|
HÜKÜMET SUÇ İŞLİYOR... Dipkarpaz köyünden Zafer Burnu'na direkler üzerinde 11 bin volt elektrik götürülmesine karşı çıkan Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu yetkilileri dün düzenledikleri basın toplantısında, hükümete "yaptığı yanlıştan dönme" çağrısı yaptı. Bölgenin "Milli Park; Doğal Arkeolojik Sit Alanı ve Özel Koruma Bölgesi" ilan edildiğini hatırlatan çevreciler, hükümetin tüm bu yasal mevzuatı hiçe sayarak bölgede suç işlediğini öne sürdü
AİHM'E GİDERİZ... Ortak açıklamada, hükümetin tutumu karşısında iç hukukta girişimlerine sonuç alınamaması halinde, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını elden alanlara karşı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidileceği, konunun buraya götürüleceği bildirildi. Açıklamada, "Ben yaptım oldu mantığına sahip sorumlular, bu alelacele ve oldu bitti tavırlarının gereğini açıklamak zorundadır. Yoksa bir yerlerden direktif mi alındı? Çünkü yasalara ve adalete sahip çıkması gereken esas kurum hükümettir. Unutulmamalıdır ki, geç kalmış adalet, adalet değildir" ifadelerine de yer verildi
Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu, Karpaz'a elektrik götürülmesinin engellenmesi için iç hukukta bir sonuç alınmazsa konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürüleceğini, Karpaz bölgesinde ve Lefkoşa'da şok eylemler yapılmasının planlandığını belirtti.
Çevre Platformu adına yapılan açıklamada, hükümete "yaptığı yanlıştan dönme" çağrısı yapıldı.
Dipkarpaz köyünden Zafer Burnu'na kadar direkler üzerinde 11 bin volt elektrik götürülmesine karşı çıkan Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu yetkilileri düzenledikleri basın toplantısında başlatılan uygulamayı eleştirdiler.
Biyologlar Derneği Başkanı Niyazi Türksever, Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Avcılık Federasyonu Başkanı Harper Orhun, KTOEÖS temsilcisi Sedat Kılıç, KEMA temsilcisi Osman Tuğsal, Anıtlar Yüksek Kurulu üyesi Arkeolog Tuncer Bağışkan konuyla ilgili değerlendirme yaptı.
Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu imzalı ortak basın açıklaması, değerlendirmelerden sonra, Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten tarafından okundu. Basın toplantısı soruların yanıtlanmasıyla tamamlandı.
Hükümet, yasal mevzuatı hiçe sayıyor
Genişletilmiş Çevre Platforumu'nun ortak açıklamasında, elektrik götürülecek alanın (Dipkarpaz'dan Zafer Burnu'na kadar olan bölge) 1978'den beri Milli Park; 6 Kasım 1995 yılından beri Doğal Arkeolojik Sit Alanı olduğu; 2004'te yayımlanan Emirnameyle bölgenin bu niteliğinin korunmasının bir kez daha vurgulandığı ve son
olarak 2007 Bakanlar Kurulu kararıyla Özel Koruma Bölgesi ilan edildiği hatırlatılarak, hükümetin tüm bu yasal mevzuatı hiçe sayarak bölgede suç işlediği ileri sürüldü.
AİHM'e gidilecek
Ortak açıklamada, hükümetin tutumu karşısında iç hukukta girişimlerine sonuç alınamaması halinde, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını elden alanlara karşı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidileceği, konunun buraya götürüleceği bildirildi.
"Yasadışı bir şekilde bölgeye direkler üzerinde elektrik götürülmesi projesinin" durdurulması yönünde yasal girişimlerinin bir parçası olarak mahkemeye başvurarak ara emri talep edildiği ancak ara emri görüşmesinin 22 Ağustos'a ertelenmesini fırsat bilen hükümetin direkleri dikmek konusunda seferberlik başlattığı kaydedilen açıklamada şöyle denildi:
"Ben yaptım oldu mantığına sahip sorumlular, bu alelacele ve oldu bitti tavırlarının gereğini açıklamak zorundadır. Yoksa bir yerlerden direktif mi alındı? Çünkü yasalara ve adalete sahip çıkması gereken esas kurum hükümettir. Unutulmamalıdır ki, geç kalmış adalet, adalet değildir."
Çivi dahi çakılamaz
Çevre Yasası'na göre "özel çevre koruma bölgesinin ilan tarihinden başlayarak bir yıl içinde çevre planının hazırlanması, bu süre içinde tüm imar işleri (elektrik, su, telefon vs) durdurulması gerektiği belirtilen ortak açıklamada, bu yasaya göre Karpaz'a çivi dahi çakılamayacağı vurgulandı.
Açıklamada, hükümet edenlerin, benzer şekilde Anıtlar Yüksek Kurulu'nun "böyle bir elektrik altyapısının götürülmesinin ciddi zararlar vereceği" yönündeki olumsuz raporunun da hiçe sayıldığı belirtilerek, konunun bölgeye (Milli Park alanına) elektrik götürülmesinden öte "Kapraz'ın yağmalanması" olduğu ileri sürüldü.
Kalkınma nasıl sağlanacak
Bir iktidar milletvekilinin, "Bakir olmak, fakir olmak demek değildir" şeklindeki ifadesinin Karpaz üzerindeki niyeti gösterdiği görüşüne yer verilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
"Hükümet, bölgenin bakirliğini koruyarak kalkınmasını sağlayacaksa, bunu nasıl yapacağını da söylemesi gerekiyor. Yani söz konusu enerji eğer kullanılmayacaksa, bölgeye gelecek elektrik burayı nasıl kalkındıracaktır. Dipkarpaz'dan Zafer Burnu'na kadar olan Milli Park alanına elektrik götürdüğünüz zaman madem ki yapılaşma olmayacak ve bölgenin bakirliği korunacak, o zaman elektrik gidince halk nasıl zenginleşecek lütfen açıklayın."
Hükümete "yanlıştan dön" çağrısı
Ortak açıklamada, her şeye rağmen hükümete yaptığı yanlıştan dönmesi için son bir çağrı yapıldığı vurgulanarak, amacın bölgenin peşkeş çekilmesi değilse vakıflar ve orman yasalarında hemen değişiklik yapılarak Milli Park alanında bu kurumlara ait arazilerin kiralama, uzun vadeli icar, satış ve devretme işlemlerini kontrol altına alınması istendi.
Açıklamada, aynı çerçevede özel mülkiyete ait arazilerde ise sadece tarımsal faaliyet yapılabileceği yönünde düzenleme yapılması talep edildi.
Tüm yapıcı diyalog ve uzlaşma çağrısıyla demokratik eylemlere karşı "ne isterse olsun elektrik gidecek" yanıtı aldıklarına işaret edilen açıklamada, hükümetin "yasa ve hukuk tanımadığı" iddia edilerek bu tavır eleştirildi.
Türksever
Biyologlar Derneği Başkanı Niyazi Türksever de basın toplantısı başında yaptığı değerlendirmede, dünyanın hiçbir yerinde SİT alanlarında bilimsel çalışma yapmadan müdahale edilmediğini bildirdi.
Türksever, Karpaz'taki Milli Park'ta ise bunun tam tersinin gündemde olduğunu belirterek dozerlerin açtığı deliklerin altında neler olduğunun bilinmediğini, oralarda tarihi eserlerin bulunma olasılığının yüksek olduğunu söyledi.
Türksever, şu an Milli Park alanında suç işlendiğini, suç işleyenlerin "cehennemin dibine de gitseler mutlaka cezasını çekeceğini" belirtti.
Sahir
Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir ise 27 Haziran 2007 tarihinde Başbakanlığa "gizli olarak sunulan ve Milli Park içine 10 bin kişilik yeni yerleşim yeri açılmasını öngören" bir teklifin fotokopisini dağıttı.
Sahir, teklifin sadece 10 bin kişilik yeni yerleşim yeri açılmasıyla sınırlı olmadığını, buna bin yatlık büyük marina inşaatının da eklenmesi gerektiğini söyleyerek, bunun, bölgenin talan edilmesi, betonlaşması demek olduğunu söyledi.
Doğan Sahir, Genişletilmiş Sürdürülebilir Çevre Platformu olarak bir hafta içinde bölgede ve Lefkoşa'da şok eylemler hedeflediklerini de sözlerine ekledi.
Orhun
Avcılık Federasyonu Başkanı Harper Orhun ise konuşmasında, Kıbrıs'ta, Kıbrıs kültürünün yok edildiğini, bunun hükümet tarafından bilinçli uygulanan bir politika olduğunu; Milli Park alanına elektrik götürülmesinin de bunun bir parçası olduğunu bildirdi.
Orhun, elektriğin gitmesini yolların açılması, yolların açılmasını yapılaşmanın başlaması, yapılaşmanın başlamasının ise Kıbrıs kültürünün yok edilerek yerine başka bir kültürün konması sonucunu yaratacağını söyledi.
Orhun, hükümetin duyarlı sivil toplum örgütlerinin söylediklerini tıpkı "hurmaları getirmeyin" dedikleri gibi dinlemediğini şimdi de hurmalarla gelen böceklerle uğraşmalarını buna örnek verdi.
Harper Orhun, iş olanağı sağlayacağı beklentisiyle turistik tesis yapılmasını onaylayan bölge halkına da seslenerek, Bafra'da olduğu gibi bunun tam bir hayal olacağını, beş on kişiye sembolik olarak iş sağlamak dışında yaygın bir iş ortamının yaratılmayacağını savundu.
Ortada, "Kıbrıs Türk halkının kültürüne ihanet eden bir iktidar olduğunu" ileri süren Orhun, yeşilin korunması amacıyla Avcılık Federasyonu'nun açıklanacak tüm eylemlere destek vereceğini belirtti.
Orhun bir soruya karşılık, bölgeye elektrik götürülmesi emrinin Türkiye'den geldiğini belirterek, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dipkarpaz'da okul açılışı sırasında yaptığı konuşmada "Bölgeye elektriği biz getireceğiz" şeklindeki sözünü anımsattı.
Kılıç
KTOEÖS temsilcisi Sedat Kılıç ise eğitim ve çevre kültürünün birbirinden ayrılmaz olduğuna işaret ederek, hükümet edenlerin her iki konuda da sınıfta kaldığını ifade etti.
Kılıç, Yüksek İdare Mahkemesi (YİM)'in bu konudaki ara emri talebini iki kez ertelemesini eleştirerek, yürütmeye zaman kazandıran bu uygulama nedeniyle ciddi bir güven bunalımının yaşanmasına neden olunduğunu söyledi.
Kılıç, bir soruya karşılık, Bu Memleket Bizim Platformu'nun (BMBP) da böyle az kişi ve örgütle kurulduğunu, sonra değişime damga vurduğunu; BMBP içinde bazılarının bunun köpüğünü alarak denetlemeye kalktığını anlatarak, mücadelenin bitmediğini ve bitmeyeceğini söyledi. Kılıç, "Kimse bizim pes ettiğimiz zannetmesin yasal ortamda her tür mücadelemiz kararlılıkla sürecek" dedi
Tugsal
KEMA temsilcisi Osman Tugsal ise değerlendirmesinde, elektrik tellerinin yangınlara neden olacağı uyarısında bulunarak, yangınlardan sonra alanın ne hale geleceğinin herkes tarafından çok iyi irdelenmesi gerektiğini söyledi.
Bağışkan
Arkeolog ve Anıtlar Yüksek Kurulu Üyesi Tuncer Bağışkan ise konuşmasında yıllar önce Milli Park'ta yapılan 9 kaçak yapıyı yıkamayan/yıkmayan hükümetlerin, aslında, bugünkü durumun yaratıcısı olduğunu söyledi.
Bağışkan, Milli Parka elektrik götürenlerin Dipkarpaz halkına elektrik götürdüğü yanılgısı yarattığına işaret ederek, "Dipkarpaz'a değil, kaçak yapılara elektrik verilecektir" dedi.
Anıtlar Yüksek Kurulu'nun kararının devlet tarafından tanınmadığını vurgulayan Bağışkan, yasaları uygulaması ve uyması gereken hükümetin ihlal ettiğini öne sürdüğü yasaların bazı maddelerini okudu. |