|
Bugün sağlık konusunda yazacaktım ama başka bir güne bıraktım.
Her Allah'ın günü ülke sorunlarını konu etmekten usandık... Siz de okumaktan herhalde.
Evde bilgisayarın başına oturmazdan önce trafikteydim.
Ülkemizde trafiğin durumu malum...
Kaza açısından potansiyel bir tehlike. Bu tehlikenin yalnızca ülkemiz için geçerli olduğunu kuşkusuz söyleyemeyiz. Dünyanın bütün ülkelerinde kaza olabiliyor. Ne ki, üzerinde yaşadığımız küçücük toprak parçasında her an her yerde, genellikle hızdan kaynaklanan kazalara tanık olabilmemiz, bizi kaza rekorunu elinde bulunduran ülkelerle yarışabilir konuma getirdi.
Ve bugün değişik bir şeyler yazayım derken aklıma "Dünyada trafiğin tarihçesi" geldi.
Bir internet sitesinde okudum ve sizinle paylaşmak istedim...
Kaynağı TÜTEV.
***
İnsanoğlunun hareket etme irade ve aksiyonu, bundan 4000 yıl öncesine kadar hayvan sırtlarında gerçekleşiyordu. Milattan 2000 yıl önce tekerleğin keşfi, bundan 2300 yıl önce üç tekerlekli aracın bulunuşu, Romalıların tekerlekli vagon dediği araçları barış ve savaşta kullanmaya başlaması ile hareketliliğin getirdiği ölüm ve yaralanmalar gündeme gelmeye başladı.. Tekerlekli trafik yoğunluğunun artması üzerine de trafik denetleme hizmetleri ilkin eski Roma'da başlatıldı... Roma'da taşıt süresi ve bunların izleyecekleri yollarda düzenlemeler yapıldı.
Julius Sezar gündüzleri Roma'ya tekerlekli taşıtların girmesini yasakladı. Bu, kayıtlara geçen ilk trafik düzenlenmesi oldu.
Leonardo da Vinci, milattan sonra 1500 yılında, İtalyan kentlerinde insan ve araç trafiğinin ayrılmasını, yayalar için daha yüksek yol şeridi (kaldırım) yapılmasını önerdi.
XVII. yüzyılda da birçok Avrupa ülkesinde tek yönlü yollar yapılmasına başlandı, bazı caddelere park yasağı konuldu. O devirdeki tüm araçlar hep hayvan veya insan gücü ile hareket ettiriliyordu.
***
Derken 1771'de bir Fransız mühendisi, ilk kez üç tekerlekli bir araç yaptı ve buna kendi kendisine hareket eden anlamında otomobil adını verdi.
Yolda duvar delerken oluşan kaza, ilk trafik kazası olarak anılmaktadır.
1776'da, kendi kendisine işleyen buharlı araçlar karayollarında kullanılmaya başlandı..
İngiltere'de 1821'de ilk buharlı posta aracı ve sonra buharlı yangın söndürme aracı yapıldı. Bu aracın sebep olduğu ölüm, karayolu motorlu trafik döneminin ilk ölümü olarak belirlendi.
Yine İngiltere'de Hill (1824) ve Hannock (1831) buharlı posta arabaları yapmışlar...
1867'de de Paris'te ilk yaya köprüsü yapıldı.
1873'te Fransız Amedee Bolee, Paris-Bordo arasında işleyen Marcelle adlı arabayı yaparak toplu taşımacılığı başlatmış oldu.
Ve nihayet 1883'te Delamare Deboutevilla ilk kez benzinle çalışan patlamalı motorlu aracı trafiğe çıkardı.
***
Önceki gün evde Türkiye Takvimi'nden kopardığım 6 Ekim, Pazartesi tarihli yaprağı çalışma masamın üzerinde bırakmıştım. İşte beni internette trafiğin tarihçesi hakkında bir araştırma yapmağa bu takvim yaprağı itti. Yaprağın arkasında "Türkiye'de ilk otomobil" başlığıyla çok kısaca otomobilin tarihçesinden söz ediliyor.
Fransa'da ilk otomobilin yapılmasından sonra İstanbul'da ilk otomobil 1907 yılının 6 Ekim günü görüldü. Bu otomobil Paris'ten İstanbul'a 12 günde gelebilmiş.
Bu sıralarda Fransa'da ilk ralli yapılmış. Otomobillerin saatteki hızı en çok 20 kilometre.
Ne hız ha!
Otomobil ve ralli tutkunu, yayın yönetmenimiz sevgili Uğur Kaptanoğlu'na sordum; günümüzde rallicilerin toprak bir zeminde 180-200 kilometre hız yapabildiklerini söyledi.
Biliyorsunuz havada ise uçaklarla ses hızı aşılabiliyor. Bir de uzaya gönderilen astronotların içinde bulundukları uzay araçlarının hızını düşünün.
Neyse; Fransa'daki işte o ilk rallide bir otomobil bir çocuğa çarpmış ama çocuk ölmemiş... Annesi çok üzülmüş ve "keşke bu otomobil keşfedilmesiydi" demiş. Zaptiye nezareti de sokaklarda otomobil dolaşmasını yasaklamış.
Otomobilin Türkiye'de yaygınlaşması II. Meşruiyet'in ilanından sonradır.
İnsanoğlu ne günlerden ne günlere geldi.
*** Arabalarınızı aşırı hızdan kaçınarak kazasız belasız güle güle kullanmanız dileğiyle...
|