|
Sam Amca, Amerikalıların hayali halk kahramanı.
Yüzyılı aşkın bir zamandır, Amerika'nın simgesi olan Sam Amca, hatırlayacaksınız, işaret parmağı ileri doğru uzalı, beyaz saçlı, keçi sakallı, fötr şapkalı, geleneksel Amerikan giysileri içinde, yaşlı, beyaz bir Amerikalıdır.
İşaret parmağını ileriye uzatarak, "seni istiyorum" deyip, eli silah tutan gençleri savaşa çağırarak, milliyetçiliği simgeler.
Bu Sam Amca'nın, muhafazakar ve ırkçı yapısını kırarak, tarihinde ilk kez, bir siyahi başkanı Beyaz Saray'a gönderen yeni döneme uymadığı kesin.
Çünkü Obama, milliyetçilik kullanılarak, Amerikan halkının beslenen korku ve kabuslarıyla iktidarını beslemeye çalışan Bush ve Cumhuriyetçiler karşısında iktidara gelen bir Demokrat.
George Bush, 11 Eylül'e kadar, pasifliği ile Amerikan halkının espri konusuyken, 11 Eylül saldırıları sonrasında, milliyetçiliği besleyerek, korku ve kabus üzerinden kendisine bir iktidar kurdu.
Şimdi Obama, "korkuya değil, umuda şans verin" diyerek gidiyor, Beyaz Saray'a.
O yüzden de sadece Amerikan halkını değil, işaret parmağını çevirdiği dünyayı savaşa çağıran Amerika imajı, bu siyahi liderle yıkılıyor.
O yüzden, sadece Amerikan halkı değil, bütün dünya değişimi bekleyerek, yeni dünyayı özlüyor.
Uzun zaman olmuştu, yaptığım işe ve yazdığım kelimelere özel bir heyecan duymayalı. "Orada olmalıyım" demeyeli.
Geçtiğimiz iki gün, bu heyecanı en yoğun şekilde hissettim.
Dün sabah, 6 buçukta uyanıp, Obama'nın zaferini teyit ettikten sonra, bu heyecan, dalga dalga, tüm günü besleyecek bir hale geldi.
Obama'nın zaferi çok uzun zaman sonra ilk defa ağlattı beni.
Gün boyu gözlerim dolu dolu, boğazımda bir yumru, "bir şeyler değişebiliyor" diye söylenip durdu, içimdeki ses.
Neydi değişen, peki?
Amerikan halkı bütün ırkçı geçmişine rağmen, ilk defa, bir siyahi adayı, Beyaz Saray'a taşıdı.
Çok değil, sadece 40 yıl kadar önce, "zenciler ve köpekler giremez" levhaları asılı olan restoranlarda, Obama'nın, "bir zencinin" zafer heyecanı yükseldi.
Amerika, çok yakın geçmişe kadar, beyazlarla siyahların otobüste, ayrı yerlerde oturduğu, siyahların beyazlarla aynı tuvaleti kullanamadığı, aynı çeşmeden su içemediği ve aynı okullarda okuyamadığı bir yerdi.
Teninin rengi siyah olduğu için oy kullanamadıkları bir ülkede yaşıyordu, siyahlar.
Ve teninin rengi siyah olduğu için öldürülebilecekleri, öldürüldükleri bir ülkede.
Siyahların sadece köle oldukları ve alınıp satıldıkları zamanları silerek, beyaz dünyayı parmağının ucunda tutan, Kennedy'den sonraki en genç ama siyah Amerikan Başkanı, Obama.
Irkçılığa karşı savaş açmış Malcolm X, öldürüldüğünde, Obama, dört yaşındaydı.
Verdiği mücadele efsaneleşerek, siyahların rüyasını canlı tutan, Martin Luther King, yine ırkçı bir suikaste kurban gittiğinde de Obama, 7 yaşındaydı.
Şimdi, King'in, "bir rüyam var" dediği günden, bu bayrağı devralmış gibi, bu rüyayı gerçekleştiren bir başkan, aynı zamanda, Barack Obama.
Ve 11 Eylül ile birlikte kabus haline getirilen bir Müslüman babanın çocuğu, aynı zamanda.
Böyle bir geçmişi sindirmeye çalışan Amerika için, siyahi bir başkan bile, başlı başına önemli bir gelişmedir.
Ama Obama, zafer konuşmasını yaparken, King'in aksine, arkasında binlerce beyaz vardı.
Siyah çocuklar, sarışın, bebek yüzlü Amerikan kızlarıyla kucaklaştığında, o karanlık geçmişi hiç yaşamamış yeni kuşak olarak, heyecanlarını paylaştılar.
Gerçek şu ki, Amerikan'nın yüzyıllardır kemikleşen fotoğrafı, Obama ile değişti.
Amerika demek, Sam Amca demekti.
Şimdi Irak'tan çekileceğini, İran'a saldırmayacağını ve kriz bölgeleriyle masaya oturacağını açıklayan Obama, bu Sam Amca'nın temsil ettiği ülkeyi değil, değişen bir ülkeyi temsil ediyor.
Yıllarca popüler kültürü de besleyerek, beyaz bir dünya yaratan Amerika, bugünden itibaren, dünyanın sadece beyazlardan ve sarışın Amerikanlardan ibaret olmadığını haykırıyor.
Sam Amca'nın devri, Obama'nın temsil ettiklerini hayata geçirmesiyle, tamamen kapanabilir. Gençleri savaşa çağıran, keçi sakallı Sam, birdenbire, özgürlük için mücadele edip, umudun olduğu yerde başarı olabileceğini gösteren, Tom Amca'ya dönüşebilir, mesela.
"Tom Amca'nın Klübesi", okullarda da okutulan, klasik çocuk romanı. Derisinin rengi yüzünden bir sürü zorluğa göğüs germek zorunda kalan bir grup insanın hikayesini anlatıyor.
Mutlaka okumuşsunuzdur.
Dünya'nın fotoğrafı değişiyor. Obama vaat ettiklerini yapabildiği ölçüde, bu fotoğraf daha gerçek ve mutlu bir fotoğraf olacak.
Irak'ta savaş sona erebilir, İran ile ilişkiler için masaya oturulabilir. Rusya krizi alevlenmeyebilir. Küresel ısınma alanında, Amerika yıllardır yapması gerekenleri yapabilir, silahsızlanma ve sosyal politikaların gelişmesi için yeni bir sayfa açılabilir.
Ve ekonomik krizin aşılması için piyasaların umutla satın aldıkları yeni başkan, gerçekten bir şeyler yapabilir.
Hatta belki Küba ve Venezüella ile ilişkiler de farklı bir noktaya taşınabilir.
Bütün bunların sadece yarısı hayata geçse, Obama, gelecek seçimi de garantiler.
Bahisçiler, şimdiden seçim başarısına bakarak, 2012'de de zaferin Obama'dan yana olacağı konusunda bahis açıyor.
|