Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İpotek kıskacı
Havayollarında grev paniği
HP'yi ve 13. maaşı kaldırmayı siz önerdiniz
Orgeneraller tutuklandı
Kıbrıs'ın geçmişiyle ilgili gerçekler ortaya çıkarılmalı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Huntington hastalığı

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Her hastalık teşhisi, hasta olan kişi ve ailesi için korkutucu ve üzücü olabilir. Ancak, kalıtsal bir genetik hastalık teşhisi aynı ailede farklı aile fertlerinin de aynı hastalıktan etkilenebileceği olasılığını doğurduğu için daha zor durumlar ortaya çıkabilir.

Bu haftaki köşemizde ailesinde Huntington hastalığı olan bir okuyucumuz bu kalıtsal hastalıkla olan kişisel deneyimini bizimle paylaşacak.

Ama dilerseniz önce biraz Huntington hastalığından bahsedelim.

Huntington hastalığı, kadın ve erkeği aynı şekilde etkileyen kalıtsal bir sinir hastalığıdır.

Hastalığın ilk semptomları (belirtileri) genel olarak 30 ile 50 yaşlar arasında ortaya çıkar. Genellikle kişide oluşan semptomları ilk olarak aile bireyleri veya yakınları fark eder, kendileri ise fark etmezler. Semptomlar arasında kontrol dışı kol, ayak ve vücut hareketleri ve bunun yanı sıra kişinin karakterinde gözlemlenen değişiklikler vardır. Kolay sinirlenme, depresyon, içine kapanıklık, ve konsantre olamama gibi, davranışlarda değişiklikler görülür. Hastalığın ileriki safhalarında, kişinin konuşmasında bozukluklar, yutkunmasında zorluk ve yürürken dengesini kaybetme ortaya çıkar. Mantıklı düşünme ve karar verme kişi için zorlaşmaya başlar. Huntington hastaları genellikle dengeleri çok kötü bozulduğu, bağışıklık sistemleri de zayıfladığı için ya düşme sonucu ya da zatürree tipi hastalıklar sonucu hayatlarını kaybederler.

Huntington hastalığında beynimizin işlevinde önemli bir rol oynayan Huntingtin adlı protein arızalıdır. Huntingtin proteininin yapım talimatlarını içeren gene Huntingtin geni denir. Huntington hastalarında, Huntingtin geni hatalıdır.

Huntingtin geni hatalı olan bir kişinin, hayatının bir evresinde (genellikle 30 ve 50 yaş arası) Huntington hastalığına yakalanma riski %100 yani kesindir. Kalıtsal bir hastalık olduğundan dolayı, bu kişinin çocukları da risktedir.

Huntington hastalığının kalıtsal geçişine Dominant Kalıtsal Geçiş denir. Vücudumuzda her genin iki kopyası vardır. Huntington hastalığında, Huntingtin gen çiftinden sadece birinin hatalı olması hastalığın gelecekte ortaya çıkması için yeterlidir. Hatalı Huntingtin geni normal olan diğer Huntingtin gen kopyasına baskındır yani hastalık ileriki yaşlarda, ikinci kopyanın normal olmasına rağmen, ortaya çıkacaktır.

Huntington hastaları, çocuklarına ya hatalı Huntingtin genini ya da normal olan ikinci kopyayı verebilir. 2 de 1 şans olan bu olay, bu hastaların çocuklarını dolayısıyla %50 riske koyar.

Kişisel bir hikaye....

Okuyucumuz, 42 yaşında ve iki çocuk babası. Kendisi bizim için bazı soruları hiç çekinmeden cevapladı

- Huntington hastalığının adını ilk ne zaman duydunuz?

- Aslında ailemizde bir şeylerin olduğunu yani kalıtsal bir şeylerin olduğunu her zaman bildik. Ancak 'Huntington' adını ilk defa dört sene önce abime teşhis konduğu zaman duydum. Abim yurt dışında yaşıyordu ve teşhisi orada konmuştu. Eşi bizi arayıp durumla ilgili bilgilendirmişti. Hastalığın adını ilk o zaman duydum.

- Ailenizde kalıtsal bir şeylerin olduğunu her zaman bildiniz dediniz. Abinizin teşhisinden önce ailede rahatsız başka aile bireylerini biliyordunuz yani?

- Evet. Aslında hastalık babamda da vardı. Kendisi vefat ettiğinde ben çok küçüktüm ve hasta olduğunu büyüyünce öğrendim. Küçükken onun hasta olduğunun farkındaydım sanırım ama tam olarak neler olduğunu anlayamamıştım. Babamın konuşurken, yürürken ve yemek yerken zorlandığını hayal meyal hatırlıyorum. Pek gülümsemezdi, tabi tüm bunların hastalığın bir parçası olduğunu çok sonradan anladım.

Ailede bir hastalığın olduğu hep konuşulurdu. Büyük anneme göre babamın babası ve hatta onun bir kardeşi de ayni şekilde hastaydı. Ama dediğim gibi hastalığın ne olduğunu veya adını bilmiyorduk. Dedem ve babam mavi gözlüydü diye, ailede mavi gözlü bir bebek doğunca büyük annem endişelenirdi her zaman. Tabi hastalığın mavi gözle alakası olmadığını şimdi hepimiz biliyoruz. Ailede bir bilinmeyen vardı ve sanırım biz onu bir şekilde anlamaya çalışıyorduk. .

- Yengeniz sizi bilgilendirdikten sonra ne oldu?

- Abimin teşhisi konmadan önce onu en son beş sene önce görmüştük. O zamanlar henüz hastalığın belirtilerini göstermiyordu. Rahatsızlandığını da bilmiyorduk, ancak bir gün yengem bizi aradı ve abime böyle bir teşhis konulduğunu söyledi. Hastalığın belirtilerini ve kalıtsal olduğunu söyledi.

Uzakta ve telefondan olayları anlamak, neler olduğunu bilmek çok zordu. Eşimle hemen abimin yanına gittik. 'Kalıtsal' kelimesi beni çok ürkütmüştü açıkçası. Ben de mi hasta olacağım? Ya çocuklarım?'. Birden aklıma bir sürü soru gelmeye başladı. Yani bir yandan ailede bu bilinmeyen şeyin ne olduğunu artık biliyoruz diye düşünürken diğer taraftan hepimizin aklı karışmıştı. Bu yüzden abimin yanına gitmek bizim için en iyisiydi.

- Abinizin durumu nasıldı?

- Abimi gördüğümde bayağı şok olmuştum. Beş sene içinde insan değişir tabi ama hastalıktan dolayı o daha da değişmişti. Çok zayıflamıştı. Hastalıktan dolayı ayaklarında kontrol dışı hareketler oluyordu.

Doktordan önce hastalığıyla ilgili bizi o bilgilendirdi. Kalıtsal olduğu için kendisine 'ailenin habercisi' unvanını taktı. Bir yerde de öyleydi. Daha sonra doktoru gördüğümüzde bize hastalığın belirtilerini ve kalıtsallığını açıkladı. Aile hikayemize bakarak hastalığın büyük ihtimal babamızın tarafından geldiği ihtimali üzerinde durdu. Tabi babam hayatta olmadığı için onu muayene etmek ya da test etmek mümkün değildi. Abime genetik hata büyük bir olasılıkla babamızdan geçmişti yani. Ve bu durumda ben de % 50 riskteydim. Bize, hastalığa neden olan genetik hatanın bilindiğini ve benim de testi yaptırma şansım olduğunu söyledi Ancak genetik testi yaptırmadan önce çok iyi düşünmemiz gerektiğini vurguladı çünkü genetik hatanın bulunması durumunda bu hastalığın ortaya çıkacağı kesinleşiyordu. Bizi bir genetik danışmana yönlendirdi.

- Evet, genetik test zor bir karar ve çok kişisel bir karar. Siz bu aşamadan nasıl geçtiniz?

- Her zaman aklımda çocuklarım oldu. Kendimden çok onlar için endişeleniyordum. Ya bu genetik hata onlara geçerse? Evet, benim testi yaptırmamla bir şeyler kesinleşecekti ancak bu yolun sonunda benim bir gün hasta olacağım gerçeği de ortaya çıkabilirdi. Bu çok zor bir durum.

Genetik danışman bize hastalıkla ve testle ilgili bilgi verdi. Ürkütücü bir hastalık, genetik test size sadece genetik hatayı alıp almadığınızı söyleyecek ancak hastalık sizi kaç yaşında ve ne derecede etkileyecek bilmeyeceksiniz.

Danışmanımız bize çok yardımcı oldu. Olabilecek olan senaryoları birlikte gözden geçirdik. Testi yaptırırsam ve genetik hatanın bana geçtiğini öğrenirsem ne yaparım?...Çocuklarımın riskte olduğunu bileceğim, bir gün bu hastalıktan etkileneceğimi bileceğim. Bana sanki böyle bir durumda kendimi saatli bir bomba gibi hissedecekmişim gibi geliyordu. Ancak belki geleceğe karşı önlemler alabileceğim. Abim bu hastalığa hazırlıksız yakalandığından hep söz etti. Belki ben bazı şeyler için önlem alabileceğim hem kendim için hem ailem için.

Diğer taraftan testi yaptırmazsam bu bilinmeyen beni her zaman korkutacaktı. Sonuçta bu bir kumardı... Ya geçti ya geçmedi! Ancak çocuklarım riskte mi sorusunu bir şekilde öğrenmek benim için çok önemliydi. Sonuçta ileride onların yine seçeneği olacak. Öğrenmek istemiyorlarsa öğrenmezler.

Bu soru çok kişisel ve ben ailemle birlikte karar vermek istedim. Danışmanımızla bir çok görüşmeden sonra, eşim, çocuklarım ve ben birlikte testi yaptırmama karar verdik. Ama karar aşaması bir buçuk sene sürdü!!!

- Peki testin sonucunu bizimle paylaşmak ister misiniz?

- Evet. Testin sonucunda genetik hatanın bana geçmediğini öğrendik. Yani çocuklarım ve benim için bir risk yoktu.

- Test sonucunu ilk öğrendiğinizde neler hissettiniz?

- Genetik danışmanımız bize test sonucunu verdiğinde açıkçası dona kaldım. Ne sevinebildim, ne ağlayabildim. Tek hatırladığım kalp atışlarım ve eşimin ağlamaya başlamasıydı. Sanki de zaman durmuştu. Sonra yavaş yavaş anlamaya başladım. Genetik hata bana geçmedi, çocuklarım riskte değil ve bu hastalıktan etkilenmeyeceğim. Hemen çocuklarımı aradık, onlar da çok sevindiler.

Ancak kendimi çok suçlu hissettim. Yani abim hasta ve ben değilim. Hasta da olmayacağım. Neden böyle oldu? Bu kimsenin suçu değil tabi ama sevinirken çok da üzüldüm.

- Peki okuyucularımıza aktarmak istediğiniz bir şey var mı?

- Evet. Huntington hastalığı zor bir hastalık. Benim amacım kimseyi ümitsizliğe itmek değil. Sonuçta tıpta her gün yeni bir şeyler çıkıyor. İnşallah bu hastalığa da çare olacak bir gün.

Hastalık her hastayı ve aileyi farklı etkiliyor. Bizi birbirimize kenetledi. Ailemizde riskte olan herkesi bilgilendirmeye çalıştık. Bazıları duymak istemedi bazıları daha çok bilgi almak istedi. Herkes bizim gibi testi yaptırmak istemedi ve bu da onların kararı ve saygı duymak zorundayız.

Eğer testi yaptıracaksanız gerçekten iyi bilgilendirilmelisiniz ve her şeyi iyice ölçüp tarttıktan sonra karar vermelisiniz.

Buradan okuyucumuza bizimle deneyimlerini paylaştığı için tekrar teşekkür etmek istiyorum. Sevgili okurlar bir sonraki köşemizde buluşmak üzere sevgi ve huzur dolu günler sizlerin olsun.

   1371 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
13 Şubat 2008, Çarşamba   Nörofibromatosis Tip 1 (NF1)
05 Şubat 2008, Salı   Dünyada neler oluyor...
16 Ocak 2008, Çarşamba   İşte ürküten 'K'!
08 Ocak 2008, Salı   Hata yapmak insana mahsustur



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital