|
ANNAN PLANI BENZERİ BİR FORMÜL... Cumhurbaşkanı Talat, müzakerelerde en zorlu konuların mülkiyet ve toprak ayarlamaları olacağını vurguladı ve detaya girmeden mülkiyet konusunda formül hazırladıklarını ve masaya götürerek tartışacaklarını söyledi. Talat, "En zorlu konu mülkiyet. Çünkü herkesi, her bireyi ilgilendiriyor. Çözümü karmaşık bir sorun... 30-40 yıl geçmiş, mallar kaç tane el değiştirmiş. Üstelik Kıbrıslı Türkler de, Rumlar da mal konusunda hassas. Bu nedenle mülkiyet zorlu konu" diye konuştu. Mülkiyet konusunda nasıl bir öneriyle masaya gidecekleri konusunda ise "Formülümüz var, önereceğiz" diyen Talat, "Annan Planı benzeri bir formül" dedi ancak daha fazla detay vermedi
"ANNAN PLANI, BİZİM MASAMIZDA"... Cumhurbaşkanı Talat, müzakere zeminiyle ilgili tartışmaların anımsatılması üzerine özetle şunları söyledi: "En son zemin Annan Planı'ydı ve biz, 'bu yeni sürece bıraktığımız yerden başlayalım, yani Annan Planı'ndan başlayalım' dedik, ama kabul ettiremedik. Tarafların istedikleri konuyu masaya getirmeleri şeklinde başladı. Ancak komiteler için ortak gündem saptandı. Bu önemli. Bu konular, bu ortak gündem müzakerelerde nelerin görüşüleceğini gösterir... Özetle zemin BM parametreleri ve müzakere birikimidir. Örneğin yargı tartışılırken Annan Planı'na, Gali Fikirler Dizisi'ne bakılacak. Yani Annan Planı ortak zemin değil ama bizim masamızda, bizim önümüzde duruyor"
T.A.K. -Nezire GÜRKAN
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kapsamlı müzakerelere hazırlık amacıyla çalışmalarını sürdüren teknik komiteler ile çalışma gruplarında görüş farklılıklarına rağmen genel havanın olumlu olduğunu belirterek, "Bir taraf caymazsa haziranda müzakereler başlayacak" dedi.
Müzakereler ve çözüm konusundaki kararlılığını "Hiç bir zaman bu kadar şans olmamıştı" sözleriyle dile getiren Talat, müzakerelerde en zorlu konuların mülkiyet ve toprak ayarlamaları olacağını vurguladı. Detaya girmeden mülkiyet konusunda formül hazırladıklarını ve masaya götürerek tartışacaklarını söyleyen Talat, toprak ayarlamaları konusunda ise, "Harita ancak her konuda ilerleme olursa konuşulabilir. O nedenle harita çalışması yapmadık" dedi.
Komitelerden sistemli rapor
TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Ledra Palace'ta çalışmalarını sürdüren iki toplumlu teknik komite ve çalışma gruplarının çalışmalarını sistemli olarak izlediğini, günlük bilgi ve rapor aldığını belirterek, "Farklı görüşler var, aksamalar oluyor ama çoğunlukla hava olumlu" dedi.
Komite ve çalışma gruplarında her konunun konuşulduğunu ancak pazarlık yapılmadığını söyleyen Talat, Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas'la 23 Mayıs'ta yapacakları görüşmede komitelerin çalışmalarının değerlendirileceğini belirtti.
Sosyal ilişkiler olumlu yansır
Rum Yönetimi Başkanlığına Dimitris Hristofyas'ın seçilmesiyle oluşan olumlu havanın ve artan sosyal ilişkilerin müzakerelere de yansıyacağına inandığını söyleyen Talat, müzakerelerin alt yapısını oluşturmak amacıyla kurulan komite ve çalışma gruplarının çalışmaya başlamasının, hatta ortak gündem belirlemelerinin de bu olumlu havanın ürünü olduğunu vurguladı.
Haziranda başlar mı?
BM gözetiminde 21 Mart'ta yapılan görüşmede varılan mutabakat uyarınca kapsamlı müzakerelerin haziran ayında başlayacağını söyleyen Talat, müzakereler öncesinde 23 Mayıs'ta yapılacak görüşmede ise çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarına ilişkin genel değerlendirme yapılacağını yineledi.
Bu görüşmeye geçtiğimiz hafta Slovakya Büyükelçiliği'nin organizasyonuyla Ledra Palace'ta yapılan resepsiyonda Hristofyas'la birlikte karar verdiklerini, tarihin ise ertesi gün çalışma arkadaşlarının temasıyla kesinleştiğini anlatan Talat, Rum liderlerin müzakere tarihinin gecikebileceğine ilişkin açıklamalarının anımsatılması üzerine, "Mutabakat haziranda başlaması yönünde. Şu anki gelişmelere göre gecikmeyi gerektirecek bir durum yok. Bir taraf caymazsa haziranda başlayacak" dedi.
Talat, müzakerelerin başlamasıyla birlikte BM Genel Sekreteri'nin yeni bir danışman atayacağını da bildirdi. Yeni danışmanın geçmişte De-Soto'nun yaptığı görevi yapacağını belirten Talat, isim konusunda bilgileri olmadığını da kaydetti.
Zemin BM parametreleri
Cumhurbaşkanı Talat, müzakere zeminiyle ilgili tartışmaların anımsatılması üzerine de, özetle şunları söyledi:
"En son zemin Annan Planı'ydı ve biz, 'bu yeni sürece bıraktığımız yerden başlayalım, yani Annan Planı'ndan başlayalım' dedik, ama kabul ettiremedik. Tarafların istedikleri konuyu masaya getirmeleri şeklinde başladı. Ancak komiteler için ortak gündem saptandı. Bu önemli. Bu konular, bu ortak gündem müzakerelerde nelerin görüşüleceğini gösterir... Özetle zemin BM parametreleri ve müzakere birikimidir. Örneğin yargı tartışılırken Annan Planı'na, Gali Fikirler Dizisi'ne bakılacak. Yani Annan Planı ortak zemin değil ama bizim masamızda, bizim önümüzde duruyor..."
Mülkiyet dikenli konu
Müzakere sürecine yönelik hazırlıkların devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, bir soruya karşılık, "En zorlu konu mülkiyet. Çünkü herkesi, her bireyi ilgilendiriyor. Çözümü karmaşık bir sorun... 30-40 yıl geçmiş, mallar kaç tane el değiştirmiş. Üstelik Kıbrıslı Türkler de, Rumlar da mal konusunda hassas. Bu nedenle mülkiyet zorlu konu" diye konuştu.
Mülkiyet konusunda nasıl bir öneriyle masaya gidecekleri konusunda "Formülümüz var, önereceğiz" diyen Talat, "Annan Planı benzeri bir formül" dedi ancak daha fazla detay vermedi.
Konunun çalışma gruplarında da tartışıldığını ancak pazarlık yapılmadığını söyleyen Talat, "İlgili çalışma grubundan aldığımız bilgiler de bu konunun zorlu olacağını gösteriyor" dedi.
Toprak da zorlu konulardan
Toprak ayarlamasını da bir diğer zorlu konu olarak sıralayan Cumhurbaşkanı Talat, "Kurucu devletlerin haritalarının belirlenmesi özlü ve dikenli konulardan... Ancak bu konuda bir çalışma yapmadık. Çünkü harita ancak birçok konuda ilerleme olursa konuşulabilir. Aksi halde ekonomi felç olur" ifadelerini kullandı.
Garantiler ve vatandaşlık
Rum liderler tarafından sürekli gündemde tutulan garantiler konusunda ise Talat, "Bizim açımızdan zorlu bir konu değil. Garantiler uluslararası anlaşmaların parçası. Bunu zorlayacak konular olursa ancak zorlu olabilir" dedi.
Garanti anlaşmalarının değişmeden kalması görüşünde olduklarını yineleyen Talat, Rum liderler tarafından sürekli sorun olarak gündeme getirilen vatandaşlık ve nüfus konusunda da, "Problem olacağını sanmıyorum. Yanlış bilgiler üzerine yorum yaptıkları için ciddi problem olarak ortaya koyuyorlar" diye konuştu.
Hristofyas çözüme inanıyor mu?
Rum Lider Hristofyas'ın barış ve federal çözüme yönelik söylemlerini inandırıcı bulup bulmadığının sorulması üzerine de Talat, "Papadopulos yıllarca adını koymadan üniter devleti savundu, Rum toplumu da çözüme hiç hazırlanmadı. Şimdi Hristofyas federal çözüme inandığını söylüyor. Zaten politik yaşamına bakılırsa inanması lazım... Gerçekten inanıyor mu, çözüm istiyor mu, bunu bekleyip görmek lazım. Müzakere süreci bize bunu gösterecek" dedi.
Bu defa çok daha mümkün
Görüşme sürecine rağmen toplumda heyecan olmamasını ise referandumla yaşanan hayal kırıklığına bağlayan Talat, "toplumun geçmişteki gibi söylemle ve eylemle güçlü hareket oluşturmamasında, liderin çözüm istencinin önemli rol oynadığını" da söyledi.
"Toplumda çözüm olacağına dair güçlü inanç yok, siz inanıyor musunuz gerçekten" sorusuna ise Talat, "Ben bu defa sorunun çözümünün çok daha mümkün olduğuna inanıyorum. Çünkü iki tarafta da orijinal duruşu çözümsüzlük olmayan liderler var. Çözüm olmaması için bir neden yok... Ama Hristofyas kiliseden, Papadopulos'tan nasıl etkilenir onu zaman gösterecek" karşılığını verdi.
Türkiye'nin çözüm sürecine güçlü destek verdiğini ve herhangi bir görüş ayrılığı olmadığını da yineleyen Talat, "Çözüm isteyen iki liderin bulunduğu bu dönemde de sorun çözümlenmezse ciddi hayal kırıklığı olur, bölünme kalıcı hale gelir, çözüm gittikçe zorlaşır" dedi.
Kıbrıs, Türkiye'nin AB sürecini, süreçteki aksama Kıbrıs'ı etkiler
Çözümsüzlüğün Türkiye'nin AB sürecinde de ciddi sıkıntılar yaratacağını belirten Talat, bir soruya karşılık, Türkiye'nin AB sürecinde veya içte AKP iktidarında sorun yaşanması halinde de Kıbrıs müzakerelerine olumsuz yansımaları olacağına vurgu yaptı.
Türkiye'nin limanlarını Güney Kıbrıs'a açmama konusunda kararlı olduğunu, bu yönde bir kuşkusu olmadığını belirten Talat, "Türkiye bize karşı da, iç politik saiklerle de böyle bir adım atmaz" dedi.
Talat, Türkiye limanlarının Rum bandıralı gemilere açılmasının ancak Kıbrıs Türklerini rahatlatacak şekilde izolasyonların kaldırılması yönünde bir adımla gündeme gelebileceğini de söyledi.
İçte rahat mı?
Cumhurbaşkanı Talat, "müzakere sürecinde içte yeterli destek var mı, rahat mısınız" sorusuna da, şu karşılığı verdi:
"Hükümet izlediğimiz politikayı destekliyor. Muhalefet de eleştiri yapıyor ama katı, çalışmalarımızı engelleyecek bir düzeye yükseltmedi. Yani engel olmuyor. Aynı durum sivil toplum örgütleri için de geçerli. Yani gerek muhalefet partilerinden, gerek örgütlerden şikâyetim yok. Hatta müteşekkirim..."
Talat, "çözüm güçleri arasında ciddi ayrışmalar yaşanıyor. Müzakere sürecinde 'Hristofyas'ın talebi veya önerisi haklı' diyerek karşınıza çıkacak kesimler olur mu" sorusuna ise, "Çözümü savunan bir lider olarak 'hayati' diyerek bir öneriye karşı çıktığımda 'hayır kabul et' diyecek insan sayısı azdır. Bu ülkede böyle bir potansiyel yoktur. Çözümden yana olduğunu ispat etmiş bir yöneticiye sahip Kıbrıs Türkü böyle bir yaklaşıma prim vermez" karşılığını verdi. |