Rüyamda görsem inanmazdım
Tornacılık yaptığı bir sırada milletvekilliği için teklif alan Kenan Akın “Yapmayın ben bu işlerden anlamam” dedi, zorlamalar sonucunda seçime girdi, 2 yıl süreyle parlamentoda tek kelime etmedi, daha sonra Tarım Bakanlığı’na kadar yükseldi
   Pazartesi 09:26
   16 Nisan 2012
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

 Dilek ÇETEREİSİ

   Kıbrıs Türk siyasetinin renkli simalarından Kenan Akın, Adana doğumlu... Barış Harekâtı’nın gerçekleştiği 1974 yılında Barış Harekâtı’na paraşütçü olarak katıldı ve Fota ovasına atlayan askerler arasında yerini aldı. Daha sonra Dohni (Taşkent) göçmeni olan eşi Sezgin’le tanıştı ve 1975’te nikahlandı.
   Gazimağusa’da bir torno atelyesi çalıştıran Kenan Akın’ın siyasetle yakından, uzaktan hiçbir ilgisi yoktu... Kendi tabiriyle ‘rüyasında görse milletvekili olacağına’ inanmazdı...
   Ama hem milletvekili oldu, hem de bakan... Yaklaşık 18 yıl süreyle parlamentoda yer aldı, 2 yıl süreyle tarım bakanlığı yaptı...
   Siyasette YDP kökenli olan Kenan Akın, milletvekilliğine giriş serüvenini de KIBRIS’a anlattı:
   “23 Haziran 1985 seçimlerine giderken YDP’den milletvekilliği adaylığım son anda belli oldu. Aday olmayı dahi düşünmüyordum.
   İsmail Akın isimli bir ağabeyimiz vardı, akrabalıkla hiç bağlantımız yok, gitmiş YDP’ye listelere bakmış aday adayları arasında benim adım yok. Bana gelip niye aday olmuyorsun diye sordu. Ben de milletvekilinin ne iş yaptığını bilmiyorum dedim. Israrcı oldu. Ayrıca benim adaylıkta harcanacak param da yoktu. Gitti, yarım saat sonra geri geldi.
   Kahveye gitti, bin 735 lira topladı. Bu bin 735 rakamı benim lisedeki öğrenci numaramdı. Böyle bir uyum da sağlanınca tamam dedim.

“Dilekçemde tornanın yağı vardı”

   Adaylık müracaat dilekçemde tornanın yağı vardı. Yani dilekçemde torna tezgahından elime bulaşan yağ da vardı.
   Yeni Doğuş’la da pek bir ilgim yoktu. Sadece katkı sağlıyordum. Yalnızca 1980’de Türk Birliği oluşumuna da destek vermiştim. Fakat siyasette daha ötesi için bir çabam ve düşüncem yoktu. Yaşım da çok gençti. 27 yaşında. 1985’te milletvekili seçildiğimde ise 31.5 yaşındaydım. Meclisin en genç vekiliydim”.
   KKTC’nin ilk parlamentosunda en genç vekil olarak meclise girdiğinde hiçbir şey bilmediğini ve 2 yıl boyunca kürsüye çıkıp hiç konuşmadığını anımsatan Kenan Akın, “2 yıl boyunca milletvekillerinin ne iş yaptığını öğrenmeye çalıştım. 2 yıldan sonra ise meclis kürsüsünün müdavimi oldum. Aslında milletvekilliğini rüyamda görsem inanmazdım” dedi.
   Siyaset tarihine ‘Türkiyelilerin partisi’ olarak geçen Yeni Doğuş Parti’nde (YDP) siyasete merhaba diyen Akın, Aytaç Beşeşler, Emin Uzun ve Ömer Demir’le birlikte aynı partide mücadele verdi. Fakat Beşeşler, Uzun ve Demir’in 87 sonrası YDP’den istifa ederek UBP’ye geçmesiyle YDP’nin tek milletvekili olarak mecliste kalan Kenan Akın, 1993’te partisinin DP’yle birleşmesi sonucu o da DP milletvekili olarak görevini sürdürdü.
   16 Ağustos 1996-6 Aralık 1998 tarihleri arasında Tarım ve Orman Bakanlığı görevine getirilen Kenan Akın’ın kısa bir süre Milliyetçi Adalet Partisi (MAP) başkanlığı da var.
   “Devlet Bahçeli rica etti, kabul ettim” diyen Kenan Akın, MAP başkanlığının 8-9 ay sürdüğünü söylüyor.
   2003 seçimlerinde milletvekilliğine aday olmayan ve 2009’daki seçimlerde şansını bu kez Özgürlük ve Reform Partisi’nde (ÖRP) deneyen Kenan Akın, böylece ilk kez de seçim kaybetmiş oldu.
   Kenan Akın ayrıca “adam döven milletvekili” olarak da biliniyor. Akın, bu konuda görüşü sorulduğunda ise “Kimsenin anneme küfretme hakkı yok. Avukat, anneme küfrettiği için dayak yedi. Milletvekiliysem de ağaç kovuğundan çıkmadım. Beni emziren, 9 ay karnında taşıyan bir anam vardır” dedi.

“Çörek satar harçlığımı çıkarırdım”

   Kenan Akın, KIBRIS’a verdiği mülakatta, yaşam öyküsünü şöyle anlattı:.
   Kenan Akın, 1953’te, Adana’da, Sümerbank’ta dokuma ustası olan bir işçinin çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokul ve ortaokul yıllarında hayatın acımasız şartları ile tanışan Akın, unutamadığı bu yılları şöyle anlatıyor:
   “Ortaokul dönemlerinde sabahleyin kalkar okula gitmeden önce 25-30 çörek satardım. Okul sonrası da çörek satmaya devam ederdim. Okul harçlığımı çıkarırdım.
   Lisede babamın fakirliğinden dolayı beni okutacak gücü yoktu. Akşam sanat okuluna giderken, gündüz de torna atölyesinde çırak oldum. Rahmetli ustam Veli Demirel’di. Demirlerden kıvılcım çıkması, kaynak yapımı hoşuma da giderdi.
   17 yaşındayken torna atölyesine yarı yarıya ortak oldum. Tarım aletleri imalatı yapmaya başladım. Akşamları devam ettiğim sanat okulunu bitirdim ama üniversiteye katılmadım. O yıllarda sağ-sol kavgaları vardı, anarşinin hüküm sürdüğü yıllardı. Ayrıca maddi imkanımız da yoktu. Asker olmaya karar verdim”.

Harekatta, paraşütle Fota ovasına atıldı

   1974 Barış Harekâtı’na da katılan Kenan Akın, o günleri şöyle anlattı:
   “Hava İndirme Komanda Tugayı’nda topçu ve paraşütçü er olarak askerliğimi yaptım. 15 Temmuz 1974’te başlayan Kıbrıs olaylarından sonra teyakkuza geçtik. Genelkurmayda yüzde 80 zaiyatla bir atlayış kararı alındı. Tugayın yüzde 80’i zaiyat olsa dahi yüzde 20’nin hayatta kalması bizim için başarıdır demişti komutan yüzümüze. O düşünce ile katılmıştık harekata.
   Havadan Fota ovasına atladık. Bu arada askerlik öncesi gençliğin vermiş olduğu sorumsuzluklarla çılgın bir yaşantım vardı. Bu yaşantıya tekrar başlamamak için Kıbrıs’ta kalmaya karar verdim, harekattan hemen sonra.
   Ayrıca rahmetle andığımız dönemin cumhurbaşkanımız birliklerimize gelerek bizleri Kıbrıs’ta kalmaya davet etmişti.
   O dönemde Makarios’un sinsice Kıbrıslı Türkleri adadan kaçırma politikası ile 120 binlik nüfusun 65 binlere düştüğünü işitenlerden birisiyim.
   Askerken eşim Sezgin’le tanışma şansım oldu. Taşkentli (Dohni) kendisi. Elimden tornacılık, kaynak işleri geldiği için bölük komutanının emriyle köylülerin kapı kilitlerini, kırık camlarını yapıyordum. Bu esnada eşimle tanıştım.
   O dönemde annem de Türkiye Elektrik Kurumu’nun kamyonetinde, askeri gemiyle gelmişti Kıbrıs’a kızı istemeye. Daha sonra nişan olduk ve ardından Ağustos 1975’te evlendik.”

Sanayi Holding’te işe başladı
  
   Evliliğin ardından Kıbrıs’a yerleştiğini ve hemen Sanayi Holding’te türbin fabrikasında işe başladığını 1975-80 yılları arasında bu işte çalıştığını anlatan Kenan Akın, daha sonra Mağusa’ya yerleşerek Devrimci Genel İşçi Sendikası’nın (Dev-İş) kurulmasına katkı koyduğunu söyledi.
   “Sendikacılık yaşamımda hiçbir zaman sendikanın siyasi partilerin aleti olmamasına özen gösterdim” diyen Akın, bu tutumundan dolayı da sendikacılık yaşamının fazla ürün sürmediğini belirtti ve “Şu an Dev-İş’in konumu da ortada” diye ekledi.
   1 Nisan 1981’de Maraş’ta torna atölyesini açtığını da anlatan Kenan Akın, ayrıca sosyal aktivitelerden de geri kalmadığını, Barış Harekatı Gaziler Cemiyeti başkanlığı ve okul aile birliği başkanlığı yaptığını, sürekli narenciye üreticilerinin yanında bir duruş sergilediğini kaydetti.
 
Kurucu mecliste veto yedi

   Kurucu meclis döneminde yediği vetoyu hiç unutamayan Kenan Akın, bu konuda bizlerle şu bilgileri paylaştı:
   “Rahmetli Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Gaziler Cemiyeti başkanı iken beni kurucu meclise atadı. Fakat hırçınlığımdan ve dik duruşumdan dolayı dönemin büyükelçisi beni veto etti. Yerime yine rahmetli Ferhat Ulutaş arkadaşımı, hiç uygun olmayan bir şekilde atadılar. Rahmetli Denktaş derin bir iç çekerek ‘benim kararımı değiştirecek makamlar da varmış memlekette’ diye de sitem etmişti.
   Bense nasip değilmiş demek dedim. Kurucu meclis üyeliğim 2 gün sürdü. Rahmetli Denktaş beni hukuki mücadele için bir avukatın yanına göndermişti. Yeminler edilmiş, herkes göreve başlamıştı, ben de üzerine fazla gitmedim”.

1735 rakamı ve siyaset

   Siyasette YDP kökenli olan Kenan Akın, milletvekilliğine giriş serüvenini de şöyle anlattı:
   “23 Haziran 1985 seçimlerine giderken YDP’den milletvekilliği adaylığım son anda belli oldu. Aday olmayı dahi düşünmüyordum.
   İsmail Akın isimli bir ağabeyimiz vardı, akrabalıkla hiç bağlantımız yok, gitmiş YDP’ye listelere bakmış aday adayları arasında benim adım yok. Bana gelip niye aday olmuyorsun diye sordu. Ben de milletvekilinin ne iş yaptığını bilmiyorum dedim. Israrcı oldu. Ayrıca benim adaylıkta harcanacak param da yoktu. Gitti, yarım saat sonra geri geldi.
   Kahveye gitti, bin 735 lira topladı. Bu bin 735 rakamı benim lisedeki öğrenci numaramdı. Böyle bir uyum da sağlanınca tamam dedim.

“Dilekçemde tornanın yağı vardı”

   Adaylık müracaat dilekçemde tornanın yağı vardı. Yani dilekçemde torna tezgahından elime bulaşan yağ da vardı.
   Yeni Doğuş’la da pek bir ilgim yoktu. Sadece katkı sağlıyordum. Yalnızca 1980’de Türk Birliği oluşumuna da destek vermiştim. Fakat siyasette daha ötesi için bir çabam ve düşüncem yoktu. Yaşım da çok gençti. 27 yaşında. 1985’te milletvekili seçildiğimde ise 31.5 yaşındaydım. Meclisin en genç vekiliydim”.
   KKTC’nin ilk parlamentosunda en genç vekil olarak meclise girdiğinde hiçbir şey bilmediğini ve 2 yıl boyunca kürsüye çıkıp hiç konuşmadığını anımsatan Kenan Akın, “2 yıl boyunca milletvekillerinin ne iş yaptığını öğrenmeye çalıştım. 2 yıldan sonra ise meclis kürsüsünün müdavimi oldum. Aslında milletvekilliğini rüyamda görsem inanmazdım” dedi.
   “Neden Yeni Doğuş Partisi?” sorusuna Kenan Akın, “O dönemde kimse beni kaale almıyordu” yanıtını verdi.
   YDP’nin kuruluşunda rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın katkısı olduğunu da söyleyen Kenan Akın, “UBP’de umduğunu bulamayanların CTP’ye gitmemesi için YDP kuruldu, bunu bizzat İnal Batu’nun ağzından duymuş kişilerden bir tanesiyim. YDP, bir yerde CTP’ye gidecek oylara baraj olsun, set olsun diye kurulmuştur” dedi.
   Yeni Doğuş Partisi öncesinde kısa süreliğine UBP Gençlik Kolları başkanlığı yaptığını da anımsatan Akın, aday olmayı aklından dahi geçirmediğini, YDP kurucularının büyük baskıları sonucu bu yola çıktığını yineledi ve “Aslında bin 735 rakamı beni siyasete soktu” şeklinde konuştu.
   Siyasete girdiğinde Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) ile UBP’nin koalisyon kurduğunu ve bu dönemde gündeme gelen bir yasayı hiç unutamayacağını belirterek, şunları anlattı:
   “Şimdiki Doğu Akdeniz Üniversitesi, Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ydü. UBP-TKP hükümeti, Doğu Akdeniz Üniversitesi Yasası’nı hazırladı, ama TKP ret oyu verecek, yasa geçmeyecek. O dönemde YDP’nin başında Aytaç Beşeşler vardı. Aytaç bey, ben, Emin Uzun ve Ömer Demir, 4 milletvekiliyiz. Rahmetli Cumhurbaşkanımız bizi köşke davet etti. Bu arada UBP-TKP koalisyonu da çatlamaya başlamıştı. Biz de aman aman koalisyona girelim diye bu yasaya evet demedik, ülkenin faydasına olacağı için Doğu Akdeniz Üniversitesi Yasası’na evet dedik ve yasa UBP, YDP oylarıyla onaylandı.
   Daha sonra TKP’de görev yapan Mehmet Altınay abim, şimdi DAÜ’de öğretim görevliliği yapıyor.”.

Aytaç Beşeşler başarılı olamadı

   Rahmetli TC başbakanlarından Turgut Özal’ın o meşhur paketinin ardından TKP’nin hükümetten çekilip yerine 1986’da UBP-YDP koalisyonu kurulduğunu ve YDP’nin tarım bakanlığını aldığını hatırlatan Kenan Akın, daha sonra yaşananları şöyle özetledi:
   “Aytaç Beşeşler tarım ve orman bakanı oldu. Fakat ne yapmak istersek yok yanıtı alıyorduk. Bu yüzden pek başarılı olamadı Aytaç bey. Ardından kurultay geldi, Aytaç bey tarım bakanı iken seçimi kaybetti, Orhan Üçok kazandı. Araya bazı kişiler girdi, 3 kişinin istifasını sağladılar. Aytaç Beşeşler, Emin Uzun ve Ömer Demir, YDP’den ayrılarak UBP’ye geçti. Ben YDP’de tek milletvekili kaldım. 90 seçimlerine kadar devam ettim tek başıma. Bu arada Aytaç Beşeşler 87 sonrasıydı sanırım istifa edince UBP tek başına iktidar oldu.
   YDP hükümette yaklaşık 1.5 yıl kaldı”.

DMP “hülle partisiydi”

   1990’daki Demokratik Mücadele Partisi (DMP) olayına da değinen ve bu oluşumu “hülle partisi” olarak yorumlayan Kenan Akın, şunları kaydetti:
   “UBP Seçim ve Halkoylaması Yasası’yla oynayarak baraj sorununu gündeme getirdi. Yüzde 35’lik baraj koydular. Antidemokratik bir yasaydı bu. Rahmetli İnönü’nün dahi devreye girdiği bir konuydu bu. Ancak UBP o zamanki Anavatan Partisi’nden destek almıştı. Biz heyet olarak rahmetli Özal’a gittik, böyle bir seçim yasası olmaz dedik.
   Muhalefet partileri CTP, TKP, YDP, seçim yasasına karşı işbirliği yaptık, sırf seçim için Demokratik Mücadele Partisi’ni kurduk. Hülle partisiydi. Sırf seçimlerde işbirliği yapalım diye ayrı bir amblemde kuruldu parti. Hatta o dönemde benim esprimle Aysergi mitinginde ‘Osmanlı tokatını vuracağız’ söylemini geliştirmiştik.
   Bu oluşum tutmadı. CTP’nin tabanı, bu kombinazasyon içerisinde YDP vardır diye UBP’ye oy verdiler”.
   Rauf Denktaş’ın o dönemdeki meclis aritmetiğinin hoş olmadığını gördüğünü, ardından 9’lar hareketinin başladığını, rahmetli Özal’ın telkiniyle 90 seçimlerinden hemen sonra YDP’nin kapatılıp Demokrat Parti (DP) ile birleştiğini anlatan Kenan Akın, sözü yeniden DMP olayına getirdi ve daha sonraki süreci şöyle özetledi:
   “1993 erken seçimlerinde 3. kez milletvekili seçildim. 1990’da DMP ile seçildim. DMP olayı tutmayınca, CTP ve TKP’nin sivri insanları meclise girmeyelim, boykot edelim dediler. Ben hâlâ pişman değilim. Bugün böyle bir şey olsa seçime giriyorsun, kurallarını biliyorsun, yenilince yok ben böyle güreşi kabul etmiyorum demek etik değil, ahlaki değil. O dönemde CTP ve TKP meclisi boykot etti. Biz 30 Eylül 1992’de milletvekilliğinden istifa ettik. Meclisteki UBP içinden parçalandı. Aralık 1993’te erken seçime girdik. Ben DP milletvekili seçildim. UBP-DP koalisyonunda 1996-98 döneminde tarım ve orman bakanlığı yaptım”.

Tornacılıktan bakanlığa nasıl bir duygu?

   “Tornacılıktan bakanlığa nasıl bir duygu?” sorusuna Kenan Akın şu karşılığı verdi:
   “Ben ne olursa olsun bakan olma sevdasına hiçbir zaman kapılmadım. Ne olursa olsun kırmızı plakaya bineyim demedim. Ama tarım bakanlığı görevini de seve seve yaptım. Birçok ilke imza attım. Hangi birini sayayım.
   Bu ülkede harubun ihracı yasaktı, sadece Kooperatif Merkez Bankası tarafından yapılıyordu. Ben harubun ihracını sağladım. O zaman harup 90 kuruşken, 3 liraya çıktı.
   Gübrenin torbası 4 milyon 700 bin iken, bir yıl sonra 2 milyon 200’e düşürdüm.
   Ziraat Bankası kredilerinde faiz yüzde 135 iken, yüzde 45’lere indirdim.
   Anavatan Türkiye’ye ilk ve son hayvan ihracatı yaptık”.
   Zaman zaman basında “Tornacı Kenan bakan mı oluyor?” diye başlık atıldığını anımsatarak, “Tornacı Kenan, bakanlıkta insan sevgisiyle halka hizmet etmekten başka hiçbir şansımın olmadığını aklımdan çıkarmadım. Üstelik bakanlık dönemimde hayvancı en kötü dönemindeydi. Bir tutam yeşil otun, hayvan yeminin olmadığı bir dönemde bakanlık görevine getirildim” dedi.
   Kenan Akın, bakanlığa getirilirken parti başkanı Serdar Denktaş’a “Bana üç ay yeter. Sana bir boş sayfa vereyim, istifamı sen yaz” dediğini ancak Denktaş’ın kendisine “Allah senden razı olsun, yürü” karşılığını verdiğini anımsattı.
  
Türkiye’de bedava tedavi

   Halkın sağlıkla ilgili yardım taleplerine siyasi yaşamında olduğu gibi şimdi de olumlu yaklaşan Kenan Akın, bu konuda da şunları söylüyor:
   “Siyasi yaşamımda biri bana geliyorsa ben veya annem, babam hastadır diyorsa sanki de onları ben hasta yaptım gibi bir psikolojiye kapılıyorum. Mutlaka onun tedavisi ve sağlığına kavuşması için elimden geleni yapıyorum, bana Allah razı olsun demesi için.
   Benim fanatik milliyetçi olduğumu söylerler. Faşist olduğumu söylerler. Ama ben evvela insan ve Kıbrıs sevdalısı olarak KKTC halkını çok çok sevdim.
   Özellikle Türkiye’de tedavi olmak konusunda sosyal güvencesi olsun olmasın, sağlık kurulundan geçsin geçmesin, bu insanların Türkiye’de beleş tedavi olmasını sağlamışımdır. Ankara’da, kişisel dostluklardan dolayı uçak kapısına kadar ambulansın gelmesine çok katkılarım olmuştur.
 
“Anama kimse küfredemez”

   Bakanlığı döneminde bazı kriminal olaylara da adının karışmasının anımsatılması üzerine ise Kenan Akın şunları söyledi:
   “Renkli bir simaydım, çok hızlı yaşantım oldu. Adım birçok sansasyonel olaylara karıştı. Polis döven, avukat döven adam olarak gösterildim. Ama hiç unutulmaması gerekir. Avukat anneme küfrettiği için dayak yedi. Bu avukatın yaptığı küfrü de meclis kürsüsünden anlattım. Bilmem ne çocuğu, o. çocuğu diyerek bana hakaret etmişti.
   Kimsenin kimseye küfretme hakkı yok. Milletvekiliysem de ağaç kovuğundan çıkmadım. Beni emziren bir anam vardır, 9 ay karnında taşıyan bir anam vardır. Bu duygularla böyle renkli bir sima, hırçın bir sima dediler”.

DP’den ayrılma serüveni

   Kenan Akın, DP’den ayrılma süreciyle ilgili de şöyle konuştu:
   “Bu konu hâlâ içimde ukdedir. DP’de siyasi yaşamımın en onurlu günlerini yaşadım. DP’li olduğum süre içerisinde partinin yücelmesi için çok çaba gösterdim.
   1998 seçimlerinden sonra kurulan UBP-TKP koalisyonunda Türkiye’den bir ekonomik tedbir paket geldi. UBP ile TKP bu sefer anlaştılar. Biz de pakete hayır demek için CTP ve diğer sendikalarla birlikte miting düzenlenecekti. Biz de grup kararı alarak DP ve KKTC bayraklarını alacağız ve mitinge güç vereceğiz.
   O gün Asal Şube’ye kadar bayraklarımızla yürüdük. Ansızın bir haber, DP bayrakları, KKTC bayrakları inecek. Bir parti, parti bayrağını getirmiyor, amenna tamam. Mitingde sendika başkanları başladı konuşmaya. Türkiye aleyhine ağza alınmayacak ifadeler. Hak aranır, eylem yapılır, mücadele verilir ama bizim varoluş mücadelemizde mihenk taşı olan Türkiye’ye karşı ‘nankörce’ ifadeler kullandılar ve DP buna seyirci kaldı. Miting bitti. Ben bunların Kıbrıs Türkünün ifadesi olamaz dedim. Lütfen bir basın bildirisi yapalım, bu eyleme ne kadar destek vermiş olsak bile anavatan Türkiye’ye karşı etik ve ahlaki olmayan ifadeleri destekçisi değiliz diyelim dedim. Hayır, bir şey yapamayız, biz gitmesek daha fazla küfredecekler dediler. Yani anamıza, avradımıza mı küfretsinler, bunu mu istiyorsunuz dedim. Bastım istifayı ayrıldım, galiba 1999’du ya da 2000”.

Devlet Bahçeli rica etti

   DP’den ayrıldıktan sonra bir süre bağımsız kaldığını ve daha sonra Zorlu Töre’yle birlikte hareket ederek MAP serüveninin başladığını ifade eden Kenan Akın, “O dönemde Devlet Bahçeli bana ricada bulundu. Kongrede Zorlu Töre’ye karşı genel başkan adayı ol, sana her türlü desteği vereceğiz dedi” ifadesini kullanarak, şöyle devam etti:
   “Trafik kazası geçirmiştim. Kalçamda protez yokken kurultaya katıldım. Zorlu Töre’yle yarışa girdim, kazandım. Ama Zorlu Töre ile dostluğumuza hiç gölge düşmedi.
   Ben genel başkanlık görevini 8-9 ay sürdürdükten sonra bıraktım”.

2009 seçimlerinde ÖRP’den

   Kenan Akın, MAP serüveninin ardından 2003 seçimlerinde milletvekilliğine aday olmadığını ancak 2009 seçimlerine Özgürlük ve Reform Partisi(ÖRP) saflarında katıldığını ancak kaybettiğini belirtti.
   Halen hiçbir siyasi parti ile bağlantısı bulunmadığını anlatan Kenan Akın, KKTC Göçmenler Derneği başkanlığını yürüttüğünü anımsattı.

“Ne iktidar, ne muhalefet var”

   Siyaseti arayıp özlediğini ancak bu dönemde mecliste bulunmamayı büyük bir şans olarak gören Akın, “Ne muhalefet var, ne iktidar var. İktidar ha var, ha yok. İktidarlığını yitirmiş bir iktidar var. 3 tane sendikaya teslim olmuş, aldığı kararların arkasında duramıyorsa, o iktidarın iktidarı yoktur. Bir karar alıyorsan onun arkasında duracaksın. Hükümetin dirayetli duruşu yok” dedi.
   Akın şunları kaydetti:
   “Elektrik Kurumu özelleşecekse özelleşecek. Gerekirse bunun halkın referandumuna sun. Özelleşmesi halinde biz elektriğe nelere kavuşacağız, ya da neler gidecek elimizden. Elektrik de telefon da özelleşecekse ne olacak.
   Ben hükümette bir bakan olsam, Elektrik Kurumu’nu çalışanlara geri veririm, alın bu kurumu sizin olsun derim, şartları koyarım. Denetim tamamen hükümette olur, çünkü stratejik bir kurum. Çalışanlara veririm görsünler bakalım çalışmanın ne olduğunu. Çünkü şu anda Elektrik Kurumu adam gibi hizmet vermiyor. Telefon Dairesi de adam gibi hizmet vermiyor. Sendikacılar ne isterse desin. Hiç umurumda değil. Sendikacılar bugün hep karşı çıkacağına karşı öneri getirsinler. Yaşanan olumsuzluklardan çalışanların hiç mi payı yok? Onların da payı var.
   Sabahleyin gidin Telefon Dairesi’nin önüne 40 kişi oturmuş çay, kahve içiyor. Vatandaştan çalma hakkınız yok”.

Petrol dolum tesisine karşı çıkanlar, Rum tarafından yönlendiriliyor

   Halkta bir umutsuzluk gördüğünü, vatandaşların muhalefeti inandırıcı bulmaması, hükümetin de verimsiz olmasından dolayı yeni bir parti gelse ne olacak noktasında olduğunu ifade eden Kenan Akın, sözlerini petrol dolum tesisiyle ilgili düşüncelerini aktararak sürdürdü:
   “20 yıl milletvekilliği ve bakanlık yapmış biri olarak konuşuyorum. Bakın Yedikonuk-Büyükkonuk arasında mazot ve fuel-oil depolama tesisi kurulması için bir şirket talepte bulunmuş. Bu şirkete benzer başka bir şirket Rum tarafında 6 milyon metreküp, bizde önerilenin 20 misli katı bir tesis kurulacak. Hiçbir ses yok. Niye? Çünkü Rum tarafına yılda yaklaşık 100 milyon Euro vergi ödeyecek o firma aktif olmaya başlayınca.
   Burada bir firma gelmiş. Yılda yaklaşık 20 milyon Euro vergi verecek, ekonomimize katkı yapacak. O bölgedeki insanlardan 250 kişi çalışacak.
   Çevrecilerimiz karşı. Hangi çevrecilerimiz? Ne zaman kongre yapmış bunlar. Çevrecilik lafla olmaz.
   Bu tesis kanser yaparmış. Ben onlara sorarım. Mersin’de Aliağa ve Tüpraş rafinerisi var. Ham petrol geliyor oraya, üretiliyor, bir yanda TC Karayolları’nda kullanılan asfalt ve katran üretiliyor. O bacaları görseniz, kara dumanlar, Mersin bir kara sisin altında. Mersin’in nüfusu neredeyse 1 milyon.
   Bunun muadili Kalecik’te iç piyasaya petrol satan 2 istasyonumuz var. Yıllardan beri ilkel şartlarda kurulmuş depolama tesislerimiz var.
   Dönüyoruz, bakıyoruz, vatandaşın siyasetçiye neden güveni kalmadı, saygısı kalmadı.
   1993 yılında DP-CTP koalisyonunda böyle bir bakanlar kurulu kararı var. O kararda, ham petrol gelip, işlenebilecek bir tesis kurulması yönündeydi. 2007-2009’da bu şirkete icarlama yapılıyor. Bölgesi Kalecik.
   CTP gidiyor, şimdi UBP bu izni hayata geçirecek, tantana kopuyor. Yılda 1 milyon Euro vergi verecek.
   Çevre Dairesi’nin de çevreyle ilgili inanılamayacak boyutta bir ciddiyeti var. Birçok yatırımcı ÇED raporu alamıyor. Kılı, kırk yarıyorlar, bravo adamlara.
   Çevre Dairesi bu firmanın projesine 270 sayfalık rapor hazırladı ve uygunluk verildi. Sözüm ona çevreciler, sahte ÇED raporu, insanlar kanser olacak diye bağırıyor. Bugün Suudi Arabistan’da petrol var, orada kanser vakası yok. Mersin’de kanser vakaları da bizdekinin altında. Halkımızı huzursuz ediyorlar.
   Maalesef üzülerek söylüyorum, bu projeye karşı çıkmayı, Rum tarafından güdümlenmiş bir düşünce olarak görüyorum.
   Orası turizm bölgesi de değil. Bölge inanılmayacak kayalara sahip.
   Hükümet de tüm bu yaygaralara karşı sessiz duruyor. Bir an önce kararını ver. Ver bu projeyi bir an önce, gecikmeyelim. Her geçen gün bu ülkenin kaybı demektir”.
 
Sağlıkta ücret uygulaması doğru

   Sağlıkta ücret uygulamasını da destekleyen Akın, “Sağlık bakanı diyor ki daha iyi sağlık hizmetleri için fonuma 3-5 kuruş aksın, tomografi cihazı alayım diyor. Bu uygulamaya sahip çıkmalıyız” dedi.
   Uygulamadaki karmaşanın hatırlatılması üzerine Kenan Akın, “İşte orada yanlış var. Erken alınmış bir karar. Bilgisayara vurduğun zaman o kişinin ne kadar maaş aldığını ekrandan görmen lazım. Bu da 1-2 aylık bir çalışmayla ortaya çıkar. Türkiye 80 milyonu yaptı ve yeşil kart sistemini getirdi. Türkiye’deki sistemin buraya gelmesi lazım” şeklinde konuştu.
  
“Tekliflere açığım”

   Kenan Akın sözlerinin sonunda siyasete dönüşe yeşil ışık yaktı; şöyle dedi:
   “Siyaseti seviyorum. İnsanları seviyorum. Siyaseti tekrar dönecek kadar seviyorum. Bu seçimlerde, projelerini paylaşabileceğim bir siyasi parti olursa ki bunlar sağ partilerdir, adaylık teklif etmeleri halinde değerlendiririm. Mutlaka böyle bir görevi seve seve kabul ederim. Hâlâ bende bu enerjinin olduğunu hissediyorum. Siyasette hâlâ iş yapabileceğimin heyecanını hissediyorum”.

 

Diğer İç Haberler haberleri
24 Mayıs 2013, Cuma   09:10   Etkin rol oynayacaklar
24 Mayıs 2013, Cuma   09:14   Mücadele ruhunun sembolü
24 Mayıs 2013, Cuma   09:36   Siyaseti UGP’de yapacaklar
24 Mayıs 2013, Cuma   11:40   Sonraki adım pazarlama
24 Mayıs 2013, Cuma   09:17   Bafra Camisi de elektriksiz
24 Mayıs 2013, Cuma   09:18   Öğrenciler mağdur oldu
24 Mayıs 2013, Cuma   09:22   Peşin ödeyerek su satın alınabilecek
24 Mayıs 2013, Cuma   09:25   Kilisede ibadet ediyorlar
24 Mayıs 2013, Cuma   09:27   Hazırlık yapılıyormuş
24 Mayıs 2013, Cuma   09:29   İyiye gidiyor
   7160 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yorum Sayısı:   9
  metin erol         - mağusa 19 Nisan 2012, Perşembe 21:52 
tornacıdan neden milletvekili olamaz ben de onu anlamadım.. cagan arkadaşım eminim sol görüşlü, hümanist, eşitlikçi geçinen bir arkadaşımızdır. insan faydalı işler yapabiliyorsa, halka hizmet verebiliyorsa, hlkın içinden geldiği için halkın sorunlarını görebiliyorsa; ister çöpçü olsun ister profesör olsun ne farkeder. ama tabi kıbrısımızda ancak doğduğu günden beri mercedes ve bmwlerde büyüyüne insanlar milletvekili olabilir ki hep bana hep bana demeye devame tsin..önce insan olalım.
  Cagan         - Kıbrıs 19 Nisan 2012, Perşembe 10:47 
Memleketin necin bu hale dusdugunu gosderen bir hikaye. Tornacıdan Milletvekili ancak bu memlekette olur...
  ali         - kıbrıs 19 Nisan 2012, Perşembe 10:46 
Bu VIP olayını ben hala daha anlamadım...ruyamda gorsem ınanmazdım..
  lefkoşalı         - nicosiaaa 19 Nisan 2012, Perşembe 10:46 
şahsım sağ görüşlü olmamakla beraber; kim ne derse desin gelmiş geçmiş en iyi tarım bakanıdır gardaşş
  vatandaş         - mağusa 18 Nisan 2012, Çarşamba 16:24 
ne insanları adam diye karşımıza çıkardı bu devlet.. kimlerin eline galdıg
  gonnara         - lefkosa 18 Nisan 2012, Çarşamba 15:19 
tornacidan siyasetci olmaz demiyorum. halkin sorunlarini gorebiliyorsa, cozum uretebiliyorsa , kendini ifade edebiliyorsa belki olur. Kenan akina kizmiyorum. ama bu yazdiklarimdan hicbirini gormeden adami milletvekili yapana ne demeli?
  Ural         - Enisiz 18 Nisan 2012, Çarşamba 15:18 
Yahu bu adam bayrak diregine tirmanan rumu tabancasi ile vuran Turkiye kokenli milletvekili degil mi?
Allah icinisa Kibrisli Turkleri cani gosteren ve ayni adayi paylastigimiz Rum vatandaslarimizla aramiza dusmanlik tohumlari atan bu cani adami bize sempatik gosterme cabasini aciklayabilir misiniz?
  dervise cevap         - lefkoşa 18 Nisan 2012, Çarşamba 13:16 
derviş bey, yargılamadan önce bakanlık döneminde yaptığı icraatlara bakın ve öyle yorum yapın lütfen! ama ne yazık ki ülkemizde 1 yanlış 10 doğruyu götürüyor değil mi?!
  Dervis         - Lefkosa 17 Nisan 2012, Salı 15:31 
Senin gibi adamlari milletvekili,bakan yaptilar.Bak ulkenin haline bugun.