Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
Kime karşı alıyorsunuz?
30 milyon TL alacak var
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
'Karar seçimlik' [3]
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [7]
30 milyon TL alacak var [2]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [2]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [11]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]



12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum
Psikiyatrist Mehmet Yağlı, toplumun bir dejenerasyon yaşadığını, gençlerin ise, topluma ayak uydurduğunu söyledi
   Pazar 09:43
   30 Kasım 2008
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

12 YAŞINDA İLİŞKİYE GİRİYOR, GÖRÜNTÜLERİYLE TEHDİT EDİLİYOR

"..." Ortaokulda, 12 yaşında, arkadaşına hayır diyemediği için onun ilgisini kaybetmek istemediği için cinsel ilişkiye girebiliyor. Çünkü, medyanın, toplumun dayattıkları ile o da bir şeyler yaşamak istiyor. Daha sonra da partneri, bu ilişkiyi cep telefonuna çektim diyerek, tehdit ederek, bu ilişkiyi sürdürebiliyor..."

 

UYUŞTURUCU İLİŞKİYE İKNA YÖNTEMİ

"..."Gençler sırf ilişkiye kolay ikna edilsin diye, erkek arkadaşı tarafından uyuşturucu kullanmaya teşvik edilebiliyor..."

 

GENÇLER TOPLUMUN AYNASI

"...Gençlerdeki değişiklik, toplumdaki değişimin sonucudur. Sadece gençler değildir dejenere olan, toplumsal değişimin bir aynasıdır yaşananlar. Aslında gençler, sadece topluma uyum sağlamaya çalışıyorlar..."

 

GECE KULÜPLERİNİ ÇOK KOLAY KANIKSADIK

"..."Mesela gençler okula gece kulübünden dansçı götürmüş. Evet nasıl bir yozlaşma, ama bu gençlerin yozlaşması değildir, bu, toplum olarak bizim yozlaşmamızdır. Bu ülkede, onlarca gece kulübü var, her tarafta. Kadın örgütleri dahil, toplumun bilinçli, kültürlü, entellektüel kişilerinin, ya da gruplarının, gece kulüplerine karşı büyük bir toplumsal tepki göstermediğini görüyoruz. Biz her olumsuz gelişmeyi, bir süre sonra kanıksıyoruz..."

 

 

Aysu Basri AKTER-Sınırsız Sohbetler- (Fotoğraflar/Uğur KAPTANOĞLU)

 

 

Psikiyatrist Mehmet Yağlı ile toplumdaki değişiklikleri konuştuk. Özellikle son zamanlarda 20 Temmuz Fen Lisesi'ndeki öğrenci konseyi zaferinin, gece kulübü dansçıları ile kutlanması olayı sonrasında ortaya çıkan sorgulamalardan hareket ediyoruz.

Yağlı'nın tespitleri çarpıcı;

"Aslında gençler, sadece topluma ayak uydurmaya çalışıyor."

Ve bir psikiyatrist olarak biriktirdiği deneyimler ise yıkıcı;

"12 yaşında, daha çocuk yaşta, sırf erkek arkadaşına hayır diyemediği için cinsel ilişkiye giren, sonra da cep telefonuna kaydedilen bu görüntülerle partneri tarafından tehdit edilen hastalarım var."

 

Bu çocuklar sizin çocuklarınız değil

 

Gelişen teknolojiden, küreselleşmenin getirdiği, görsel medyanın pompaladığı tüketim kültürüne kadar birçok değişik etken altındaki genç kuşağa baktığında şunu söylüyor Yağlı;

"Şairin şiirindeki gibi, bu çocuklar sizin çocuklarınız değil. Herhalde şimdiki çocuklar da o anne babaların çocukları değildir. Gençlerdeki değişiklik, toplumdaki değişimin sonucudur. Sadece gençler değildir dejenere olan, toplumsal değişimin bir aynasıdır yaşananlar. Aslında gençler, sadece topluma uyum sağlamaya çalışıyorlar.

Sadece bizim toplumumuza özgü olmayan, bütün dünyayı ilgilendiren baş döndürücü bir teknoloji var. İnternet, görsel medya, müthiş şekilde etkiliyor ve tüketim kültürünü besliyor. Tüketim toplumunun özelliği, ihtiyacı olmayan, hiç kullanamayacağı şeyleri sürekli istemektir. Sahip olduklarınızla hiçbir zaman mutlu olmamanızdır. Çünkü, tüketmek için çaba harcamazsınız ve tatmin olmazsınız."

Mehmet Yağlı, toplumun bu tüketim kültürü altında, yeterince olgunlaşamadığını, sürekli tüketerek daha fazlasını ister bir pozisyonda olduğunu söylüyor. "Değer yargılarımız değişmiş, sosyal ilişkiler bozulmuştur" diyen Yağlı, kişilerin zamanlarını internet ve televizyon başında geçirdiklerini, birbirleri, ya da kişisel gelişimleri için ayırdıkları zamanları olmadığını vurguluyor. Ve tabii ki, böyle bir örnekle yetişen gençlerin de bundan fazlasıyla etkilendiğinin altını çiziyor. Yağlı şöyle devam ediyor;

"Genç daha hızlı tüketir, daha hızlı gelişir, değişir. Gençler şu anda, daha küçük yaşta, hazır olmadıkları bir dönemde, birçok şeyi tüketip, arkasından da tatminsizlik yaşıyorlar. Hiç sahip olamayacakları nesnelere, hiç çaba harcamadan sahip oldukları için tatminsiz oluyorlar. Böylece vermeye çalıştığımız erdemler de anlamını yitiriyor. Çünkü, yaşamın bir gerçekliği var bugün ve genç insanlar da onu yaşıyor. Çok genç bir insan, çok pahalı bir arabaya, eve, sahipse, onu eğiten, çok iyi eğitimli, gelişmiş hocasının, bir evi bile yoksa, biz onları okuyup iyi bir öğretmen olmaya teşvik edemeyiz. O parası ile sahip olduklarıyla, değer bulabildiğini görüyor, çünkü. Böyle yetişen bir insan, kendinin kurallara uymak zorunda olmadığını düşünüyor."

 

Tüketim kültürü kötü alışkanlıkları besliyor

 

Toplumun genelinin kendi çapında, olanaklarını zorlayarak tüketim yapmak istediğini vurgulayan Yağlı, imkanların ötesinde borçlanarak tüketmeye çalıştıklarını söylüyor ve "Biz borçlu yaşayan bir toplumuz" diyor.

Bugün gençleri en fazla tehdit eden kötü alışkanlıkların temelinde de bu tüketim kültürünün yattığına vurgu yapan Yağlı, normal yollarla elde edemeyeceklerini, belki kumar oynayarak, belki yalan söyleyip dolandırarak, ya da evden başlayan hırsızlıklarla, hatta uyuşturucu madde satarak, kolay para kazanıp istediklerine kolay ulaşabilmenin yollarını aradıklarını söylüyor.

 

Satılan kadınlar

 

Psikiyatrist Mehmet Yağlı'ya gençlerin cinselliğe bakış açısını soruyoruz; verdiği yanıt ilginç;

"Mesela gençler okula gece kulübünden dansçı götürmüş. Evet nasıl bir yozlaşma, ama bu gençlerin yozlaşması değildir, bu, toplum olarak bizim yozlaşmamızdır. Bu ülkede, onlarca gece kulübü var, her tarafta. Kadın örgütleri dahil, toplumun bilinçli, kültürlü, entellektüel kişilerinin, ya da gruplarının, gece kulüplerine karşı büyük bir toplumsal tepki göstermediğini görüyoruz. Biz her olumsuz gelişmeyi, bir süre sonra kanıksıyoruz. Bunu bir kadermiş, ya da bir gelişmenin sonucuymuş gibi algılıyoruz. Olağan karşılıyoruz. Oysa, bizim ülkemizde, her şeyden önce, kadınlar para karşılığı, bir cinsel meta olarak, kullanılıp, satılıyor. Biz çocuğumuzu yetiştirirken, okulda, evde, çevresinde, nasıl olabilir de bir insan para karşılığı, bir cinsel meta olarak satılabilir ve benim insanlık onurum bunu nasıl kabul edebilir sorgulamasını verebiliyor muyuz? Çocuğun her ortamda, bu yanlış bir olaydır diye tepki göstermesi, bu olayın kötü bir olay olduğunun bilincine varması gerekiyor. Ama çocuk bir bakıyor ki, çevresindeki insanlar sık sık bu yerlerde eğleniyor, gençler bu tür yerle gidenlerin rağbet gördüğünü fark ediyor. Benim param var ve bir insana o parayı yatırırım, istediğim zaman, istediğim zevki yaşayabilirim diyorlar."

Gece kulüpleri ile ilgili "ihtiyaç" tanımlamasının yapılmasını da kabul edemeyeceğini belirten Yağlı, gece kulüplerinin iddia edildiği gibi işçiler ya da askerler tarafından ihtiyaç karşılamak için tercih edilen bir yer olmadığını söylüyor. "Bütün gün sabahtan akşama kadar, büyük emek sarf ederek, çocuğuna, ailesine para gönderen insanların çok ender böyle yerlere para ayırdığını düşünüyorum" diyen Yağlı, gece kulüplerine giden kişilerin aslında hiç ihtiyacı olmayan kişiler olduğunu ortaya koyuyor.

"Buralara gidenler, maalesef, hiç de ihtiyacı olmayan, evli, çoluk çocuk sahibi, ama hep zevke doğru yönelmeyi öğrenmiş, hep zevk ve tüketme arayışı içinde olan, her gece fasulye mi yiyeceğim diyen, bu olayı bu kadar basite indirgeyen insanlar."

 

Gece kulübü bağımlılığı artıyor

 

İnternet bağımlılığı, ya da kumar bağımlılığı gibi bazı kişilerde gece kulübüne gitmenin de bir bağımlılık haline geldiğini gözlemediğini söyleyen Yağlı, böyle sıkıntılar yaşayan birçok kişinin de kendisinden yardım istediğini anlatıyor. "Genellikle bana başvuranlar, ailesini kurtarmaya çalışan insanlar. Ama bunun yanında bağımlığını fark edenler de geliyor" diyor. Ve şöyle devam ediyor;

"Tarlasını satarak, bankalardan borçlanarak, sürekli, haftada 3 kez, her gece, buralara gittiğini, birçoğunun bu yüzden, ailesini terk ettiğini, hatta buralardan kişilerle evlendiklerini biliyoruz. Mesela, doktor bey, ben evliyim, çok sevdiğim bir eşim var. Ona saygı da duyuyorum, ama böyle bir şey yaptım, bu bende saplantı haline geldi, kendimi engelleyemiyorum. Eğer ben gitmezsem, o kişinin başka biriyle ilişkiye girdiğini düşünerek, deli oluyorum, diyenler var. Onu o hayattan kurtarma noktasına gelip, âşık oluyorlar. Çünkü, aslında kendilerini satmak zorunda kalan kişilerin çoğunluğu da çok iyi eğitim görmüş, belli bir kültüre sahip insanlar. Kişilikleri var, âşık olunabilecek, çok güzel, genç kadınlar. Ekonomik şartlar yüzünden bir kısmı kandırılıp gelen insanlar."

 

12 yaşında ilişkiye giriyorlar

 

Gençlerin böyle örnekler arasında yaşayarak, cinsel olarak da birbirini kolayca tüketme noktasına geldiklerini özellikle vurguluyor, Mehmet Yağlı. Gençlerin çok çarpıcı deneyimlerini anlatıyor. Bir genç kolayca, çok küçük yaşta biriyle ilişkiye girebildiğini söyleyen Yağlı, "oysa belli değerlere sahip, yetişkin insan, karşısındakini de düşünür. Bir insana zarar vermek istemez. Ama gençler, bunu düşünebilecek durumda değiller. Burada da tabi ki, en çok zarar gören, kız çocukları oluyor."

Tam burada "çocuk" kelimesine özellikle vurgu yapıyor. Biraz duraksayarak çok çarpıcı bir deneyimini paylaşıyor;

"Ortaokulda, 12 yaşında, arkadaşına hayır diyemediği için onun ilgisini kaybetmek istemediği için cinsel ilişkiye girebiliyor. Çünkü, medyanın, toplumun dayattıkları ile o da bir şeyler yaşamak istiyor. Daha sonra da partneri, bu ilişkiyi cep telefonuna çektim diyerek, tehdit ederek, bu ilişkiyi sürdürebiliyor."

Bunun yaşadığı ender olaylardan olup olmadığını soruyorum. Yanıtı çok net.

Hayır!

"Maalesef gözlemlerime dayanarak söylüyorum. Sadece bana ulaşan bu yönde çok vaka var. Bir de başkalarını düşünün. Ulaşmayan, konuşmayan kaç kişi var."

Ve yine gözlemlerinden yola çıkarak bir başka çarpıcı açıklama yapıyor;

"Gençler sırf ilişkiye kolay ikna edilsin diye, erkek arkadaşı tarafından uyuşturucu kullanmaya teşvik edilebiliyor."

Bunların aynı yaş grubundan olup olmadığını soruyorum. Yağlı, genellikle küçük yaşta kız çocuklarının kendisinden yaşça çok büyük kişilerle ilişkiye girdiklerini anlatıyor. Ve bunların aslında cinsel istismar sınıfında değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Ve şöyle devam ediyor;

"Bir kere, biz 12 yaşındaki çocuğu bunun için suçlayamayız. O kendini koruyabilecek durumda değil ki. İşte bu, yetişirken çocuğumuza vereceğimiz değerler konusudur. Aileler arasında, çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşılarken, onların ihtiyaç duyduğu, gerekli ilgiyi sevgiyi veremiyor. Böyle kötü tecrübeler yaşayan gençler, keşke annem babam para kazanmaya bu kadar zaman ayıracaklarına, bana daha fazla ilgi gösterselerdi diyebiliyor.

 

En büyük tehdit bet ofisler

 

Toplum arasında kumar alışkanlığının da çok yaygın olduğunu söyleyen Yağlı, gençleri en fazla tehdit edenin ise çok düşük paralarla ulaşabilecekleri bet ofisler olduğunu belirtiyor.

"Bugün en fakir gencin cebinde de 5-10 YTL bulunur" diyen Yağlı, kolay yoldan para kazanmayı dayatan şartların ciddi bir tehdit olduğunun altını çiziyor.

 

 

Yeni neslin verecek bir şeyi yok artık

 

"Yeni neslin kimseye verecek bir şeyi yoktur. Ne gücü var ne de tahammülü sabrı var" diyen Yağlı, sürekli olarak almaya, istemeye alışmış, elde ettiği ile mutlu olamayan, devamlı ilgi isteyen, mutlu olmak isteyen, bir nesil olduğunu söylüyor. Ve bunun hiçbir yaşam gerçeği ile bağdaşmadığına vurgu yaparak, yaşamdaki acılarla, sorunlar mücadele edebilecek olgunlukta kuşakların yetişmesine yardımcı olmamız gerektiğini söylüyor.

 

 

Çocuklarınıza sadece maddi şeyler vermeyin

 

Anne babaların daha çocukluktan, çocukla oyun oynaması, onlarla bir şeyler üretmesi, paylaşması, davranışlarıyla başkalarına yardım etmeyi, insanları, hayvanları sevmeyi, saygı duymayı, kurallara uymayı öğretmesi gerekiyor" şeklinde konuşan Yağlı, genellikle ailelerin çocukları için harcama noktasında kaldıklarına vurgu yapıyor. "Çocuklarımızın, geleceğini düşünelim diyoruz. Oysa, yetişkin bir çağda, O kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir. Toplum olarak da her şeyin maddi değerlere sahip olmaktan geçtiğini düşünüyoruz. Ve çocuğa da bunu sunuyor, bunu öğretiyoruz. Sana şunu aldım, okuluna şunu ödedim diyoruz. Ama sağlıklı iletişim kurmak, emeğe ve büyüğe kendine saygı duymasını öğretmek gerekiyor. Bunu yapamadığımızda gençler, en ufak bir ilgi, ya da, çevredeki gençlerin beğenilerini sağlayacak davranışlar içerisine kolaylıkla girmektedirler. Cinsellik, uyuşturucu, kavga etmek olabilir. Ben, birçok gençle konuştuğum zaman, yaptıklarını savunmuyor. Bunun yanlış olduğunu biliyor. Ama o yanlışı yaptığı ortamda bir değer bulduğu, onaylandığı için benlik saygısı kazanmasında bir araç olduğu için onları yapıyor.

Mesela, ergenlik çağına kadar, notları iyi, uyumlu bir çocuk, adolesan dönemde, ilgi çekmek için farklı ve bizim yanlış dediğimiz davranışlara giriyor. Kılık kıyafetle, piercing ile ilgi çekip, sonra davranışlarına bunu yansıtmaya başlıyor. Çünkü bu şekilde değer bulup ilgi çektiğini düşünebiliyor."

 

Sosyal politikalar şart

 

Özellikle hızlı göç alan toplumlarda, bu değişimlerin sürpriz olmadığına vurgu yapan Yağlı, bunu bilen ülkelerin bu konularda sosyal hizmetleri ile önlem aldıklarını hatırlatarak, aynı yönetimi bizim de uygulamamızın şart olduğunu söylüyor. Hızlı göç alan ve nüfusundan fazla yabancıyı içinde barındıran toplumların, mutlaka çeşitli sosyal politikalar üzerinde çalışması gerektiğini anlatan Yağlı, toplum içinde kaplumbağalaşma dediği bir sürecin başladığına vurgu yapıyor. Toplumun, özellikle haksız şekilde köşeyi dönenleri gözlemleyerek, yaşadığı savaş ve yokluk dönemlerinin yarattığı travmanın da etkisiyle, bireyselleşemeye ve her şeyi maddi değerlerle ölçeme meylinde olduğunu belirtiyor.

"Bazı değerlerin modası geçebilir, ama bir toplum bir değeri kaldırırken, yerine başka bir değer koymalıdır" diyen Yağlı, üniversiteler dahil, toplum içindeki bütün örgüt ve kurumların, bu noktadan itibaren, bilimsel çalışmalar yapması gerektiğini ifade ediyor.

Diğer İç Haberler haberleri
09 Ocak 2009, Cuma   08:05   'Karar seçimlik'
09 Ocak 2009, Cuma   08:03   5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
09 Ocak 2009, Cuma   07:59   30 milyon TL alacak var
09 Ocak 2009, Cuma   07:57   Kime karşı alıyorsunuz?
09 Ocak 2009, Cuma   07:56   Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
09 Ocak 2009, Cuma   07:55   Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu
09 Ocak 2009, Cuma   07:54   Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
09 Ocak 2009, Cuma   07:53   Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
09 Ocak 2009, Cuma   07:52   Falyalı Betting Ofis, mahkeme emriyle yıkıldı
09 Ocak 2009, Cuma   07:51   Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi
   2217 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yorum Sayısı:   5
  Arden Taşçı         - Girne 02 Aralık 2008, Salı 11:21 
Siz toplumun ahlaki değerlerini silip atarsanız, bunu modernizm adına yaparsanız, toplum elbetteki herşeyi kanıksayacaktır. Ve işin en kötü tarafı bunun geri dönüşünün çok ama çok zor olmasıdır. Geçmiş olsun artık...
  tekin ancin         - leamington spa,uk 02 Aralık 2008, Salı 11:16 
HER YORUM IYI GUZELDE GERCEKLERE DOKUNAN YOK! tURK TELEVIZYONU BU GIBI ALISKANLIKLARA YAPMAKTA OLDUKLARI YAYINLARLA NE KADAR YARDIMCI OLUYOR? "BATILI" OLMAYA OZLEM VE ONEM VERENLER VE BATILININ PIS VE DISIPLINSIZ HAREKETLERINI HOS GORENLERIN TOPLUMA NE KADAR YARDIMCI OLUYOR? bATILININ OSMANLIYI YIKMASINDAN BURA tURK KARAKTERINI DEGISTIRMEK ICIN GIRMIS OLDUGU KAMPANYA BU TURK DISIPLININI NE KADAR ETKILIYOR? VEEEE.... NEDEN HALKIMIZ UYANMIYOR? aLLAH SONUMUZU HAYIRA CIKARTSIN.
  Süleyman TOSUN         - SAMSUN 01 Aralık 2008, Pazartesi 15:34 
TESPİTLER GEÇEKTEN İÇLER ACISI BİZLERE BU KONUYU GERÇEKÇİ BİR ŞEKİLDE YANSITAN DOKTORUMUZ Mehmet YAĞLIYA SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.AİLELERİ UYUŞTURUCU MADDE KONUSUNDA UYARMAK ISTIYORUM ÇOÇULARIMIZI SEVİYORSAK,GENÇLER BİZİM GELECEĞİMİZ İSE...DİKKAT EDELİM.TEKRAR TESEKKÜRLER.
  Y.Duyal         - Melbourne 01 Aralık 2008, Pazartesi 09:43 
Gelecek demek olan genclerin bu icler acisi durumu maalesef hic de supriz degil. Sayin Yagli pek uygun bir saptamada bulunmustur. Gorunen koy kilavuz istemez. Toplum olarak ucurumlara itildigimizde, uretmeden tuketme kulturuyle yogruldugumuzda, hic sorumluluk bilinci diye bir sey gelistiremedik. Boylece gunluk yasanti yani gelecege yonelik gerek toplumsal gerek de kisisel yatirimin yer almadigi bir yasanti bicimi artik olaganlasmistir.
Simdi de beraber tanik oldugumuz genclerimizde gorunen bu davranis bozukluklari, sosyal caresizlikler bizim bu sorumsuz gunluk yasanti biciminin kanimca bir uzatimidir. Anne, babalar ve sevgili toplum uyeleri gelecek artik geldi ve gecmek uzere. Lutfen biraz olsun genlerimize sahip cikip gelecegimizi kurtaralim. Sonra Kibris Davamizi da savunacak olan kalmayacak. Ben yine de umutluyum. Bunu gerceklestirebilecek pek degerli toplum uyelerimiz, gerektiginde bu ada icin kanini canini cekinmeden veren insanlarimiz vardir. Esas dava sanirim 1974'ten sonra basladi. Henuz daha kazanmis ya da kaybetmis degiliz. Elimizi cabuk tutmamiz gerek.
  Ridvan         - magosa 01 Aralık 2008, Pazartesi 09:01 
Peki bu gece kuluplerinin ve bet ofislerinin kapatilmasi icin neyi bekliyoruz. bunlarin acik kalmasi allahin emrimi? bet ofislerinde ve gece kuluplerinde harcanmayan para baska yerlerde harcanir devlet yine vergisini alir. Insanarimiz daha cok restaurantlara yemeye gider daha cok elbise alir ekonominin carki daha iyi doner. Gece kuluplerinde ayrica kadinlara karsi yapilan muamele insanlik disi. Hayvan gibi satiliyorlar. cogu bu isi zorla yapiyor. pasaportlari alinmis ve tuzaga dusmusler. Ogrencilerde bet ofislerinde yatip kalkiyorlar.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital