|
İnşaat furyası, turistik kentimiz Girne'den sonra Dipkarpaz sahillerini de sarmalamaya başladı... Doğa harikası, el değmemiş güzelim kumsallarda ahşap barakalarla başlatılan yapılaşma yerini beton yığınlarına bırakıyor...
Altın Sahil'e büyük tehdit
DOĞANIN CANINA OKUNUYOR... Ülkemizde akşamdan sabaha mantar gibi biten sayısız inşaat şirketinin birbirleriyle yarış halinde sürdürdüğü inşaat furyası , doğa harikası el değmemiş kumsalları da sarmalına aldı. Turistik kentimiz Girne'de sahillere, yer yer dağ eteklerine kadar uzanan beton yığınları, Dipkarpaz'da, dünyanın en güzel 10 sahili arasında bulunan Altın Sahil'i (Golden Beach) de tehdit etmeye başladı. Bölgede "Turistik faaliyet" adı altında ahşap barakalarla başlatılan çirkin yapılaşma yetmezmiş gibi, şimdi de kumsalda betonlar dökülüyor, hummalı bir çalışmayla doğal güzelliklerin canına okunuyor.
İLGİLİ BAKANLIKLAR UYARILDI... İskele Kaymakamı Ahmet Cenk Musaoğulları KIBRIS'a yaptığı açıklamada, arkeolojik ve doğal sit alanı olan Altın Sahil bölgesinde, izin alınmadan tuvalet yapılması ve bazı binaların modernize edilmesi amacıyla betonarme çalışması yapıldığını belirterek, "doğaya aykırı bu davranışların" önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Musaoğulları, bölgenin sit alanı olmasının yanı sıra Caretta Caretta ve yeşil kaplumbağaların yumurtlama alanı olması açısından çok önemli bir konuma sahip olduğuna işaret ederek, gerekenin yapılması için ilgili bakanlıklardan talepte bulunduğunu belirtti
İNŞAATLAR İZİNSİZ...Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Bölge Sorumlusu, Anıtlar Yüksek Kurulu üyesi Hasan Tekel, Dipkarpaz'da arkeolojik ve doğal sit alanı olan bölgede inceleme yapıldığını ve izinsiz inşaat yapıldığının tespit edildiğini ifade ederek, adanın en güzel doğasına sahip olan bölgede olumsuz yapılaşmasının meydana gelmesinin yanlış olduğunu söyledi. Tekel, konunun Anıtlar Yüksek Kurulu'nda görüşüleceğini ve ortaya çıkacak karar çerçevesinde hareket edileceğini kaydetti
Pınar SELENGİN
Ülkemizde akşamdan sabaha mantar gibi biten sayısız inşaat şirketinin birbirleriyle yarış halinde sürdürdüğü inşaat furyası , doğa harikası el değmemiş kumsalları da sarmalına aldı. Turistik kentimiz Girne'de sahillere,
yer yer dağ eteklerine kadar uzanan beton yığınları, Dipkarpaz'da, dünyanın en güzel 10 sahili arasında bulunan
Altın Sahil'i (Golden Beach) de tehdit etmeye başladı. Bölgede "Turistik faaliyet" adı altında ahşap barakalarla başlatılan çirkin yapılaşma yetmezmiş gibi, şimdi de kumsalda betonlar dökülüyor, hummalı bir çalışmayla
doğal güzelliklerin canına okunuyor.
Dipkarpaz'daki Altın Kumsal sahil şeridinde, büfe çalıştırma amacıyla yıllar önce icar edilen yerlerdeki ahşap yapılara beton binalar eklenmesine başlanması, bölgeyi betonlaşma ve gecekondulaşma tehlikesi ile karşı karşıya getirdi.
Arkeolojik ve doğal sit alanı olmasının yanı sıra, Akdeniz'de caretta caretta ve yeşil kaplumbağaların yumurtladığı ender yerlerden biri olan Altın Sahil'in, 9 Ağustos 2004 tarihinde "Karpaz Bölgesi Planlama Sınırı İçinde Denetim ve Geliştirme Emirnamesi" kapsamında bulunması da dikkate alınmadan başlatılan beton yapılaşma, ülkemizdeki inşaat furyasının ulaştığı tehlikeli boyutları gözler önüne seriyor.
Yıllardan beri bir taş konulmasına bile izin verilmeyen ve sadece kaplumbağalara ev sahipliği yapan Altın Sahil'de, son yıllarda büfe, bungalov yapımının yanı sıra bar ve çeşitli ihtiyaçlar için ahşap barakalar yapılması bölge halkını ve çevre örgütlerini isyan noktasına getirdi.
"Dipkarpaz köyü Kumtepe Ormanı ve Bölgesi" olarak da bilinen Altın Sahil'de, Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Orman Dairesi tarafından yıllar önce "büfe çalıştırma" amaçlı izin verilmesiyle başlayan ahşap yapılaşma yerini betonlaşmaya bırakırken, bölgede ahşap yanında, betondan ek bina yapan bazı vatandaşlar, yaptığı eklemelerin sözleşmelerinde yer aldığını söylüyor.
Sözleşmesine uygun olmadığı gerekçesiyle bölgedeki bir vatandaşın başlattığı beton inşaat mahkeme tarafından ara emri ile durdurulurken, bazı vatandaşlar, sözleşmelerinde bazı eklemelerin yer aldığı gerekçesiyle betonlaşmaya izin verildiğini savunuyor.
İlgililer doğanın
kaybedilmemesinden yana
Konuyla ilgilenen yetkililer, Altın Sahil'de betonlaşmaya ve doğal yapının bozulmasına
karşı olduklarını dile getirirken, buna rağmen yıllar önce verilen izinlerin iptali veya betonlaşmaya dur demenin yollarını arıyor.
Bölgede geçmiş yıllarda tek bir taş konulmasına bile izin verilmezken son yıllarda "zararsız" veya "modern olmayan" faaliyetlere göz yumulması,yetkilileri bölgenin güzelliğinin ve doğal dokusunun kaybedileceği
endişesiyle karşı karşıya bıraktı. Şimdi yetkililer bu büyük tehlike karşısında nasıl önlem alınacağının yollarını arıyor.
Musaoğulları: "Bölge, modernleştirme
adı altında betonlaşıyor"
İskele Kaymakamı Ahmet Cenk Musaoğulları KIBRIS'a yaptığı açıklamada, arkeolojik ve doğal sit alanı olan Altın Sahil bölgesinde, izin alınmadan tuvalet yapılması ve bazı binaların modernize edilmesi amacıyla betonarme çalışması yapıldığını belirterek, bölgede söz konusu inşaatı başlatan bir kişinin inşaatının mahkeme kararı durdurulduğunu, diğer kişilerin de mahkeme sürecinin devam ettiğini bildirdi.
Musaoğulları, bölgenin sit alanı olmasının yanı sıra Caretta Caretta ve yeşil kaplumbağaların yumurtlama alanı olması açısından çok önemli bir konuma sahip olduğuna dikkat çekerek, büfe icarı adı altında inşaatlaşmanın gündeme geldiğini kaydetti.
Ahmet Cenk Musaoğulları, bölgede betonarme yapılmasının yanı sıra sahil şeridi içerisinde tuvaletler için kuyu açıldığını, ahşap dışında betonarme bar inşaatı, bungalovların inşaatının betonla desteklenmesinin sözkonusu olduğunu belirterek. " Bu doğaya aykırı bir davranıştır" dedi.
Anıtlar Yüksek Kurulu'nun, bölgedeki yapılaşmayla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'na başvurulduğunu ve gerekenin yapılması için talepte bulunduğunu söyleyen Musaoğulları, bölgedeki inşaat izinlerinin İskele Kaymakamlığı'na bağlı olması nedeniyle böyle bir izin vermediklerini ve vermeyeceklerini kaydetti.
Musaoğulları, bölgedeki bu tür yapıların kaldırılması gerektiğine değinerek, siyasi mercilerin geçmiş yıllarda yaptığı hatalar nedeniyle doğanın katledildiğini ve bunun önüne acilen geçilmesinin şart olduğunu vurguladı. Orman Dairesi yetkililerinin geçmişte bölgeyi icar etme yoluna gittiğini, ancak bölgede bunun yapılmasının doğru olmadığını ifade eden Musaoğulları, yetkililerin bir an önce üzerlerine düşeni yapması gerektiğini belirtti.
Başka bir Altın Sahil bulmanın mümkün olmadığını ifade eden Musaoğulları, bölgede 45 metrekarelik beton tuvalet, banyo, bar, ayrıca 30 metrekarelik çardak yapıldığını, bungalovların temeline beton dökülerek büyük bir yanlış yapıldığını sözlerine ekledi.
Tekel: "Gecekondulaşmanın
önüne geçilmesi şart"
Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Bölge Sorumlusu, Anıtlar Yüksek Kurulu üyesi Hasan Tekel, Dipkarpaz'da arkeolojik ve doğal sit alanı olan bölgede inceleme yapıldığını belirterek, Anıtlar Yüksek Kurulu'ndan izin alınmadan inşaata müdahale yapıldığını ve bunun uygunsuz olduğunu söyledi.
Tekel, bölgede izin alınmadan inşaat yapıldığının tespit edildiğini ifade ederek, adanın en güzel doğasına sahip olan bölgede olumsuz yapılaşmasının meydana gelmesinin yanlış olduğunu dile getirdi.
Tekel, konunun Anıtlar Yüksek Kurulu'nda görüşüleceğini ve ortaya çıkacak karar çerçevesinde hareket edileceğini belirterek, bölgede gecekondulaşma ve betonarmeye gidilmesinin önüne geçilmesinin şart olduğunu kaydetti.
İlkseven: "Sorun, devletin kesin
kararlar üretmesi ile önlenebilir"
Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Orman Dairesi Müdürü İlkay İlkseven, bölgede "büfe çalıştırma" için bazı kişilerle yıllar önce sözleşme yapıldığını, ancak bölgenin sit alanı ilan edilmesinden sonra hiç kimseye bölgede izin verilmediğini belirtti.
İlkseven, bölgedeki bazı inşaatların sit alanı ilan edilmeden önce yapıldığını, fakat, bu yerlerdeki yapılara ilavelerin yapılmaması konusunda kişilerin taahhütte bulunduklarını kaydederek, bölgedeki memurların dönem dönem bu gibi yapıları denetlediğini söyledi.
Geçmiş yıllarda çıkan kararlar doğrultusunda bazı sözleşmelerin uzatılmadığını, yeni izin verilmediğini de ifade eden İlkay İlkseven, bölgede istikrarlı bir uygulama için devlete büyük görev düştüğünü vurguladı.
İlkseven, devlet tarafından kesin bir karar alınması durumunda, bölgede izin verilmemesinin söz konusu olabileceğine değinerek, geçmiş hükümetlerin bölgede izin vermesiyle bölgede bazı yapılaşmaların olduğunu belirtti.
Kusetoğulları: "Uygunsuz yapılaşma
doğaya zarar veriyor"
Çevre Koruma Dairesi yetkilisi ve Deniz Kaplumbağalarını Koruma Proje Sorumlusu Hasibe Kusetoğulları, Altın Sahil bölgesi'ndeki yapılaşmanın, özellikle bölgede yumurtlama yapmak için çıkan kaplumbağalar için büyük tehlike oluşturduğuna işaret edere, inşa edilen yapıların doğaya uygun yapılması gerektiğini dile getirdi.
Kusetoğulları, burada restoran yapan ve çalıştıran kişiler için belli önlemler alınarak, standart getirtilmesinin şart olduğunu, yapılarda özellikle de tuvaletler için septik kuyu yerine, tank kullanılmasının doğanın korunması açısından önemli olduğunu söyledi.
Altın Sahil'in son yıllarda turistlerin çok kullandığı ve ziyaret ettiği bir sahil olduğuna dikkat çeken Kusetoğulları, buradaki yapılaşmanın betonlaşmaya gitmeden, belli kural, standartlar ve çevreye uygun çerçevede gelişmesinin mümkün olabileceğini ve ayrıca doğayı yok etmeden hareket edilmesinin şart olduğunu kaydetti.
Sahir: "Yıllar önce uyarılarımıza
kimse kulak asmadı"
Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, bölgede önce kamış, ardından teneke, ahşap ve beton eklenerek bugünlere gelindiğini ifade ederek, olayın bu konuma varacağını yıllar önce yaptıkları uyarılarla dile getirdiklerini, ancak kimsenin bir şey yapmadığını vurguladı.
Sahir, yapılaşmanın tavsiye edilen şekilde gerçekleşmediğini, yapıların; bungolov ve gecekondulaşma şeklinde yapılmasına izin verildiğinin altını çizerek, Altın Sahil'deki görüntünün ülke genelindeki tüm plajlarda söz konusu olduğuna dikkat çekti.
Onlarca devlet kararı, bakanlar kurulu kararına rağmen, bölgenin Milli Park olması yönünde hiçbir adım atılmamasına da işaret eden Sahir, dünyada ve Türkiye'de bu gibi alanlarda bir çivi bile çakılmasına izin verilmezken, ülkemizde çadırla başlayan gecelemelerin daha büyük boyuta ulaştığını ve doğayı tehdit eder hale geldiğini kaydetti.
Sahir, insanoğlunun gittiği her yere teknolojiyi de götürmesinin yanı sıra, deniz kıyısına taşınan teknolojinin olumsuz ve doğal hayatı altüst edecek düzeye getirildiğini dile getirdi.
Altın Kumsal'da denizin kıyısına kadar yapılaşmanın meydana gelmesine izin verilmemesinin yanı sıra buna gerek olmadığını da söyleyen Sahir, burada gaspçı bir zihniyet olduğunu ve bireylerin bu zihniyete ulaşmak için ellerinden geleni yaptığını ifade etti. Söz konusu yapılaşmaya devletin de izin verdiğini vurgulayan Yeşil Barış Hareketi başkanı, bu yapılaşmanın deniz kıyısında değil, daha uygun ortamlarda veya köy içerisinde mümkün olabileceğini söyledi. |