|
Hep söyleriz...
Daha önce muhalefette olanlar ve iktidarı yaptıklarından dolayı eleştirenler, kendileri iktidara gelince o yerden yere vurdukları politikacıların yaptığını, hatta beterini yaparlar.
Bir bakarsınız seçime gidilmiş; iktidarda olanlar yeniden muhalefet olmuş, muhalefet de iktidara gelmiş..
Bu çelişki aynen yeniden yaşanır.
Bu kısır döngü böylece sürer gider.
Neden acaba?
Bunun mantıklı bir yanıtı var mı?
Düşündüm ama bulduğum yanıttan tatmin olamadım.
Dedim ki; politika çok heyecan verici, çok çekici, çok büyüleyici bir olgu olmalı ki, politikacılara, ne söylediklerini, ne yapacaklarını unutturuyor.
Ama daha dün gibi söylediklerini unutmuş olamazlar.
O zaman bilerek böyle yapıyorlar.
Her neyse; neden ne isterse olsun ortada duran yalın gerçek değişmiyor.
Halk politikacıların sözlerine güvenmiyor...
"Yok birbirilerinden farkları" diyor.
Buna karşın millet günü geldiğinde sandığa koşuyor ve bir şeylerin değişebileceği umuduyla oyunu kullanıyor.
Tıpkı, "değişim" sloganıyla işbaşına gelen CTP-ÖRP hükümetinden çok şeyler umut ettiği gibi.
***
İnanın, hükümeti eleştiren yazılar yazmaktan hoşlanmıyorum.
Ertesi gün kendi yazdıklarımı okurken üzülüyorum.
Çünkü aynı ülkenin insanlarıyız, aynı gemideyiz.
Toplumun iyiliğini düşündüklerine, iyi icraat yapmak istediklerine kuşku yoktur.
Belki de bana yazdıklarımdan dolayı kırgın olan sayın başbakan ve kabinesinin tüm üyelerine sevgi ve saygım var.
Kendilerini eleştirirken hiç ama hiç bir kötü niyet taşımıyorum.
Bir amacım, emelim, beklentim de yok.
Onlar gibi sadece görevimi yapıyorum.
Ve ülkede olup bitenleri, halkın sesini ön planda tutuyorum.
Yarım yüzyıllık meslek yaşamım hep böyle geçti; kimseyi incitmek istemedim, istemem de.
Aslında hükümetin, belki de bu ülkede hiç olmadığı kadar eleştirilere hedef olmasının nedenini biraz da kendisinde araması gerekir...
Çoğu zaman bilerek ya da bilmeyerek tutarsız söz ve davranışlarıyla biz gazetecilere öyle malzeme veriyorlar ki, kaleme sarılmadan edemiyoruz.
***
Pek boş zamanım olmuyor ama dün evde CTP-ÖRP hükümetinin 30 Eylül 2006 tarihli programına bir göz attım.
Mükemmel; daha iyisi hazırlanamazdı.
Programın girişinden bir alıntı aktarayım:
"Kıbrıs Türk Halkı'nı AB üyeliğine hazırlamak için yasal ve Anayasal alanlarda siyasi ve toplumsal yapımızı, sivilleşme ve demokratikleşme yönünde Kopenhag Kriterlerine tamamen uyumlu bir hale getirmek için gereken tüm reform girişimlerini uygulamaya geçirmek; bu çerçevede polisin sivil idareye bağlanması dahil, yaşamın tüm alanlarında çağdaş, demokratik ve insanın merkezde olduğu demokratik hukuk devleti ilkelerinin temelini oluşturduğu, ekonomik kalkınmanın gerçekleştiği, refah düzeyinin yükseltildiği ve sosyal adaletin sağlandığı, Kıbrıs Türk halkına yaraşır çağdaş, demokratik bir devlet düzenine kavuşturmak başlıca hedeflerimiz olacaktır."
Program, yukarıdaki paragrafta olduğu gibi yığınla "cek caklı" icraat öngörmektedir.
Ne ki, bunların çok azı hayata geçirilebildi.
Anlıyoruz tabii; kolay bir iş değil bu ama, arkasında on binlerin desteği, güven ve inancıyla, gelip geçmiş bütün hükümetlerden çok daha iddialı ve azimli olarak işbaşına gelen CTP-ÖRP koalisyonunun da bu konuda sınıfta kaldığı açıktır.
***
Asıl söylemek istediğim şu:
Daha zamanları var, belki düzeltme yoluna gidebilirler ama, CTP'nin özellikle son aylarda, bir zamanlar muhalefetteyken, aşırı zamlardan ya da bir takım kötü icraatından dolayı veryansın ettiği iktidarın yaptıklarının daha fazlasını sergileyerek büyük halk kitlelerini karşısına alması, hükümet programında öngörülen ve hayata geçirilen güzel çalışmalara da ne yazık ki gölge düşürdü. Hükümetin bunun bilincinde olmadığı söylenemez. Son zamanlarda ortaya çıkan global mali kriz hükümetin şanssızlığı sayılabilir ama, yanlış politikalardan, savurganlık ve aşırı istihdamlardan kaynaklanan kendi içimizdeki krize bahane edilemez. Halkın yanında biraz da hükümet elini taşın altına koyarsa zorluklar daha kolay atlatılabilir.
Bakınız; istenince olabiliyor işte... Tüp gaza yapılan zam, 24 saat geçmeden büyük ölçüde düşürüldü.
Keşke bunu, halkın sert tepkisine fırsat vermeden yapsalardı.
Bu bir başlangıç olsun... Hadi bir de şu elektrik fiyatlarına göz atın. Petrol, 20 yıldan bu yana ilk kez 58 doların altına indi. Ardından araç kayıt ve ruhsat ücretlerini de kırpın biraz. Devam edin... Alkış tutalım size.
|