|
Dünyada petrol fiyatları, gıda fiyatları artıyor. Bu fiyat artışları tüketici ülkelerin ekonomik kalkınmasını olumsuz yönde etkiliyor. Ancak, insanlığın karşısında bunlardan daha önemli bir sorun var: Su sorunu.
Kıbrıs, su sorununu hisseden ülkelerden biri. Halen kuraklık yaşıyoruz. Önümüzdeki kış da yağışsız geçerse, durum vahimleşecek. Genelde Akdeniz bölgesi, giderek artan su sorunu ile karşı karşıya. Elbette, dünyanın her yerinde su sorunu yok. Bazı bölgelerde bol su var. Ancak, bu durum susuzluk çeken bölgelerin sorununu çözümlemiyor. Suyun taşınması zor ve pahalıdır. Örneğin, Kıbrıslı Rumların Yunanistan'dan tankerlerle içme suyu getirme projesi, beklenmedik sorunlarla karşılaştı. Küresel ısınma, su sorunu yaşayan bölgelerle, suyu bol olan bölgeler arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Önümüzdeki dönemde petrol ve doğal gaz boru hatlarının yanı sıra su boru hatları ön plana çıkacak. Suyu işleme, taşıma önemli bir ekonomik faaliyet olacak. Bol suya sahip ülkeler su satarak para kazanacak.
Küresel ısınma araştırmaları konusunda en önemli kuruluş olan ve bu yılki Nobel Barış Ödülü'nü Al Gore'la paylaşan BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Komitesi, geçen ay "İklim Değişikliği ve Su" başlıklı 214 sayfalık detaylı bir rapor hazırladı. Böylesi bir rapora ihtiyaç duyulması, konunun önemini gösteriyor. Raporda, iklim değişikliğinin su kaynaklarını nasıl etkilediği, dünyanın tüm bölgeleri ayrı ayrı incelenerek ortaya konuyor. Su konusunda nereye gitmekte olduğumuzu merak edenler bu raporu mutlaka okumalı. Raporun Avrupa ile ilgili bölümünde, iklim değişikliği nedeniyle kuraklık riskinin en çok artacağı bölgelerin Akdeniz bölgesi, Orta ve Doğu Avrupa'nın bazı bölgeleri olacağı belirtiliyor. Bunun sonucunda var olan su kaynakları için rekabetin artacağı öngörülüyor. Akdeniz bölgesinde yağışlar azalma eğiliminde. İklim değişikliğinin de etkisi ile bu azalmanın devam etmesi bekleniyor. Bu veriler karşısında su sorununun ciddiyetini kavramak ve bu alanda planlı çalışmalar yapmak zorunlu oldu.
Yapılan tahminlere göre global su tüketimi her 20 yılda ikiye katlanıyor. Tüketim hızla artarken yeterli yağış almayan bölgelerde su kaynakları azalıyor. Akdeniz bölgesi böylesi bir bölge. Su sorunu yaşanan bölgelerde su fiyatı devamlı artacak. Gelecekte hepimiz su için daha fazla para ödeyeceğiz. Su fiyatının artması, petrol ve gıda maddeleri fiyatlarındaki artış gibi ekonomiyi etkileyecek. Su sorunu ve suyun pahalılaşmasının sosyal sonuçları olacak. Özellikle dar gelirli kesimler bundan etkilenecek. 2006 yılında İngiltere hükümeti için küresel ısınmanın ekonomik sonuçları konusunda bir rapor hazırlayan Sir Nicholas Stern, su sorununun geleceğin en önemli sorunu olacağına inanıyor.
Bilindiği gibi en fazla su tarımda kullanılıyor. Uzmanlar tarıma sübvansiyon uygulayan hükümetlerin, su sorununun artmasına katkıda bulunduklarına işaret ediyorlar. Çiftçiler, serbest piyasa koşullarında yetiştirmeyecekleri çok su gerektiren ürünleri, sübvansiyon nedeniyle yetiştiriyorlar. AB, ABD gibi büyük ekonomiler tarıma sübvansiyon ödemekten vazgeçerse, çok su gerektiren ürünler suyun bol olduğu bölgelerde yetiştirilecek. Örneğin Kaliforniya'da pirinç yetiştiriliyor. Pirinç çok su gerektiren bir ürün.
Sübvansiyon olmazsa, pirinç üretimi daha uygun bölgelere kayacak.
Petrolün yerine başka enerji kaynakları geliştirebiliriz. Ancak, su için bu mümkün değil. Var olan suyu kullanabiliriz. İklim değişikliğinin de etkisi ile aralarında Akdeniz bölgesinin de bulunduğu bazı bölgelerde su kaynakları azalacağına göre, hem su tasarrufu, hem de su miktarını artırmanın yollarını bulmalıyız.
Su azaldıkça ekonomik ve siyasi değeri artacak. Su kavgaları da artacak. Tüm bunlara hazırlıklı olmalıyız.
Not: Hükümetler Arası İklim Değişikliği Komitesi'nin "İklim Değişikliği ve Su" raporunu www.ipcc.ch web sitesinde bulabilirsiniz.
|