|
Geçmişte de böyleydi.
Bu ülkede hükümetler dara düşmeyecek olsun; çareyi, elini halkın cebine uzatmakta bulur.
Bu yadsınamayacak bir gerçektir.
Bugünkü iktidarın yapmaya çalıştığı da budur.
Bütçe açığını gidermek, devletin gelirlerini artırmak için vatandaşın cebine giren parayı tek kaynak ve soruna tek çare olarak görüyor.
Başbakan Soyer, "dünyadaki ekonomik sorunlar, petrol fiyatlarının artması ve kuraklığın Kıbrıs Türk ekonomisini de zora soktuğuna" işaret ederek, "Geleceğin kurtulması ve doğacak çocukların rızkının yenmemesi için bir takım tedbirler almamız gerekir" diyor.
Sayın başbakan iyi bir hatiptir; "Kıbrıslıca"yla harmanladığı Türkçeyi güzel kullanır, güzel konuşur...
İyi seçilmiş sözcüklerden oluşan bu masumane sözleri doğrudur.
Bir takım tedbirler alınması şarttır.
Kimse çıkıp da, mantıki temeli bulunmayan herhangi bir görüşle bunun aksini iddia edemez.
Doğru olmayan; yetkililerin "bir takım önlemler"den, sadece tek bir önlemi anlamasıdır.
Nedir o? Eşel mobil örneğinde olduğu gibi, maaş ve ücretli ödemelerini azaltmak!
Sermayenin de desteğiyle çalışanların ve emeklilerin kazanılmış haklarıyla oynamak!
Böylelikle cari bütçe denklenecek!
Resmi rakamlara göre, net olarak yüzde 152 artan devlet gelirleri ile yüzde 161'lik artış gösteren maaş ve ücretli ödemeleri arasındaki fark kapanmış olacak!
Başka bir önleme gerek yok!
Bizde bu kadar kolay bu işler!
Peki ama, kim şişirdi devlet kadrolarını?
Aşırı istihdamların, savurganlığın gün gele, gelirle ödemeler arasında bir fark yaratacağı bilinmiyor muydu?
Hazinenin dibe vurması, kazanılmış hak olmaktan öte, hayat pahalılığıyla doğru yönde orantılı olmasa da memur ve emeklilerin alım gücünü biraz olsun korumak için düzenlenen eşel-mobilden mi kaynaklanıyor?
***
Hükümetin hesabı tutmadı...
Sendikalardan bu denli bir tepki beklenmiyordu.
Eşel mobili şimdilik rafa kaldırdılar.
Ama şimdi daha büyük bir tehlike var...
Zam ve vergi yağmuruna tutacaklar halkı..
Ortam uygun; gerekçe hazır:
Ekonomik kriz var...
Devlet muazzam borç altında...
Para yok!..
Tek yol, vatandaşın cebine uzanmak.
Öyle üç beş kaleme değil, tüm taşıt araçlarının seyrüsefer ruhsatları ile devir ve muayene harçlarına yüzde 100 oranında artışa varıncaya kadar her şeye zam yapacaklar.
Elektrikten başladılar işe...
Defalarca zamlanan elektriğe 10 Haziran'da sessiz sedasız yüzde 18'lik bir zam daha yaptılar ve bunu bir ay sonra faturalara yansıttılar..
Yetmedi, bu ay içinde yüzde 15'lik yeni bir zam daha düşünüyorlar.
Yılbaşından bu yana elektriğe yapılan zam yüzde 60'ı buldu.
Zam yaptılar diye, "geçici bir süre için alacağız" dedikleri "yatırım katkı payı"nı kaldırdıklarını sanmayın.
Vatandaştan, tüketmediği elektrik için de para almayı sürdürecekler.
İnsaf artık!
Dünyanın neresinde bir devlet, yatırımları için vatandaşından katkıda bulunmasını ister?...
Daha doğrusu istediği parayı faturalara yansıtarak zorla alır.
Olabilir mi böyle bir şey?
Ama bizde oluyor işte.
Ve kimse sesini çıkarmıyor.
Yazın bir yere...
Bu gidişle dar ve sabit gelirlilerin maaşları bir gün gelecek sadece elektriğe bile yetmeyecek!
Asgari ücretliler içinse elektrik lüks olacak!
Bu ülkede rahat yok bize....
Kaderimiz böyleymiş...
Katlanacağız...
Ne Kıbrıs meselesi biter, ne sorunlarımız...
Ne ekonomimiz düzlüğe çıkar ne ellerini ceplerimizden çekerler.
|