|
"Bilbay Bey;
Çevre konusundaki duyarlılığınızı bildiğim yazılarınızı dikkatle okuduğum için size bir şeyler yazmak istiyorum.
İçim acıyor...
Kasım ayının sonuna geliyoruz, bir damla yağmura hasretiz, susuzluk kapımızda.
Beşparmaklar'da koca koca çamlar, serviler kuruyor. Kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Ama daha da kötüsü var... Var olanı elimizle yok ediyoruz, hem de herkesin gözünün önünde.
Yeni yapılmakta olan Lefkoşa-Güzelyurt çift şerit yolunun sarı taş ocakları civarında taa çocukluğumdan beri büyümesini hayal ettiğim, sabırla beklediğim gencecik fidanlar yerde kesilmiş vaziyette sıra sıra yatıyor.
Lütfen birileri buna dur desin. Yol yapımına asla karşı değilim; ben de trafik çilesinden bıkıp usanan insanlardan biriyim. (Lefkeliyim Lefkoşa'da çalışıyorum) Ama onlarca, hatta yüzlerce ağacı kesmemek için başka yöntemler bulunabilir. Ağaçlar sökülüp başka bir yere rahatlıkla dikilebilir.
Yazık, gerçekten yazık o ağaçlara.
Umarım yanılırım ama küresel ısınma bu süratle devam ederse bundan sonrasında ağaç yetiştirmek hayal olabilir.
Lütfen elde kalanları olsun kaybetmeyelim.
Saygılarımla. İyi çalışmalar."
***
Hafta sonu okurlardan gelen e-postalardan biri bu...
KIBRIS yönetici ve köşe yazarları olarak yerel yönetimlerimizi ziyaretlerimiz çerçevesinde bir süre önce Güzelyurt'a giderken, yeni yol güzergahında devlet eliyle yapılan ağaç katliamı benim de dikkatimi çekmiş ve içim burkulmuştu.
Kaç zamandır yazmak istiyordum. Sevgili okurum bana anımsatmış oldu.
Yapılan acımasız bir kıyımdır ve bunun hiç bir mazereti olamaz.
Okurumun belirttiği gibi, o ağaçlara balta vurulmaması için başka bir yöntem bulunamaz mıydı?
Sökülüp başka yere dikilmeleri çok mu zahmetli, çok mu masraflı olurdu.
Ama işin kolayı varken niye zora girsinler ki?
Boşuna kafa patlatıyoruz.
Hangi işi yaptık da yüzümüze gözümüze bulaştırmadık.
Dağların oyulduğu, inşaat uğruna on binlerce ağacın üzerinden dozerlerle geçildiği, alçak orman arazilerinin ona buna peşkeş çekildiği bu ülkede, kim ilgilenecek Güzelyurt yolundaki fidanlarla.
***
Ülkenin dört bir yanı, yeşili, ağacı sevmediğimizin, birer utanç tablosu oluşturan hazin örnekleriyle dolu.
Son olarak bazı kendini bilmez avcıların av bulamayınca ağaçlara ateş açtığına tanık olduk.
Peki, yol yapımı uğruna yüzlerce fidana balta vurulmasının, avcıların yaptığından farkı ne?
Yol yapımı haklı bir neden sayılabilir mi?
İlle de ağaçlara kıymak mı gerekirdi.
Yoksa yasalar devlet için geçerli değil mi?
Belli ki, orada çalışan ekiplere, başka yere dikilmesi için ağaçları dikkatlice yerlerinden sökme talimatı verilmemiş.
İşçiler de vurmuş baltayı acımasızca.
Yasa varmış, ağaç kesmek suç, cezası da ağırmış.
Palavra!
***
Okurum, "Umarım yanılırım ama küresel ısınma bu süratle devam ederse bundan sonrasında ağaç yetiştirmek hayal olabilir.
Lütfen elde kalanları olsun kaybetmeyelim." diyor.
Yürekten katılıyorum ama ne yazık ki, küresel ısınma bu hızla devam etmese, bir gün ortadan kalksa da, bu umursanmazlığımız, bu vurdumduymazlığımızla ağaç yetiştirmek bizim için o zaman da hayal olmaya devam edecek!
Ağaç sevgisinden öyle yoksunuz ki...
|