Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]



SEBEPSİZ BİR ÖLÜM KARŞISINDA SİZ NE DERDİNİZ?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Kasım 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

    Önümde iki gazete.

    Bir Yenidüzen.

    Bir de Kıbrıs.

    Tarih 16 Nisan 1997.

    Yenidüzen, ilk sayfadan, sürmanşetten vermiş, haberi.

   "Bebeğini göremeden öldü" diyor.

    Kıbrıs da ilk sayfadan veriyor.

   "Sezeryanla doğum yapan kadın öldü"

    Bir insanın ölümü karşısında ne söylenir?

    Özellikle de sebepsiz. Özellikle de hiç beklenmeyen bir ölüm karşısında!

    Peki, bir insan hayatının bedeli nedir?

    Değeri?

    Dün, 1997'de kız kardeşini doğumdan hemen sonra, geçtiğimiz hafta yaşanan olaya benzer şekilde kaybetmiş olan Hatice Özpaşa ziyaretime geldi.

   Yine bir özel klinikte yaşanan bu olayı, geçmişten bugüne biriken sorunları tekrar hatırlatmak için paylaşmak istediğini söylüyor, Hatice Hanım.

   Ve aradan geçen 11 yılını anlatıyor, ailenin.

    11 yaşındaki oğlunun, ne kadar çok anne acısı yaşadığını, kız kardeşini böyle sorgusuz sualsiz ve çaresiz şekilde kaybetmenin ızdırabı karşısında nasıl ezildiğini.

    İki yıllık karısının ölümü karşısında, yalnızlığı seçen bir kocanın, tarifsiz acısını anlatmaya çalışıyor.

    Ve kızını kaybeden bir annenin feryadını.

    Aradan geçen 11 yılın bu acıyı dindirmeye yetmediğini anlatıyor.

    Acısını hissediyorum, Hatice Hanımın. Ve tek kelime edememenin çaresizliği ile midemin hemen üstünde yumruk olan bir ağrıyla, durup düşünüyorum.

   Hatice Hanım, son 10 yılda kendisinin benzer şekilde özel kliniklerde ölen, en az, 5-6 kişinin varlığını bildiğini söylüyor.

    Biz zaten hafızamızı biraz zorlasak, son 3 yıl içinde 3 ölüm olayını hemen hatırlayabiliriz.

    Hatice Hanım, kız kardeşinin ölümünden sonra, soruşturmalardan bir sonuç alamadıklarını ve konunun üzerinin örtüldüğünü söylüyor. Geçtiğimiz yıl, benzer şekilde hayatını kaybeden Gamze Fellahoğlu'nun ailesi de 2 yıl içinde otopsi raporuna ulaşamadıklarından şikayet ediyor.

    Son olayla ilgili de ölüm sebebini açıklayamayan bir otopsi raporu, sunuluyor kamuoyuna.

    Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, bundan sonra, özel kliniklerde, kesinlikle ameliyat yapılmayacağını açıkladı. Beklenen özel hastaneler yasasının da en geç, sene başına kadar, hayata geçmiş olacağının altını çizdi.

    Buraya kadar tamam.

    Evden bozma kliniklerde ameliyat yapıp, hayat riski alma lüksü, kimseye verilmemeli.   

    Ama ya hastanın yaşam hakkı, doktorun yaşam sorumluluğu ne olacak?

    Burada, sadece ölümle neticelenen olaylarda değil, her tülü yanlış teşhisin de takibi yapılamıyor. "Doktor da insandır, hata yapabilir" mantığından hareketle, sorumluluk sorgulaması yapılmasının önüne geçiliyor.

    Bugüne kadar çeşitli nedenlerden hayatını zamansız kaybeden, yüzlerce vaka yansıdı, basına.

    Peki kaç doktorun hatası bunlar içinde sorgulandı?

    Bu sistemde doktor, dokunulmazlığını koruyor.

    Ve günün sonunda, dedikodu zemininde, "falanca doktor, falancaya şunu yapmış" gibi soyut bir noktada kalıyor, konu.

   İşte bizdeki hasta hakkı bu kadar.

    Hayatınızı teslim ettiğiniz ve iki dudağı arasından çıkacak her cümleye kendiniz bıraktığınız insanın, hayatınızı teslim alırken, üzerine aldığı, vicdanından öte bir sorumluluğu olmayabiliyor.

    Sağlık sisteminde, artık Kamu Sağlık Çalışanları yasasının çarpıklıklarını tartışırken ve doktor koşullarının iyileştirilmesi konuşulurken, hastanın da merkezde olabileceği, yaşam hakkına gereken değerin verilebileceği bir sistem için gerekenlerin yapılması konusunun da mutlaka tartışılması gerekiyor.

    Hasta yakınları, çoğu zaman yaşadıkları acı karşısında sorgulama ve ısrar etme gücünü kendilerinde bulamıyor ve sistemin duyarsızlığı karşısında çaresiz kalıyorlar.

    Günün sonunda da kayıpları, sadece ailenin özel sorunuymuş gibi bir acı olarak kalıyor.

    Bu ülkede, yıllardır sağlık sistemini tartışıyoruz. Tabipler Birliği gibi, doktorun meslekten men hakkını da elinde bulunduran bir örgütlenme olmasına rağmen, her sistem, maalesef, öncelikli olarak, sorgusuz sualsiz doktoru koruyan şekilde, dizayn edilmiş.

    Sivil troplum örgütlerinin de üzerlerindeki sorumluluğun bilincine varıp, artık hastanın da her koşulda yaşam hakkı olduğunu hatırlaması gerekiyor.

    Ve bir sağlık sistemi tartışılacaksa, kesinlikle bu sistem içinde, doktorun sorumluluğu ve şeffaflığının da temele yerleşmesi gerekiyor.

    Ben, Hatice Hanım'a, acısı karşısında söyleyecek tek kelime bulamadım.

    28 yaşındaki kız kardeşini, her şey yolundayken, hiç nedenini anlamadan, doğumdan hemen sonra kaybetmenin acısı karşısında söylenebilecek bir söz yok.

    Ama 11 yıl boyunca, tek sorgulama dahi yapılmadan, bu nedenin hala ailenin kendi özel meselesiymiş gibi, ört bas edilmesi karşısında söylenebilecek bir şeyler olmalı.

    Bir insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı.

   542 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!
30 Aralık 2008, Salı   TUVALET MESELESİ
26 Aralık 2008, Cuma   KAYBETTİĞİMİZ NESİLLER
25 Aralık 2008, Perşembe   NEDEN SURİÇİ'NE GİTMİYORUZ?
24 Aralık 2008, Çarşamba   GÜNEY'DEN ALIŞVERİŞLER
20 Aralık 2008, Cumartesi   1 YILDIZLI ÜLKENİN 5 YILDIZLI OTELLERİYLE TURİZM
19 Aralık 2008, Cuma   GAVUR BİZİ İSTEMİYOR BİZ NİYE İSTEYELİM Kİ?
18 Aralık 2008, Perşembe   KRİZ SADECE EKONOMİK Mİ?
16 Aralık 2008, Salı   PAPADOPULOS'U AFFETMEK
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE


Yorum Sayısı:   2
  MELEK ARABACIOĞLU         - LEFKOŞA 20 Kasım 2008, Perşembe 10:40 
yaşamak... ne güzel şey yaşamak... güvenmek kendini emanet etmek bir doktora dediğiniz gibi ağzından çıkacak her kelimeyi emir kabul etmek ve yatmak o neşterin altına... kimi zaman gerekli kimi zaman gereksiz onca ilacı almak ırf doktorumuz söyledi diye sonra bir yurt dışı yolculuğu ve yıllarca alınan ilaçların bri prof tarafından gereksiz olduğunu öğrenip yıkılmak üstelikde sağlıklı olan diğer organlardaki tahribatında doğurabileceği diğer hastalıklarla boğuşmak... bunlarbizim çokda yabancı olmadığımız konular sevgili aysu. üstelikde erken tanı hayat kurtarır denirken erken yapılan tanıların aslında yetisi olmayan doktorlar tarafından erken farkedilememesinden dolayı kaybettiğimiz insan sayımızda hiç az değilken untukan bir toplum olmaya zorlandığımızı hissediyorum... açıkçası bu son olaylarda unutulaack... kanımca kamuoyu baskısı artmazsa bakan vaizin söylediği yasa bir başka yılın baında da yürürlüğe girmeyecek... dedimya biz akşamdan sabaha unutkan olan bir toplum olduk. acı yaşayanın acısı olmaya devam edecek. kol kırılacak kol sahibi acıyı çekecek eş dost birkaç gün üzülecek ama kolun sahibi herzaman acıyı çektiğiyle kalacak.
  mustafa mehmetcik         - Girne 19 Kasım 2008, Çarşamba 14:53 
milletvekillerinin asagi yukaru yarisinin doktor oldugu bir ulkede farkli bir yaklasim beklemek biraz saflik olmuyor mu? once sectigimiz milletvekillerini sorgulayalim.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital