|
Barack Obama'nın Amerikan başkanlığına seçilmesi, sadece Amerika'da değil, tüm dünyada yarattığı heyecan dalgasını koruyor.
Şimdi dünyanın süper gücünün bu ilk siyahi başkanı, medyanın yakın markajında, her adımı en çok okunan, en çok izlenen haber oluyor.
Obama, geçtiğimiz gün, Başkan Bush ile Beyaz Saray'da buluştu.
Beyaz Sarayı ilk ziyareti olan bu buluşmadan, Beyaz Saray'da neleri keşfettiğine dair, birçok haber vardı, gündemde.
Daha önce defalarca Beyaz Saray'a yeni başkan gönderse halk, medyanın da desteği ile şimdi, Obama ile ilk kez içeri giriyor. Çünkü O, halkı temsil ediyor, verilen mesajlarda.
Obama, en çok, duruşu ve farklı imajıyla, sonu benzemesin, Kennedy'e benzetiliyor.
Tek farkla;
Kennedy, yaşam tarzı ve imajıyla, Amerikan rüyasının prensiydi, Obama, bu rüyanın halk adamı, şimdi.
Bush ve Obama buluşmasını takip eden medya, vücut dili uzmanlarının da yardımıyla, iki başkanın birbirlerine bakışını analiz ediyor. Sonuçlar Obama'nın yönetime hazır olduğu yönünde birleşirken, bu buluşmada özellikle ikisinin de giydikleri aynı renkteki takım elbise, gömlek ve kravatın da bir tesadüf olmadığı vurgulanıyor.
Tabii ki önemli olan, aynı gösterilenin, sadece takım elbiseler olarak kalması.
Obama seçildiğinden bu yana, Beyaz Saray sürecini ben de ilgiyle ve heyecanla takip ediyorum. Çünkü gerçekten orda olması, olabilmesi önemli.
Ama bunun ötesinde, bu heyecan, bana kendi küçük dünyamızda yaşadıklarımızı da hatırlatıyor.
Birlikte hatırlayalım;
Yıl 2003.
Sokakta, büyük bir heyecan dalgası var ve seçim ortamı kıran kırana bir savaş gibi. Çözüm isteyenlerin adresi belli. Çözüm istemeyenlerin gideceği yer de öyle.
Ve sokakları inleten, göreni ağlatan bu heyecan dalgası sonrasında, seçimler oluyor.
Sonuç;
İlk kez bir sol parti, ilk parti olarak çıkıyor seçimlerden. Ortaya çıkan, at başı, milimetrik netice de bu heyecanı öldürmeye yetmiyor.
Talat'ın Başbakan olarak koltuğa oturması, başlı başına, yeni bir dönemin başlangıcı demek, çünkü yıl 2005.
2003 seçimlerinin milimetrik sonucu yeterli olmuyor, bu kez, CTP'ye daha güçlü bir destek veriyor, seçmen.
Hemen ardından da halk, Saray'daki liderini değiştiriyor.
Tarihinde ilk kez, sesine, nefesine tanıdık olduğu, kaç neslin O'ndan başkasını bilmediği bir ortamda, Talat, bu kez, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturuyor.
Genç dinamik ve karizmatik bir lider.
Obama ve Bush gibi aynı giyiniyorlar, aynı duruyorlar. Ama umut farklı.
Ve açılıyor Saray'ın kapıları. Şarkılar, şiirler eşliğinde, kalp çarpıntılarıyla, 101 pare top atışıyla, bir ilki yaşıyor, Kıbrıs Türk toplumu da.
Bundan 3 yıl sonra, hemen Güney komşuda da yine bir ilk değişim yaşanıyor.
İlk kez, Kıbrıs Rum toplumu da sol görüşün temsilcisi bir lideri, Sarayının koltuğuna oturtuyor.
Bundan 6 yıl önce, Türkiye'de, ilk kez, arkasını süpürüp gelen, yeni bir soluk olarak kendini ortaya atan, farklı çizgideki AKP gibi.
Yenişafak Gazetesi Yazarlarından Fehmi Koru'nun AKP benzetmesi beni farklı etkiledi. Çünkü ister istemez ben de aynı benzetmeyi CTP üzerinden kuruyorum.
Şüphesiz farklılık sadece alışılmışın dışına çıkmak değil, sistemin dışına çıkabilmektir.
Biz çıkamadık.
Sistemin sağlam temelleri buna izin vermedi.
Bunun ötesinde, sistem içine yapışmış sorunları da yaşanan değişimler tek başına çözmek için yeterli olmadı. Örneğin bu kadar arzu edilirken çözümü hedef koyan AKP'nin yeni iktidarı, tek amaç yapan CTP'nin muazzam başarısı ve her zaman isteği olan AKEL'in sonucu, hala Kıbrıs sorununu da çözebilmiş değil.
O yüzden değişenler, her zaman değişim getirmiyor.
Bugün sokakta büyüyen öfke ve "tüp gaz 30 ytl oldu" diyerek hükümete veryansın eden tepki de geçmişten farklı değil, ne yazık ki.
Ne sebebi, ne de sonucu.
Şimdi, ümit edelim, bu önemli değişim, Amerika'ya değişim getirsin.
Ve onunla birlikte, tüm dünyaya.
Ve yine ümit etmeye devam edelim ki, bir gün, mutlaka, değişenler buralara da değişim de getirecekler.
|