Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Türban tartışmaları

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Ocak 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye türban tartışmalarının derinliklerine daldı. Tartışmaların sonu gelmiyor. AKP ile MHP arasında varılan uzlaşmanın öngördüğü Anayasa değişiklikleri ve yasal düzenlemeler yapılınca bu tartışmalar sona erecek mi? Sanmıyorum. Tartışma yeni boyutlar da kazanarak devam edecek. Yeni bir boyut hemen ortaya çıktı. "Çene altı" meselesi. Herhalde günlerce "çene altının" ne anlama geldiği, nasıl olması gerektiği tartışılacak. Aslında türban tartışmalarında taraflar söylenecek ne varsa söylediler, tüm argümanlarını ortaya koydular. Ama, tartışmalar devam edecek. Türkiye'nin tüm önemli sorunları (bu sorunların listesi maalesef çok uzundur, özellikle ekonomi ile ilgili göstergeler kötümserdir) çözümlenmiş olmalı ki, tüm enerji türban tartışmaları için harcanıyor. Kolay gelsin...

Dinsel inançları gereği kadınların devlet kurumlarında başlarını örtebilmeleri konusu, bunu talep edenler tarafından hep özgürlük ve insan hakları konusu olarak savunulmuştur. AKP ile MHP arasında varılan uzlaşma, bu özgürlüğün sadece üniversitelerle sınırlı olmasını öngörüyor. İyi de, konu özgürlük ve insan hakları konusuysa, neden üniversite dışındaki eğitim kurumları ve diğer devlet kurumları bunun dışında bırakılıyor? Oralardaki kadınların insan hakları, özgürlükleri yok mu? Özgürlükler ve insan hakları herkese tanınır. Nitekim İslamcı kesimin yazarlarından Fehmi Koru, dünkü yazısında bu çelişkiye işaret etti. "Kadınlara hak tanıyorsa anayasa, bunu bütün kadınlar için yapar. Oysa iki partinin başörtüsü yasağını kaldırmak için bulduğu formülde, bazı kadınlar için bir düzenleme anayasaya geçirmiş oluyor." Başbakan Erdoğan "tek hedefimiz üniversiteli kızların mağduriyetini gidermek" demiş. Peki, diğerleri de mağdur olduklarını söyledikleri zaman ne olacak? Diyanet İşleri Başkanı dinimizin kadınların başını örtmesini emrettiğini söylemişti. Burada üniversiteye giden kızlar denmiyor, tüm kadınlar deniyor. O zaman devlette görevli kadınlar da dinsel inançları gereği niye türban takamasınlar? İşte size önümüzdeki dönemin büyük tartışması. AKP'nin akıl hocası Prof. Ergun Özbudun, üniversite dışındaki eğitim kurumlarında ve kamuda hizmet verenlerde türban takılmasının laik sisteme aykırı olduğunu, o nedenle kabul edilemeyeceğini söylemiş. "Olursa ne yapılacak?" sorusuna "Eğer bu yapılırsa güvenlik güçlerinin buna engel olmaları gerekir" demiş. Ortadaki çelişkiyi görüyor musunuz?

AKP ve MHP, konuyu sadece üniversitelerle sınırlamakla kalmayarak, üniversiteli kızların başlarını nasıl örteceğinin tarifini de yaptı. "Başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir". Peki, bir bayan çıkıp "ben, dini inançlarım gereği üniversitede peçe, burka takmak istiyorum" derse ne olacak? Buna izin verilmeyecek. Demek ki, AKP ve MHP de, üniversitelerde kıyafete sınırlama getirilebileceğini kabul ediyor. Türban yasağından yana olanlarla farklılıkları ilkede değil, miktarda. Bir miktar örtünme olabilir ama tam örtünme olamaz. O zaman çarşafa, peçeye, burkaya neden izin verilmeyeceğini izah etsinler. Prof. Özbudun, bunları marjinal kıyafetler olarak niteliyor ve engellenmesi gerektiğini söylüyor. Marjinal, az sayıda demek. Yarın, çok sayıda (marjinal olmayan) kız peçe, burka ile üniversiteye girmek isterse ne olacak?

Görüldüğü gibi AKP ve MHP'nin bulduğu formül tartışmalara son vermeyecek. AKP, kendi tabanına kısmi bir başarı mesajı verecek. Ama, aynı taban bunun yeterli olmadığını kısa zamanda dile getirmeye başlayacak. Başladı bile. MHP belirli bir siyasi rant toplayacak. Konu büyük olasılıkla Anayasa Mahkemesi'ne gidecek. Taraflar arasındaki tartışmalar devam edecek. Türkiye'de bu konu nedeniyle ortaya çıkan ikiye bölünme giderilmeyecek, derinleşecek. "Bir sancı giderildi" denirken, yeni sancılar ortaya çıkacak.

Tüm bu tartışmaların gerisinde esas tartışılan konu, dinin siyasal yaşamdaki rolü, yeridir. Bu tartışma açık veya kapalı olarak 1923'ten beri devam ediyor. Mustafa Kemal, laik devlet kurmakla din ve devlet işlerini bir birinden ayırdı. Diyanet İşleri Başkanı, dinimizin kadınların başlarını örtmesini emrettiğini açıklarken, yine dinimizin dinle siyaset arasındaki ilişki konusunda ne emrettiğini niye açıklamadı? "Al-İslam din va davla." İslam hem din, hem devlettir. Laikliğe karşı çıkışın temel nedeni işte budur. Kim ne derse desin, son çözümlemede esas tartışılan konu işte bu. Nasıl bir Türkiye? Din ve devlet arasındaki ilişki.

   1012 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Eylül 2008, Perşembe   Müzakereler başlarken
31 Ağustos 2008, Pazar   Karadeniz ve Montrö
28 Ağustos 2008, Perşembe   Soğuk Savaş mı?
24 Ağustos 2008, Pazar   Stalin ve "ulusal sorun"
21 Ağustos 2008, Perşembe   Batı'nın Afganistan çıkmazı
17 Ağustos 2008, Pazar   Kafkasya istikrar paktı gerçekçi mi?
14 Ağustos 2008, Perşembe   Kafkaslar'da yeni dengeler
10 Ağustos 2008, Pazar   Kafkaslar'da savaş
07 Ağustos 2008, Perşembe   Fransa ve Ruanda soykırımı
03 Ağustos 2008, Pazar   Belçika'nın geleceği



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital