|
Eğitim, bir toplumun geleceğini ve duruşunu biçimlendiren ana yapılardan biridir.
Aslında devlet olabilmenin sistemidir de eğitim, aynı zamanda. Çünkü devletler, kendi sistemlerini, ideolojilerini, geliştirdikleri resmi dili, bu yapı üzerinden yayarlar.
Ve daha ilköğretim öncesi başlayan bu sistem, domino etkisiyle, bir hamur pozisyonundaki bireyi, istenildiği şekilde yoğurur.
Ne var ki, biz bugüne kadar ne gerçek anlamda yoğrulduk, ne de gelişim adına işletebileceğimiz bir anahtar kazanabildik.
Yıllarca kapalı bir anlayışla, tamamen Türkiye bağımlı bir eğitim ve öğretim sistemiyle resmi kahramanlıkları okuduk. Ve Toroslar ile Beşparmaklar arasındaki farkı algılayamayan kuşaklar yetiştirdik, ancak.
Kabullenilen bir devlet değildik ya, ne devleti öğrenebildik, ne de devleti öğrenmeyi reddedebildik. On yıllarca, kendi kültürünü kendi okullarında öğrenemeyen bir kuşak yetiştirdik.
Yeni hükümet döneminde Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı belki de en iyi şey, kesinlikle tarih kitaplarının değiştirilmesiydi. Bütün tepkilere rağmen, bir Kıbrıs Türk kültürü de olduğu gerçeğinden hareketle, düşmanlığın prim yapmayacağı ve kanla, savaşla kuşakları yetiştirmenin, geleceğe fayda sağlayamayacağı inancıyla, önemli bir değişim gerçekleştirildi.
Ne var ki, Eğitim Bakanlığı, bu alanda gösterdiği başarıyı, genel eğitim sisteminin gelişiminde gösteremedi.
Oysa eğitim bir bütündür.
Ve bugün, Başbakan'ın adını bilmeyen, Cumhurbaşkanı'nın da bir bakan olduğunu düşünen bir kuşak var karşımızda.
Düşünmeyen, sorgulamayan ve ezberletilen bir kuşak.
Nasıl olmasa sınıf geçmek kolay. Nasıl olmasa üniversiteye girmek de kolay.
Bugün, ortaöğretimin başarısı, şüphesiz, ilköğretim ve öncesinden kurgulanan ve geliştirilen, sağlıklı bir eğitim sistemiyle gerçekleştirilebilir.
Ama, biz bugüne kadar grev üzerine grev yapılırken, öğretmen haklarından, bakanlık sendika çekişmelerine kadar, her şeyi konuştuk da eğitim kalitesi ve beklentileri üzerine kafa yormadık.
Bugün, üniversiteler düşük puanlarla öğrenci alıyorsa, ya da sürekli düşen bir eğitim kalitesi varsa, bu sadece üniversite sektörünün başarısızlığı değil, aynı zamanda, genel eğitim sisteminin de işlemediğinin bir kanıtıdır.
Eğitim Bakanlığı reform adı altında sistemin kendisine dair sonucu alınmayan birçok icraat yaptı. Bunlardan biri de pilot proje kapsamında geliştirilmeye çalışılan, tam gün eğitim sistemi olmaya aday. Bugün, pilot okul olan Şehit Ertuğrul İlkokulu'nun Müdürü, uygulamanın yasal zemine hala kavuşturulamamasından şikayet ederek, istifa noktasına geldiğini açıklıyor.
Oysa, Bakanlık pilot projeyi eleştiriyor diye sendikayı suçlarken ve okul yönetimi ile sendika arasında da ciddi gerginlikler yaşanırken, beklenen, projenin başarılı bir şekilde içindeki aksaklıkların bir an önce giderilerek, hayata geçirilmesi ve sonunda da genel sistem içine yayılmasıydı.
Ancak, konunun Bakanlar Kurulu'na götürülmesi konusunda dahi, farklılıklar yaşandığını, yine okul müdürünün açıklamalarından anlıyoruz.
Ve bugün ortaya çıkan manzarada, KTÖS'ün Bakanlığa karşı yönelttiği eleştirilerin üslubuna rağmen, önemli haklılık paylarını tekrar teslim ediyor.
Çünkü, Bakanlık yaz döneminde yaptığı açıklamalarla, Okul Geliştirme Projesi'nden başarılı sonuçlar aldıklarını ve yasal düzenlemelerin yeni dönemde meclis önüne geleceği, daha da ötesi, projenin yaygınlaştırılması için komisyonların çalışacağını açıklamıştı.
Bakan Öztoprak, tam gün eğitim projesinin, partisinin de en iddialı projesi olduğunu söylüyor, her fırsatta ve "geri dönüşüm mümkün değil" diyor.
O zaman bu kadar iddialı projelerde bile sonuç alınamazsa ve başarılı bulunan bir uygulama da gerekli yasal zemine gereken zamanda taşınamazsa, bir kuşağı teslim alan bu sisteme nasıl güvenilebilir ki?
Tam gün eğitim projesi, yıllardır konuşuluyor.
Tabii ki, saatten öte, eğitimin kalitesidir önemli olan. Ama bu zaman diliminde bu kalitede eğitimin de yetersizliği, ortak bir şikayet konusuyken, herkes kendi çözümü üretip, özel derse bağımlı hale getirilirken, önemli bir kurtuluş yolu olarak görülüyordu, tam gün eğitim.
Ama şimdi yine yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, bu hedeflerin ciddiyeti sorgulanıyor, ne yazık ki.
Bakanlığın artık genel sistemin kendisine dair işleyebilir ve ciddi projeler ortaya koyması gerekiyor. Bu bakanlık sorununun ötesinde, uzun zamandır artık bir hükümet sorunudur da.
Günden güne sarpa saran bu aksaklıklara mutlaka bir çözüm üretilmesi şarttır.
|