|
Kıbrıs Gazetesi'nde yaptığımız "Kulüplere vergi şoku" haberi çok ses getirdi.
Tartışılmaya başlandı daha uzun süre tartışılacak gibi görünüyor.
Özetleyelim.
İnsanlar kazançlarının belirli bir oranını vergi olarak devlete geri öder.
Mesela 1000 YTL. alırsa bunun bir miktarı vergi olarak ödenir.
Ayni kişi başka bir işten, başka bir gelir elde ederse bu geliri aldığı 1000 YTL. ile birleştirilerek vergisi ona göre alınır.
Yani 1000 YTL.'sinin üstüne 200 YTL.'lik bir başka geliri olursa Vergi Dairesi ondan 1200 YTL üzerinden vergi ister.
Eğer bu vergiyi ödemezse "Resen vergi" denen tahmini bir rakam ona gönderilir ve bundan rahatsız olan kişi gerçek anlamdaki vergisinin hesaplanabilmesi için Vergi Dairesi ile pazarlığa oturur.
Böylelikle resen değil de ödemesi gereken gerçek rakamın alınması sağlanmış olur.
Basit bir anlatımla sistem bu şeklide çalışır.
Futbolda da geçen yıldan başlayarak kulüplerin sözleşme yaptıkları antrenörleri ve futbolcularının toplam tutarı üzerinden vergi ödemesi zorunluluğu getirildi.
Sözleşmeli transfer dönemi başladıktan sonra ortaya bir sorun çıktı.
Birçoğu memur, iş sahibi olan futbolcuların kulüpleri ile imzalayacakları sözleşmeler o gelirleri ile birleşmesi durumunda ortaya yüksek vergi rakamları çıkacağı için bir formül üretildi.
Sözleşme yapan antrenör veya futbolcuların diğer kazançları dikkate alınmadan sadece kulüpleri ile yaptıkları sözleşmeler üzerinden %10'luk bir stopaj vergisi ödenmesi kararlaştırıldı.
Yani bir kulüp 20 futbolcusu ile 500 YTL. aylık maaş üzerinden sözleşme yapmışsa toplamda 10 bin YTL. ödeme yapacağı için %10 stopaj olarak Vergi Dairesine 1000 YTL. yatırması gerekiyordu.
Ancak ne geçen yıl ne de bu yıl hiçbir kulüp gidip de Vergi Dairesine mükellefi olduğu %10 stopaj vergisini yatırmadı.
Bu davranışı bir iş sahibi sergilese Vergi Dairesi bir süre sonra ona resen vergi yollar ki bu rakam da %37 ile yüksek bir orandır.
Kulüplerin içinde bulunduğu durum, ülkede yaşanan ekonomik darboğaz kulüplerin vergi mükellefiyetlerini yerine getirmesini engellemiş olabilir.
Ama ortada yasal bir zorunluluk ve yaptırım varsa bunun da çözülmesi gerekmektedir.
Vergi Dairesinin kulüplere %37'lik resen vergi ihbarnamelerini göndermeye başlaması demek depremin daha yıkıcı olması demektir.
Bunu kimsenin ödeyecek gücü yoktur.
%10'luk stopajı ile ödeyemeyen ya da ödemeyen kulüplerin %37'lik resen vergiyi ödemesi mümkün değildir.
Bu durumda hükümetin yapması gereken bir şey vardır.
Ya stopajını ödemeyen kulüplere yasal yükümlülüğünü yerine getirerek resen vergi yollayacak.
Ya da bu vergi konusunu bir Bakanlar Kurulu kararı ile kökünden temizleyecek.
Yani "Kulüpler vergiden muaftır" denerek varmış gibi duran aslında çalışmayan bu konunun da köklü çözümü sağlanmış olacak.
Duvar
Bağcıl sahasında yan kale ağları esneyip top arasından geçiyor. Aman Gençosman dikkat!
2 söz 2 yorum
Görev yaptığım yerde kardeşlerim de olsa tanımam, MHK ve hakemlerle ilgili konuşurlarsa cezaları neyse veririm, hatır yapmam B. Topaloğlu-MHK Asbşk.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. Bengü de hakemlik yaptığı zamanlarda yönetici ve teknik adamların zılgıçlarından çok çekmişti. Hasan ve Tahir gibi iki zapt edilmez kardeşini hizaya sokmaya çalışması biraz da bundandır.
Hakemlerin benim futbolcularıma gösterdiği kartlardan değil de rakip takım futbolcularına göstermediği kartlardan şikayetçiyim A. Dedekorkut-Tatlısu Ant.
Ahmet'im sen zaten her şeyden şikayetçisin. Mağlup olursun hakemden, galip gelirsin rakipten, iyi oynamazsın sahadan, iyi oynarsın havadan mutlaka şikayet edecek bir nedenin vardır. Spor yazarlığı kökeninden olsa gerek.
DEVRAN DÖNER...
"Tarih tekerrürden ibaret" mi desem, "Gün gelir devran döner" mi desem, yoksa sadece "Garip bir tesadüf" mü desem? Geçen sezon ligin 5. haftasında Mağusa Türk Gücü'nün başında teknik direktör olarak Mustafa Borataş vardı. Takım kötü gidince onu gönderdiler, yerine Mehmet Ali Özgürgün'ü getirdiler. Biraz kriz, biraz kırgınlık, sıkıntılı bir görev değişimi olmuştu. Bu sezon yine 5. hafta sonu. Mağusa Türk Gücü yine kötü gidiyor. Bu kez takımın başındaki Mehmet Ali Özgürgün gönderildi, yerine Mustafa Borataş getirildi. Yine krizle, yine kırgınlıkla, yine sıkıntılı bir görev değişimi. Bu kadar tesadüfe de pes doğrusu demeli.
MEZURO...
Bir zamanlar Çetinkaya yöneticisi olan Tatlısu yöneticisi Dr. Bülent Dizdarlı sürekli yayınladığı basın bildirileri ile takımını gündemde tutmaya çalışıyor. Oysa takım zaten liderlikten dolayı gündemde. Son bildirisinde saha ölçülerinin küçük olduğu iddiasında olanları hedef alarak "Mezuro" alıp gelmeleri ve sahayı ölçmeleri çağrısında bulundu. Takım iyi gittiği için bu esprili ve iğneleyici yaklaşımlar şimdilik tepkiyle karşılanmıyor. Ama takım bir kötüye gitmeye başlasın o "Mezuro" alsınlar denilen insanlar Beylerbeyi sahasına "Teneke" çalmaya giderler. O zaman da işlerin bu kadar keyifli olmadığını herkes anlar.
YARI AÇIK STAD...
Yarı açık cezaevleri var ya. Bizde de yarı açık statlar var. Hem eskiden yapılanlar, hem de yeni projelendirilenler bu kategoride. Geçen yıl yapılan Cihangir ve Hamitköy sahalarına bakınız. Bu yıl yaptırılan Yeniboğaziçi, Bostancı Bağcıl ve Türkmenköy sahalarına bakınız. Hepsine de yeni tribünler yapıldı. İlginçtir ve nedeni tuhaftır bu tribünlerin yarısı kapalı, yarısı ise açıktır. Yarı açık cezaevi gibi. Ve daha da ilginçtir, kapalı olana ev sahibi takım taraftarı oturuyor, açık olana da misafir takım seyircisi. Bunun yağmuru var, kızgın güneşi var. Tribünlerin tümünün neden kapalı olmadığı için geçerli bir neden varsa bize de söylesinler, bilelim.
BU İŞ İYİCE "MOK"LANDI...
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Togay Bayatlı 21-22 Kasım tarihlerinde İstanbul'da toplanacak olan Avrupa Olimpiyat Komiteleri buluşmasından önce düzenlediği basın toplantısında içimize su serpen! açıklamalarda bulundu. KKTC olarak Milli Olimpiyat Komitemizin, Avrupa Olimpiyat Komiteleri ve Uluslararası Olimpiyat Komiteleri'ne (IOC) üyeliğimizin söz konusu bile olmadığını, sorunun siyasi bir çözüme ulaşmadan bir gelişme beklenmemesini söyledi. Benzer yaklaşımları Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener de KKTC ziyaretinde gözümüzün içine baka baka söylemişti. KKTC'yi resmen tanıyan Türkiye'nin en etkili kurumlarının başındaki insanlar bunları söylerken bizdeki iki tane Milli Olimpiyat Komitesi kavgası midemi iyiden iyiye bulandırmaya başladı. "Asıl biziz, esas biziz" kavgasını sürdüren KKTC MOK ve MOK bu sidik yarışını bırakarak Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Togay Bayatlı'nın söylediklerine baksınlar. Sergiledikleri bu çocukça güç gösterisinin sadece içe dönük olduğunu anlayarak kendilerine gelsinler. Uluslararası toplantı ve organizasyonlarda sesimizi nasıl duyuracağımıza bakacaklarına içe dönük olarak kimin sesinin daha çok çıkacağı kavgasından artık herkes usandı. Haberleri olsun.
Sorular... sorular...
5. hafta sonunda kötü giden Mağusa Türk Gücü'nün başına Mehmet Ali Özgürgün'ün yerine getirilen Mustafa Borataş UEFA Antrenör semineri için 9 günlüğüne Antalya'ya gitti. MTG Başkanı Falyalı başarısız olunursa UEFA'yı dikkate alacak mı?
3. ligde mücadele eden Balıkesir yönetimi takım kötü gidince antrenörü Yılter Cambaz'ı görevden aldı. 5 bin YTL. tazminatı olan Cambaz da ödemenin yapılmasını istedi. Köylüler tazminat için imece usulü aralarında para mı toplayacak?
Devletin Futbol Federasyonuna ödediği havuz gelirlerinden kulüplere isim haklarının ikinci taksiti de ödendi. Şimdi kulüpler ödenen rakamlara bakıp "Ayıptır yahu benim koskoca kulübümün ismi bu kadar ucuz mu" diyecekler mi?
Merkez Hakem Kurulu Asbaşkanı Bengü Topaloğlu kardeşleri Gençlik Gücü Antrenörü Hasan ve yardımcı antrenör Tahir için "Maçlarda fazla agresif ve sinirlidirler" dedi. Maçlardan önce evde ağızlarına bant yapıştırmayı denese?
|