ tutturdu ben sınavımı kendim yapacam diye ve dediğini yaptı. Kimse de ne yapıyor diye sorgulamadı sorgulayamadı. YÖDAK ı kuran bugünkü hükümetten ses seda yok. Yaptıkları tek şey yapılan binalar ve bölümler için nutuk atmaları. Bu binalarda nasıl ve ne tür eğitim verileceği hükümettekileri hiç ilgilendirmiyor. Yarın ortalık dişçi ve doktor dolacak. Ama alacakları eğitim bir fiyasko olacak. Saygılar
  Oznur Ermetal Modro         - yurtdisi 09 Ekim 2008, Perşembe 12:32 
cok guzel bir yazi cok da guzel bir 'final' olmus kutluyoruz..l saglik ve mutlulukla kalin...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

BOZULDUK... ÇOK BOZULDUK

Hasan Hastürer

Partiler gücü oranında zarar da verir...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Dubai'den mesaj var: Oradaki Türklere ...

Ahmet Tolgay

Devlet ve belediye malı, deniz mi?...

Bilbay Eminoğlu

Bu adaletsizlik, daha ne kadar sürecek?...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Gidişat nereye?

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

AYTUĞ ÖLDÜ!

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital