|
Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan el Beşir, resmi ziyaret için 21 Ocak'ta Türkiye'ye gidecek. Bu ziyaretin epey tartışma yaratacağına kuşku yok. "Bir ülke cumhurbaşkanının başka bir ülkeyi ziyaret etmesinden doğal ne var?" diyebilirsiniz. Bu doğru ama Sudan normal bir ülke değil. Uluslararası topluluk tarafından Darfur'da soykırım yapmakla suçlanan bir rejime sahip. Ömer Hasan el Beşir, bu rejimin lideri. Darfur bölgesinde yaşanan olayın soykırım olup olmadığı konusunda farklı görüşler olabilir. ABD, soykırım yapıldığını savunuyor. Ortada tartışılmayan bir gerçek var. 2003 yılından bu yana Darfur bölgesinde 200 bin ile 400 bin arasında insan öldürüldü. İki buçuk milyon insan göçmen oldu. Ortada bir insanlık trajedisi var. Bu trajedinin baş sorumlusu Ömer Hasan el Beşir. Tartışma işte bu konuda yaşanacak. Böylesi bir devlet başkanını konuk etmek ne kadar doğru? AKP hükümeti, neden bu dönemde Sudan Cumhurbaşkanını Ankara'da ağırlayacak?
Devletlerarası ilişkilerde beğenmediğiniz rejimlerle de işbirliği yaparsınız. Özellikle ekonomik ve stratejik çıkarların sözkonusu olduğu durumlarda, diktatörlüklerle, otoriter rejimlerle de işbirliği yapılabilir. Peki, Sudan Türkiye için ekonomik veya stratejik açıdan önemli mi? Sudan'ın bir miktar petrolü var. Ancak, önemli bir petrol üreticisi değil. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere gelince. AKP iktidarı döneminde Türkiye-Sudan ekonomik ilişkilerinde belirli bir canlanma kaydedilmiş olsa da, 2007 yılında Türkiye'nin Sudan'a ihracatı 168.8 milyon dolar, Sudan'dan ithalatı ise 215.6 milyon dolardı. Sudan, Türkiye'nin ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 65. sırada, ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında ise 61. sırada yer alıyor. Bu rakamlara baktığımızda ortada ciddi ekonomik çıkarlar olmadığı görülür. Sudan'ın Türkiye için stratejik önemi var mı? Bence yok. Bu durumda, tüm dünyanın gözünde insan haklarını ayaklar altına alan, kitlesel katliamlara yol açan bir rejimin liderini Ankara'da ağırlamak doğru mu?
Darfur trajedisi, halen dünyada devam etmekte olan en önemli trajedilerden biridir. Darfur bölgesindeki anlaşmazlığın çeşitli nedenleri var. Darfur, Fur halkının evi anlamına gelir. Fur halkı Müslümandır. Dolayısıyla anlaşmazlık din farklılığından kaynaklanmıyor. Anlaşmazlık genelde Arap-Afrikalı anlaşmazlığı olarak görülür. Fur halkı Afrikalı, Sudan hükümeti ise Arapları temsil ediyor. Darfur Kurtuluş Cephesi ile Sudan güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar 2003 yılından beri devam ediyor. Hükümet stratejisinin merkezinde Cancavid diye isimlendirilen milisler var. Bu milisler köyleri basıp insanları öldürüyor ve göçe zorluyor. Bunun sonucunda tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çeken bir trajedi oluştu. BM, şiddet ve hastalıklar nedeniyle bölgede 450 bin kişinin öldüğünü hesap etti. Bölgeye gönderilen yedi bin kişilik Afrika Birliği Örgütü'ne bağlı Barış Gücü başarılı olamadı. Bunun üzerine BM Güvenlik Konseyi 31 Ağustos 2006'da bölgeye 17 300 kişilik BM Barış Gücü gönderilmesi kararı aldı. Sudan hükümeti bu konuda engelleyici oldu. Geçen yılın mart ayında BM, Sudan hükümetini Darfur'da insan haklarını ayaklar altına almakla suçladı ve sivil halkın korunması için acil eylem çağrısı yaptı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Sudan İnsani İşler Bakanı Ahmet Harun ve Cancavid milisleri komutanı Ali Kuşayb'ı savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekle suçluyor. Tüm bunlara rağmen Darfur bölgesinde insanlık trajedisi devam ediyor.
Sudan'da nasıl bir siyasi rejim var? Cumhurbaşkanı Ömer Hasan el Beşir, 30 Haziran 1989'da askeri darbe ile iktidara geldi ve otoriter bir rejim oluşturdu. O gün bu gündür iktidarda. Siyasi İslam'ın önde gelen isimlerinden Hasan el Turabi, parlamento başkanı olarak bir dönem el Beşir'le işbirliği yaptı sonra yolları ayrıldı. Sudan hükümeti, 1991 yılında ülkenin kuzey bölgelerinde Şeriat'ın geçerli olmasına karar verdi. (Ülkenin güneyi Hristiyan'dır.) İşte Türkiye'yi ziyaret edecek el Beşir böyle bir rejimi temsil ediyor.
Acaba dünya tarafından izole edilen Sudan Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'ye davet edilmesinin arkasında ne yatıyor? Türkiye'yi demokrasi ve insan hakları konusunda Avrupa düzeyine yükseltmek istediğini söyleyen bir hükümetin, insan haklarını ve demokrasiyi ayaklar altına alan Sudan rejimi ile yakın ilişki içinde olması mantıklı mı? Bu ziyaret uluslararası alana ne gibi mesajlar verecek? Bunlar üzerinde düşünmekte yarar var.
|