|
"CTP HİÇBİR ZAMAN İMAJ PEŞİNDE KOŞMAMIŞTIR"... "Partimizle ilgili bir tanımlama var. 'CTP, hükümette yıprandı, bu yüzden imaj değişikliği yapmak istiyor ve bakanları değiştirerek imaj değişikliğiyle yoluna devam edecek'. Ben buna 'Cilalı Taş Devri' derim. Taşları cilalayarak bir yere varamazsınız. Çünkü bizim amacımız, imaj tazelemek ya da imaj yakalamak değildir. CTP, hiçbir zaman imajın peşinde koşmamıştır. Halkın gerçeklerini, ülkenin konumunu, bugünden yarına taşımanın, düşünsel devinimini üretmiştir CTP... Örneğin imajla uğraşanlar, şu noktayı göz önünden uzak tutamazlar. Büyük bir ihtimalle görüşme süreci başlayacaktır ve Kıbrıs Türkü çözüme hazırlanmalıdır. Çözüm olduğu zaman Güney Kıbrıs, AB üyesidir. Biz bu aşamada, hayatın her alanında AB'ye hazırlanmak zorundayız"
"DEĞİŞİME CESARETLE GİDERİZ"... "Biz halkımıza masal okumayız. Gerçekleri söyleriz ve bununla ilgili ihtiyaç olunan değişime cesaretle gideriz. Çünkü bugünü değil, yarını kurmak zorundayız. Temel nokta budur. Bu süreç içerisinde hükümet değişimi de tartışmanın bir noktası olacaktır. Bu hükümet değişimindeki, bakanlık değişimindeki fonksiyon, şu ya da bu arkadaşın yerine o veyahut bu arkadaşın gelmesi değildir. Bu değişim programını, hayatın ihtiyaçları içerisinde, şu anda görevde olan arkadaşların, başka arkadaşlarla görevlerini değiştirirken, o arkadaşlar başka edindikleri tecrübelerle, birikimlerle, bize başka hangi alanda katkı sağlayabilir noktasıdır"
Dilek ÇETEREİSİ
Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in geçtiğimiz günlerde, kabine değişikliğine "yeşil ışık" yakmasıyla alevlenen iç politikada, tüm gözler koalisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler'in (CTP-BG) atacağı adıma çevrilmişken, yine Başbakan Soyer bu konudaki tutumlarını KIBRIS'a değerlendirdi ve "yeni kabine" için ağustos ayını işaret etti.
Başbakan Soyer, ekonomik krizle gün ışığına çıkan sıkıntılarla birlikte tartışılmaya başlanan kabine değişikliğini de kapsayacak yeni plan ve programlar için CTP Parti Meclisi'nin 28 Temmuz'da bu amaçla toplanacağını ve izlenilecek yol haritasını belirleyeceğini söyledi. Soyer, bu konuda Ağustos 2008'de tam olarak şekillenip olgunlaşacağını kaydetti.
Başbakan Soyer, KIBRIS'a verdiği özel demeçte, kabine değişikliğiyle ilgili tutumlarını değerlendirdi.
Bu süreçte sadece kabine değişikliğinin belirleyici olmadığının altını önemle çizen Başbakan Soyer, ülkeyi ve Kıbrıs Türk halkını daha da ileriye taşıyacak, verimlilik ve kaliteyi artıracak köklü plan ve programların öncelikleri olduğunu vurguladı.
Soyer, bu bağlamda imajla uğraşanların "kabine değişikliğini" ön plana çıkarıp tartıştırmak istediğine işaret ederken, bu yaklaşımları, "Cilalı Taş Devri'ne" benzetti ve "Taşları cilalayarak bir yere varamazsınız. Çünkü bizim amacımız imaj tazelemek ya da imaj yakalamak değildir. CTP, hiçbir zaman imajın peşinde koşmamıştır. Halkın gerçeklerini, ülkenin konumunu, bugünden yarına taşımanın, düşünsel devinimini üretmiştir CTP" şeklinde konuştu.
"İmajla" uğraşanların Kıbrıs sorununun çözümü ve AB üyeliğine hazırlık sürecini göz önünde bulundurmadığını da ifade eden Soyer, "çözümden sonra AB'ye hazırlanmanın" toplumun geleceğini mahvetmek anlamına geldiğini vurguladı.
Başbakan Ferdi Soyer, gelinen aşamada CTP-BG'nin "çok rahat" olduğunu, sorunları ve çıkış noktalarını "özgürce" tartıştığını da belirtti.
Soyer, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Mehmet Çakıcı'nın "başbakanı ezeceğiz" söylemine de şu karşılığı verdi:
"Beni kilosuyla mı ezecek bilmem ama kendisine şunu söylerim. Memlekette ezme ve ezilme değil, kendi dahil, UBP liderliği dahil, DP liderliği dahil, ÖRP liderliği dahil, bunları sevmeyen diğer partilerin liderlikleri dahil ve bütün sivil toplum örgütleri dahil, 'birlikte uçalım' diyorum. Yarına uçalım, ezmeye değil, güzellikleri üretmeye yarışalım.
Ve Mao'nun bir sözü var, çok hoşuma gider. 'Bin çiçek açsın' der Mao. 'Bin çiçek açsın, bin fikir tartışılsın'. Onun için çiçekleri ezmesin Sayın Çakıcı, Sayın Tahsin, Sayın Serdar. Çiçekler açsınlar ve memlekette bin fikir uçuşsun, çiçek tarlası içinde güzellik yapalım beraber".
CTP'de neler oluyor?
Soru: Kabine değişikliğine yeşil ışık yaktığınız biliniyor. Fakat bunun kabinede sadece yüzlerin değişmesiyle değil, daha köklü revizyonlarla olacağı mesajını vermiş ve bunu partinizde tartıştıracağınızı söylemiştiniz. Bu bağlamda CTP'de neler oluyor?
"Yanıt: Her şeyden önce CTP-BG, Kıbrıs Türk halkının kaderini yarına taşıma iddiasında olan ve Kıbrıs Türk halkında değişimi her alanda hedefleyen bir partidir. Bunun için bu parti, diğer bütün siyasi partiler ya da köklü kuruluşların ötesinde, değişimi, kendi varlık nedeni sayan bir partidir.
Bunun için biz değişimin, düşünce, plan, program, yaşadığımız sıkıntı veyahut geldiğimiz konakların aşılması temelinde ele alıp gündeme getirir ve bunu bir bütün olarak yapar.
"Taşları cilalayarak bir yere varamazsınız
Örneğin partimizle ilgili bu konuda yaptığımız çalışmalara bir tanımlama var. 'CTP, hükümette yıprandı, bu yüzden imaj değişikliği yapmak istiyor ve bakanları değiştirerek imaj değişikliğiyle yoluna devam edecek'.
Ben buna 'Cilalı Taş Devri' derim. Taşları cilalayarak bir yere varamazsınız. Çünkü bizim amacımız imaj tazelemek ya da imaj yakalamak değildir. CTP, hiçbir zaman imajın peşinde koşmamıştır. Halkın gerçeklerini, ülkenin konumunu, bugünden yarına taşımanın, düşünsel devinimini üretmiştir CTP.
Bundan ötürü biz öncelikle içinde bulunduğumuz konakta, kat ettiğimiz yoldaki gelişme ve başarıları orta yere koyuyoruz. Sıkışılan noktalardaki pozisyonları, nasıl aşmamız gerektiğini ele alıyoruz.
Örneğin imajla uğraşanlar, şu noktayı göz önünden uzak tutamazlar. Büyük bir ihtimalle görüşme süreci başlayacaktır ve Kıbrıs Türkü çözüme hazırlanmalıdır. Dünden farklı olan bir nokta vardır. Çözüm olduğu zaman Güney Kıbrıs, AB üyesidir. Ve Güney Kıbrıs akiye uymaktadır. Biz bu aşamada, hayatın her alanında AB'ye hazırlanmak zorundayız.
'Çözüm olduktan sonra AB'ye hazırlanalım' noktası, toplumun geleceğini mahvetmek demektir. Bunun için şimdi biz, alışılmış, bize sunulmuş ve bu alışkanlık çerçevesinde oluşan yapıları değiştirmemiz lazımdır. Bunları değiştirmemiz lazımdır.
Dolayısıyla bugün geldiğimiz konakta, CTP içerisinde tartıştığımız konuların başında bu gelmektedir. Örneğin Lokmacı barikatının güneyinde emeklilik yaşı 63, kuzeyinde 50. Böyle iş olmaz. Bunu çözümden sonra halledelim mantığı, çözümden sonra sosyal güvenlik fonlarını mahvetmek demektir ve esir olmak demektir. Onun için biz bu geçişin nasıl olacağını tartışmak zorundayız.
Bizim bütçemizin yüzde 40'ı transfer kalemlerine gitmektedir. Biz şimdiden tartışmak zorundayız. Bütçenin içerisinde kazanılmış haklara dokunulmadan transfer kalemlerini nasıl bütçenin içinde küçültebiliriz.
Bunları düşünmeyen, tartışmayan bir hareket yarını kuramaz. Biz şunu tartışıyoruz. Devraldığımızda GSMH 975 milyon dolardı. Şimdi, şu anda GSMH 3.5 milyar dolardır. Eğer bir yılın içerisinde bunun üstüne biz 600 milyon dolar daha ekleyebilirsek bugün tartıştığımız bir kısım sıkıntıları azaltacağız. O zaman biz bunu nasıl sağlayabileceğimizi tartışacağız.
Diğer konular ayrı. Verimliliği, kaliteyi tartışacağız. İşte bu konakta elbette parti içi bütünlüğü sağlayabilmek için biz bu değişimlere giderken, partideki anlayışı ve onun birliğini sağlamak zorundayız. Çünkü insanlarımızın bir kısmı haliyle ürkmektedir. Çünkü karşımızda bulunan muhalefet popülizmle, hiçbir önerme yapmadan yalnızca haykırmaktadır. O zaman bunun hızını, sürecini, koordinasyonunu, değişimini sağlamak zorundayız. Bunları tartışacağız açık kalplilikle ve hazır mıyız, değil miyiz noktasını ilerleteceğiz.
"Halkımıza masal okumayız...Gerçekleri söylüyoruz"
Biz halkımıza masal okumayız. Gerçekleri söyleriz ve bununla ilgili ihtiyaç olunan değişime cesaretle gideriz. Çünkü bugünü değil, yarını kurmak zorundayız. Temel nokta budur. İşte bu sürecin içerisinde hükümet değişimi de tartışmanın bir noktası olacaktır. Bu hükümet değişimindeki, bakanlık değişimindeki fonksiyon, şu ya da bu arkadaşın yerine o veyahut bu arkadaşın gelmesi değildir. Bu değişim programını, hayatın ihtiyaçları içerisinde, şu anda görevde olan arkadaşların, başka arkadaşlarla görevlerini değiştirirken, o arkadaşlar başka edindikleri tecrübelerle, birikimlerle, bize başka hangi alanda katkı sağlayabilir.
"Kara kaşımıza, kara gözümüze seçilmedik"
Çünkü CTP'nin kültürü şudur. Hepimiz, milletvekillerinin toplamı, partimizin öncelikle iradesi, sonra da halkın iradesiyle görev almış insanlardır. Biz, kara kaşımız, kara gözümüz için seçilmedik ki kendi şahsi beklentilerimiz belirleyici olsun. Onun için bu alandaki tartışma, CTP'de özgür ve rahat olmaktadır. Diğer partilerde, bazılarında olduğu gibi sen-ben kavgası yoktur, program kavgasıdır bu, program mücadelesidir ve düzenleme mücadelesidir ve bu halkın ileriye taşınma mücadelesidir.
Elbette CTP, birinci parti ve her zaman için değişimin motor gücü olduğu için toplumda ilgi çekici olmaktadır, bu da doğaldır.
Kıbrıs Gazetesi'ndeki yönetim değişikliğinden endişem yok
Ancak ben, mesela, yine halkın çok önemli bir yayın organı olan ve bütün halka mal olmuş olan Kıbrıs Gazetesi'ndeki yönetim değişikliğiyle ilgili hiçbir endişem olmadı. Çünkü o, kurumun ihtiyacıydı. Ne, neden değişti, o beni ilgilendirmez. Sonuçta halka en iyi hizmeti sunmak için ilgili kurumların aldığı kararlardır bu. Dolayısıyla böyle bir davanın peşine ben asla düşmem, düşmemem de gerekir.
UBP'deki yarış kendi iç dinamiğidir
Veya Ulusal Birlik Partisi'nde (UBP) bir yarış vardır. O partinin kendi iç dinamiğidir. O partinin kendi içindeki dinamik bir sonuca gidecektir ama beni ilgilendirmez o partinin içerisindeki iç dinamiğin tarafı olmak.
Bu bakımdan biz parti olarak hep bu kültürde olduk ve çok rahatız. Kendi içimizdeki bu tartışma sürecini, değerlendirme sürecini yaşayacağız ve ülkemizi yarına, fevkalade daha hızlı bir şekilde götürelim ve o hedefi hep söylüyorum.
Malta'nın GSMH'sini yakalamak, temel mesele budur. Bunu yakalayacağız ama şimdiden de AB'ye hazırlık süreci içerisine girmemiz lazımdır. Durum budur".
Kabine değişikliği belirleyici değil
Soru: Görüldüğü üzere önceliği memleket meselelerine veriyorsunuz. Kabine değişikliği sanki partinizde ikinci planda değerlendiriliyor görüntüsü çiziyorsunuz...
Yanıt: " O belirleyici değildir. Yalnız şunu tekrarlıyorum. Biz imaj peşinde değiliz. Çünkü imajla gideceğiniz nokta saman alevidir. Biz bu anlamda düşünsel programlarla yola çıkmak istiyoruz.
Mesela söylüyorum. Şu anda haykıran ve 'ben AB'yi isterim' diyen muhalefet partileri, akiye hazırlanmamız için, UBP, DP, TDP, Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar gelen ekonomik yapılanması, siyasal yapılanmasında hangi noktanın değiştirilmesini önermektedirler. Ve nasıl değiştirilmesini önermektedirler. Çok basit bir soru bu. AB'ye üyeliği savunmaktadır hepsi.
Şu anda Kıbrıs Türk halkının yapısı içerisinde hangi noktanın nasıl değiştirileceğini, önerdikleri konu nedir, bununla ilgili bir program, bir fikirleri var mıdır?
"CTP çok rahattır"
Soru: Şu anda gelinen noktada ekonomik kriz bir yandan, zamlar bir yandan, halkın sıkıntıları, tepkiler v.s, CTP rahat mıdır?
Yanıt: "Bence CTP kendi içinde çok rahattır. Çünkü özgürce tartışıyor CTP ve özgürce tartışıp ülkesini sevdiği ve ülkesinde yarına gidişin kendi dışında hiçbir alternatif program sunan kesiminin de olmamasının üzüntüsünü yaşayarak rahattır.
Hiçbir siyasi partinin alternatif bir programı yoktur. Biz kendimizin alternatifsizliğinden maraz ediyoruz".
Kabine ağustosta şekillenir
Soru: Yeniden kabine değişikliğine dönersek konunun olgunlaşması için ne kadar bir süre öngörüyorsunuz?
Yanıt: "Biz bütün bu sorunları başlayan bir süreç içerisinde, 28'inde, parti meclisimizde, ana çerçevesiyle birlikte, ağustos ayı içerisinde tartışıp şekillendireceğiz."
Soru: Yani parti meclisinde belirlenecek çerçevede yeni kabine ağustos ayı içerisinde şekillenecek diyorsunuz...
Yanıt: Evet
MYK'nın istifası tartışıldı, geçti...
Soru: Yine MYK'nın istifa ederek görevi parti meclisine vereceği ve yeni MYK atanarak kabine değişikliği de dahil yeni programın belirleneceği formülünün partinizde en çok tartışıldığı siyasi kulislerde konuşuluyor. Böyle bir şey var mı, bu alternatiflerden biri mi?
Yanıt: "Bu alternatif değil. CTP dediğim gibi bir yola çıktığı zaman hiçbir konuyu tabu olarak önünde tutmuyor. Ve bu yolda önce kendi araçlarınızı nasıl kullanacağınızla ilgili alternatifleri tartışırsınız. Bu alternatiflerden biri olarak gündeme gelmiş bir konudur. MYK'da değerlendirilmiştir. MYK bütün bunların cevaplarını kurultayda seçilen ve parti meclisinden onay almış bir MYK olarak, parti meclisini bu tarzda yönlendirme kararı almıştır, dolayısıyla bu bizim gündemimizden düşmüş bir konudur. Ama gündeme gelen 3 tane konudan bir tanesiydi bu. Bizim böyle bir tabumuz yok ki. Biz en tabu konuları dahi, alternatifler konusunda değerlendirip ona göre kararını alan bir partiyiz. Bundan ötürü de gurur duyarım".
"Bakanlarımdan memnunum"
Soru: Kabinedeki bakanlarınızın icraatlarından memnun musunuz? Uyumlu bir çalışma ortamınız var mı?
Yanıt: "Şimdi her şeyden evvel başbakan olarak bu soru sorulduğunda bana, klasik olarak 'evet'tir bunun cevabı, normalde. Ancak benim söylemek istediğim şudur. Doğrudur, evettir. Çünkü her bir bakan arkadaşım, 975 milyon dolardan 3.5 milyar dolara çıkan GSMH'de, bütün ekipleriyle beraber, tüm milletvekillerimizle beraber, tüm partililerimizle beraber, emeği olan insanlardırlar, hepsi de.
Pek çok alanda yapılan reformların ve düzenlemelerin önderliğini yapmışlardır. Bunun için hedef olmuşlardır. Kolay değildir tek sosyal güvenlik sistemini bu topluma öneren Çalışma Bakanı arkadaşımızın yerinde olmak.
Kolay değildir bu topluma tarım alanında ciddi reform hareketlerini getiren ve özellikle tekrar söylüyorum, hiç kolay değildir suyun ve arpanın bol olduğu zamanda Tarım Bakanlığı yapmak çok kolaydır. Suyun ve arpanın olmadığı kuraklık şartlarında Tarım Bakanlığı yapmak maharet ister. Bu mahareti de yerine getirdi arkadaşlarımız.
Örneğin Ulaştırma Bakanı arkadaşımız, 1974'ten günümüze kadar 395 kilometre yol yapıldıysa, ve bütün bu dönem içerisinde kendinden evvelki bakanla beraber 465 kilometre yol olmuşsa Bayındırlık Bakanlığı'nda, bunun başarısını da zikretmek gerekir.
Aynı şekilde İçişleri Bakanlığımız da 75'ten 2004'e kadar 66 köyde organize sanayi bölgesi kurulurken, son 3.5 yılda 99 tane köyde organize sanayi bölgesi kurma becerisini gösterme pozisyonu siyasal literatürde varsa, ya da Sağlık Bakanı arkadaşımızın döneminde hastaneler, kalp ameliyatları diğer başka unsurlar devreye girmişse veya Eğitim Bakanı arkadaşımızın döneminde bir kısım ders kitapları dahil, eğitimde önemli bir kısım değişimler olduysa, bunları göz ardı etmek mümkün değildir.
Maliye Bakanı arkadaşımızın döneminde eğer devletin gelirleri yüzde 155 artmışsa, bu değerlerin toplamını alt alta koymak lazım. Bu değerlerin toplamını alt alta koymak lazımdır. Her birinin kendi alanında sıkıntısı, eksik bıraktığı yok mudur? Elbette vardır.
"Görev değişimi olacaksa da yolumuzu yürüyeceğiz"
Biz işte bu eksiklikleri ve yanlış yapılan noktalar neyse, bunları bütünün içerisinde değerlendirerek yola devam edeceğiz. Esas mesele buradadır. Yola devam ederken dahi bununla ilgili herhangi bir alanda görev değişimi noktası da gündeme gelecekse, o arkadaşlarımızın tecrübesiyle yeni görev alanların olgusunu birleştirerek yolumuzu yürüyeceğiz.
Onun için bütün bunları değerlendirmemiz gerekir. Eğer bütün bunları koordine etmemiş olsaydım başbakan olarak ve meclis grubunda bütün milletvekillerimizin tam desteğini, ilgili meclis komitelerinde bulunan üyelerin ve onların başkanlarının, Meclis Başkanımızın, topyekün birlikteliğini, ilçe başkanları, İYK üyeleri, ocak-bucak başkanlarımızın bununla bütünleşen sentezini yapamamış olsaydık, bu noktalara gelmezdik.
Onun için onların hepsiyle birlikte bu değerlendirmeyi yapacağız. Esas mesele buradadır.
"Ben seçilmiş padişah değilim
Çünkü ben seçilmiş padişah değilim. Bazıları parti başkanı oldu mu, seçilmiş padişah zanneder kendini. Onu görevden alır, bunu göreve verir ve onların yaptığı işlerin sorumluluğunu da, 'o yapamadı' diye atar, bütün başarıları da kendi yaptı diye tanımlar.
Onun için bu klasik metodlara alışmadık biz. Alışanların gözünde yadırganıyoruz, bundan ötürü. Ve bunun altını çiziyorum.
"Başarıların tek sorumlusu ben değilim, sıkıntıların sorumlusuyum"
Ne bu memleketteki bütün başarıların ve sıkıntıların tek sorumlusu benim, hiçbir başarının tek sorumlusu ben değilim. Ama bütün sıkıntıların ve problemlerin sorumluluğunu da, o sorumluluğu başkalarına atmadan yüklenirim. Ama başarının asla, tek başına bu çerçevede mesulü ya da övünücüsü olamam, birlikte başardık. Sıkıntıların da sorumlusuyum. Bundan da hiçbir zaman yüksünmem ve bunu da kaldırabilecek genişliğe ve olgunluğa sahibim.
"Çakıcı kilosuyla mı ezecek?"
Geçen gün bir televizyon programına çıktım. Sayın Çakıcı orada bir konuşma yaptı, 'ezeceğiz başbakanı' dedi. Beni kilosuyla mı ezecek bilmem ama kendisine şunu söylerim. Memlekette ezme ve ezilme değil, kendi dahil, UBP liderliği dahil, DP liderliği dahil, ÖRP liderliği dahil, bunları sevmeyen diğer partilerin liderlikleri dahil ve bütün sivil toplum örgütleri dahil, 'birlikte uçalım' diyorum. Yarına uçalım, ezmeye değil, güzellikleri üretmeye yarışalım.
"Bin çiçek açsın, bin fikir tartışılsın"
Ve Mao'nun bir sözü var, çok hoşuma gider. 'Bin çiçek açsın' der Mao. 'Bin çiçek açsın, bin fikir tartışılsın'. Onun için çiçekleri ezmesin Sayın Çakıcı, Sayın Tahsin, Sayın Serdar. Çiçekler açsınlar ve memlekette bin fikir uçuşsun, çiçek tarlası içinde güzellik yapalım beraber". |