|
KIBRIS, Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) heyetinin, geçen hafta, Başbakan Ferdi Sabit Soyer'le birlikte, "Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) İstanbul şubesinde yapılan çalışma toplantısında sunduğu "TC-KKTC İş Dünyasına Yönelik İşbirliği Açılımları" başlıklı öneri paketini ele geçirdi.
Pakette, "Hem Türkiyeli hem de Kıbrıslı Türk işadamlarının Güney Kıbrıs'ta işbirliği yapması ve ortaklıklar kurması" öneriliyor.
Ticaret Odası, Kıbrıslı Türk işadamlarının ayakta kalabilmesi için Güney'de iş yapmasının şart olduğunu, bugünden hemen şimdi hareket edilmezse bir çözüm halinde geç kalınabileceğini vurguluyor.
Elde edilen bilgiye göre, KTTO ile TÜSİAD, söz konusu öneriler üzerinde çalışma ve önerileri ileri götürme konusunda prensip anlaşmasına vardı.
İddiaya göre Başbakan Soyer de önerilere sıcak bakıyor.
***
Haberi gördüğümde inanmakta zorlandım.
Cumhurbaşkanı Talat'la Rum yönetimi başkanı Hristofyas arasında sürdürülen, zorlu pazarlıklara dayalı müzakere sürecinin nereye varacağına, neler olacağına dair ortada henüz en küçük bir ipucu yokken, işadamlarımızdan böyle bir öneri gelmesine doğrusu hayret ettim.
Ekonomistlerimiz ne düşünür bilemiyorum...
Ekonomiden pek anlamadığım için, bu önerinin hayata geçirilmesi halinde bizim için ne getirip ne götüreceği de meçhulümdür.
Ama kanımca siyasi açıdan son derece sakıncalıdır.
Ve Rum tarafının eline, aleyhimize kullanabileceğı çok önemli bir koz ve propaganda malzemesi verdiğimiz de açıktır.
KTTO yetkilileri, böyle bir öneride bulunurken, gün gele Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılacağını, işadamlarımızın Güney'le işbirliğinde bulunması ve ortaklıklar kurmasının ambargoların kaldırılmasına yardımcı olabileceğini düşünmüş olabilir.
Ne ki, madalyonun bir de öteki yüzüne bakmak lazım.
Rum tarafının şimdi kalkıp uluslararası topluma, "bakın, hem Kıbrıslı Türk hem de Türkiyeli işadamları bizimle işbirliğinde bulunmak, ortaklıklar kurmak istiyor"diyerek işin ta başından kafasında şekillendirdiği, isteği doğrultusunda ve "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin ortadan kaldırılmasını gerektirmeyecek bir çözüm üzerinde daha ısrarlı olmayacağını kim iddia edebilir.
Tamam, amaç zaten adanın birleştirilmesi ama, bunun karşı tarafın anladığı, kendi egemenliklerine dayalı bir çözüm şekliyle gerçekleştirilmesini istemeyiz herhalde.
***
Ticaret Odası'na göre, önerilerin Rumlar açısından çözümü motive edici yönleri de var.
Bana göre tam aksine; karşı tarafı şimdiki "olmazsa olmaz"larında daha ısrarcı olmaya iter.
Zaten görüyoruz, çözümde acele etmiyorlar...
"Kıbrıs Cumhuriyeti" unvanı ellerinden alınabilir diye bir endişeleri yok.
Şimdiye dek kaçıncıdır "son fırsat penceresi" denilen bu görüşme süreci de koparsa ne yapılabileceğini düşünmek asıl bize düşmez mi?
Ne yapacağız, bir alternatifimiz var mı?
***
Ticaret Odası, çözümün beklenmemesini, fırsatın kaçırılabileceğini söylüyor ama bu önerilerin çok konuşulacağına, çok tartışılacağına kuşku yoktur.
Sonuçta önerilerin hayata geçirilmesi olasılığı da yok denecek kadar azdır.
Buna karşın umalım ki, Ticaret Odası yetkililerinin ifadesiyle "şimdilerde yani çözümsüzlük koşullarının devamında Güney'de Türkiye-KKTC ve Türkiye-KKTC- Güney ortaklıkları ve işbirlikleri" üzerinde çalışılıp ileriye götürülürken Güney'e tavla teslim yanlış bir adım atılmış olmaz.
Unutmayalım ki, gerek bizim, gerekse Türk işadamlarının çözümden önce Güney'deki herhangi bir işbirliği ya da ortaklığı, Ticaret Odası yetkilileri "Güney" diye tanımlamış ama, Rum işadamlarıyla ve "Kıbrıs Cumhuriyeti" yasalarına göre yapılacaktır.
Bu da, yasa dışıdır dediğimiz Rum yönetimini dolaylı olarak tanımak anlamına gelmeyecek mi?
Çözümsüzlük ve belirsizlik ortamı ne hallere düşürmüş bizi.
Rum yönetimi başkanı Hristofyas, bugünkü buluşmalarında Cumhurbaşkanı Talat'a, "Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin ve Türkiyeli işadamlarının bizim iş adamlarımızla işbirliği yapmaya ve ortaklıklar kurmaya hazırlandıklarını duydum ve sevindim" derse şaşmayalım!.
|