|
Çocukken, bez parçalarından oluşturduğumuz sözde bir topla kendi aramızda futbol maçları yaparken bile bir hakeme ihtiyaç duyar ve büyüklerimizden birinden, o zamanki deyişimizle "referi" (referee / Hakem) olmasını isterdik.
Hatta, bir de "laynzmen" (Linesman / Yan hakem) bulurduk...
Elindeki beyaz mendili zaman zaman sallayarak ve bağırarak hakemi uyarırdı.
Buna karşın her maçımızda kavga çıkar, oyun bozulurdu.
Hiç unutmam; ben hep, sınırını taş parçalarıyla belirlediğimiz sözde kalede olurdum...
Gol yememek için ikide bir kendimi yere atardım. Dizlerim, dirseklerim kan içinde kalırdı.
Buna karşın, kazara bir gol yedim mi, Arap Ali beni taşa tutardı.
Demek istediğim; hakemsiz ne bir futbol maçı ne de herhangi bir karşılaşma yapılabilir.
Oyunun selameti için mutlaka bir hakem gereklidir.
Bir hakemin bir futbol maçında ortalama 270 karar verdiğini düşünürsek, hakemsiz bir karşılaşmada iki takım oyuncuları arasında en azından 270 kez tartışma yaşanacak ve bu tartışmalar çoğu zaman kavgaya dönüşecek demektir.
***
Bunları niye yazdım?
Cumhurbaşkanı Talat'la Rum lideri Hristofyas iyice gerildi...
Birbirlerini suçluyorlar.
Görüşmelerde eninde sonunda bir çıkmaza girileceği ve hakemliğe gereksinim duyulacağı açıktır.
Ne ki Rum tarafı işin ta başından her hangi bir takvim ve hakemliğe karşı çıkıyor.
Zaten kimse de hakemlik yapmaya yanaşmıyor.
Peki ne olacak?
Rum tarafının istediği gibi hakemlik yoluna başvurulmayacak...
Hristofyas'ın acele etmemesi, zamana oynaması boşuna mı?
***
Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas'ın "Ben cumhurbaşkanıyım, benim başka görevlerim de var; onları ihmal edemem" diyerek "tam teşekküllü müzakereyi gerçek anlamda yürütmediğini" söyledi.
Neden?
Talat kendisi de söylüyor...
Bütün dünyaca tanınmış bir devlettirler ve AB üyesidirler...
Çözüme ihtiyaçları yoktur...
Son derece rahattırlar.
O zaman nasıl oluyor da sayın cumhurbaşkanı, çözüm konusunda umudunu yitirmediğini söyleyerek, "Madem masadayız, çözüm ihtimali vardır ve bana göre oldukça yüksektir" diyebiliyor.
Acaba bilmediğimiz bir şeyler mi var.
Tutanak tutulmuyor; kapalı kapılar ardında neler konuşulduğu meçhulümüz.
***
Sözün kısası...
Cumhurbaşkanı Talat'ın geçmişte defalarca vurguladığı gibi Kıbrıs sorunu zaman limiti ve hakemlik olmadan çözülemez.
Hakemlik de ancak iki tarafın anlaşmasıyla olur.
İki taraf anlaşamadığına göre demek ki hakemlik hiçbir zaman olmayacak...
Ve sorun ilelebet çözülemeyecek.
Boşuna zaman harcıyoruz.
Halbuki yapabileceğimiz çok iş var.
Hristofyas'ın, "Ben cumhurbaşkanıyım, benim başka görevlerim de var; onları ihmal edemem" sözleri ilginç.
Hangi düşünceyle söylemiş olursa olsun, bizim de artık Kıbrıs sorunundan başımızı biraz kaldırıp başka işlerimize bakmamızda yarar var.
Ülkenin hali, halkın haletiruhiyesi malum.
|