|
Sevgili okurlar, artık haziran ayını da ortaladık! Havalar gittikçe daha da ısınıyor... Ve havaların ısınmasıyla çoğumuz yavaş yavaş deniz mevsimini açıyoruz, hatta aramızda çoktan deniz mevsimini açanlarımız da vardır mutlaka. Kısacası eskilerin deyimiyle 'Karpuz kabuğu çoktan denize düştü' sanırım!!!!!
Küresel ısınma her gün gazetelerde, televizyonlarda ve hatta günlük hayatımızda "geyik muhabbetlerinde' bile konusu sıkça geçen ürkütücü bir gerçek oldu! Dünyayı üstü kapalı bir tencere gibi hayal ederseniz, bizler de içinde yavaşça haşlanan sebzeler misali yaşıyoruz, küresel ısınma nedeniyle.
Güneşten korunma şüphesiz ki her zaman üstünde önemle durulan bir konu. Aslında çoğu insan güneşten korunması gerektiğini bilmesine rağmen 'bana bir şey olmaz' düşüncesi ile önlem almayı pek gerekli bulmuyor. Güneşten korunma uyarılarına son olarak bir yenisi de genetik dünyasından geldi! Bu uyarı, dikkatleri deri kanseri ve genlerin üzerine topladı.
Ciltte başlayan bir kanser tipi olan Melanoma, deriye renk veren melanosit hücrelerinin sınırsız ve dağınık bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Melanoma vakalarına her zaman tam olarak neyin neden olduğu bilinmemektedir. Fazla miktarda güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra, yapay ultraviyole ışıklarının (solarium) ve hatta genetik faktörlerin de rol oynadığı bilinmektedir. Daha çok sadece bir faktörün değil de birden fazla faktörün kanserin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir.
Gelişimimizi ve vücudumuzun işlevini içerdikleri talimatlar sayesinde programlayan genler, bazen taşıdıkları bu talimatların 'hatalı' olması sonucunda genetik hastalıklara neden olabilir ya da bizi genetik hastalıklara yatkın kılabilirler. Genetik alanında, deri kanseri üzerine yapılmış araştırmalar, değişik deri kanseri türlerine neden olan farklı gen 'hataları' bulmuştur. Ancak bu gen hatalarının tam olarak deri kanserlerine (melanomlara) nasıl neden olduğu anlaşılmış değildir.
Yukarıda da bahsettiğim gibi farklı gen hatalarının, farklı deri kanseri tiplerine neden olduğu bilinmektedir. Genetik yatkınlık, uygun çevresel faktörlerin de etkisi ile genetik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Amerika'da yapılan en son araştırmalardan bir tanesi, deri kanserine neden olduğu bilinen bazı gen hatalarının, çevresel faktörlerle olan ilişkisine dair kanıtlar sundu. Yapılan araştırmaya göre doğumdan 20'li yaşlara kadar aşırı güneşe maruz kalınması, BRAF gen hatasına bağlı deri kanseri riskini arttırıyor. Yani bir kişi BRAF adındaki bir gende hata taşıyorsa (genetik yatkınlık), ve çocuk yaştan 20'li yaşlara kadar çok fazla güneş ışığına (korunmadan) maruz kalmış ise (çevresel faktör), o kişinin bu gen hatasının neden olduğu deri kanseri tipine yakalanma riski yükseliyor. 'Genetik yatkınlık- çevresel faktör' ilişkisine bir başka örnek olarak da; NRAS adı verilen bir gende oluşan hatayı ve güneş ışığını verebiliriz. Eğer bir kişi deri kanserine neden olduğu bilinen NRAS gen hatası taşıyorsa ve 50'li-60'lı yaşlar arasında aşırı güneş ışığına maruz kalmış ise, bu gen hatasının neden olduğu deri kanserine yakalanma riski artıyor.
Bu iki örnek sanırım, hayatımızın her aşamasında aşırı güneş ışığının bizi ne kadar riske atabileceğine bir örnektir. Bu iki gen hatası bilinen bazı gen hatalarına birer örnekti. Ancak daha bilmediğimiz ve deri kanserine neden olan belki de birçok gen hatası vardır. Hangi gen hatasını taşıdığımızı bilmek o kadar da basit bir olay değil. Genetik yapımımızı değiştiremeyebiliyor olsak da çevresel faktörleri kontrol altına alabiliriz. Konu deri kanseri olunca da en yaygın bilinen çevresel faktör güneş ışığıdır. Bu yüzden güneşe korunarak ve uzun süre kalmamak kaydıyla çıkalım ve risklerimizi biraz olsun azaltalım.
Sevgili okurlar, sağlık ve huzur dolu günlerin her zaman sizlerin olması dileği ile bir sonraki köşemizde buluşmak üzere hoşça kalın.
|