Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, müzakere masasında yumruğunu sıkmadığını ancak dik oturduğunu belirterek, kendi halkını Rum’un boyunduruğu altına sokacak, halkı sefalete sürükleyecek bir anlaşma için müzakere yapmadığını söyledi. Eroğlu bu açıklamayı dün Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası’nın (Kamu-Sen) 25. Genel Kurulu’nda yaptı. Kamu-Sen’in genel kurulu Golden Tulip Otel’de gerçekleştirildi. Divan başkanlığının oluşumuyla başlayan genel kurul, saygı duruşu, İstiklal Marşı ve slayt gösterisiyle devam etti. Genel Kurul, Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş’ın konuşmasıyla sürdü. Özkardaş’ın ardından Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan Derviş Eroğlu, Maliye Bakanı Ersin Tatar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi, CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu, DP Genel Serdar Denktaş, TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan ve Türkiye Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan birer konuşma yaptı. Faaliyet raporu ile mali raporun okunup, onaya sunulmasıyla devam eden genel kurulda, tüzük değişiklikleri yapıldı, yönetim, denetleme ve disiplin kurullarının üyeleri belirlendi.
Özkardaş: Halk yoksulluğa sürüklendi
Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş, ülkenin, bir yandan çözülmeyen Kıbrıs sorunu, diğer yandan giderek artan yapısal sorunlardan dolayı çok zor günlerden geçtiğini söyledi. 50 yılı aşkın süredir devam eden ancak sonuç alınamayan görüşmelerde çözüm politikalarından asla vazgeçmeden Rum tarafını federal bir çözüm için zorlamak gerektiğini kaydeden Özkardaş, “Ancak her şeyi çözüme endeksleyerek yapısal sorunların altında ezilmeye, çocuklarımızın göçüne, Kıbrıs’taki varlığımızın ve kimliğimizin giderek yok oluşuna da seyirci kalamayız” dedi. Özkardaş, hükümeti, seçilmeden önce verdiği vaatlerin tam tersi icraatlarda bulunmakla suçlayarak, 5 yıldır hiçbir artış alamayan kamu çalışanlarının asgari ücretli ve dar gelirlilerin dövizdeki artış, zamlar ve adaletsiz vergilerden dolayı yoksulluğa sürüklendiğini iddia etti. Özel sektör çalışanlarının sorunlarına da değinen Özkardaş, özel sektör emekçilerinin iş güvencesi olmadan, yatırımları yapılmadan günde 14-16 saat çalıştırılarak sömürüldüğünü söyledi. Mehmet Özkardaş, şöyle devam etti: “Eşel mobil kaldırıldı. 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren kamuya girenlerin maaşları asgari ücret düzeyine indirildi. Toplu iş sözleşmeleri kaldırıldı. Ek mesai karşılıkları neredeyse yarı yarıya düşürüldü. Sosyal Sigortalar, Sosyal Güvenlik ve İhtiyat Sandığı Yasaları’nda değişiklikler yapılarak, çalışanların mevcut hakları geriye götürüldü. KTHY batırılarak, çalışanları mağdur edildi ve bin 500 liraya mahkum edildi. Özelleştirme Yasası ile Bakanlar Kurulu’na sonsuz yetkiler verildi. Kontrolsüz nüfus ve kayıt dışılık görmezden gelinerek, bunun ekonomik ve sosyal faturası halkımıza yüklendi. Doğa ve çevrenin tahribatı artarak sürmektedir.” Özkardaş, Kalkınma Bankası, Vakıflar Bankası ve Kooperatif Bankası’nı hortumlayanlarla, batık bankaların içinin boşaltanlara hesap sorulmazken, sıradan vatandaşların birkaç bin liralık borcunu ödeyemediği için hapse girdiğini savundu. Sorunların çözümlenebilmesi için toplumsal barışın şart olduğunu kaydeden Özkardaş, yarınlar için kamusal değil, toplumsal fedakârlık yapmak gerektiğini söyledi. Özkardaş, tüm siyasi partilerin, sendikaların, odaların ve birliklerin “kontrolsüz nüfus, kayıt dışılık, vatandaşlık konusu, vergi konusu, özel sektör çalışanlarının örgütlenmesi ve haklarının yasalarla korunması, nereden buldun yasasının yapılması, adalet sisteminin hızlı ve adil olması, yerli yatırımcıların rekabet gücünün artırılması” gibi ortak paydalar üzerinde uzlaşması gerektiğini belirtti.
Eroğlu: Masada yumruğumuzu sıkmıyoruz
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da genel kurulda yaptığı konuşmada, müzakere masasında yumruğunu sıkmadığını ancak dik oturduğunu belirterek, kendi halkını Rum’un boyunduruğu altına sokacak, halkı sefalete sürükleyecek bir anlaşma için müzakere yapmadığını söyledi. Hayal kurarak değil, gerçekler ışığında müzakerelerde bulunduğunu kaydeden Eroğlu, müzakereleri, Rum liderin istediği şekilde, ucu açık devam ettirmenin, bu safhada havanda su dövmekten öteye gitmeyeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti’nden vazgeçmeyeceğini unutmamak gerektiğini belirtti. Eroğlu, Rum tarafının Annan Planı’na da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortadan kalkacak olmasından dolayı hayır dediğini kaydetti. Seçildiği günden itibaren uzlaşmazlıkla suçlanmasına rağmen müzakerelere bırakıldığı yerden devam ettiğini ve sonuçlandırılmamış 6 başlığı görüşmeyi sürdürdüğünü söyleyen Eroğlu, “Hiçbir başlık Talat zamanında tamamlanmamıştır... Hiçbir başlık Rum tarafınca kabul edilmemiştir” dedi. Eroğlu, sandıktan çıktığı gün omzuna yüklenen yükün bilincinde müzakerelerde bulunduğunu işaret ederek, halkın kendisine, bugünkü gerçekleri göz ardı etmeyen ve Kıbrıs Türkü’nü 1963 sonrasına götürecek bir anlaşma yapmama mesajı verdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Eroğlu, BM Genel Sekreteri’nin raporunda kendisini suçlayamayacağını çünkü kendisinin ne yaptığının çok iyi bilincinde olduğunu belirtti.
“Rumların isteklerini vermek imkânsız”
Rumların isteklerini vermenin imkânsız olduğunu ve sorunun, toprak vererek halledilemeyeceğini kaydeden Eroğlu, müzakerelerden kaçmayarak Rum’u çözüme zorladığını ancak sonucun değişmediğini belirtti. Eroğlu, görüşmelerin kopma noktasına geldiği aşamada görüşmelerin devamını sağlamak adına BM Genel Sekreterine bir mektup daha yazdıklarını ve 3 garantör devletin de katılacağı 5’li bir konferans önerisinde bulunduğunu anımsattı. Genel Sekreter’in yeterli ilerleme olmamasından dolayı bu konferansı gerçekleştirmediğini kaydeden Eroğlu, müzakerelere, Rum tarafının istediği şekilde müzakerelere ucu açık şekilde devam etmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Mekik diplomasisine karşı olmadıklarını ve BM temsilcileriyle metodoloji ortaya koymaya hazır olduğunu kaydeden Eroğlu, müzakereleri, Rum liderin istediği şekilde, Güney Kıbrıs’taki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar devam ettirmenin, bu safhada havanda su dövmekten öteye gitmeyeceğini belirtti.
Çapraz oy
Cumhurbaşkanı Eroğlu, BM parametrelerinde yeri olmayan “Çapraz Oy” önerisinin de 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde Rum tarafınca masaya getirildiğini belirtti. “Çapraz Oyun” Talat tarafından 4 Ocak öneri paketinin içine konduğunu kaydeden Eroğlu, Rumların “Çapraz Oy”u, “Dönüşümlü Başkanlığı” bertaraf etmek için yeniden gündeme getirdiğini söyledi. Eroğlu, kendisinin de “Çapraz Oy”la ilgili “referanduma götürülmesi” ve “senatoya götürülmesi” önerilerinde bulunduğunu ancak her iki önerinin de art niyeti olan Rum tarafınca reddedildiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, yılladır masada uzlaşmaz tutum sergileyenin Rum tarafı olduğu halde hala kendisinin uzlaşmaz olarak suçlanmasına anlam veremediğini söyledi. Eroğlu, “Hala bazı siyasi partiler, Rum tarafının uzlaşma niyeti olmadığını görmediyse, ne diyebilirim? 1968’den beri müzakere masasındayız... Rum tarafı bütün planları reddetti… Hala bizimkiler Eroğlu uzlaşma istemez diyorlar. Talat istedi de ne oldu? Demek ki uzlaşma istemeyen Rum tarafıdır” dedi. Cumhurbaşkanı Eroğlu, Annan Planı’na kendisinin de hayır dediğini çünkü o planda Kıbrıs Türkü’nün geleceği açısından sıkıntı yaratacak unsurlar gördüğünü ancak halkın iradesine saygı gösterdiğini kaydetti.
Eroğlu, Çakıcı’yı eleştirdi
Cumhurbaşkanı Eroğlu, hükümete yönelik eleştirilerinden dolayı TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın, Maliye Bakanı Tatar ve Başbakan Küçük tarafından hırpalanmasına üzüldüğünü ancak onun da “süründüğünü” söyledi. Çakıcı’nın sürekli 13 saat konuştuğunu vurguladığına işaret eden Eroğlu, kendisinin mecliste olduğu dönemlerde de Alpay Durduran’ın bütçe görüşmeleri sırasında rekor kabul edilebilecek 8 saat süren konuşmalar yaptığını belirtti. Eroğlu, “Mühim olan 13 saat konuşmak değildir. Mühim olan 13 saatte kaç tane incir çekirdeğini doldurduğunuz. Önemli olan çok konuşma değil, mühim olan söylediklerinizdir” dedi.
|