Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması
Öz kızına tecavüz davasında, sanığın ifadesi inandırıcı bulunmadı
Çarşıda "bayram" yok
Mağusa'daki ırza tecavüz davasında yeni tanık
Dalga Pub kundakçılarından biri para,ikisi hapis cezası aldı
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk"
Trafikte 894 sürücü rapor edildi

YORUMLANANLAR
Avcılar eyleme gidiyor [2]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [4]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [1]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [1]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [2]
Hükümet yazı görmez [5]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [2]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]
Geri döndü [9]
Gönyeli emaneti geri aldı: 0-2 [1]
KAPARİ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIYOR [5]
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR [2]
Çağın vebası AIDS [1]
BKP'den bir heyet Brüksel'e gidiyor [2]



Başka söze gerek yok!

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şimdiden başımızın çaresine bakmamızda yarar var...

Çünkü gideceğimiz köyün minareleri göründü.

Bizimle birlikte dünyanın büyük umutlar bağladığı olası yeni müzakere sürecinin başlamadan biteceği açık seçik ortaya çıktı.

Rum dışişleri bakanı Markos Kiprianu'nun Yunan Haber Ajansı'na (ANA) verdiği mülakatta söylediklerini gazetelerde okudunuz her halde.

"Çözümden sonra ortaya çıkacak olan yeni devletin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olması bizim için kırmızı çizgidir" dedi.

Kiprianu, "Türkiye'nin garantilerini öngören bir çözümü kabul edip etmeyecekleri" sorusuna ise bakın nasıl yanıt verdi:

"Müzakereler başlamadan önce kartlarımızı açmamız doğru olmaz. Ancak üçüncü ülkelerin garantisine ihtiyaç duymak AB üyesi bir devlet için kabul edilemez ve hakaretamiz olur. Neyi garanti etsinler. Avrupa vatandaşlarının güvenliğini mi?. Garantiler konusu mazi oldu."

"Toprak, güvenlik, garantiler, mülkiyet, bazı anayasal yönler, TC kökenli KKTC vatandaşları ve Rum göçmenlerin geri dönüşlerini" zor konular olarak niteleyen Rum bakan, Talat ile Hristofyas arasında yapılacak doğrudan müzakerelerin açık görüş ayrılıklarıyla başlayabileceğini" de söyledi.

Daha ne söylesin.

***

Birkaç gün önce yazdım...

İki lider görüşme masasına özde değil sözde eşit statüde oturacak.

Böyle olunca da karşı tarafın kartları daha ağır basacak!

Önümüze hep, BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla tescilli, AB üyesi "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni koyacaklar.

Bizim de, kimliğini alarak o cumhuriyetin vatandaşı olduğumuzu anımsatacaklar belki de!

Kiprianu'nun söyledikleri, kırk beş yıldır sahip oldukları, üzerine titredikleri "Kıbrıs Cumhuriyeti"ne el sürdürmeyeceklerinin, buna hiç de niyetli olmadıklarının açık kanıtı değil mi?

Rum bakanın kırmızı çizgilerimiz dediği konular bizim de kırmızı çizgilerimiz olduğuna ve o konularda onlarınkinden çok farklı görüşlere sahip olduğumuza göre bir orta yol bulunabileceğini düşünmek sanırım hayal olur.

Tek bir konunun, garantiler konusunun bile tarafların derin görüş ayrılığından, iplerin kopmasıyla sonuçlanabileceğini söylemek, karamsarlık olmasa gerek.

Bu satırları yazarken, Kiprianu'nun açıklamalarından söz ettiğim sevgili Ali Baturay, " Unutma ki kırmızı çizgiler aşılmak için vardır" dedi...

"Olanaksızı başarsınlar da görelim; inşallah yanılırım" dedim ona ve Cumhurbaşkanı Talat'ın Ankara'da gazetecilere yaptığı "Ya bir çözüme imza atacağız ya da Kıbrıs'ın resmen bölünmüşlüğüne mühür vuracağız" açıklamasını anımsattım.

Sayın cumhurbaşkanının da tam anlamıyla iyimser olamadığı, endişelerini gizleyemediği görülüyor.

"Ya çözüm ya çözüm" diyemediğine göre...

***

"Suyu doyasıya içmeyin!"

Konumuz dışı ama birkaç satır yazayım dedim.

Çalışma arkadaşım, Haber Müdür Yardımcısı Dilek Çetereisi, dünkü TAK bültenlerini incelerken, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mustafa Gökmen'in meclis toplantısında suyun idareli kullanılmasının önemine işaret ederek, "Suyu tasarruflu kullanacağız. İçerken dahi doyasıya içmemek gerekir. Ben buna dikkat ediyorum" diye ifadeler kullanmasından hayrete düştü ve istemeyerek bir kahkaha koyverdi... İnanamadım bültene baktım; aynen böyle demiş bakan.

Suyu doyasıya içmemeye dikkat etmemiz gerekiyormuş.

İlahi sayın bakanım; tamam susuzluk şakaya gelmez, son derece ciddi bir konu... Su tasarrufu yapalım; tıraş olurken, dişlerimizi fırçalarken bile muslukları boşuna akıtmayalım ama yok da bu sıcaklarda içimiz kavrulurken bir bardakla idare edelim.

Böyle yapsak da ortaya bir başka sorun çıkacak... Bu kez doktorlar "Sakın böyle bir şey yapmayın" diyecek.

Malum ya, sıcak havalarda hep bol bol su içmemizi öneriyorlar.

Sayın Gökmen'in 'suyu doyasıya içmeme' önlemine birilerinin uyacağını sanmıyorum ama denemek isteyenlere pipet ya da emzik kullanmalarını salık veririm.

Şaka bir yana, ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Ama ne yazık ki hala bunun tam olarak bilincinde değiliz. .

Tasarruf önlemleriyle yetinmiş gibi görünüyoruz. Çünkü hala musluklarımızdan su akıyor.

Önümüzdeki aylarda ister istemez suyu gıdım gıdım kullanacağız ama asıl önemli olan soruna nasıl kalıcı bir çözüm getireceğimizdir.

Güney Kıbrıs'ta adamlar yüzlerce kilometre uzaklıktaki Yunanistan'da tankerlerle su getiriyorlar. Taşıma suyla değirmen dönmez ama olsun biz onu da yapamıyoruz. Kırk mil ötedeki Türkiye'den su getiremiyoruz.

Hani ne oldu o borularla su taşıma projesi?... Onu da bırakın; denizden su arıtma projeleri ne durumda?

Bir şey daha var... Yeşilırmak'ta buz gibi su, hala denize akıyor mu? Yoksa o dere de mi kurudu?

Tanrı yardımcımız olsun; başka ne diyebiliriz ki...

   638 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Aralık 2008, Salı   Bu adaletsizlik, daha ne kadar sürecek?...
30 Kasım 2008, Pazar   Kanlı Dere 90 yıl önce bir aktı, bir aktı ki...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hakemsiz maç yapılabilir mi?
28 Kasım 2008, Cuma   Çocuklarımızın hatırına...
27 Kasım 2008, Perşembe   Derdimiz yokmuş gibi...
26 Kasım 2008, Çarşamba   Cezaevine ağıt
25 Kasım 2008, Salı   Devlet eliyle ağaç kıyımı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!
21 Kasım 2008, Cuma   Dostlar alışverişte görsün
20 Kasım 2008, Perşembe   Her işimiz yarı buçuk!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5847 1.5958
1 STERLİN 2.3879 2.4057
1 EURO 2.0038 2.0179



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

BOZULDUK... ÇOK BOZULDUK

Hasan Hastürer

Partiler gücü oranında zarar da verir...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Dubai'den mesaj var: Oradaki Türklere ...

Ahmet Tolgay

Devlet ve belediye malı, deniz mi?...

Bilbay Eminoğlu

Bu adaletsizlik, daha ne kadar sürecek?...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Gidişat nereye?

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

AYTUĞ ÖLDÜ!

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital