|
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, KTOEÖS'ün orta dereceli okullarda sürdürdüğü grevle ilgili eleştirilere meclisten yanıt verdi ve her zemini bozacağı için grevdeki sendikacılara mesaj gönderdi:
Başbakan Ferdi Sabit Soyer:Barem 13 talebi kabul edilemez
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün mecliste UBP'li milletvekillerinin hükümete getirdiği KTOEÖS greviyle ilgili eleştirileri yanıtlarken, sendika çevrelerine de mesaj gönderdi. Soyer, "Her zemini bozacağı için barem 13 talebi kabul edilemez" dedi.
Meclis, Meclis Başkan Vekili Mehmet Bayram başkanlığında saat 11.00'de toplandı. Saat 10.00'da başlaması gereken ancak nisap sorunu nedeniyle ikinci yoklamanın ardından başlayan Genel Kurul toplantısında, gündem dışı konuşmalar yapıldı.
Gündem dışı konuşmalarla ülke sorunları gündeme getirildi, turizmden narenciyeye, sağlıktan eğitime çeşitli konular üzerinde duruldu.
Toplantı, öğle arası verilmeden aralıksız yaklaşık 4 saat sürdü.
Ünverdi
İlk konuşmayı Meclis Çevre Komitesi'nin Karpaz bölgesine yaptığı çevre gezisi ve bölgenin çevre sorunlarıyla ilgili olarak Şerife Ünverdi (UBP) yaptı.
Şerife Ünverdi, Karpaz'a yapılan çevre gezisinde kendisinin de yer aldığını belirterek, çevreye önem veren birisi olarak bölgedeki çevre sorunlarını incelemeye çalıştığını söyledi.
Başta Boğaz'da olmak üzere bölgedeki çevre sorunlarından örnekler veren Ünverdi, sorunların üzerine gidilmesini istedi.
Ünverdi, inşaatlarda çevrenin tahrip edilmemesi gerektiği üzerinde durdu.
Lefke'deki CMC atıklarına değinen Şerife Ünverdi, verilen temizleme sözünün yerine getirilmediğini söyledi ve hükümeti göreve davet etti.
Deniz
Ünverdi'ye yanıt veren Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz, meclis heyetiyle gündeme gelen Bafra'daki yatırımlarla ilgili konuştu ve bakanlık olarak bölgede öngörülen 10 tesisin birden tamamlanmasından yana olduklarını, çünkü biri biter diğerleri devam ederse turizm açısından sorun yaşanacağını söyledi. İki tesisin inşaatı bitirmekte olduğunu, ancak diğerlerinin devam etmediğini anlatan Deniz, konuyla ilgili ne yapılıp yapılmayacağı konusunda çalışma yaptıklarını belirtti.
Deniz, diğer bir sorunun çarpık yapılaşma olduğuna değindi ve çarpık yapılaşmayı incelemeye yönelik yasal düzenlemeye gideceklerini kaydetti.
Doğal ve kültürel mirasın korunmasının şart olduğunu vurgulayan Bakan Deniz, ancak bazı alçak orman arazilerinin turizme açılmasının çok olumlu olacağını söyledi.
Deniz, CMC'nin temizlenmesi konusunda işi alan şirketin üzerine düşenleri yapmadığını, bu nedenle şirketle yapılan anlaşmanın iptaline gitmeyi düşündüklerini, bunun da önümüzdeki günlerde netleşeceğini belirtti.
Tokel
Türkay Tokel (UBP) de narenciye ve Cypfruvex konusunda yaptığı konuşmada, hükümete Cypfruvex'le ilgili sorular sorduklarını, fakat aylardır yanıt alamadıklarını söyledi. Tokel, yine aynı konuda konuştuğunu, fakat salonda ne Maliye Bakanı'nın ne de Tarım Bakanı'nın bulunduğunu kaydetti ve Cypfruvex'in zararlarından dolayı hükümeti eleştirdi.
Tokel, hükümetin Cypfruvex'i yeniden yapılandırma için iki paketleme tesisinin üreticilere devredilmesini kararlaştırdığını, fakat hasat zamanı gelmesine rağmen hâlâ daha bunu gerçekleştirmediğini söyledi. Tokel, üreticilerin tesisleri devralmaya, kendilerinin de bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti.
Narenciye fiyatı konusunda üreticiye işaret verilmesi gerektiğini de dile getiren Tokel, kendilerinin bunu yaptığını, şimdiki hükümetin hiçbir işaret vermediğini ifade etti.
Soyer
Tokel'e yanıt veren Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Cypfruvex'in 31 milyon dolar borcu bulunduğunu, bir bu kadar borcun da 98 yılında silindiğini anlattı ve bunun suç olarak sorgulanmasını yapmadığını, fakat sürdürülemez olduğunu belirtmek istediğini dile getirdi. Hiç kimse memnun değilken mevcut yapının sürdürülmemesi gerektiğini söyleyen Soyer, konuyla ilgili konuşulurken, ortaya plan ve program konulması gerektiğini ifade etti.
"Ne üretirsen devlet alacak" kültürünün yanlış olduğunu, bunun; üretimi, kaliteyi düşürdüğünü söyleyen Başbakan Soyer, ülke kaynaklarının akıl yoluyla kullanılmasının şart olduğunu vurguladı. Soyer, Doğrudan Gelir Desteği Programı'na eleştiri olmadığını, kendilerine düşenin de açıkladıkları programı harfiyen uygulamak olduğunu kaydetti.
Cypfruvex'in iki tesisinin üreticilere devri konusunda kararın verildiğini, çalışmaların yapıldığını, üreticilerin de olayı değerlendirdiğini anlatan Soyer, hedefin tesislerin üreticilerin içinde olacağı kurumsallaşma olduğunu, valensiyadan önce de devir çalışmalarının tamamlanmasını planladıklarını söyledi.
Soyer, partilerin, örgütlerin ortaya bir şey koyarken kaynağın ne olacağını söylemesinin de gerektiğini dile getirdi.
Hüseyin Öztoprak
Tarım ve Orman Bakanı Hüseyin Öztoprak da Tokel'i yanıtlarken, Tokel'in olayları ve gerçekleri öğrenip konuşma yapması gerektiğini kaydetti.
Narenciyenin en büyük üreticilerden ve UBP'nin MYK üyelerinden iki kişinin yıllar önce hazırladıkları raporu gelen hafta milletvekillerine vereceğini belirten Öztoprak, geçmişteki hükümetlerin yaklaşımlarından dolayı narenciyenin gerilediğinin bu raporda da yer aldığını söyledi ve narenciyenin düştüğü durumdan UBP'nin sorumlu olduğunu ifade etti.
Bakan Öztoprak, kamu kuruluşlarının zarar etmesinin devletin de bunu ödemesinin sürdürülemez bir yapı olduğunu vurgulayarak, kendilerinin üreticilerin sorunlarını aşmasında yardımcı olmak, yükünü azaltmak için uğraştıklarını da ifade etti.
Serdaroğlu
Halkın sağlığının her geçen gün artan bir tehdit altında olduğunu ileri süren UBP Milletvekili Ergün Serdaroğlu, sağlık denetimlerinin yeterince yapılmadığını, restoranların, sebze ve meyvelerin denetlenmediğini savundu.
Serdaroğlu, hastanelerde hemşire açığı bulunduğunu kaydederek, kuyrukların, döner sermaye sistemi ve genel sağlık sigortası yasasıyla önlenebileceğini söyledi.
Sağlıkta hiçbir ilerleme görememekten yakınan Ergün Serdaroğlu, Sağlık Bakanı'nın "Avrupa görmüş arkadaşlarından görüş almasını" önerdi. Her Perşembe kürsüye çıkıp Sağlık Bakanı'na soru soracağını belirten Serdaroğlu, sağlık hizmetlerinde tam güne geçerken Türkiye'nin örnek alınmasını istedi.
Vaiz
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz, AİDS'le ve diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadelede KKTC'nin çok iyi durumda olduğunu belirtti.
Ülkeye her girenin HIV ve Hepatit B testlerinden geçmesinin iyi bir koruyucu hekimlik göstergesi olduğunu kaydeden Bakan Vaiz, bazı önlemler fuzuli harcama görülse de halkın hassasiyeti dikkate alınarak tedbirli olunduğunu anlattı.
Gazimağusa'da görülen AİDS vakalarıyla ilgili bilgi veren Vaiz, krupiyer olarak çalışacağı için başvuran söz konusu bayanların 25 günden beri ülkede bulunduğunu, bu olayın ardından sadece konsomatrislerin değil, krupiyerlerin de HIV testine tabi tutulması kararı aldıklarını açıkladı.
Eşref Vaiz, halkın bilinçlenmesinin önemini vurguladı.
Gıda denetimlerinin sürdüğünü, radikal tedbirlerin alındığını kaydeden Bakan Vaiz, Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın yaşama geçmesiyle döner sermayenin gündeme geleceğini, önümüzdeki 2 ay içinde bu yasanın meclise geleceğini açıkladı.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz, özel hastanelerin de denetlendiğini, insan sağlığına uygun kuralları hayata geçirmek için çalıştıklarını anlattı.
Geçtiğimiz günlerde kapatılan kliniğin birkaç yıl önce meydana gelen ölüm vakası nedeniyle mahkemede olduğunu; çok radikal davranmayacaklarını, çünkü öyle davranırlarsa yeniler hariç tüm klinikleri kapatmak zorunda kalacaklarını, ama doktorlara gerekli düzenleme için fırsat tanıyacaklarını anlattı.
Albayrak
Karpaz'daki Afrodit Tapınağı ve bölgedeki kültürel değerler konusunda söz alarak gündem dışı 4. konuşmayı yapan Arif Albayrak(CTP) , Afrodit Tapınağı'yla ilgili tarihi bilgiler verdi.
Albayrak, tarihçilerin bundan sonra temelleri bile kalmayan bir Afrodit Tapınağı'ndan söz edileceğini, İngiliz dönemindeki hasarlardan sonra bu yıl da tapınakta bayraklar için yer açıldığını anlattı.
Albayrak, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nca yayımlanan "Kuzey Kıbrıs Turist Rehberi 2005" kitabında söz edilen Neolitik döneme ait Kastros yerleşim yerinin birçok kararla SİT alanı kapsamına alındığını, Emirnameye girdiğini ama bu bölgenin yeterince korunmadığını anlattı. Kastros yerleşim yerinin 7 bin yıllık tarihine bu yıl teknolojik araçlarla zarar verildiğini kaydeden Arif Albayrak, dünya tarihi adına üzülenlerin üzüntüsünün ortadan kaldırılmasını istedi.
Albayrak konuşmasını şiirlerle bitirdi.
Dürüst
Kemal Dürüst(UBP) , "Güzelyurt ilçesindeki sağlık sorunları" konusunda konuştu.
Dürüst, 30 bin nüfuslu Güzelyurt ve Bostancı'ya sağlık merkeziyle hizmet verilmesini eleştirerek, bunda UBP'nin de payı bulunduğunu söyledi.
Sağlığa önem verdiğini söyleyen hükümetin Güzelyurt'a daha iyi sağlık hizmeti götürmesini isteyen Dürüst, merkezi hastanenin güçlendirilmesinin yerel sağlık hizmetlerinin göz ardı edilmesini gerektirmediğini kaydetti.
Dürüst'ü yanıtlayan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Eşref Vaiz, yeni bir bakan göreve başlarken geçmişte yapılanları inceleyip, yapılamayanları tamamlama hedefiyle çalıştığını belirtti.
Vaiz, Güzelyurt'un sağlık hizmetlerindeki eksiklikleri bildiklerini, en azından tam donanımlı bir ambulans, on-call bir doktor ve bir hemşireyle buradaki merkezin 24 saat açık tutulması gerektiğini söyledi.
Güzelyurt ve İskele sağlık merkezlerinin, hastalara ilk müdahaleyi yapabilecek bir ekibe kavuşturulup en yakın tam donanımlı hastaneye ulaştırılması için organizasyon yaptıklarını anlatan
Bakan Vaiz, Güzelyurt ve İskele'nin şimdilik on-call sistemle çalışacak birer merkez yapılacağını bildirdi.
Vaiz, ambulansların alındığını, halkın hizmetine verileceklerini belirtti.
Fellahoğlu
Kadri Fellahoğlu(CTP) , "orman arazilerine yapılan turizm yatırımları" konusunu Meclis kürsüsüne taşıdı.
Fellahoğlu, Meclis heyetiyle Karpaz bölgesine yaptıkları gezi sonrası bu konuşmayı yapma ihtiyacı duyduğunu kaydetti.
2003 yılında geçen Alçak Orman Arazileri Yasası'yla tüm ormanlık arazilerin yatırımlara açık hale geldiğini, o nedenle CTP'nin bu yasaya ret oyu verdiğini söyleyen Fellahoğlu, bu yasayla devletin orman arazilerini yatırım amacıyla 49 yıllığına kiralayabildiğini ifade etti.
Kadri Fellahoğlu, KKTC'nin verimli orman arazisinin sadece yüzde 6 olduğunu kaydederek, Bafra'da 14 parselin bu yasa kapsamında açıldığını anlattı.
Anlaşma yapılan 10 yatırımcıdan 2'sinin yatırıma başladığını, geri kalan 8'inin henüz başlamadığını; sözleşmeye göre 6 ay içinde yatırım başlaması gerektiğini söyleyen Fellahoğlu, Meclis heyetinin Bafra ziyaretinden rahatsızlık duyulmaması gerektiğini ifade ederek, teşvik kredisi alanların bazılarının gereğini yapmadığını söyledi.
Orman arazilerinin dağıtılmasından bir an önce vazgeçilmesini; Tarım ve Orman Bakanlığı'nın arazilerine sahip çıkmasını isteyen Fellahoğlu, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın da sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini; bu konularda ciddi kaygılar duyduğunu anlattı.
Sözleşmeye uymayanların sözleşmelerinin iptal edilmesi gerektiğini kaydeden Kadri Fellahoğlu, bu yatırımların Karpaz halkına istihdam imkânı sağlayacağına da inanmadığını söyledi.
Fellahoğlu, Bafra'da kumullara yönelik ciddi bir tahribat bulunduğunu ifade ederek, 7 kat izninin nasıl verildiğini sordu. Yatırımcıların yasal sınırların dışına çıkmaması gerektiğini vurgulayan Fellahoğlu, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın aksi davrananları denetleyip önlem almasını istedi.
CTP Milletvekili Kadri Fellahoğlu, orman arazilerinin korunması gerektiğini vurguladı.
Çavuşoğlu
Nazım Çavuşoğlu (UBP), "okullarda son günlerde yaşanan sıkıntılar" konusunda yaptı.
Sorduğu bir soruya aldığı yanıta göre Güney'de öğrenim gören zorunlu eğitim yaşı içinde 71 öğrenci bulunduğunu kaydeden Çavuşoğlu, bu durumun Anayasaya aykırı olduğunu söyledi.
Çavuşoğlu, tanınmayan bir devletin belgelerine nasıl denklik verileceğini sordu ve Başsavcılığa suç duyurusunda bulundu.
Nazım Çavuşoğlu, "herkese burs" sözü veren hükümetin daha sonra bundan vazgeçtiğini, hükümetin plansız programsız hareket ettiğini belirtti.
Çavuşoğlu, grevde olan KTOEÖS'ün taleplerinin hükümet tarafından bütçeye "11 trilyon yük getirecek" diye kabul edilmediğini, fakat sendikacıların yükün 5 trilyon alacağını söylediklerini kaydetti ve hükümete inanmadığını söyledi. Çavuşoğlu, "O zaman hükümet niye hesap yapmadan söz verdi?" diye sordu.
Çavuşoğlu, atılan imzalara uyulmamasının alışkanlık halini aldığını ifade etti ve bundan dolayı hükümeti eleştirdi.
Çavuşoğlu, öğretmeni barem peşinde koşmakla suçlayan hükümetin, 2004 yılı protokolüne attığı imzayı reddettiğini ve uygulamadan vazgeçtiğini ileri sürdü.
Barçın
Eğitim ve grevle ilgili konuşan bir diğer isim Ahmet Barçın(CTP) oldu.
Barçın konuşmasında, öğretmenin yanında olduğunu söyleyenlerin, geçmişte anti-demokratik yaklaşmalar sergilediklerini, sendikaları kapatma, grevleri yasaklama peşinde olduklarını söyledi ve özellikle UBP'yi eleştirdi.
Öğretmenlerin ve sendikaların verdiği mücadeleleri anımsatan Ahmet Barçın, kendilerinin öğretmenlerin şimdiki grevine de saygılı olduklarını, fakat üsluba dikkat etmek gerektiğini söyledi.
Barçın, bakanlığın çözüm için uğraştığını, diyalog çağrısı yaptığını belirtti ve olayların ne getirip götüreceğinin iyi hesaplanması gerektiğini ifade etti.
UBP'ye sert eleştiriler yönelten Barçın, UBP'nin şimdi öğretmene "şirin görünmeye çalıştığını", ama öğretmenin bilinçli olduğunu kaydetti.
Eğitimdeki sorunun çözülmesi için çabaların devam ettiğini dile getiren Barçın, kimsenin grevlerden yararlanma çabasına girmemesi gerektiğini söyledi ve "UBP'nin artık defterinin dürüldüğünü ve üzerine 'kullanılmaz' yazıldığını" iddia etti.
Soyer
Her iki gündem dışı konuşmaya yanıt veren Başbakan Ferdi Sabit Soyer, terazinin halk olduğunu, olayların halk tarafından tartılacağını ve kararın öyle verileceğini belirtti.
Geçen hafta düzenlediği basın toplantısında ortaya koyduğu rakamları yineleyen Soyer, maaşlarda yaşanan artışları ortaya koydu ve maaşlara gelen artışları sağlayan hükümetin başbakanı olarak gurur duyduğunu ifade etti.
Çavuşoğlu'nun söylemlerinin, "katılımcılıktan uzak despotik bir anlayışa sahip olduğunu gösterdiğini" savunan Soyer, şeflikler konusundaki taleplerin sendikaya düşmediğini söyleyen Çavuşoğlu'nu yadırgadığını belirtti. Şeflikler konusunda görüşmeye hazır olduklarını, bu konuda arada çok fark olmadığını dile getiren Soyer, kıdem ilerlemesinde de memura 1, öğretmene 1.20 ilerleme verilmesinin de kabul edildiğini kaydetti.
Soyer, burada Başsavcı'nın "Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır" görüşü verdiğini, bunun da yeni bir sorun olduğunu ifade etti.
Kendisinin sendikacılarla yaptığı görüşmede verdiği sözlerin arkasında olduğunu söyleyen Başbakan Soyer, KTOEÖS yetkililerinin, son Yüksek Danışma Kurulu toplantısına kadar barem 13'ten başlama talebinde bulunmadığını, dolayısıyla bu konuda hiçbir zaman söz verilmediğini vurguladı.
Soyer, "ortalama karar, yaratılan statükonun unsurlarının devamı yönündeyse, ortalama karara karşı olduklarını" dile getirdi.
Eğitimdeki saatlerin sorun olduğunu, bunların da tartışılması gerektiğini kaydeden Soyer, örneğin sendikaya destek veren UBP milletvekillerinin, sendikanın barem 13 talebine ne dediğini açıklaması gerektiğini kaydetti. Soyer, her zemini bozacağı için barem 13 talebinin kabul edilemeyeceğini dile getirdi.
Bayram
Meclis Başkan Vekili UBP Milletvekili Mehmet Bayram, UBP'yle ilgili söylemlerinden dolayı Barçın'ı eleştirdi.
Bayram, Soyer'in kendi dönemlerinde maaşlarda yaşanan artıştan bahsettiğini, fakat artış olmadığını, çünkü doların kendi dönemlerinde 1 milyon 600 binler civarında bugün ise 1 milyon 300 binler civarında olduğunu söyledi. Bayram, rakamları çarpıtmamak gerektiğini kaydetti.
Tekrar konuşan Çavuşoğlu, hükümetin verdiği mesajlarla, öğretmen ile memurun çatıştırılmaya çalışıldığını iddia etti.
Çavuşoğlu, söylemlerinden dolayı Barçın'a eleştiriler de yöneltti ve UBP'ye yönelik iddiaları reddetti.
Canan Öztoprak
Eğitimle ilgili konuşmaları yanıtlayan Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Canan Öztoprak, şeflik konusunun küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
KTOEÖS'le dün bir görüşme yaptıklarını, zaten hiçbir zaman diyalogu kopartmadıklarını belirten Öztoprak, şeflik sayısını, sendikayla birlikte netleştirdiklerini, çalışma saatlerini görüşmeye devam edeceklerini açıkladı. Bakan Öztoprak, kıdem konusunda da tartışmaların sürdüğünü belirterek, KTOEÖS'ün grevi erteleme veya kaldırma yönünde karar almasını diledi. Öztoprak, çünkü eğitimdeki kayıpların toplumun kaybı olduğunu söyledi. |