Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu
Gelişmiş ülkelerde noro suyu toz haline getiriliyor ve çevreye tek bir damlası bile dökülmüyor. Biyolojik olarak en değerli protein noro suyu tozunda bulunuyor. Ülkemizde hiç kimsenin istemediği noro suyunda, süte yakın kalsiyum var. Çocuk mamalarında, dünyaca ünlü çikolatalarda noro suyu tozu kullanılıyor. Noro suyu bilenler için çok değerli bir hammadde; bizde ise istenmeyen madde, başa dert, çevre sorunu...
Gönendere köyündeki süt fabrikasının atık sularının döküldüğü yerde, birkaç yıl önce Orman Dairesi tarafından dikilen çam fidanları ve bazı ağaçlar kurudu.
Sözkonusu süt fabrikasının peynir altı suyu (noro suyu) Geçitkale Belediyesi'ne ait vidanjör tarafından, köye yakın tenha yerlere boşaltılıyor. Son derece asitli olan noro suyu, döküldüğü yerdeki ağaç ve diğer bitkileri kurutuyor, toprağın yapısını bozuyor ve etrafa çok kötü koku yayıyor.
Gönendere köyündeki bu çevre sorunu, uzun yıllardır devam ediyor. Köylüler bu durumdan oldukça şikayetçi. Ancak bir çözüm umudu henüz ortada yok...
Lefkoşa Belediyesi sınırları dışındaki tüm süt fabrikaları atıklarını bölgelerindeki en yakın tenha alana boşaltıyor. Bu durum, süt fabrikası olan her yerde, önemli çevre sorunlarına neden oluyor. Lefkoşa'daki süt fabrikaları atıklarını, mahkeme kararı çerçevesinde, Haspolat'taki arıtma tesisine boşaltıyor. Belediye, yıpratıcı etkisi nedeniyle kanalizasyon sistemine akıtılmasına izin vermiyor.
Aslında çok değerli
Noro suyu gelişmiş ülkelerde toz olarak değerlendiriliyor. Bu şekilde, çevreye bir damla dahi atık su dökülmüyor. Biyolojik olarak en değerli protein noro suyunda bulunuyor. "Whey Proteini" olarak isimlendirilen bu protein, vücut geliştirme ve kas gücü isteyen dallarda yarışan sporcular tarafından kullanılıyor. Noro suyu tozu, içerdiği protein, vitamin ve mineraller nedeniyle çocuk maması, protein ürünü, çokolata, dondurma gibi gıda maddelerinde kullanılıyor. Bu değerli tozda, süt değerlerine yakın kalsiyum var. Süt kuru maddesinin büyük bölümü de peynir altı suyuna geçiyor.
Yüksek oranda aminoasit ve düşük oranda laktoz (süt şekeri) içeren noro suyu tozu proteini, kas geliştirmenin yanında genel insan sağlığı açısından da son derece yararlı.
Bazı hayvan üreticileri noro sularını hayvanlarına içiriyor. Güney Kıbrıs'taki büyük domuz çiftliklerinde bu yaygın şekilde uygulanıyor. Yakın geçmişte noro suyu köylerde ekmek yapımında kullanılıyor ve şeker katılarak içiliyordu. Beslenmeleri oldukça zor olan hindi civcivlerine de noro suyuyla hazırlanmış kepek yediriliyordu...
UNDP'nin çalışması var
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) noro suyunun toz haline getirilip değerlendirilmesi ve çevre sorunu olmaktan çıkarılması amacıyla iki toplumlu bir proje üzerinde çalışması var. Ancak bu konuda henüz bir gelişme sağlanamadı.
Tahsin merhaba.
25 Yıllık mektepli gazeteci olduğumu bildiğine göre, askerlik arkadaşın Mustafa Gürsel olduğumu biliyorsun.
İnternet ortamındaki yorumun ve Başaran Düzgün'e şikayet yazın, kırıcı ve saldırgan.
Seninle askerden sonra birkaç kez görüşüp konuşmuştuk. Bundan memnun olmuştum. Ama yazılarından anladığım kadarıyla, askerde iyi gitmediğimiz günlerin etkisinden kurtulamamışsın.
Benim bilgim, Lefkoşa Belediyesi sınırları dışındaki tüm tesislerin noro sularını tenha yerlere döktükleri şeklindedir. Eğer Reha Süt, noro sularını dökmeyip arıtıyorsa ve doğaya bir zarar vermeden kullanıyorsa, ben bundan sadece memnuniyet duyarım. Noro sularını ne yaptığını öğrenirsem, bundan sonra sadece onun ürünlerini alırım ve çevreme de öneririm.
"Yoksa onu gazetem KIBRIS'ta teşhir ederim" diye tehdit etmene gerek yok. Bu hiç de medeni bir tavır değil.
Eğer Reha Süt noro sularını değerlendiriyorsa, arıtıyorsa, atık sularıyla doğaya bir zarar vermiyorsa, bunun haberini memnuniyetle yaparım.
Sorunları yazmaktan çok, olumlu ve ilginç olayları haber yapmayı tercih ederim. Reha Süt'ün veya bildiğin başka bir süt fabrikasının böyle bir başarısı varsa, bu haberdir ve memnuniyetle yazarım.
Şikayet yazında, "Mustafa Bey'e Türkçe'nin kullanılmasını ben öğretecek değilim" dedin. Doğru yazdın ama, söylemek istediğin bunun tam tersidir.
Cevabını bekliyorum. Tüm bildiklerini yaz, ben de gereğini yapayım. Reha Süt'te çalışıyorsan, gelirim, görüşürüz. Noro sularını ne yaptığınızın haberini, üçüncü kez belirttiğim gibi, "memnuniyetle" haber yaparım.
Umarım Reha Süt'ün başarısını topluma duyurmama, çevreyi kirleten işletmelere örnek göstermeme yardımcı olursun...
Askerliğin stresli günlerinde aramızda bazı tatsızlıklar olmuş olabilir. Ama bunlar oldu diye sana "transfer, kendileri ve o beyefendi" demeyi düşünmem. Hem, askerde birçok kez benimle nöbet değiştirmiştin, hatta yerime nöbet bile tutmuştun... Bunları unutmadım.
İyi akşamlar Tahsin.
Yanıtını bekliyorum. Haber yapma konusunda ciddiyim. Böyle bir haber için hem istekliyim, hem de gazeteci olarak bu benim görevimdir. Yardımcı olursan sevinirim.
Görüşmek üzere...
Tahsin; buraya kadar olan kısmı iki kez mail olarak gönderdim. Bu konudaki bilgilerini yazarsan memnun olurum. Eğer noro sularını dökmeyip arıtan bir fabrika da varsa, onu kutlayıp bu başarısını topluma memnuniyetle duyururum. Dikmen çöplüğüne noro suyu dökülüyorsa, bu başlı başına bir haberdir. Bundan emin isen bana yaz, araştırıp haber yapayım.
Haberleri, köşe yazarlarını ve programları izleyip katkı koymanı, eleştirmeni ve öneride bulunmanı, bir arkadaşım olarak memnuniyetle izliyorum. Ama "Noro Suyu Fidanları Kuruttu" haberime yaklaşımından aynı memnuniyeti duymadım...
Neyse, bunu geçebiliriz. İyi niyetli olduğuna inanıyorum. Bildiklerini bana yaz, gereğini yaparım.
Duyarlılığın ve ilgin için seni kutlarım. Bu çerçevede belirttiğin görüş ve önerilerinin çoğuna katılıyorum. Söyleyeceklerimizi söyleyelim ama; kullandığımız ifadelerin muhatabı üzerindeki etkisini de hesaplayalım. Aksi halde amaç bağcıyı dövmek olur. Ülkemizde bunu yapanlar zaten oldukça fazladır.
Teşekkürler ve selamlar...
Mustafa GÜRSEL
Tahsin KAYA - Bostancı
17 Ekim 2007, Çarşamba
08:12
Gerek yorumuma, gerekse Yazı İşleri Müdürüne yaptığım şikayete bir cevap almadığıma göre konu hakkında bildiklerimi yazmaya devam edeyim. Tabi Sn. Site Yöneticisi "STOP" demezse.
Sn. GÜRSEL, Lefkoşa'daki süt fabrikalarının atıklarını Haspolat'a boşalttıklarından eminmisin. Veya yazınızda hiç bahsetmediniz, Dikmen Çöplüğüne atık dökülmüyor mu? Ayni Gazete daha bir kaç ay önce süt atıklarının Lefkoşa'ya kadar ulaştığını yazıyordu. Ben size derim ki Dikmen Çöplüğüne günde en az 300 ton süt atığı dökülüyor. Tabi bu atık saf değildir, suyla karışıktır.
Bu bilgiye ulaşmanız için çöplük kapısına gidip, kayıt defterine bakabilirsiniz.
Sn.GÜRSEL, kısacası bu haber klasınıza yakışmadı. O Gönendere Fabrikası da kapanmıştı. Şimdi bir başkası orayı kiraladı ve günde bir kaç ton süt işliyor. Kuruyan ağaçlar önceden kalmadır.
Tahsin KAYA - Bostancı
16 Ekim 2007, Salı
21:12
"Lefkoşa Belediyesi sınırları dışındaki tüm süt fabrikaları atıklarını bölgelerindeki en yakın tenha alana boşaltıyor" Yanlış yazıyorsunuz Sn.GÜRSEL. Lütfen hangi fabrika nereye boşalttığını bir daha araştır ve tenha yerlere boşaltmayanlardan özür dileyiniz. Yine de bu atıkların, Ülkemizde büyük bir sorun olduğunu kabul ediyorum.