Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]



GIDA YASASI NE ZAMAN GEÇECEK?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ekim 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Ülkelerin çağdaşlık seviyeleri temelde toplumların yaşam şekilleri ve kaliteleriyle birlikte ölçülür.

   Biz kendimize baktığımızda, yaşam standardı ve eğitim seviyesi yüksek, çağdaş bir toplum olarak tanımlıyoruz kendimizi.

   İyi koşullarda yaşıyoruz.

   Havuzlu villalarımız, son model arabalarımız ve her yıl mezun ettiğimiz binlerce gencimiz var.

   Her tatil fırsatını yurt dışında değerlendirebilecek kadar da delebiliyoruz izolasyonları.

   Ama yaşam kalitemiz, bütün bunlarla ölçülebilir ve çağdaş bir noktada olduğumuzu söylemeye yeter mi gerçekten?

   Bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan su ve gıdanın, ülkedeki koşulları, yaşam kalitemizi anlatan, en açık örneklerden biri.

   Ülkede bir taraftan doğal ve hoyratça yarattığımız koşullar nedeniyle tükenen su kaynakları sorunu yaşıyoruz, bir taraftan da zaten yetersiz olan suyun kalitesizliğine tahammül ediyoruz.

   Dün Kıbrıs Gazetesi'nde, bir firmanın yaptırdığı su analiz sonuçları, manşet haber olarak verildi.

   Sonuçlar gerçekten de ürkütücü boyutta.

   Kullandığımız su, sadece içilmez değil, aynı zamanda kullanılmaz durumda da.

   Düşünün, paslanmaz çeliği paslandıran bir su, insana neler yapabilir?

   Bunun için analiz sonucuna gerek olmadığını, özellikle, Lefkoşa ve Mağusa bölgesinde yaşayanlar bilirler.

   Ben, sırf Lefkoşa'nın su kalitesi yüzünden, oldukça tanınmış, kaliteli çatal bıçak takımımı kullanamaz durumdayım, örneğin.

   Bu firmaya da paslanmaz ürünlerinin paslandığı bilgisi verilse, eminim, onlar da bunu kabul etmeyecek ve mutfak teknelerini pazarlayan firma gibi, tatmin için bilimsel analiz isteyecekti.

   Ama kabul edilebilir limitlerin yüzlerce kat üzerindeki bu zararlı değerlere kurban verilenler, ne yazık ki, sadece mutfak tekneleri, ya da, çatal bıçak takımları değil.

   Kurban verdiğimiz kendi sağlığımız.

   Kendi hayatımız.

   Bu konu ile ilgili, artık ciddi bir proje üretilip, bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.

   Yoksa, yıllardır olduğu gibi, devlet insan hayatıyla oynadığı bu sudan, para almaya devam edecektir.

   Gıdada farklı bir durumda değiliz. 

   Dünya Gıda Günü, ülkenin içinde bulunduğu vahim durumu hatırlatan günlerden biri sadece.

   Yediğimiz sebze meyvenin denetimi yeterince yapılamazken, insan sağlığı ile oynayanlara karşı da yeterli denetim uygulanamıyor.

   Bütün bunlara çare üretmesi beklenen, Gıda Yasası ise, uzun bir süre önce hazırlandı.

   Hedeflenen, üreticilerin etkin şekilde denetlenmesi ve tükettiğimiz gıdalara, dünya standardında kriterler getirilerek, çağdaşlık seviyesinin temel gereklerinden birini hayata geçirmekti.

   Ne var ki, yasa ile ilgili bütün hazırlıklar tamamlanmasına ve ilgili bütün taraflarca onaylanmasına rağmen, bir türlü yasa Bakanlar Kurulu'na gidemedi.

   Hepimiz, kendi sınırlarımızda yaratmaya çalışıyoruz, çağdaşlık seviyemizi.

   Eğitim sisteminden hoşnut olmayan, kendi çözümünü yaratıyor. Sağlık sistemini beğenmeyen farklı alternatifler yaratıyor.

   Devletin sağladığı suya güvenmeyen, gerekli yatırımı yapıp, evine arıtma cihazı taktırıyor.

   Sağlık Bakanı dahil!

   Hatta kendi gıda analizini yapan, sırf çocuğu için laboratuardan tanıdık vasıtasıyla kontrolleri sıkı şekilde takip edenler var.

   Ama sırf kendi çözümlerimizi üreterek yaratılmıyor yaşam kalitesi. Çünkü kalite bütünseldir ve bütünsel zeminde temini için de gerekli bilincin oluşturulması, bunun talep edilmesi gerekiyor.

   Koruyucu sağlık hizmetleri başta olmak üzere, yaşam kalitesini yükseltecek düzenlemeler gerçektir ki, toplum tarafından da öncelikli olarak talep edilmiyor.

   Amacını sorsanız, "halka hizmet" diyecek olan politikacılar da bu gibi meşakkati fazla, ama, getirisi az işlerle uğraşmayı tercih etmiyorlar.

   O yüzden de Su Yasası hala mecliste. Gıda Yasası'ndan da haber bile yok!

   Toplum ve siyaset birbirinin aynası, aslında.

   760 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!
30 Aralık 2008, Salı   TUVALET MESELESİ
26 Aralık 2008, Cuma   KAYBETTİĞİMİZ NESİLLER
25 Aralık 2008, Perşembe   NEDEN SURİÇİ'NE GİTMİYORUZ?
24 Aralık 2008, Çarşamba   GÜNEY'DEN ALIŞVERİŞLER
20 Aralık 2008, Cumartesi   1 YILDIZLI ÜLKENİN 5 YILDIZLI OTELLERİYLE TURİZM
19 Aralık 2008, Cuma   GAVUR BİZİ İSTEMİYOR BİZ NİYE İSTEYELİM Kİ?
18 Aralık 2008, Perşembe   KRİZ SADECE EKONOMİK Mİ?
16 Aralık 2008, Salı   PAPADOPULOS'U AFFETMEK
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE


Yorum Sayısı:   2
  gıdacı         - girne 17 Ekim 2008, Cuma 14:51 
Bu konuda yazılanlar, çizilenler kitapları dolduracak yakında. Siz görüyorsunuz, biz görüyoruz da bir devletin büyükleri mi kaldı görmeyen? Gıda Yasası’nın çıkması gerektiğini herkes söylüyor. İyi de, nerde takılıp kalıyor irade ya da inisiyatif? Kim verecek bunun vijdan hesabını? Çin’deki süt krizinde devlet bakanları istifa etti, toplumun yüzüne bakamaz oldular. Aynı şey bizde olsaydı ne olurdu acaba? Dediler ki kanser vakaları hiç olmadığı boyutta. Yenilen içilenler ne kadar kanserojene maruz kalıyor? Ya da bunu ölçecek bir donanım var mı?.. Soru çok, yanıt kimde bilinmez? Artık trafik terörü kadar kanser terörü de ürkütmekte hepimizi..Şanseseri yaşamaya devam edeceğiz galiba. En azından hergün dualarla güne başlayalım bari...
  gıda mühendisi         - kıbrıs 17 Ekim 2008, Cuma 12:22 
Toplum, guvenli gıda konularında oldukca duyarlı aslında. Yuzecegi denizin bile mikrobiyolojik kirlilik taşıyıp taşımadığını sorgulayan vatandaşlarımız bile var. Küçük marketlerin sebze meyve reyonlarının yoldan geçen araba egsozlarına maruz kalmasını şikayet edenler var. Peki sonuç? Sizin dediğiniz gibi; herkes kendi çözümünü üretiyor. Toplumun, kendine lider olarak sectiği bireyleri; kısır döngüde asılı kalmaya ısrarla devam ediyor ve hala çözüm üretmiyorsa başka ne yapılabilir ki?....


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital