SERT SUÇLAMA... UBP, Cumhurbaşkanı Talat'ı, "girdiği yanlış yoldan çıkmaya ve anayasal sorumluluklarının bilinci içinde hareket etmeye" davet ederek, "Bunu yapamıyor veya yapmak istemiyorsa istifa etmesi en doğru yol olacaktır" dedi. UBP, Talat'ı, 'tek egemenlik ve tek vatandaşlık' konularında geri dönüşü olmayan bir angajmana girerken KKTC'nin cumhurbaşkanı oluğunu unutarak bir parti lideri gibi hareket etmekle" suçladı
Ulusal Birlik Partisi (UBP), Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı, "girdiği yanlış yoldan çıkmaya ve anayasal sorumluluklarının bilinci içinde hareket etmeye" davet ederek, "Bunu yapamıyor veya yapmak istemiyorsa istifa etmesi en doğru yol olacaktır" dedi.
Cumhurbaşkanı Talat'ı, " 'tek egemenlik ve tek vatandaşlık' konularında geri dönüşü olmayan bir angajmana girerken KKTC'nin Cumhurbaşkanı oluğunu unutarak bir parti lideri gibi hareket etmekle" suçlayan UBP, "ulusal mutabakat veya konsensüs oluşturmadan, KKTC Anayasası yok sayılarak atılan bu adımın Kıbrıs Türk halkı üzerinde bir bağlayıcılığı olamayacağı" görüşünü savundu ve Kıbrıs Türk halkını, bu gidişata son vermek için birlikte mücadeleye çağırdı.
"Tehlikeli macera..."
UBP Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Talat'la Rum lideri Hristofyas arasında 1 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen görüşmenin sonuçları değerlendirildi.
"Talat-Hristofyas zirvesi sonunda yapılan ortak açıklamayla, esasen yanlış ve aleyhimize bir zeminde başlamış
bulunan görüşme süreci, yaşamsal haklarımızı tehdit eden tehlikeli bir mecraya girmiştir" denilen açıklamada, " 'Olumlu ve yapıcı' bir atmosferde cereyan ettiği iddia edilen görüşmenin, bu görüntü altında Kıbrıs Türk tarafı açısından yeni bir tavizkarlığa sahne olduğu" görüşü ileri sürüldü.
"Tarihi hata..."
UBP açılamasında, "Cumhurbaşkanı Talat'ın en üst makamında oturduğu KKTC'nin varlığını ve onun birlik ve bütünlüğüne ettiği yemini unutarak olası bir anlaşmada 'tek egemenlik ve tek vatandaşlık konularını' prensip olarak kabul ettiğini" savunarak "bunun karşılığında ise bırakın özde bir kazanım elde etmesini, kapsamlı görüşmeleri başlatmak için kesin bir taahhüt bile alamamış, 1 Eylül'e yönelik muğlak bir ifadeyle yetinmiştir. Bu vahim hareketi yapmakla sayın Talat tarihi bir hata işlemiş, haddini ve Anayasal yetkilerini aşmıştır" ifadesini kullanıldı.
Talat'ın, Rum-İngiliz memorandumunda egemenlik konusunda yer alanlardan ve bu memorandumda sözde Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin devam edeceğinin açıkça vurgulanmasından sonra böylesi bir açıklamaya onay vermekle "Rum tarafını memnun ettiği, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar süren var oluş ve özgürlük mücadelesi sonunda elde ettiği hakları büyük risk altına soktuğu" iddia edilen açıklamada, şöyle denildi:
"KKTC, Kıbrıs Türk halkının hür idaresiyle ve halkın kahir çoğunluğunun oylarıyla kurulmuş bağımsız ve egemen bir devlettir. Bu devlet Güney'de 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında varlığını sürdüren Kıbrıs Rum Devleti ile yeni bir ortaklığa gidecekse, bunun başlangıç noktası ne sözde' Kıbrıs Cumhuriyeti' ne de 'bakir doğum' gibi belirsiz ve gerçekte var olmayan bir kavram olabilir.
Adada halihazırda var olan iki bağımsız ve egemen devlet, egemenliklerinin bir bölümünü ortak bir yapıya vermek suretiyle yeni bir ortaklık oluşturabilirler. Bunun adına ne denirse densin. İsim önemli değildir. Ancak bize göre konfederal olarak başlayabilecek bir yapı, zaman içinde ve karşılıklı güvenin oluşmasıyla federal ve hatta daha ileri bir yapıya dönüşebilir.
"...Dönüşü olmayan angajmana girerken..."
Ne var ki, 45 yıllık, tamamen ayrı bir yaşamdan ve kendi kendini yönetmekten sonra Kıbrıs Rum halkı ile üniter bir devleti çağrıştıran ve Kıbrıs Rum tarafının üstün olacağı bir yapı içerisine Kıbrıs Türkü'nü hapsetmeye çalışmak kimsenin hakkı değildir. Kimsenin de buna gücü yetmeyecektir."
Cumhurbaşkanı Talat'ın " 'tek egemenlik ve tek vatandaşlık' konularında geri dönüşü olmayan bir angajmana girerken KKTC'nin Cumhurbaşkanı oluğunu unutarak bir parti lideri gibi hareket etmekle" suçlandığı açıklamada, "ulusal mutabakat veya konsensüs oluşturmadan, KKTC Anayasası yok sayılarak atılan bu adımın Kıbrıs Türk halkı üzerinde bir bağlayıcılığı olamayacağı" görüşü savunuldu ve "Vatanını seven, devletine inanan tüm vatandaşlarımızın bu yanlış karara karşı çıkmasını bekliyoruz" denildi.
Annan Planı
UBP'den yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı'nın, "halkın hala Annan Planı'yla ilgili referandumlar noktasında olduğu yanılgısından hareket ettiği" iddiasında da bulunularak "Gerek koşullar gerekse halkın, ne yapılmaya çalışıldığı ile ilgili bilinç düzeyinin o noktadan farklı olduğu; halkın büyük çoğunluğunun devletine sahip çıkmakta olduğu" görüşü ifade edildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
"Sayın Talat 'tek egemenlik tek vatandaşlık kavramı esasen BM kararlarında da vardı' diyebilir. Zaten hata bu kararları zemin olarak kabul etmekle başlamıştır ve bunu bir hatalar zinciri izlemiştir. Mevcut açıklama ise bardağı taşıran son damla olmuştur.
Talat'a çağrı
Sayın Talat'ı girdiği yanlış yoldan çıkmaya ve anayasal sorumluluklarının bilinci içinde hareket etmeye davet ederiz. Bunu yapamıyor veya yapmak istemiyorsa istifa etmesi en doğru yol olacaktır."
UBP açıklamasında, Kıbrıs Türk halkını da, "hakları ve statüsünün parça parça elinden alınması sonucunu doğuracak bu gidişata son vermek için" elindeki bütün yasal imkânları kullanarak birlikte mücadele etmeye çağırdı ve "Devlet ve hükümet yetkililerinin bu tür tavizkâr davranışlarına bugün dur denmezse, bunun bedelini gelecek nesillerin ağır ödemesi kaçınılmazdır" dedi. |