T.A.K. -Özgül Gürkut MUTLUYAKALI
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) Kıbrıs Türk halkını temsil eden 2 milletvekili Mehmet Çağlar ve Hüseyin Özgürgün, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın öylesi bir platformda konuşmasının önemini vurguladı.
AKPM'den çıkan kararın, Kıbrıs Türk tarafı açısından olumsuzluklar içerdiğine dikkat çeken milletvekilleri, buna rağmen önemli adımlar atıldığını, bunların ilerletilmesi gerektiğini söyledi.
Milletvekilleri, AKPM'deki çalışmalarında ağırlıklı olarak Kıbrıs konusu üzerinde durduklarını ancak dünya sorunlarıyla da ilgilenerek konuşmalar yapıp, öneriler sunduklarını; bunun da Kıbrıslı Türklerin dünya sorunlarına ilgisini gösterdiğini belirtti.
Annan Planı referandumu sonrasında Kıbrıs Türk halkına yapılan en somut açılım olan 2 milletvekilinin AKPM'deki temsiliyeti çerçevesinde AKPM'de görev yapan CTP Milletvekili Mehmet Çağlar ile UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün, TAK muhabirinin sorusu üzerine AKPM'de önceki gün Alman Milletvekili Joachim Hörster'in hazırladığı "Kıbrıs'ta Durum" raporuna bağlı kabul edilen kararı ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın AKPM'deki konuşmasını değerlendirdi.
Çağlar: Başlı başına kazanım
Mehmet Çağlar, Cumhurbaşkanı Talat'ın, Kıbrıs Türk halkını temsilen AKPM'de konuşmasının başlı başına bir kazanım olduğunu söyledi.
Bu noktaya uzun zamandan beri yapılan çalışmalarla gelindiğini, 2 yıldır tartışılan Kıbrıs raporu çerçevesinde iki liderin konuşma yapmasının hedeflendiğini anlatan Çağlar, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın "devlet başkanı" olarak konuşmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Talat'ın "Kıbrıs Türk toplumu lideri" sıfatıyla olsa da bir gün arayla konuşmasının önemli olduğunu, AKPM'nin, "iki toplumu eşit tutma gayretini" gösterdiğini kaydetti.
Çağlar, Cumhurbaşkanı Talat'ın Türkçe konuşmasının da önemli bir kazanım olduğunu, bunun ilerletilmesi gerektiğini söyledi.
AKPM'de Türkçenin kullanılabilmesi için yıllık 200 bin Euro civarında masraf gerektiğini, bunun bütçede ayarlanmasının önemli kazanımlar getireceğini kaydetti.
Çağlar, Rum lider Hristofyas'ın konuşmasında Cumhurbaşkanı Talat'la dostluğunu öne çıkarıp birilerinin anlaşmaya engel olduğu havası yaratmasının çok anlamlı olduğunu ifade ederek, Cumhurbaşkanı Talat'ın konuşmasında çözüm iradesinin halkta olduğuna, anlaşmazlığın Türkiye'den kaynaklanmadığına, Kıbrıs Türk halkına siyasi eşitliği teslim etmede yavaş davranılmasının getirdiği sıkıntılara vurgu yapmasını da önemli bulduğunu anlattı.
Raporu, olumsuz noktalar içerse de "büyük bir kazanım ve adım" olarak gördüğünü ifade eden Çağlar, kendisinin ve Hüseyin Özgürgün'ün orada olmasının, gerek genel kurula, gerek komite toplantılarına katılarak Kıbrıs Türk halkının sesini duyurmalarının, eleştirileri cevaplama şansı bulmalarının ve dünyanın diğer sorunlarıyla ilgili konuşmalar yapmalarının yarattığı fırsatlara işaret etti.
"Dünya sorunlarıyla da ilgileniyoruz"
Gürcistan-Rusya, Filistin-İsrail sorunları, küresel ısınma, susuzluk, enerji bunalımı, kadın-erkek eşitliği, insan hakları gibi konularda konuşmalar yaptıklarını anlatan Mehmet Çağlar, dünyanın, Kıbrıslı Türklerin yalnızca Kıbrıs sorunuyla ilgilendiği, bunun dışındaki konularla ilgilenmediği görüşünün artık silindiğini kaydetti.
CTP Milletvekili Mehmet Çağlar, bu durumun Avrupa'nın ve dünyanın Kıbrıs Türk halkına bakışını değiştirdiğini, bunu da büyük kazanım gördüğünü söyledi.
Çağlar, "`Dünyayla aynı dili konuşuyoruz' derken bu sadece Kıbrıs sorunuyla ilgili değildir. Dünyanın sorunlarını duyarlılıkla kabul ediyoruz, çözüm bulunması noktalarında bizler de beynimizi çalıştırıyoruz. Bunları daha da ileriye taşımak, lobicilikten önce yapılması gereken görevlerdir" diye konuştu.
AKPM'nin Kıbrıs raporunda olumlu unsurlar da bulunduğuna işaret ederek, Avrupa Konseyi'nin 2004'te izolasyonlarla ilgili kararına atıfta bulunularak Kıbrıslı Türklerin eğitim, kültür, spor alanında engellenmemesinin istendiğini belirten Mehmet Çağlar, Kıbrıslı Türklerin kendi limanlarından ticaretine engel olunmaması çağrısının da rapordaki en önemli kazanımlardan biri olduğunu vurguladı.
Çağlar, Dipkarpaz'da Rum çocuklar için açılan okullarla ilgili Rumların iddialarının AKPM tarafından reddedildiğini belirterek, Avrupa Konseyi Bakanlar Konseyi'nde alınan kararla, Kıbrıslı Türklerin Karpaz'daki Rumlara yönelik adımlarının yeterli bulunduğunu ve takdir edildiğine ilişkin paragrafın da kararda yer almasına sevindiklerini söyledi.
Raporda kendilerini üzen noktalar da bulunduğunu belirten Mehmet Çağlar, Kıbrıs Türk halkının izolasyonlarla ilgili mücadelesinin, "devletin tanınması için yapıldığı" şeklinde algılanarak bir çağrı yapılmasını eleştirdi.
CTP Milletvekili Mehmet Çağlar, gerek kendilerinin AKPM'deki çalışmalarının gerek Cumhurbaşkanı Talat'ın konuşmasının kararda böyle bir paragrafın yer almasının gereksizliğini gösterdiğini kaydederek, şöyle konuştu:
"Devleti yükseltme çalışmaları yapıyoruz"
"Biz KKTC'yi tanıtma girişimlerinde bulunmuyoruz ama Kıbrıs Türk insanının seçilmiş bireyleri olarak ben ve diğer arkadaşlarım elbette ki devleti daha iyiye götürmek, devleti yükseltme çalışmalarını yapmak durumundayız. Bu, tanınmayla aynı şey değildir. İnsanlarımızın daha huzurlu, mutlu gelecek için yapacakları ticari, sportif, kültürel her türlü şeyde yolunu açmak durumundayız. Ta ki bir çözüme ulaşana dek bu girişimlerimiz sürecektir.
Hedefimiz, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı bir birleşik, federal Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasıdır. Bu cumhuriyette, iki kurucu devletin yer alacak olması zaten iki liderin imzaladığı noktalardandır."
Özgürgün: Talat'tan farklı birşey söylemezdim
UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün de, Cumhurbaşkanı Talat'ın AKPM'deki konuşması ve çıkan kararla ilgili soruları yanıtlarken, "Ben konuşsaydım da Mehmet Ali beyden farklı bir şey söylemezdim. Kelime bile bulamazdım daha iyi söyleyecek... Yani bana göre o kadar iyi bir konuşmaydı" dedi.
Özgürgün, 2004'te 2 Kıbrıslı Türk milletvekilinin AKPM'de temsiliyetinin başladığını hatırlatarak, liderlerin de zaman zaman bu platformda konuşmasının dünyada ses getirdiğini görerek, 2005'in ilk yarısından itibaren Kıbrıs Türk halkının liderinin de konuşmasını talep ettiklerini bildirdi. 2 yıldan beri bu konuşmanın olabileceğinin söylendiğini kaydeden Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs raporuyla bunun gerçekleştiğini ifade etti. Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının temsilcisi olarak Cumhurbaşkanı Talat'ın hitap etmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, konuşmadan sonra soru cevap kısmının Rumlarca engellenmemiş olması halinde bunun çok daha iyi olabileceğini söyledi.
Özgürgün, gelişmelerin önümüzdeki dönemde Kıbrıslı Türklerin lehine devam edeceği umudu taşıdıklarını ifade ederek, "Umudumuz, iki liderin Kıbrıs konusundaki görüşmelerinin olumlu sonuçlanması, hem Kıbrıslı Türklerin, hem de Rumların tatmin olacağı bir çözüme ulaşılmasıdır" dedi.
Rumların rapordaki olumsuz tavrının görüşmelere de yansıması halinde çözümün zorlaşacağını kaydederek, tarafların rakip değil, işbirliği yapan taraflar olması gerektiğini belirten Hüseyin Özgürgün, AKPM komitelerindeki çalışmalarda Rum milletvekillerinin kendilerine sürekli "Bunlar ayrılıkçı, ayrı devlet istiyor, tanınma istiyor" diye yaklaştığını, genel kurulda da tüm önerilere karşı çıktıklarını, en temel insan haklarını bile "ayrı devlet ve tanınma isteme" gibi gören yaklaşımları olduğunu anlattı.
"Derdimiz eşit ortaklığa dayalı anlaşma"
Özgürgün, şöyle konuştu:
"Şu ana kadar ben, Kıbrıslı Türklerin ayrı devlet ve tanınma noktasından söz edildiğini veya böyle bir resmi açıklama olduğunu hiçbir zaman duymadım. Bizim derdimiz, Kıbrıs'ta iki tarafın tatmin olacağı eşit ortaklığa dayalı bir anlaşmanın sağlanmasıdır. Bu anlaşmaya da her zaman Kıbrıslı Türkler olumlu yaklaşıp oy vermiştir. Annan Planı buna örnektir. Amacımız tamamen, Kıbrıs'ta iki halkın da refah içinde yaşayacakları bir devlet yapısıdır. Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında çok güzel söyledi. Bunu sağlamak da bizden çok Rumlara düşer."
UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün, AKPM'nin son dönem çalışmalarında Kıbrıs konusundaki rapor için Mehmet Çağlar'la birlikte çok uğraştıklarını, raporlarda raportörlerin çalışmalarının esas olduğunu, yapılan değişikliklerin ise Rumların Cumhurbaşkanı Talat'ın konuşmasına tepkilerini yumuşatmak için yapıldığı şeklinde bilgiler aldıklarını anlattı.
Türkiyeli milletvekilleri yardımıyla rapora verdikleri 34 değişiklik önerisinin çoğunun reddedildiğini, direkt öneri sunmalarının ise Rumlarca engellendiğini, buna rağmen iki önemli değişikliğin ise kabul edildiğini bildiren Özgürgün, bunlardan birinin "Kıbrıslı Türklerin serbest ticaretle birlikte ortaya çıkacak aktivitelerini Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yasal limanlardan yapması" şeklindeki ifadenin "Kıbrıslı Türklerin kendi limanlarından" olarak değiştirildiğini anlattı.
Özgürgün, ikinci değişikliğin ise Karpaz'daki Rumlar için açılan okul ve öğretmen atanması gibi iyileştirmelerin dikkate alınarak Rumların şikâyetlerinin yersiz bulunması olduğunu kaydetti. |