|
Av konusu günlerdir tartışılıyor.
Ama her sezon yapılan benzer tartışmalar bir tarafa, bu yıl geçmiş yıllardan daha farklı bir zeminde tartışıldı, büyük avın açılıp açılmaması.
İlk defa bu kez, avcılar arasında, av süresinin kısaltılması, ya da mesela, keklik gibi, üremesinde sorun yaşanan hayvanların avlanmasının yasaklanması şeklinde, çeşitli tedbirler de konuşuldu.
İlk defa, Avcılık Federasyonu'nun 6 eski başkanı, düzenledikleri basın toplantısı ile bu yıl avın açılmaması yönünde çağrı yaptı.
Çünkü, ilk kez bu yıl, çevresel felaketler, iyice gözle görülür hale geldi.
Eski başkanlar, hem kuraklık, hem de çarpık yapılaşmayla av hayvanlarının bu yıl üremediğini söylüyor.
Sanırım bu tespit, bilimsel kanıta ihtiyaç duymayacak kadar açık bir şekilde duruyor ortada. Zaten sürekli olarak ava gidenler, geçmiş yıllarla kıyasladıklarında, her geçen yılın çok daha az av hayvanı demek olduğunu ortaya koyuyor.
Bu yıl ilk kez avcıların avın açılmamasını talep etmesi de bütün bu yönleriyle aslında oldukça önemli.
Çünkü her geçen yıl, diğerine göre kötüleşirken, çevreye verdiğimiz zararların faturası da artık çok daha gözle görülür bir şekilde ortaya çıkıyor.
Bugün devlet eliyle yapılan yol ihaleleri başta olmak üzere, doğal denge, hesapsızca katledilmeye devam ediyor.
Girne Çevre Yolu, bu felaketlerden bir örnek. Katledilen binlerce ağaç ve arkasında bıraktığı bir yıkım.
Kuzey Sahil Yolu, hâlâ tamamlanamamış bir çevre felaketi olarak duruyor karşımızda.
Av konusu gündeme her geldiğinde, ben, nedense Kuzey Sahil Yolu'ndan bir kareyi hatırlıyorum. Üzerinden 2 senden fazla zaman geçmesine rağmen, hâlâ beyaza kesmiş ağaçlar arasında yolunu şaşırmış bir şekilde, preslenmiş yolda şaşkınlıkla yürüyen bir keklik geliyor, gözümün önüne.
Yapılan kazı çalışmaları sonrası, bembeyaz olmuş ağaçlar ve bir zamanlar orman olan yerde yürüyen keklik, şaşkınlıktan uçamamanın çaresizliğine en güzel örnekti.
İşte hesapsızca yapılan işler, arkasında doğal dengede tutunmaya çalışan canlıları bu hale getirdi. Dağları, tepeleri, denizleri inşaata çevirerek, doğal dengede tamiri çok zor yıkımlar yarattık.
Üstelik üzerine bir de küresel ısınma ve kuraklık gibi doğal felaketler de ekleniyor, bizim yarattığımız yıkımın.
Ama Çevre Bakanlığı dahil, hiç kimse, hiçbir şekilde yaşanan çevresel felaketler karşısında tedbir alma teşebbüsü göze çarpmıyor. Aksine, hesapsızca harcanmaya devam ediliyor, çevre.
Daha geçen haftalarda, elektrik direkleri için katledilen 2 bin ağacın fotoğrafıyla çıktı, yine KIBRIS Gazetesi. Daha önce, Girne Boğazı'nda, izinli olarak kesilen ağaçların haberi vardı.
Gayrı yasal zeminde verdiğimiz zarara ek olarak, yasal zeminde de hunharca harcamaya devam ediyoruz.
Çünkü hâlâ bu toprak para ediyor.
Hâlâ birilerine rant kavgasını sürdürecek kadar kâr vaat ediyor.
Bakanlar Kurulu, dün avın 2 Kasım'da açılması kararını aldı. Karara göre, 9 gün ava açık olacak, belirlenmiş bölgeler.
Ortadaki bütün eleştiri, endişe ve yaşanan ciddi çevresel sorunlara rağmen, alındı bu karar.
Ve karar, Bakanlar kurulu sözcüsü, Çevre Bakanı tarafından okundu.
İşte zaten trajedi burada.
Bu koşullar altında, çevre adına tek kalemlik iş yapmayan Çevre Bakanı kararı okuyup destekleyebiliyorsa, tereddütsüz derhal istifa etmelidir. Zaten desteklemiyorsaydı, onurlu bir şekilde ayrılmalıydı.
Avcılık, Kıbrıs için önemli bir faaliyet.
17 bin kayıtlı avcı olduğu söyleniyor. Önemli bir piyasası var, bu işin. Üstelik alternatifler çoğaldıkça ihtiyaçlar da çeşitleniyor.
Örneğin, sezon yaklaştıkça, gazetelerde de av malzemeleri göze çarpmaya başladı. Mesela, meşhur bir av botu reklamı var, bugünlerde.
Bot 700 YTL civarında.
Sonuçta Gianfranco Ferre ayakkabı almıyorsunuz. Aldığınız av botu. Su geçirmez. Üstün özellikli ve konforlu bir av botu.
Kamuflajlar ve çeşitli aksesuarlar, her geçen yıl, çeşitlenerek pazardaki yerini alıyor.
Mesela biz birçok şey üretmiyoruz. Ama av fişeği üretiyoruz. Mevcut 2 üreticiye 3'üncüsünün eklenmesi bekleniyor. Avcılık zenginleşiyor, yani bir yerde.
Geniş bir pazarı var avın.
Ve oldukça ilginç alışkanlıkları.
Mesela istihbaratçılar var. Sırf arazide keşif yapıp, nerede iyi keklik, nerede iyi tavşan var, tespit edip, istihbarat veriyorlar. Ve bunun karşılığında para alıyorlar.
Büyük bir tutku av. Ve 17 bin kayıtlı avcının, erkekçe tepkisini de işte bu sebeplerden, kimse göze alamıyor.
Bakanlar Kurulu kesinlikle popülist bir karar aldı. Biz yaşadığımız çevre felaketinin önemli bir bölümünü de zaten popülist kararlar sonucu yaşıyoruz. Ve Çevre Bakanlığı'nın da ayrı bir kalem yaratmaktan öteye gitmediği bir kez daha ortaya çıktı.
Çevreye rant aracı olarak bakmayı bıraktığımız gün, çevrenin rant veremeyecek kadar tükendiği gün olacak, sanırım.
|