EROĞLU BÜYÜK FARKLA... UBP'nin dün yapılan 17'nci Olağan Kurultayı'nda yapılan seçimde, UBP lideri Derviş Eroğlu, 740 oy alarak genel başkan seçilirken; seçime genel başkan olarak giren Tahsin Ertuğruloğlu, 448 oyda kaldı. 6 oy da geçersiz sayıldı. Genel başkanlık için 1192 delege oy kullandı. 50 kişilik UBP Parti Meclisi seçimiyle ilgili sayım ise gazetemiz baskıya girdiği saatlerde devam ediyordu
"MÜCADELEMİZ İKTİDAR OLMAK İÇİN"... Eroğlu, teşekkür konuşmasında, genel başkanlık yarışında birlikte mücadele ettiği Tahsin Ertuğruloğlu'na teşekkür etti. Eroğlu, bugünün geride kaldığını, artık önemli olanın yarın olduğunu kaydetti. UBP çatısı altında tüm UBP'liler olarak, bugünkü mevcut iktidarı devirmek ve yeniden iktidara gelmek için mücadele edeceklerini söyleyen Eroğlu, genel başkanlığa adaylık sırasında verdiği iktidar sözünü şimdi genel başkan olarak daha da gür bir şekilde verdiğini belirtti
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanlığı seçimini, Gazimağusa Milletvekili Derviş Eroğlu kazandı.
UBP'nin dün yapılan 17'nci Olağan Kurultayı'nda yapılan seçimde, UBP lideri Derviş Eroğlu, 740 oy alarak genel başkan seçilirken; seçime genel başkan olarak giren Tahsin Ertuğruloğlu, 448 oyda kaldı. 6 oy da geçersiz sayıldı. Genel başkanlık için 1192 delege oy kullandı.
Lefkoşa Atatürk Spor Salonu'nda yer alan kurultayda, saat 20.00 sıralarında kesinleşen seçim sonucunun ardından Eroğlu, partililerin tebriklerini kabul etti ve teşekkür konuşması yaptı.
Eroğlu teşekkür konuşmasında, kazananın KKTC ve UBP olduğunu söyledi.
3 yıl aradan sonra
Dünkü kurultayın ardından UBP'de daha önce uzun yıllar genel başkanlık yapan Eroğlu, iki dönemlik aradan sonra yeniden genel başkan oldu.
11 Ekim 1975'te kurulan UBP'de, ilk kez 18 Aralık 1983 tarihinde genel başkan olan Eroğlu, 21 Kasım 2005 tarihine kadar kesintisiz 22 yıl başkanlığını sürdürmüştü. Eroğlu, 22 yıllık sürecin yaklaşık 18 yılında Başbakanlık koltuğunda da oturmuştu.
İlk genel başkanı Rauf R. Denktaş olan ve Denktaş'ın ardından Nejat Konuk, Osman Örek ve Mustafa Çağatay'ın genel başkanlık görevini yürüttüğü UBP'de, 21 Kasım 2005'te Derviş Eroğlu'nun ayrılmasından sonra genel başkanlığa Hüseyin Özgürgün getirilmişti.
11 Şubat 2006'dan 16 Aralık 2006'ya kadar UBP'nin başında kalan Özgürgün'ün ardından ise, Tahsin Ertuğruloğlu UBP Genel Başkanlığı görevini devralmıştı.
Ertuğruloğlu'nun 2 yıllık başkanlığı ise dün sona erdi ve Derviş Eroğlu, 3 yıl aradan sonra yeniden UBP Genel Başkanlığı'na seçildi.
Teşekkür konuşması
Derviş Eroğlu, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı teşekkür konuşmasında, kurultayda konuşulanların kurultayda sandıklarla birlikte kapandığını belirterek, kurultay sonucunda kazananın KKTC ve UBP olduğunu söyledi.
Genel başkanlık yarışında birlikte mücadele ettiği Tahsin Ertuğruloğlu'na teşekkür eden Eroğlu, bugünün geride kaldığını, artık önemli olanın yarın olduğunu kaydetti.
UBP çatısı altında tüm UBP'liler olarak, bugünkü mevcut iktidarı devirmek ve yeniden iktidara gelmek için mücadele edeceklerini söyleyen Eroğlu, genel başkanlığa adaylık sırasında verdiği iktidar sözünü şimdi genel başkan olarak daha da gür bir şekilde verdiğini belirtti.
Derviş Eroğlu, ağır bir görev aldığının farkında olduğunu, ancak bu yükü zevkle ve partililerle birlikte taşıyacağını ifade ederek, iktidara gelmek için mücadeleye bugünden itibaren başlayacaklarını kaydetti.
Bundan böyle ana muhalefet görevini yerine getireceklerini, ancak muhalefeti çirkinleştirmeyeceklerini vurgulayan Eroğlu, hükümetin çalışmalarını ve uygulamalarını eleştirdi, hükümeti beceriksizlikle suçladı.
Konuşması sık sık "Başbakan Eroğlu" ve "Hükümet istifa" sloganlarıyla kesilen Derviş Eroğlu, partililerine "Durmak, yorulmak yok, iktidara gelmek için hep birlikte çalışacağız" diye seslendi.
Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının adada bir barıştan ve anlaşmadan yana olduğunu, ancak bu anlaşmanın gerçekleşebilmesi için önce Rumların KKTC'yi hazmetmesi gerektiğini ifade etti.
Eroğlu, Rum Lider Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıslı Türkleri ve devletini dikkate alması gerektiğini belirterek, "Bize ve devletimize saygı gösterilirse bu anlaşma olur" dedi.
Kıbrıs'ta iki millet ve iki devlet olduğunu vurgulayan Eroğlu, Rumların anlaşma niyeti varsa ortak bir çatının bulunabileceğini söyledi.
Merakla beklenen kurultay
UBP'nin 7'nci olağan kurultayı dün Lefkoşa Atatürk Spor Salonu'nda saat 11.00'de toplandı.
Kurultay salonuna, önce "UBP lideri" Derviş Eroğlu daha sonra da genel başkan Tahsin Ertuğruloğlu geldi. İki aday da, salona girerken konfeti yağmuru ve alkışlarla karşılandı. Kurultay, birçok televizyon kuruluşu tarafından canlı yayınlandı.
UBP Kurultayı nedeniyle salon turuncu ile beyaz renklere büründü. Salon bayraklar, balonlar ve pankartlarla süslendi. Salonda yer alan pankartların bazıları şöyle:
"Halk İradesini Çalarak Oluşan Hükümete Hayır, Halk Çalınan Oyunu Geri İstiyor, Demokrasiyi Katledenler Halkımıza Hesap Vermeli, Bizim Kavgamız Demokrasi Hak Adalet Kalkınma ve Refah Kavgasıdır, UBP Huzurun Refahın Kalkınmanın İç Barışın Ta Kendisidir."
Parti meclisine 86 başvuru
Kurultayda genel başkan seçimi yanında, 50 kişilik Parti Meclisi de belirlenecek. Parti Meclisi üyesi olabilmek için 86 başvuru yapıldı.
1246 delegenin oy kullanabileceği seçimde, Parti Meclisi üyelikleri için 5 kontenjanı olan İskele'den 6; 7 kontenjanı olan Güzelyurt'tan 9; 13 kontenjanı olan Gazimağusa'dan 17; 9 kontenjanı olan Girne'den 26; 16 kontenjanı bulunan Lefkoşa'dan ise 28 aday başvurdu.
Parti Meclisi üyeliği seçimiyle ilgili sayım, gazetemiz baskıya girdiği saatlerde devam ediyordu.
İlk konuşmalar konuklardan
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan kurultaya, misafir olarak hükümeti temsilen İçişleri Bakanı Özkan Murat, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Türkiye'den AKP ve DSP yetkilileri katıldı.
Kurultayda, Türkiye'den gelen konukların "adadan ayrılacak olmaları" nedeniyle program değişikliğine gidildi ve saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından ilk konuşmayı AKP yetkililerinden, Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu yaptı.
Çavuşoğlu, konuşmasında KKTC'ye verdikleri desteği yineleyerek, UBP'nin kurultaydan birlik ve beraberlik içinde çıkmasını diledi.
KKTC'nin kalkınması için birlikte çalışmaya devam ettiklerini vurgulayan Çavuşoğlu, direkt uçuşlar da dahil, ülkeye yönelik ambargoların kaldırılması için yoğun çalışacaklarını, KKTC'deki tüm partilere aynı mesafede olduklarını söyledi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Egemen Bağış ise, konuşmasında, bugün Türkiye'de AKP için önemli bir gün olduğunu, bugün Ankara Kızılcahamam'da parti için çok önemli bir toplantı olduğunu, ancak buna rağmen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla UBP Kurultayı'na katıldıklarını söyledi.
KKTC'nin Türkiye'deki herkesin milli davası olduğunu ve buna sahip çıkmaya devam edeceklerini söyleyen Bağış, "Türkiye topyekün Kıbrıs'ın arkasındadır. Bunu hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların bilmesini istiyoruz" dedi.
Bağış, Kıbrıs'ta adil, kalıcı, kazan-kazan formülüne dayalı bir çözüm istediklerini, Rumların hakkının yenmesini istemediklerini, ancak Kıbrıslı Türk kardeşlerinin de haklarını yedirtmeyeceklerini söyledi.
Bağış, "Daha güzel günler için durmak yok yola devam" dedi ve kurultay sonucunun KKTC demokrasisi için hayırlı olmasını diledi.
DSP Genel Başkan Yardımcısı Osman Kılıç ise, konuşmasında AB ve ABD'ye yönelik eleştirilerde bulundu.
Türkiye'nin eski başbakanlarından Bülent Ecevit ve Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Türkleri için yaptıklarını öven Çelik, emperyalist oyunların bozulması gerektiğini kaydetti.
Kıbrıs'ta hakça ve kalıcı barış için KKTC'nin yaşaması, garantörlük sisteminin devam etmesi gerektiğini söyleyen Çelik, iki ayrı devlet olduğunun kabulü halinde çözümün her zaman mümkün olduğunu, aksinin ise çözümsüzlüğe mahkum olduğunu savundu.
Serdar Denktaş
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ise, AKP milletvekillerinin konuşmasına atıfta bulunarak, ülkede tüm sektörlerin çöktüğü, halk iradesinin çalındığı, Cumhurbaşkanı'na hakaret gerekçesiyle iki gencin tutuklu yargılandığı bir dönem yaşandığını ileri sürdü. Denktaş, bu dönemde birlik olunması gerektiğini söyledi.
Denktaş, kim kazanırsa kazansın ülkenin daha ileri gitmesi için UBP'yle birlikte çalışmaya açık kart verdiğini belirtti.
Nazım Çavuşoğlu
Konukların konuşmalarından sonra kurultayda yoklama yapıldı ve Genel Sekreter Nazım Çavuşoğlu'nun açış konuşması yer aldı.
Çavuşoğlu, delegelerin birbirleriyle dalaşmamasını, sorun varsa kendilerine başvurulmasını istedi. Çavuşoğlu, bir demokrasi bayramı yaşayacaklarını ve yarın kol kola Kıbrıs Türkü'ne hizmet vereceklerini söyledi.
UBP'nin Kıbrıs Türkü'nün varoluş kavgasından süzülüp geldiğini ifade ederek, tüm siyasi çabalarının halk ve insanlık için barış ve refah olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, iktidara yürüyeceklerini savundu.
Çavuşoğlu, geleceği halkla birlikte şekillendirmek için geldiklerini, ülkeyi yangın yerine çevirenlerin hak ettikleri yere döneceklerini söyledi.
Çavuşoğlu'nun konuşmasının ardından Divan Başkanlığı oluşturuldu. Divan Başkanlığı'na Nazım Çavuşoğlu; Yardımcılıklarına ise Güzelyurt Milletvekilleri Türkay Tokel ile Kemal Dürüst; katipliğe ise Beyarmudu Belediye Başkanı İlker Edip ile Parti Meclisi üyesi Teoman Turan getirildi.
Bu arada, kurultayda Kıbrıs konusunda karar üretmek için Milletvekili İrsen Küçük başkanlığında bir komisyon kuruldu.
Ardından konuşmalara geçildi. Önce "UBP Lideri" olarak Derviş Eroğlu, sonra da "Genel Başkan" olarak Ertuğruloğlu konuştu.
Eroğlu: Güç kazanacak
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lideri ve Genel Başkan adayı Derviş Eroğlu, dün yapılan UBP Genel Kurultayı'nda sadece partinin değil, ülkenin geleceğine de yön verecek kararların alınacağını ve kadroların göreve getirileceğini söyledi.
Eroğlu, "İktidara gelip halkımızı aldatanlara, baskılara, yeşil partizanlığa, ekonomik yıkıma, yaşam standardımızın geriye götürülmesine, haklarımızın tehlikeye atılmasına karşı muhalefetimiz, bugün güç kazanacaktır" dedi.
Kurultayda, "UBP Lideri" vasfıyla konuşan Eroğlu, "Az laf çok iş zamanıdır" diyerek, kurultayın ortaya koyacağı irade ve seçeceği yönetimle iktidara yürüyeceklerini kaydetti.
Hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Eroğlu, "Çiftçimizi, turizmcimizi, esnafımızı, sanayicimizi memurumuzu, ev kadınlarımızı, gençlerimizi sıkıntılara sokan CTP ve onun 'siyasi ahlaksızlık ürünü ortağına' halk iradesini gösterme süreci bu kurultayla başlayacaktır" iddiasında bulundu.
Konuşmasında Kıbrıs konusu ve iç sorunlara da değinen Eroğlu, Kıbrıs'ın hem Anavatan Türkiye'yi hem de Kıbrıslı Türkleri yakından ilgilendiren milli bir dava olduğunu söyledi.
Eroğlu, Anavatan Türkiye'deki hükümetlere her zaman sıcak baktıklarını, işbirliği yaptıklarını, ilişkileri en yakın, en sıcak ve en vazgeçilmez noktaya taşımayı, Kıbrıs Türkü'ne yapılabilecek en iyi hizmet ve milli davanın bir gereği saydıklarını dile getirerek, bundan sonra da öyle olacağını belirtti.
Rum tarafına eleştiriler yöneltirken, Rumların istemlerine atıfta bulunup "tek egemenlik, tek halk olacak. Kıbrıs Türkü egemenliği olmayan 'toplum' seviyesine indirgenecek ve egemenliği ile birlikte devlet kurma, Devleti'ni yaşatma hakkı ortadan kaldırılacak" diyen Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı da, kendilerine "KKTC'nin egemenliğini tartışmayacağını" söylerken, Rum medyasına verdiği demeçlerde Rum yetkililerin tanımlarına razı olmakla, bunlara karşı tepkisini dile getirmekten kaçınmakla suçladı.
Ortak stratejiler üretilmeli
Derviş Eroğlu, Anavatan Türkiye ile KKTC'nin birlikte bir karar vermesi gerektiğini, çok geç olmadan birlikte stratejiler düşünülmesi ve birlikte kararlar üretilmesi gerektiğini ifade ederek, "Kıbrıs meselesi partiler üstü bir mesele olmalıdır. Hem Anavatan Türkiye hem biz bunu başarmalıyız" diye konuştu.
Eroğlu, konusunda iç konulara da değinerek, içteki en önemli konunun ekonomik gerileme ve ekonomik kriz olduğunu söyledi. Hükümete yönelik suçlamalar ve eleştirilerde bulunan Eroğlu, hükümeti her sektöre zarar vermekle suçladı. Eroğlu, partisini iktidara getirme sözü de verdi.
Ertuğruloğlu: UBP, ülke demokrasisinin teminatı olacak
UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, parti içinde demokrasi için mücadele edeceklerini, bunu başarılı şekilde yaptıkları sürece UBP'nin ülke demokrasisinin teminatı olacağını kaydetti.
Ertuğruloğlu, UBP Kurultayı'nda "Genel Başkan" sıfatıyla yaptığı konuşmada, her türlü hırs ve iktidar duygusunu bir kenara bırakarak ülkeyi ayakta tutmak için, ülke demokrasisinin sağlam temellere oturtulması için "ben" değil "biz" diye hareket eden bir siyasi parti olduklarını belirtti.
Konuşmasında demokrasi konusuna değinen Ertuğruloğlu, demokrasi kararlılığında ülkeye sahip çıkma adına çıkılan yolda kimsenin kendilerini alıkoyacak güçte olmadığını ifade etti.
UBP Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu, parti içinde demokrasi için mücadele edeceklerini ve bunu başarılı şekilde yaptıkları sürece UBP'nin ülke demokrasisinin de teminatı olacağını kaydetti.
KKTC'ye sahip çıkmanın hamasetle olamayacağını ifade eden Ertuğruloğlu, ülkedeki demokrasinin sağlam temellere oturtulması gerektiğini söyledi.
Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Ertuğruloğlu, Anavatanla bir dönem sıkıntı yaşadıkları ilişkileri iyi noktaya getirdiklerini, bunu daha da ileri götüreceklerini söyledi.
Ertuğruloğlu, "CTP ülkeyi yangın yerine döndürdü" diye üzerlerine düşenin yapılmamasının yanlış olacağını belirterek, yollarının tabii ki iktidar yolu olduğunu, ancak umut olunduğunu da halka göstermek gerektiğini kaydetti.
Ertuğruloğlu, partisinin delegelerinden, kendisine partiyi bir seçimden geçirme şansı vermesini isteyerek, "Size iktidar sözü veriyorum, başarısız olursam partimi değil, genel başkalığı bırakır giderim" dedi.
Ertuğruloğlu, bu kurultayın normal bir kurultay olmadığını, çünkü kurultayda çıkacak kadroların ülkenin geleceğini belirleyeceğini, bu yüzden bu yarışı kişiselleştirmediğini söyledi.
Delegelere "bugün vereceğiniz karar, yakında gerçekleştirilecek seçimlerde Kıbrıs Türk halkının onayına sunulacaktır" diye seslenen Ertuğruloğlu, önemli olanın partinin birlik ve bütünlüğünü korumak ve partiyi iktidara taşımak olduğunu kaydetti.
Eroğlu'nu yanıtlamak bana yakışmaz
UBP Genel Başkanlığı'na aday olan Derviş Eroğlu'nun kendisiyle ilgili söylediklerine teker teker cevap vermesinin kendisine ve partisine yakışmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, kendisini kötü ve başarısız göstermek için çok çalışıldığını ve bunu herkesin bildiğini dile getirdi.
Tahsin Ertuğruloğlu, bu gibi olayların partiye ve partiye ümitle bakanlara zarar verdiğini ifade ederek, partililerin de bu durumdan çok rahatsız olduğunu, ayrıca ne kadar baskı altına alındıklarını da bildiğini dile getirdi.
Ertuğruloğlu, "Şahsi tatminimi değil, sizlerin iktidar isteğinizi hayata geçirmek için çalışıyorum, bunun için de desteğinize ihtiyacım var" diyerek, partililerden destek istedi ve iktidar sözü verdi.
2 yıl önce geldiği genel başkanlık görevini nasıl bulduğunu ve neler yaptığını anlatan Ertuğruloğlu, 33 yıllık geçmişi bulunan ve yıllar boyunca iktidar olan UBP'nin kiralık binalarda oturduğunu ve seçim günleri açılan sonra da kapanan örgüt binaları bulduğunu söyledi.
Para, arşiv, üye kayıt listesi bulmadıklarına, borç bulduklarına ve hala daha borç ödediklerine işaret eden Ertuğruloğlu, UBP'nin ülkenin en büyük partisi olduğunu, en geniş tabana sahip olduğunu, ancak nutuk atarak büyük olunamayacağını savundu.
Ertuğruloğlu, genel başkanlık süresinin 10 yılla sınırlandırılması için kendisinin parti tüzüğünde değişiklik yapmak istediğine, bunun da koltuk sevdalısı olmadığının bir göstergesi olduğuna dikkat çekerek, buna ABD'yi örnek gösterdi.
"Tek adam ve ben varsam olur mantığına" yer ve prim verilmemesi gerektiğini söyleyen Ertuğruloğlu, kendisine yönelik yapılan "muhalefet yapamıyor" suçlamalarına karşılık yaptığı işlerin ortada olduğunu söyledi.
Seçime girmediğine, ancak halk arasında yapılan anketlerde göstergenin ortada olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, UBP'nin ayrıca son 2 yılda ülke siyasi yaşamında ilk kez ülke dışı temaslar, Rum siyasi partiler ve Türkiye siyasi partileriyle görüşmeler yaptığını anımsatarak, bunlarla, "dört duvar arasında oturuyor" suçlamalarına cevap vermek istediğini dile getirdi.
Ertuğruloğlu, dış temaslar yerine köy köy gezip ülke içindeki popülaritesini artırabileceğini ve "iyi bir genel başkan" olabileceğini, ancak kendisinin dış temaslara önem verdiğini kaydetti.
"Ben bu ülkeye aşığım, ben UBP'liyim, benim partililiğimi tartışma şansı ve hakkını kimseye vermiyorum" diyen Ertuğruloğlu, değişimden korkmamak gerektiğini ve partide değişimin yapılması gerektiğini söyledi.
Ertuğruloğlu, "UBP hepimizin partisidir, birkaç ailenin değil, bunu bilerek hareket edin" şeklinde konuşarak, partinin kurulmasında ve bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini sunarak sözlerini tamamladı.
UBP'nin Kıbrıs kararı
UBP Kurultayı, Kıbrıs konusundaki görüşmelerin iki bağımsız devlet arasında yapılması gerektiğini gündeme getirmenin zamanının geldiğini kaydetti.
Kurultay, Kıbrıs konusundaki gelişmelerin, Kıbrıs Türk halkının endişelerini giderecek doğrultuda olmadığını, aksine kaygılarını artırdığını savundu.
UBP Kurultayı, Rum tarafının iktidarı ve muhalefetiyle bir ağızdan ortaya koyduğu taleplerin, Kıbrıs Türk halkının uzun yılların deneyimi ve olayların gelişimiyle benimsediği gerçekçi, adil ve yaşayabilir bir uzlaşıya götürecek nitelikte olmadığını ifade ederek, bu taleplerin Kıbrıslı Türkleri sözde "Kıbrıslılık" adı altında Rum halkı içinde bir azınlık durumuna indirgemeyi ve sonuçta "Osmosis" yoluyla eritmeyi amaçladığını dile getirdi.
UBP'nin 17. Olağan Kurultayı'nda, partinin Kıbrıs konusundaki süreç ve son gelişmelerle ilgili görüşlerini içeren bir karar alındı.
UBP Basın Bürosu'ndan alınan bilgiye göre, Kurultay'da alınan kararda, Rum tarafının, AB ile tek yanlı olarak imzalanan 10'uncu protokolde öngörüldüğü üzere, sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin egemenliğinin Kuzey'e, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) halkı üzerine yayılması peşinde olduğu ifade edildi.
"Dünya bizi anlamaya başladı. Biz ödüllendirileceğiz, Rumlarsa cezalandırılacak" iddialarının boş çıktığını, hatta tam aksine, gerek Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerekse bazı ülkelerin tutumlarının Rum tarafını ödüllendirmekte, cesaretlendirmekte ve uzlaşmazlığını körüklemekte olduğu kaydedilen UBP kararında, bunun en son örneğinin Rusya Federasyonu ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan "Siyasi Manifesto" olduğu ifade edildi.
UBP Kurultayı'nın kararında, karar ve anlaşmalarda sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek egemenliğinden, tek uluslararası kimliğinden ve tek vatandaşlığından" bahsedilmesi, Anavatan Türkiye'ye Kıbrıs'tan asker çekme çağrısı ve sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelecek adımlar atması çağrısında bulunulmasının mevcut durum ve yaşanan gerçeklere aykırı olup kabul edilmesinin asla mümkün olmadığı belirtildi.
Devlet ve hükümet yetkililerinin tutumu güven vermiyor
Kararda, tüm gelişmeler karşısında devlet ve hükümet yetkililerinin izlediği tutumun kendilerine güven vermediği ifade edildi ve şöyle denildi:
"Sayın Cumhurbaşkanı'nın kimi açıklamalarında KKTC'nin varlığını ve egemenliğini tartışma konusu bile yapmayacağını vurgulamasına karşın, özellikle 1 Temmuz 2008 tarihinde Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'la yaptığı görüşmede 'tek egemenlik' üzerinde prensipte anlaşması, tarihi bir yanılgı olup, Rum tarafınca alabildiğine aleyhimize istismar edilmektedir. Bu hatadan bir an evvel dönülmesi gerekmektedir.
BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yapılan görüşmelere karşı değiliz, ancak, 'iki toplum lideri' arasında yapılan görüşmelerin 40 yıldır bir netice vermediği ve vermesine de olanak bulunmadığı ortadadır. Gerçek eşitlik zemini oluşmadıkça bu görüşmelerin başarısızlığa mahkum olduğunu geçmişin deneyimleri göstermiştir.
Kıbrıs'ta gerçekçi, adil ve yaşayabilir bir anlaşma için görüşmelerin adadaki iki bağımsız ve egemen devlet arasında Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılmasını gündeme getirmenin zamanı gelmiştir."
Kırmızı çizgiler
UBP Kurultayı kararında, görüşme süreci yoluyla ortaya çıkabilecek yeni bir ortaklıkla ilgili "kırmızı çizgiler" ise şöyle sıraladı:
"Herhangi bir anlaşma, iki halk ve iki devletin egemen eşitliği temelinde yapılmalıdır. 'Oluşturucu Eyalet/Devlet - Constituent State' kavramı haklarımızın korunması açısından tatmin edici değildir, Rum tarafının açıklamaları bunun kanıtıdır. 'Founding States-Kurucu Devlet' kavramı üzerinde ısrar edilmelidir. Egemenliğin kaynağının Kurucu Devletler olduğu açıkça belirtilmelidir.
Öngörülen federasyona, ancak adadaki iki bağımsız ve egemen Devlet'in oluşturacağı konfederal bir yapı noktasından başlanıp evrim yoluyla ulaşılabilir. Yeni ortaklığı oluşturacak Devletlerde kalacak yetkiler egemen yetkiler olmalıdır ki, bu ortaklık yeniden yıkılacak olursa, kendimizi uluslararası alanda Rum tarafıyla eşit statüde bulalım.
Olası bir anlaşmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, isim, sıfat ve tüm sembolleri ile öngörülen yapının Kıbrıs Türk kanadını oluşturmalıdır.
İki kesimlilik kesinlikle sulandırılmamalıdır. Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin devamı tartışılmazdır.
Olası bir anlaşmanın AB mahkemelerinde veya uluslararası hukuk kuruluşlarında dava konusu yapılmaması için, anlaşma AB'nin birincil hukuku olmalıdır."
UBP kararında, Kıbrıs Türk halkının sonu gelmez görüşmelerde kaybedecek zamanı olmadığı ifade edilerek, mevcut sürecin gerçekten bir "son şans" olması için gerekli takvimin yapılması ve başka seçeneklerin gündeme getirilmemesi gerektiği savunuldu.
Rumla birleşmeye mahkum değiliz
"Kıbrıs Türk halkının Rumlarla birleşmeye mahkum olmadığı" dile getirilen UBP Kurultayı kararında, "ayrılma hakkı da birleşme hakkı kadar geçerlidir. Rum tarafı bizi tahakkümü altına almayacak bir uzlaşıya razı olmayacağını her tutum ve hareketiyle göstermiştir. Kamuoyu yoklamaları da bunu göstermektedir. Anavatan Türkiye ile işbirliği içerisinde, bizim de buna karşı alternatif formüller ortaya koymamız gerekmektedir" denildi.
İktidara kınama
Kararda, şu anda iktidarda olan yöneticilerin "tanınma istemiyoruz", "bağımsız Devlet istemiyoruz" şeklinde söylemlerde bulunduğu ve egemenlik kavramını ağızlarına dahi almaktan kaçındıkları iddiasıyla, bunların kabul edilemez olduğu belirtildi ve iktidarın tutumu "şiddetle" kınandı.
Yapılan anketlerde Kıbrıs Türk halkının büyük çoğunluğunun KKTC Devleti'nin tanınmasını istediğini gösterdiği kaydedilen kararda, "Halkın bu iradesine hiç kimse karşı koyamaz. UBP olarak halkımızın geleceğini düşünüyor ve bu ilkeleri gözetiyoruz. Varoluş ve özgürlük mücadelemizde en büyük desteğimiz, her zaman olduğu gibi Anavatan Türkiye'dir. Yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yapılacak bir anlaşma için üzerimize düşen ne varsa yapmaya kararlıyız, ancak bunların dışına çıkılmak istenmesi halinde halkımızla birlikte mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz" denildi.
İkiyüzlülük
UBP Kurultayı kararında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir yandan müzakere süreci devam ettirilirken diğer yandan da uluslararası hukuk mercileri önünde KKTC aleyhine çeşitli davalar açmak suretiyle, KKTC, Kıbrıs Türk halkı ve Anavatan Türkiye aleyhine kararlar elde etme çabalarını sürdürmesinin ikiyüzlülük olduğu ifade edildi.
Cumhurbaşkanı ve hükümetin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne bu tür davaları geri çekme çağrısı yapması gerektiği söylenen UBP kararında, Rumların, bu çağrıya uymamaları durumunda ise görüşme sürecinin büyük zarar göreceğinin açıkça deklare edilmesi gerektiği savunuldu.
Kararda, UBP'nin, bütün bu gelişmeler karşısında halkın geleceğinden endişe duymadığı, devletin egemen varlığını, halkın anketlere de yansıyan tutumunun, Anavatan Türkiye ile ilişkileri yaşamsal bir güvence olarak gördüğü, Rumların halk tarafından da giderek daha iyi anlaşılan uzlaşmaz tutumu karşısında devletin tanınmasının somut bir şekilde gündeme geleceğinden emin olduğu, devletin tanınması için de mücadelesini sürdüreceği vurguladı. |