|
Sevgili Tolgay günlerdir köşesinde yazıyor.
Yapmayın etmeyin diye feryat figan ediyor adeta.
Ama gözler kör, kulaklar sağır olmuş!
Aldıran, umursayan yok yazdıklarını.
Eleştirileri, uyarıları vız gelip tırıs gidiyor yetkililere.
Akıllarına koymuşlar, Kumsal Parkı'nı yok edecekler anlaşılan...
Ve diğerlerini.
Yeşil alan, ağaç falan görmek istemiyorlar bu ülkede.
Son olarak 20 yıllık güzelim bir çam ağacını katletmişler gece karanlığında.
Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları "Biz kesmedik, bilgimiz dışında Orman Dairesi'nin adamları kesti" diyor.
Orman Dairesi Müdürü, Tolgay'ın telefonlarına çıkmıyor.
Neden acaba?
Neden bir şeyler söyleme gereği duymuyor?
O çamı gerçekten ormancılar kesmişse ağaç katliamında daha vahim bir durumla karşı karşıyayız demektir.
Görevi ormanlık alanlarımızı çoğaltmak, bunu yapamıyorlarsa en azından varolan ağaçları korumak olan Orman Dairesi ağaç katledebiliyorsa başkalarına emsal olmuş demektir.
Artık dileyen dilediği ağacı kesebilecek demektir!
Ağaç kesmenin cezası ağırmış, hapisliği varmış.
Palavra!
***
Kime, ne zararı vardı o çamın?
Ya da merhum Özker Hoca'nın kaktüsünün...
Kumsal Parkı'na 20 yıl önce simetrik biçimde karşılıklı dikilen ve Özker Özgür'ün evinin arkasında bulunduğu için "Özker Hoca'nın kaktüsleri" denilen iki gösterişli kaktüsten birini de kesmişler kökünden..
Ne oluyor bize Tanrı aşkına?
Ne yapmak istiyoruz?
Nedir parklara, yeşile kastımız?
Oldu olacak hisar altlarındaki ağaçları da kesin!
Surlar dökülüyor zaten, dümdüz edin o alanları da!
***
Tolgay'ı iyi tanırım.
O benim can dostum.
Kolayına kızmaz, birilerinin kalbini kırmaz o.
Yapılan yanlışları, hataları salt eleştirmez, doğru yolu da gösterir.
Ortaya çıkan sorunların hallinde sağduyunun hakim olmasını ister.
Ama şu parklar konusunda baktı ki olmuyor; yanlışta ısrar edilerek daha da yanlışlar yapılıyor dayanamadı artık, "Sizi protesto ediyorum" diyor.
Ne desin?
"Devam edin, bildiğinizi yapın" diyecek hali yok herhalde.
Ama inanın, Tolgay bırakmaz bu işin peşini...
Kendisine destek veren ilgili örgütlerle birlikte mücadelesini sürdürür o.
Çünkü basit, bireysel bir konu; belirli bir kesimin sorunu değildir bu. Ülkemizin, tüm toplumun son derece duyarlı olduğu ağaç kıyımı ve hiç bir şekilde kabul edilemeyecek bir vurdumduymazlıktır söz konusu olan.
Hem de yeşile hiç olmadığı kadar gereksinim duyduğumuz bir zamanda.
Üzerinde yaşadığımız ve giderek ısındığından, uzmanlara göre çölleşmeye doğru hızla yol olan gezegenimizin, yağış ve orman fakiri ülkeleri arasındayız.
Ve ne yazık ki hala, yeşilin bizim için üzerine titrememiz gereken çok değerli bir servet olduğunun bilincinde değiliz.
İnşaat yapalım, yol açalım, odun kömür elde edelim derken yüz binlerce ağaç katlettik bu ülkede.
Yetmedi mi?
Parklardaki birkaç ağaca da göz dikmişsek ne bırakacağız çocuklarımıza?
Neyimiz var, elimizde kalan bir avuçluk yeşilden başka!.
|