Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İpotek kıskacı
HP'yi ve 13. maaşı kaldırmayı siz önerdiniz
Havayollarında grev paniği
Hristofyas'ın, Rum kamuoyunu hazırlama projeleri
Kıbrıs'ın geçmişiyle ilgili gerçekler ortaya çıkarılmalı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Hristofyas: İyi başladık ama sorun var
Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas Kıbrıs Türk basınından ilk kez KIBRIS'a konuştu ve önemli açıklamalar yaptı:
   Çarşamba 16:45
   14 Mayıs 2008
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

SORUN VAR: KIBRIS gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularını yanıtlayan Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas komitelerin çalışmalarında sorunlar bulunduğunu, toplantılara katılan teknik elemanların aynı dili konuşmadığını ve "anlaşamıyoruz" gibi bir sonuca sürüklenildiğinden endişe ettiğini açıkladı. Hristofyas, "Ayın 23'ünde Sayın Talat ile bir araya geleceğiz ve bunu konuşacağız" dedi.

50 BİN KALABİLİR: Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas yerleşik olarak isimlendirdiği, Türkiye'den gelen KKTC yurttaşlarıyla ilgili "hepsi kalacak" söylemini asla kabul etmeyeceğini belirtti ve şöyle konuştu: "Eğer Cenevre anlaşmasını harfiyen uygulamaya kalksak o zaman işgal sonucunda yerleşmiş bu nüfusun savaş suçu sayıldığı gerçeğinden hareketle bir tek yerleşiğin bile kalmaması gerekir. Biz Cenevre anlaşmasının gerektirdiğini dahi adeta ihlal ederek, sayıları 50 bine varacak şekilde Türkiye'den gelmiş nüfusu kabul etme adımını atıyoruz"

EV YAPALIM: Varılacak bir çözümde Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk Yönetiminde dahi olsa evlerine dönme hakkı bulunması gerektiğini savunan Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas bunun için Kıbrıslı Türklere ayrı evler yapılabileceğini iddia etti. Hristofyas, "Kimse benden (ne aldıysanız helal olsun) dememi beklemesin" şeklinde konuştu

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas komitelerin çalışmalarından memnun olmadığını açıkladı.

Kıbrıs Türk basınından ilk kez KIBRIS gazetesine konuşan Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, başkanlığa seçilmesinden sonra Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile iyi bir başlangıç yaptıklarını ama komitelerin çalışmalarında ciddi sorunların yaşandığını söyledi.

23 Mayıs'ta Talat ile biraraya gelip bu sorunları konuşacağını belirten Hristofiyas, "anlaşamıyoruz" gibi bir sonuca sürüklenmek istemediğini kaydetti.

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, KIBRIS gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün sorularına şu yanıtları verdi:

Soru : Kısa bir değerlendirme yapmanızı istiyorum. Daha önce Kıbrıs sorunu ile ilgili ikinci derecede etkili bir liderdiniz. Şimdi cumhurbaşkanı seçildiniz ve birinci derece etkili oldunuz. Kıbrıs açısından bu neyi değiştirecek?

Hristofyas: Dostum Başaran, bu söylemiyle beni tarihi bir değerlendirme yapmaya itiyor. Kıbrıs sorununun özüne baktığımızda 1950'li yıllardan demesem de en azından 1960'lı yıllardan hatta 1950'li yıllardan gündeme gelen şoven unsurların yaptıkları faaliyetler ve 1974'de yaşananlar. Bunlar Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri, bizi bir arada barış içinde yaşamamızı engelleyen unsurlar; sorun yaratan unsurlar olarak ortaya çıktı ve süreç içerisinde gündeme gelen işgal ve adada var olmaya devam eden ve sayıları 40 bin civarındaki Türk askerinin varlığı ve sayıları binlerce ölçülebilecek sayıdaki Türkiye'den getirilen yerleşikler ve bunun yanı sıra Kıbrıs sorununun çözümü ile bağlantılı olarak Türkiye tarafından dile getirilen talepler.

Bildiğiniz gibi bir istila yaşandı ardından orduların varlığı ve işgal.

Makarios, Denktaş ile görüşüp 1977 doruk anlaşmasının imzalanması cesaretini gösterdi ve bu anlaşmanın da temelinde Kıbrıs sorununun çözümünü teşkil edecek iskelet bulunuyordu. Yani 1960'da oluşturulan üniter devlet çerçevesindeki ortaklığın çağdaşlaştırılması ve iki bölgeli iki toplumlu bir federasyona dönüştürülmesi vardı iskelet olarak 1977 doruk anlaşmasında.

İki toplumun liderinin vardığı bu anlaşma bir tarihi uzlaşmadır ve bu tarihi uzlaşmaya göre bir bölge Kıbrıs Türk yönetimi altında olacaktı, bir bölge de Kıbrıs Rum Yönetimi altında olacak şekilde iki bölgeliliği öngörüyordu. Bunun yanı sıra bir ortak şemsiye ve federal merkezi yönetim olacaktı ve bu federal şemsiyede merkezi yönetim de hem devletin birliğini sağlayacaktı hem de devletin birliğini güvence altına alacaktı ki bu şekilde bir toplumun aleyhine ya da diğer toplumun aleyhine bir işleyiş söz konusu olmasın.

Aynı zamanda federasyonla ilgili güçlükler ya da Kıbrıs Türk Toplumunun karşı karşıya olduğu güçlükler bunlar, insan haklarının göz ardı edilmesi için ya da temel özgürlüklerin çiğnenmesi için gerekçe olamaz. İster Kıbrıslı Türklere ilişkin insan hakları olsun ister Kıbrıslı Rumlara, ister Kıbrıslı Türklere ilişkin temel özgürlükler olsun ister Kıbrıslı Rumlara ilişkin temel özgürlükler olsun.

Bu şöyle ki, toprak üzerindeki haklar başkalarına ait olan mal varlıkları üzerinde oldu bittiler yaratmaya izin veren bir şey olamaz. Garantör güçlerin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin içişlerine karışması haklarının olması ne demek? Gerek, uluslararası hukukun temel ilkelerini gerek Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne üye olmasını göz önüne alarak, gerek insan haklarının verileri koşullarında varılacak olan çözüm hiçbir biçimde insan haklarını çiğneyecek çözüm olmamalı.

Bu durum gösteriyor ki geçmiş yıllarda iki toplumun liderlerinin ajandaları büyük farklılıklar içeriyordu. Bunun sebepleri çeşitli. Bunlardan bir sebep şu: Kıbrıs Türk toplumunun liderliğinde yıllar boyunca tamamen farklı bir vizyona sahip bir kişi vardı. Gerek Türkiye'deki gerek Yunanistan'daki durumlar maalesef Kıbrıs'ta etkileyici oluyorlar. Ancak, Türkiye'nin adada ordularını bulundurması hem adanın bir bölümünü işgal altında tutması Kıbrıs sorununda doğrudan belirleyici oluyor. Bugün iki toplumun liderliğinde aynı dili konuşmaları gereken iki insan bulunuyor. Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin ortak vatan için ortak mücadeleleri dilini konuşmaları gereken iki insan bulunuyor. Aynı zamanda iki bölgeli, iki toplumlu , iki kesimli federasyon çözümüne sadık olmaları gereken iki insan bulunuyor. Her zaman gerek partiler gerekse liderler olarak konfederasyonu reddediyorduk. Bu nedenle benim çabam tutarlı bir biçimde iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çizgisini savunmak ve desteklemek olmakta. Ben hiçbir zaman konfederasyon çözümünü kabul edemem. Ne de iki ayrı devletin tanınmasını. Elbette olabildiğince çok sayıda yerleşiğin Kıbrıs'tan ayrılmasını talep edeceğim. Ve yabancıların Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin içişlerine karışmaması için ısrarlı olacağım ve aşamalı olarak askerlerden arındırılma konusunda ısrarlı olacağım.

Dostum Başaran aynı zamanda, mal varlıklarına yönelik hakların tanınması konusunda da ısrarlı olacağım. Neden? Benim mal varlığım yok. Ben emekçi sınıfından geliyorum. Ama şunu çok iyi biliyoruz öylesi bir sistemde yaşıyoruz ki bu içinde yaşadığımız sistemin özünün kalbini özel mülkiyet temsil ediyor. Eğer birisine sen mal varlıklarını unut, var olan durumu kabul et, bugün varılan gerçekliği kabul et dersen o kişinin böylesi bir çözüm formülüne evet demesi bunu onaylaması mümkün mü? Ayrıca bu adil mi?

Soru: Şimdi tabii ben biraz şaşırdım. Geçmişte, en azından son konuştuğumuzda, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların çıkarları birdir şeklinde bir söyleminiz vardı. Pratiği dikkate alan bir söylemdi bu. Şimdiki söyleminiz de sıradan insanların sorun yaşayabileceğini anlatıyor. Bunu nasıl çözeceksiniz? Örneğin Baf'tan gelen ve Girne'de Rum toprağı üzerine ev yapan ve onu çocuğuna miras olarak bırakan bir Kıbrıslı Türk'ü nasıl ikna edeceksiniz?

Hristofyas: Ben her zaman Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak çıkarları olduğuna inandım ve bugün de buna inanmaya devam ediyorum. Biraz önce söylediklerim de bu inancıma aykırı şeyler değil. Bu konuda değindiğiniz biçimle konunun duygusal yanını da koymuş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ben de duygusal bir yanımı koyarak ele alacağım o zaman; burada işin duygusal yanını da paylaştırmamız gerekiyor. Bir Kıbrıslı Rum'un mal varlığı üzerinde çocuğu için ev yapmış olan kişinin bunu yapmış olmasından ve bugünkü durumda sorun doğuyor. Biz bu sorunun çözümü için görüşüp tartışmaya açığız ve hazırız. Ancak, ben şunu da sormak istiyorum. Dostlarımız şöyle bir şeyi göz önüne alıyorlar mı? Örneğin, bir Kıbrıslı Rum'un evine yerleşmiş olan ve bir Kıbrıslı Rum'un evinde yaşayan bir Kıbrıslı Türk için başka bir yerde başka bir evin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından inşa edilmesini de göz önüne alıyorlar mı. Demek ki çözüm yolları var.

Soru: Bunu ilk duyduğumda 80'li yılların sonuydu, ben gazeteciliğe yeni başlamıştım. Söyleyen de AKEL'in o zamanki Genel Sekreteri Papayuannu idi...

Hristofyas: Ancak, bu da gösteriyor ki demek ki biz komünistler dediklerimizde bir devamlılık ve tutarlılık var. Ortak çıkarlar ve iki toplumun barış içinde ortak yaşamı ile gerçekten ilgileniyorsan sadece bir tarafın duygusallığı ile ya da sadece bir tarafın duygularını esas alarak hareket edemezsin. Ben anlıyorum Kıbrıslı Türk'ün duygularına ilişkin olan kısmı ancak Kıbrıslı Rum'un da duygularına ilişkin göz önüne alınmalı.

Soru: Bir başkan olarak bunları nasıl amalgame edip bir uzlaşma formülü bulacaksınız? Sorduğum soru budur.

Hristofyas: Bu meseleler gazetelerde yayınlanacak röportajlar aracılığı ile çözümlenmiyor. Bu meseleler liderler arasında müzakereler süresince çözüme kavuşturulabiliyor. Eğer iyi niyetle oturursanız ve görüşürsünüz bir çözüme ulaşılmasının yolları vardır. Bu konulara ilişkin çözüm üretilmesinin yolu vardır ama eğer iyi niyetle oturup bunlar üzerinde tartışmak yerine adeta büyük zaferi kazanmış kişi edası ile oldubitti mantığı ile hareket edildiği takdirde o zaman bu iş oldukça zorlaşır. Ben madem ki yeni Cumhurbaşkanı olarak ne düşünüyorsunuz diye sorduğunuzda bence yeni Cumhurbaşkanı olarak çıkıp şunu mu söyleyeyim? Şu ana kadar ne aldıysanız helal olsun. Bu mantıkla mı hareket edeyim?

Soru: Tamam ama Tüm Kıbrıslıların insan haklarının tesis edilecek denildi mi bu Kıbrıslı Türkler tarafından şöyle algılanır ki Kıbrıslı Rumların insan hakları çiğnendi ve o tesis edilecek. Bir, anlaşma uluslararası hukuka, BM kararlarına ve AB yasalarına uygun olacak dendi mi bu anlaşılır ki Kıbrıslı Türklerin bir çok hakkı ellerinden alınacak. Şu andaki mallarını da bırakırlarsa geriye ne kalıyor? Evli evine köylü köyüne mi dönmüş olacak?

Hristofyas: Öncelikle şunu belirteyim ben insan haklarının tesisinden söz ettiğimde sadece Kıbrıslı Rumların insan haklarından söz etmedim. Benim anlayamadığım konulardan bir tanesi şu. Türkiye'nin istilası ve işgali ile ortaya çıkan ortam içerisinde yabancının malında oturmak insan hakkı mı? Anladığım kadarı ile ve ben bunları bir Kıbrıslı olarak söylüyorum. Türkiye'den getirilen ve Kıbrıslı Rumların mallarına da yerleştirilen kişilere de bu hakların verilmesi insan hakları mı oluyor. Biz, Kıbrıslı Türklerin herhangi bir hakkının ellerinden alınmasını istemiyoruz. Ancak, bizim açımızdan nasıl Kıbrıslı Türklerin haklarının ellerinden alınmasını istenmiyorsa Kıbrıslı Rumların da insan haklarının ellerinden alınmasını istemiyoruz. Bu anlamıyla dengeli çözümlere ulaşılması gerekiyor. BM, Türk ordularının Kıbrıs'taki mevcudiyetini yasa dışı olarak görüyor. Yani Türk ordularının Kıbrıs'tan gitmesini istememiz Kıbrıslı Türklerin insan haklarının ihlali olarak mı görüyor Kıbrıslı Türkler. Biz, ciddi konularda bazı incelemeler yaptık. İki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümünü kabul ederek yani Baflı'ya eğer sen şimdi Girne'de yaşamak istiyorsan Girne'de yaşarım dersen iki bölgeli iki toplumlu federasyonu kabul ederken, ciddi indirimler yapmış olduk. Gerek uluslararası hukuk bağlamında gerek insan hakları bağlamında. Girneli hemşerilerimle bir araya geldiğimde ki bu yakın zamanda ben Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da oldu. Ben Girneli hemşerilerime şunu söyledim. Çözümden sonra Girneliler Kıbrıs Türk yönetimi altında yaşacak dedim. Ve ayrıca Kıbrıs Cumhurbaşkanı olarak denilmesi kolay olmayan hatta riskli bile denilebilecek bir şeyi daha söyledim. Kıbrıs sorununda çözüme varılabilmesi için biz Türkiye'den gelmiş 50 bin yerleşiğin adada kalmasına yeter ki Kıbrıs sorununda çözüme ulaşabilelim kabul etmeye açığız. Bunu da dile getirdim. Eğer Cenevre anlaşmasını harfiyen uygulamaya kalksak o zaman işgal sonucunda yerleşmiş bu nüfusun savaş suçu sayıldığı gerçeğinden hareketle bir tek yerleşiğin bile kalmaması gerekir. Biz Cenevre anlaşmasının gerektirdiğini dahi adeta ihlal ederek, sayıları 50 bine varacak şekilde Türkiye'den gelmiş nüfusun kabul etme adımını atıyoruz.

Soru: Geçtiğimiz gün bir demeciniz vardı ki "Biz Annan planı'na yerleşikler kalıyor diye hayır dedik. Ve bir tanesi bile kalmayacak" diye basında bir demeciniz vardı.

Hristofyas: Ağzım açık kalıyor bunu duyunca. Kurusa bakmayın ama siz gazeteciler Kıbrıs sorununun çözümü için nasıl çalışıyorsunuz? Ben şaşırıp kalıyorum. Emektar dostum. Eski dostum ve şimdiki dostum. Şunu söylemek istiyorum. Annan planı'nda deniyor ki yerleşikler kalacak o zaman bu mesele kapanmıştır. Yerleşikler kalacak yönünde Talat tarafından yapıldığı söylenen bir açıklama vardı. Annan planı'na göre yerleşiklerin tümü kalacağı söyleniyordu. Yerleşiklerin tümünün kalacağını öngördüğünden dolayı Annan Planı Kıbrıs Rum toplumu tarafından reddedildi dedim. Ben hiçbir yerleşiğin kalmasını kabul etmiyorum demedim. Ancak, tüm yerleşiklerin de kalmasını kabul etmiyorum. Ve, samimi olarak şuna da inanıyorum ki Kıbrıs sorununun çözümünü isteyen Kıbrıslı Türkler yerleşiklerin tümünün kalmasını istemiyorlar.

Soru: Sayın Talat ile aranızda bir demeç gerginliği var ve her gün karşılıklı suçlamalar oluyor. Bir imaj oluşturmaya mı çalışıyorsunuz?

Hristofyas: Ben sayın Talat'ı hiçbir zaman tahrik etmedim. Bu çabaya başladığımızdan bu yana buna özellikle dikkat ettim. Sürtüşme şu noktadan ortaya çıktı. Sayın Talat'a sempatimi dile getirdiğimde ortaya çıktı. Şöyle ki ben demiştim ki sayın Talat çözümü arzuluyor çözümü istiyor ama Türkiye'deki bazı çevreler çözümden yana değil dediğimde ilk sürtüşme ortaya çıkmıştı. Bunu duyar duymaz adeta yaşasın Türkiye kahrolsun Hristofyas, tabi bunu mecazi anlamda söylüyorum. Adeta bu anlama gelecek bir açıklama yapma ihtiyacını hisseti. Kıbrıslı Türklerin de duygularını ve taleplerini de paylaşan bir Kıbrıslı olarak diliyorum ki hiçbir zaman işgalle uğraşmayalım. Ben Kıbrıslı Türk yurttaşlarımla uzlaşmaya hazırım. Ancak, yabancılarla (kim olursa olsun bu yabancılar) yabancılarla değil. Eğer memleketimizde hayırlı bir gelişme istiyorsak bu böyle.

Soru: Yabancı dedikleriniz aynı zamanda garantörlerdir ve bir anlaşma da onların uzlaşmasıyla ortaya çıkmayacak mı?

Hristofyas: Elbette ki. Ancak, bu gidip de o güçlerin elini öpeceğiz anlamına gelmez. Sanki biz dünyanın en olgun olmayan halkıymışız gibi bizim gidip bu güçlerin himayesinde mi hareket etmemiz gerekiyor. Ne yazık ki bu garantörde olan güçlerin şuna saygı göstermeleri gerekiyor. Bu memleketin gerçek efendileri olarak biz Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin bağımsızlığına bu güçlerin de saygı göstermeleri gerekiyor.

Soru: Geçtiğimiz hafta bir iyimser bir de kötümser vardı orta yerde. Sayın Talat, komiteler fena gitmiyor umutluyum türünde açıklama yaparken, Sayın Hristofyas komitelerden çok sonuç alınamadı çok umutlu değilim dedi. Nedir bunun gerçeği?

Hristofyas: Sayın Talat ile samimi bir ilişki içinde kardeş bir ilişki içinde olmayı istiyorum. Bir takım emellere hizmet eden ya da taktik oyunlara hizmet eden hareketler yapmak için burada bulunmuyorum. Benim hedefim Rum tarafı köşeden çıksın Talat köşeye sıkışsın ya da belki de olması gerekir ama aslında olması gereken de o. Türkiye köşeye sıkışsın, benim niyetim bu da değil. Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak da değil. Benim amacım Kıbrısca konuşalım, Kıbrıs dilini konuşalım bunu istiyorum. Biz bir araya geldiğimizde ben Yunanca, Talat Türkçe konuşsun istemiyorum. İkimiz de Kıbrıs dilini konuşalım. Bunu derken neyi kastediyorum. Benim derdim zaten hem fikir olmadığım Kıbrıslı Rum çevrelerin emellerine hizmet etmek değil. Aynı şekilde sayın Talat'ın da Türkiye Milli Güvenlik Kurulu'nun taleplerine hizmet eden bir tutum içerisinde olmasını da istemiyorum. Bu amaçla ben Talat ile buluşmayı istedim ve 23 Mayıs'ta bir araya geleceğiz. Teknik komitelerin ve özellikle çalışma gruplarının da yaptığı işlerden ben sonuçta memnun değilim. Çünkü, farklı dil konuşuluyor. Ayın 23'ünde bir araya gelip samimi bir şekilde yapılanların değerlendirmesini birlikte yapmak istiyorum. Üzerinde çalışacağımız ortak zemini bulmamız lazım. Ve bu ortak zemin bizi anlaşmaya varacağımız çözüme götürecek zemin olmalı. Peki üzerinde bugüne kadar anlaşmaya varılmış olan temel hangisi. Örneğin CTP ile AKEL arasında varılan uzlaşma doruk anlaşmaları ve BM kararlarıdır. Bunlar uluslararası camia tarafından da tanınan temeller. Ben sorunu teknik komiteler veya çalışma grupları çözecek demiyorum. Çözüme ilişkin Kıbrıs sorununun çeşitli öğesine çeşitli yanına ilişkin ortaya konulan görüşler arasındaki mesafe büyük, çok büyük. Böylesi bir durumda eğer müzakerelere gidildiği taktirde bu mesafe kapatılamayacağından çıkılıp şu denilecektir. Kıbrıs sorununun çözümü mümkün değil, Kıbrıs sorunu çözülemiyor. Ben, böyle bir sonuca varılmasını istemiyorum.

Soru: Komite çalışmaları çıkmaza mı gidiyor?

Hristofyas: En azından ben ilerleme olduğunu görmüyorum. Çünkü, eğer biz müzakereler çerçevesinde bir araya geldiğimizde ve bu kadar farklı dillerden konuşma durumunda olduğumuz takdirde bu mesafeyi kapatamayız. Bu nedenle biz liderler çalışma gruplarına yardımcı olmalıyıyız. Çalışma gruplarının sonuç almasına yardımcı olmalıyız. Talat'ın çıkıp ilerleme var Haziranda müzakerelere başlayalım demesiyle, Hristofyas'ın da ilerleme yok demesiyle hiçbir yere varamıyoruz. Bu nedenle dedim bu konuyu buluşup görüşelim.

Soru: Sizin görüşmelerin uzatılması talebiniz oldu. Bunun gerekçesi nedir?

Hristofyas: Ben şu ana kadar böyle bir talebi dile getirmiş değilim. Niye gazeteler bunu da mı yazdı? Elbette ben çalışma gruplarının faaliyetlerinin uzaması ihtimalini ihtimal dışı görmüyorum. Ancak bizim ilerleme kaydetmemiz için ayni dili konuşabilmemiz lazım.

Soru: Prosedürde bir takvim var mıdır?

Hristofyas: Öngördüğümüz bir takvim söz konusu. Şöyle ki yaklaşık 3 ay. Tabi bizim iki lider olarak görüştüğümüz tarihten itibaren üç ay değil. Bu grupların komitelerin faaliyete geçmesinden itibaren üç ay. Bu komiteler 21 nisan tarihinde faaliyete geçtiler yani mayıs, haziran, temmuz. Temmuz sonu bir değerlendirme yapacağız. Bu Gambari mektubunda da belirtiliyordu. Bu sürecin sonucunda bir değerlendirme yapacağız ve bu sürecin sonucunda ne derece taraflar arasındaki mesafenin kapatıldığına bakacağız.

Soru: Çözüm için kafanızda bir takvim var mı?

Hristofyas: Benim aklımda böylesi bir tarih yok. Böylesi bir takvim yok. Benim aklımda dostum Talat ile birlikte ayni dili konuşabilmek var. Benim aklımda bu var. Ve diğer yandan böylesi bir takvimi koyabilecek şeklinde Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda beni ikna etmediğini görüyorum. Yani Kıbrıs'taki iki toplumun Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumlarının çıkarları lehine bir çözümü Türkiye'nin kabul ettiği yönünde ben ikna olabilmiş değilim. Ben birbirimizi aldatmak ve birbirimizi kandırmak derdinde değilim. Samimi ve gerçekçi olmak istiyorum. Ayaklarımızın yere basmasını istiyorum. Elbette, gönül isterdi ki 2008 yılı içerisinde hatta mümkünse bugün referandumu gerçekleştirelim. Ancak, bunun yapılabilmesi için bizim ortak bir şeye kavuşmamız gerekir. Gönlüm ister ve bundan büyük memnuniyet duyarım, keşke 2008 içerisinde çözüme ulaşabilsek.

Soru: Kıbrıslı Türklere bir mesajınız var mı?

Hristofyas: Benim Kıbrıslı Türklere mesajım iyi niyet mesajıdır. Kıbrıs sorunu için Kıbrıs sorununun çözümü için iyi niyet mesajı. Ülkemizin, ortak vatanımızın yeniden birleşmesi çözüme ulaşma mesajı. Hem Kıbrıslı Rumların hem Kıbrıslı Türklerin bütün Kıbrıslıların haklarını güvence altına alan, iki toplumlu iki bölgeli federasyon çözümüne ulaşmak için iyi niyet mesajı. Ben geçmişte meclis başkanı olduğumda da şunu vurgulamıştım. 1960'lı yıllarda iki toplum içerisindeki bazı çevreler yüzünden Kıbrıslı Türkler haksızlığa uğradılar ve acı çektiler ve eğer şimdi ulaşacağımız çözümde de hem Kıbrıslı Türklerin ama hem Kıbrıslı Rumların haklarını güvence altına almadığımız takdirde kuracağımız binayı kum üzerine inşa etmiş oluruz. Sağlam zeminler üzerine kurmamış oluruz..

Diğer İç Haberler haberleri
06 Temmuz 2008, Pazar   09:31   İpotek kıskacı
06 Temmuz 2008, Pazar   09:23   Orgeneraller tutuklandı
06 Temmuz 2008, Pazar   09:21   Havayollarında grev paniği
06 Temmuz 2008, Pazar   09:20   HP'yi ve 13. maaşı kaldırmayı siz önerdiniz
06 Temmuz 2008, Pazar   09:16   Girne Belediyesi Türk Sanat Müziği topluluğundan Yeşilçam şarkıları konseri
06 Temmuz 2008, Pazar   09:15   Biyoyakıt fosil yakıta göre daha ekonomik
06 Temmuz 2008, Pazar   09:12   Kıbrıs'ın geçmişiyle ilgili gerçekler ortaya çıkarılmalı
06 Temmuz 2008, Pazar   09:12   Kalyoncu: EDEK'in tüm itirazlarına rağmen istişari üyeliğe kabul edildik
06 Temmuz 2008, Pazar   09:06   KTAMS: Kapsamlı görüşmeler daha fazla ertelenmemeli
06 Temmuz 2008, Pazar   09:05   Müzakerelerin başlaması yönündeki adımları destekliyoruz
   929 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital