|
"Sn. Eminoğlu;
Çok iyi tahmin ediyorum ki, müteakip satırlarda yazacağım şikayetimi okumaya başlar başlamaz; 'Kaç kere yazacağız ya be Tahsin, aha sen de görüyorsun, yazıyoruz yazıyoruz tınlayan yok. Yapılan şikayetleri kimse üzerine almıyor, kimse elini taşın altına koymuyor' gibi sözcüklerle kendi kendinize söyleneceksiniz. Abi, bu gün bir olaya şahit oldum ki sorma... Vallahi sinirden daha karnım ağrıyor..."
***
Sürekli okurlarımdan, ülke sorunlarına son derece duyarlı sevgili dost Tahsin Kaya, geçenlerde gönderdiği e-posta mesajına böyle bir giriş yapmış.
Çok samimi olmamıza karşın, 'yazdıklarımın altında imzam olsun" dercesine her zaman elektronik iletişimi telefona tercih eder...
Benimle ve sevgili Ali Baturay'la hep böyle haberleşir.
Hal hatır sorarken, havadan sudan söz ederken bile.
Alçak gönüllü; sevgi dolu bir yüreği var.
Biraz da şakacı tavrı, belki de onun insan yüreğinin bir aynası...
Onu tanıdığım daha ilk günden fark ettim...
Çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalmıyor.
Yanlış uygulamalara, haksızlıklara, adaletsizlik ve eşitsizliklere tahammül edemez ve sağ olsun bizi mutlaka haberdar eder.
Yüreği yanana merhem olmak, onun güzel hasletlerinden biri.
***
Şimdi sadede gelelim...
Anlattığına göre, çalıştığı yerde bir bayan iş arkadaşı ihtiyaçlarından dolayı 2000 YTL borç alabilmesi için kendisinden yardım istedi.
Tanrı gönlüne göre versin, yardım etmesin olur mu?...
Hemen harekete geçti ve çalıştığı şirketin hesapları nedeniyle her gün uğradığı özel bir bankaya kredi talep formunu verdi. Üstelik de iki kefilin biri kendisi, diğeri ise gıda mühendisi bir arkadaşı olacaktı.
Bana e-postayı gönderdiği gün kredinin çıkıp çıkmadığını sorduğumda aldığı yanıt karşısında kendi
deyişiyle isyan etti.
Yanıt şöyle:
"Belirli süre boyunca krediyi yalnız devlet memurlarına veriyoruz."
"Miktar az, ben kefil oluyorum, biliyorsunuz devlet emeklisiyim" gibi sözleri hiç fayda etmedi.
Umudunu yitirmedi ve bir başka bankaya daha sordu; ama ne yazık ki aldığı yanıt değişmedi.
"Evet Bilbay Bey; ülkemiz memur ülkesi, memur olamayana yaşam hakkı yok. Kredinin çıkmayacağını o bayana söylediğimde gözlerinin nasıl yaşardığını içim parçalanarak gördüm. Tabi ülkede ekonomik kriz vardır, özelde çalışan işçi bu gün vardır yarın yoktur ama memur dünya batsa maaşını alacaktır. Allahım beni ne kadar seviyormuş ki bana memurluğu nasip etmiş ve de lise mezunu olup 39 yaşında emekli olan birisi olarak bu gün maaş alıyorum. Bir de özel ile devlet memurları arasındaki fark kapatılacakmış!... Her halde buna kargalar bile güler" diyor sevgili dostum ve "Artık siz bu konuya bir el atarsınız lütfen" diye ekliyor.
Boşuna övgü düzmedim ona...
Ne yapmış biliyor musunuz?
Her ay maaşını bankaya atan bekar gıda mühendisi arkadaşından, bankaya atacağı parayı kadına vermesini söylemiş ve kendisi de kefili olmuş. "Ama abi; tekrar söylüyorum kadının ağlaması gözümün önünden hiç gitmeyecektir" diye bitirmiş mesajını.
***
Tahsin Bey kardeşimizin aktardığı olay, yıllardır bu ülkenin kanayan yarası ve yüzkarası olan, insanlarımız arasında memur-özel sektör çalışanı ayrımı yapılması adaletsizliğinin çarpıcı bir örneğidir.
Ne ayıp bize!
Devlet olgusuna kavuştuğumuz günden beri bu ayıbımızı bir türlü ortadan kaldıramadık.
Bir de AB vatandaşıymışız.
Yasalarımızı AB normlarıyla uyumlaştırmaya çalışıyormuşuz...
İstihdam edilecek tüm çalışanları emeklilik hak ve menfaatleri açısından bir çatı altında toplayan sözde "tek tip" diye Sosyal Güvenlik Yasası yapmışız ve yürürlüğe koymuşuz.
Hikaye!
Memur yine memur ve el üstünde tutuluyor...
Gerisi yine üvey evlat!...
2000 YTL için ağlattılar kadını.
Suçu özel sektör çalışanı olmak!
Günah değil mi?
İhtiyacı olmasaydı, ödeyemeyecek olsaydı ister miydi?...
Bu adaletsizlik, bu eşitsizlik daha ne kadar sürecek?... Daha kaç insanımızın ağlaması gerekecek?...
Yetmedi mi artık?
|