|
Son günlerde bazı dostlar, "hemen hemen bütün köşe yazarlarının, UBP kurultayını, Derviş Eroğlu'nun geri dönüşünü, bundan sonra ne olabileceğini yorumladığını" anımsatarak , "Sen bir şeyler yazmayacak mısın? diye soruyor...
Ve yanıtı da kendileri veriyor...
"Yazsanız ne olacak?... UBP yeniden iktidara gelse ne değişecek?" diye.
Aynen öyle...
Bu yüzden yazmadım.
Bu yüzden Sayın Eroğlu'nun dönüşünü pek önemsemedim.
Partisini toparlamış, CTP-ÖRP hükümetine karşı güçlü bir muhalefet ortaya koymuş...
2009'da olası bir erken seçimde ya da 2010 seçimlerinde partisini tek başına iktidara taşımış...
Bu olamamış da CTP ile ya da başka bir partiyle ortaklık kurmuş...
Ya da, umduklarının hiç birini bulamamış ve bunun tersi olmuş... CTP tek başına iktidara gelmiş ya da şimdi olduğu gibi UBP dışında bir başka partiyle koalisyona giderek işbaşında kalmayı sürdürmüş...
Ne olacak söyler misiniz?
Ne değişecek?...
Deveye boynun eğri demişler, nerem doğru ki demiş, misali neyi düzeltecekler.
Hangi siyasi güç bu ülkeyi ıslah edebilir?
***
Bu halkın yıllardır çektiklerine artık bir son verilmesi, içinden çıkılmaz bir hal alan sorunlar yumağının çözülmesi, ülkede gerçek anlamda huzur ve refahın sağlanması için kimin elinde sihirli bir değnek var?
Nutuk atmak, söz vermek, 'biz yapacağız, biz edeceğiz' demek işin en kolay yanı...
Hangi politikacı seçim öncesinde çıkıp da "yazın bir yere ve bana anımsatın... Yapamazsam sizden özür dileyerek istifa ederim, çekilir giderim" diyebildi?...
Buna benzer bir şeyler söylediyse de sözlerinin arkasında durabildi?...
Kırk dervişiz, birbirimizi bilmişiz...
Hayaller içinde yüzen, palavralarının bini bir para tüm politikacılarımızı (bir avuç birkaçı dışında) denedik, gördük, tanıdık!
Son olarak, on binlerin desteğiyle 'değişim' diye diye iktidara gelenlerin, ülkeyi nasıl değiştirdiklerine de tanık olduk.
Öyle bir değişim yapmışlar ki; bu değişimi kimse, kendileri bile değiştiremez artık!
Kendileri de değişemez zaten!
Adı üstünde politikacıdırlar, meslekleri bu...
İyi politikacı olabilmeleri için iyi yalan söylemek zorundalar!
Günümüzde halkı yönetme sanatı olarak bilinse de artık neredeyse yalan söyleme sanatı olarak görülmektedir politikacılık!
Sonuç:
Bizim iktidar değişikliğinden çok, dürüst, sözünün eri politikacılara ihtiyacımız var.
***
Yapma be Tavuri!
Hani sevgili Ahmet Tolgay'a cezaevinden bir mektup yazmıştın da tövbe etmiştin...
Bu kez tövbene sadık kalacağını söylemiştin.
Artık kendini hapse düşürecek işler yapmayacaktın.
Hayatının kalan bölümünü ailene, çocuklarına, özellikle hukuk okuyan sevgili kızına verecektin?
Sevgi Yalman arkadaşımızın Mağusa'dan gönderdiği haberi dün akşam saatlerinde okuyunca gözlerime inanamadım.
Yaptığı tiynozluğa bakın Tavuri'nin...
Oğlunun asker olduğunu öğrendiği Bostancılı bir anneyi arayarak, önce oğlunun firar ettiğini ancak yakalandığını, binbaşı olan komutanının arkadaşı olduğunu söyleyerek çocuğunun Askeri Mahkeme'ye çıkmaması için komutana çok sayıda telefon ettiği yalanını uydurdu...
Ardından kadından iki cep telefonuna kontör yüklemesini istedi.
Ve böylelikle 150 YTL'lik üç bin kontör elde etti.
Bu tür kandırmacalar aslında çocuk oyuncağı onun için...
Ama 150 YTL, tövbesini bozmaya değer miydi?
13 yaşından beri hırsızlık yapmaya başlayan, kendine özgü yöntemlerle insanları kandırıp para sızdıran, yaşamının büyük bölümünü cezaevinde geçiren ve tövbe ettiği halde tekrar tekrar suç işleyen Tavuri tutuklanmış.
Şimdi merak edilen, yargıca ne söyleyeceği.
Biliyor musunuz?
Nostaljik yazılarımdan birinde onun öyküsünü yazmayı o kadar çok istiyorum ki...
Ama adamın cezaevinden çıktığı yok!
|