Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gece yarısı kaçırılarak tekme tokat dövüldü
Kuvvetli yağış var
Barış suyu
Trodos keyfine soğuk engeli
Yunanistan’da kullanılıyor
“Seviyorum, ödüyorum”
Kartalkaya’ya yoğun ilgi

YORUMLANANLAR
DNA sonucu bekleniyor [1]
Linçten polis kurtardı [3]
Tapuların arkasındayız [1]
Kötü 'baba'ya 'çok az' [7]
Buzek, Talat’la görüşmesini resmi sitesine de koymadı [2]
Bir Yastıkta 50 Yıl [1]
Eziyet bitecek [1]
“Haddini aştı” [1]
Hedefteki isim: Downer [1]
Olay çok ciddi [1]
Ocak ayı başarılıları belirlendi [1]
Ban “toplumsal cinsiyet” sorunlarına da baktı [1]
Liderlerden cesaret aldım [1]
Orams’a meclis araştırması [3]
Elcil’e bypass [3]
Çevreciler ayakta [3]
70 milyona KKTC tatili [6]
Şok ihbar [10]
Dil uzatamazsınız [3]
Düpedüz hakaret [9]
Lapta ayakta! [22]
“Okul parasını ödedim” [2]
Çifte ‘OHİ’ [5]
İngiliz çikolatası artık Amerikan! [1]
Piyasa değeri 3 milyon TL [1]



Yeni müftümüzün hedefi, yeni bir misyonla kurumsallaşma
Dr. Yusuf Suiçmez: Kıbrıs Türkü, camiye gitmiyor ama dürüst, hoşgörülü ve iyi niyetli
   Pazartesi 08:11
   23 Şubat 2009
Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Eski ve yaygın adıyla Müftülük, yeni adıyla Din İşleri Dairesi. Kökleri Osmanlı dönemine kadar dayanan, Kıbrıs Cumhuriyeti yıllarında da kabul gören Kıbrıs Türkü’nün en eski kurumlarından... Yıllardan beri atıl kalan, kısa süreli Ahmet Yönlüer dönemi hariç yaklaşık 20 yıl vekaletle yönetilen Din İşleri Dairesi, şimdi yeni bir başkanla vizyon yenilemeye hazırlanıyor.
   Başbakan’ın önerisiyle Cumhurbaşkanı tarafından geçtiğimiz aylarda Din İşleri Başkanlığı’na atanan Dr. Yusuf Suiçmez, “Dairenin imaj sorunu var. Yıllardan beri rölantide, atıl vaziyette kaldı. Şimdi yeni bir misyonla kurumsallaşma hedefindeyiz” diyerek 5 yıllık görev süresiyle ilgili mesaj verdi.
   Akademisyen kimliğiyle tanınan 39 yaşındaki Dr. Yusuf Suiçmez, Karadeniz kökenli KKTC vatandaşlarından... Ailesiyle birlikte 6 yaşında adaya gelmiş, ilkokuldan yüksek öğretime kadar burada şekillenmiş. Eşi de Kıbrıslı Türk. İmam bir babanın çocuğu. Yaşadığı coğrafyanın, içinde yaşadığı kültürün insanı biçimlendirdiğine inananlardan... Bu nedenle kendini, 2 çocuğunu tereddütsüz Kıbrıslı Türk olarak niteliyor ve üstelik köken konusunun tartışılmasından, irdelenmesinden de hiç rahatsızlık duymuyor, aksine yararlı olduğuna inanıyor.

İlahiyat mezunu, akademisyen ve taekwandocu

   Yaklaşık bir ay önce Din İşleri Başkanı olarak 5 yıllık sözleşmeyle atanan Suiçmez, sırasıyla Değirmenlik İlkokulu, Bayraktar Ortaokulu ve Lefkoşa Türk Lisesi’ndeki eğitiminin ardından DAÜ’ye girer işletme-ekonomi eğitimi için... Ancak ikinci yılda üniversiteyi bırakarak “kafasındaki sorulara yanıt bulmak için” İlahiyat okumaya kara verir. Medine İslam Üniversitesi’nden mezun olur, ardından Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde master ve doktora yapar.
   Üniversite eğitiminin ardından DAÜ ve YDÜ’de akademisyen olarak görev yapan Dr. Yusuf Suiçmez, Taekwondo’da da milli sporcular arasında yer alır.
   İngilizce ve Arapça yanında Karadenizli kimliğiyle biraz da Rumca bilen Suiçmez, üniversitelerde özellikle “Osmanlı Türkçesi” ve “Karşılaştırmalı Dinler” konusunda dersler verdi. “Her dinden öğrenciye ders verdim” diyor bu dersin özelliğini anlatırken ve mitolojilerden, Budizm’den, Şaman dinlerinden başlayarak tüm dinleri yakından incelediğine de vurgu yapıyor.
   Din İşleri Başkanlığı’na atanması nasıl oldu peki…
   “Genel bir uzlaşıyla atandım sanırım. Bu kurum herkesin. Herhangi bir partinin yanında veya karşısında yer almaz bu kurum. Çalışma stratejim de bunun üzerine kurulu. Hatta bu nedenle siyasi partilere ziyaret düşünmeme karşın tereddüt yaşadım, ama süreç içerisinde uygulamayla kabul göreceğimizi sanıyorum…” diye anlatıyor atanmasını da.
   “Türkiye’nin, AKP’nin etkisi oldu mu atanmanızda” diye sorunca da, retçi yaklaşım yerine, “Tarihi ve kültürel bağlar var. Karşılıklı görüş alış verişi olmuş olabilir diye tahmin ediyorum. Ben akademisyen kimliğimle uluslararası bir konferansta sunduğum ‘Ruhani Kültür ve AB’a Uyum’ konulu raporu Türkiye devlet ve hükümet yetkililerine de göndermiştim. Bu konu ilk kez irdelenen bir konuydu ve sanırım ilgiyle okundu” diye konuştu.
   Bu çalışma yanında “İslami Fobi-İslam Korkusu”nun tarihi kökenlerini, ayrıca TMT ve EOKA’yı dini yanlarıyla irdeleyerek konferanslarda sunduğunu da anımsatan Dr. Suiçmez, bu bilimsel çalışmaların da göreve atanmasında etkili olduğu inancında.
   Göreve gelmesiyle birlikte dairenin vizyon ve misyonuyla ilgili çalışma başlattığını anlatan Suiçmez, özetle şunları söyledi:
   “Bu daire yıllardır atıl, rölantiye alınmış. Ahmet Yönlüer’in görev yaptığı kısa dönem hariç uzun yıllar vekaletle yönetildi. Atama bile yapılmadı. İmaj sorunu var dairenin… Negatif bir bakış açısı var, çağdışı bir kurum olarak bakılıyor. Şimdi bu yeni dönemde doğru tanımlamayla, yeni yasayla, yeni vizyonla kurumsallaşma için çalışıyoruz. KKTC içinde, laik bir toplumda nasıl bir Din İşleri Dairesi… AB süreci de dikkate alınarak bu konularda çalışmaya başladık…”
   Başbakanlığa bağlı dairenin yasayla tanımlanmış görevleri olduğunu, daire bünyesindeki kadro yanında emekliler dahil 300 civarında imamın daireye bağlı olduğunu anlatan Suiçmez, öncelikle hizmet içi eğitimle imamların güzel ezan okuma konusunda eğitime alındığını, müfettişlerle bölgelerdeki şikayetlerin derlendiğini söyledi. Lefkoşa dahil bazı merkezlerde tek mikrofonla ezan okuma yönünde düzenleme yapıldığını bildiren Suiçmez, “Kimi ‘ezan sesi fazla yüksek’ diye şikayet eder, kimi duymadığı için... Rahatsızlık yaratmadan ama ihtiyaçları da karşılayarak işin ruhuna uygun düzenleme şart” dedi.

Kıbrıs Türkü, dindar değil, camiye gitmiyor ama inançlı

   “Kıbrıs Türkü dindar değil genelde… Dini eğitim yönünde bir talebi yok” şeklindeki yorum üzerine de şu ifadeleri kullandı:
   “Doğru, Kıbrıs Türkü dindar değil, inancını yaşama alanı olarak camiyi kullanmıyor. Ama inançlı. Laik bir toplum ama İslam kültürü tarihinde var. Din sadece ibadet, oruç, namaz değildir. Kıbrıs Türkü inançlı bir topluluk, dini hissiyatı var, dürüst ve hoşgörülü. İbadetin hedefi de bu zaten, insanın insan yönünü geliştirmek. Yoksa namaz kılar, oruç tutar ama bunlar insani yönüne katkı yapmıyorsa, çok anlamlı değil…”
   Toplumdaki talep ve endişeleri gözeterek çözüm üretme hedefinde olduklarını vurgulayan Dr. Yusuf Suiçmez, örneğin camilerle ilgili talepler yanında, okullarda din dersi talebi de olduğunu, bunlarla ilgili nasıl bir programlama yapılacağı konusunda çalışma başlattıklarını anlattı.
   Ortaokul ve liselerde din derslerinin genelde Türkiye’den gelen hocalar tarafından verildiğini, oysa bu derslerin toplumsal yapı ve insanı tanıyan Kıbrıslı hocalar tarafından verilmesinin daha yararlı olacağını belirten Suiçmez, 10’u kadın ilahiyat okuyan 30 civarında vatandaşın bu anlamda önemli katkı koyacağını belirtti.
   Mili Eğitim ve Kültür Bakanlığı bünyesinde din derslerini planlayacak uzman olmadığına da dikkat çeken Suiçmez, “Önemli olan çocukların gelişim psikolojisine uygun din eğitimi... Dersin ve hocanın niteliği çok önemli. Dünyanın her yerinde din eğitimi var, ama uzman desteğiyle irdelemek gerek durumu…” diye konuştu.
   “Bu talep herhalde Türkiye kökenli ailelerden, onların çocuklarından. Böyle bir girişim yeni bir tartışma açmaz mı, size yönelik eleştiriler olmaz mı” yönündeki soruyu da Suiçmez, “Tartışmaktan kaçmamak lazım. Tartışmanın zararı yok. Daha iyiyi bulmada faydalı bile olabilir. Önemli olan makul nedenlerle tartışmak, ideolojik yaklaşımlarla karşı çıkmak doğru değil” diye yanıtladı.
   Din derslerinin nasıl düzenleneceği konusunda okullarda örgütlü sendikalarla da görüşüp önerilerini alacağını ve görüşlerini aktaracağını anlatan Suiçmez, olayın sağlıklı ve doğru zeminde tartışılmasını istediğini söyledi.
   Camilerle ilgili talep ve eleştirileri karşılamak için de çalışma başlattıklarını, bölgelere müfettişler gönderdiklerini anlatan Suiçmez, “bağırarak değil, ses ayarlı ezan okunması için hizmet içi eğitimlere büyük önem verdiklerini” söyledi.

Kuran kursları görevler arasında

   “Kuran kursu” olarak adlandırılan camilerdeki kursların da yasa uyarınca dairenin görevleri arasında olduğunu söyleyen Suiçmez, bu kurslarla ilgili yoğun eleştirilere dikkat çekilmesi üzerine, “Pedagojik açıdan eksi ve artıları olabilir. Eleştiriler de olabilir. Ama bunu uzmanlar söylemeli, yasakçı ve dayatmacı zihniyetle karşı çıkmak doğru değil” dedi.
   Din konusuna akademisyen kimliğiyle ve felsefik bakış açısıyla perspektif oluşturmaya çalışan Din İşleri Başkanı Dr. Yusuf Suiçmez, özetle şunları söyledi:
   “Din, yaşama bakış, insanı yorumlamadır. İhtiyaçtır, ihtiyacın yansımasıdır… Bilim nasıl dini hurafe olmaktan korursa, din de bilimi insanı makineleşmekten korur. İnsan yaşamındaki boşluğu doldurur. Din insan merkezli. Yaşamı anlamlandırmasında katkı sağlıyorsa insana, dinin yorumu doğrudur. Aksi halde tartışmaya açıktır…”
   Dinin modern dünyada laik anlayış içinde şekillendiğini ve sürekli yorumlandığını anlatan Dr. Suiçmez, “Dinin sürekli yorumlanmaya ihtiyacı var. Aslında değişen din değil, yorumlardır” diye ekledi.
   Dinin, siyasete sokulunca özünü kaybettiğini ve menfaat aracına dönüştüğünü de anlattı Suiçmez…
  “Devlet dindar olanın da, olmayanın da taleplerini karşılamalı. Bu, tüm ülkeler, dinler için geçerli. Ama din temelli politikaları merkez yapınca, sorunlar ortaya çıkar. Dayatmayla dindarlık da, din karşıtlığı da olmaz. Bu işin ruhuna aykırı… Hele Tanrı algısı korku üzerine kurulursa, inandığı varlık da korkunç olur… Korku üzerine kurulu dindarlık, din anlayışı değildir…”
   “Din adamı” nitelemesine de karşı çıkan, dini anlamaya ve anlatmaya çalıştıklarını söyleyen Suiçmez, konuyla ilgili detaylı sorulara karşılık, söylediklerinin tartışmaya açık olduğuna da vurgu yaptı.

Gösterişli mezarlar yerine ağaç dikilsin

   Din İşleri Başkanı Suiçmez, mezarlıklar, mevlit, kurban gibi Kıbrıslı Türklerin de günlük yaşamında yer alan “dini inançlar” konusundaki sorulara da samimi yanıtlar verdi.
   KKTC’de çok yaygın olan gösterişli, bazıları oda büyüklüğündeki mezarlarla ilgili olarak “Gösterişli mezarlar din açısından kabul edilir değil. İsraftır ve dinin ruhuna aykırıdır” diyen Suiçmez, “Ölüye ölü yatırımla, mezarlıklar taştan kentlere döndü. Yaşam alanları yok ediliyor” ifadelerini kullandı.
   Mevlit okutmanın da “ticarete” döndüğünü, bunun yerine bir yere ağaç dikilebileceğini, muhtaçlara iyilik veya çeşme yapılabileceğini anlatan Suiçmez, “Şartlar dinin yorumunu etkiler” diyerek kurban kesmenin de zorunlu olmadığına vurgu yaptı.

Diğer İç Haberler haberleri
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:22   Barış suyu
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:19   Trodos keyfine soğuk engeli
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:18   Kartalkaya’ya yoğun ilgi
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:17   “Seviyorum, ödüyorum”
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:11   Büyükkonuk, pazar yerine kavuştu
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:09   Yunanistan’da kullanılıyor
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:08   Kuvvetli yağış var
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:07   Gece yarısı kaçırılarak tekme tokat dövüldü
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:07   Barış için açık oturumlar
08 Şubat 2010, Pazartesi   09:06   Eroğlu, yurda döndü
   763 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yorum Sayısı:   13
  Din Saygılı         - Kutsallar Diyarı 26 Şubat 2009, Perşembe 10:31 
Bu duruma göre Meteorlojinin raporlarını dinleyip vatandaşların yağmur duasına ve pikniğe gitme programı hızla büyüyecek! Hayırlı olsun demekten başka ne diyebiliriz!
  Kibrisli Turk         - Magosa 26 Şubat 2009, Perşembe 10:16 
Kibrisli Turklerden kac tanesi 5 vakit namaz kilar yada her cuma camiye gider? Bizden hayatta muftu cikmaz. Yusuf beyi simdiden tebrik ediyorum.
  cyprus         - 4 cypriots 25 Şubat 2009, Çarşamba 18:02 
Ben T.C li muftu istemem.Kibrisli muftu yokmu acaba??.Bu muftu ancak t.c lilerin muftusudur.
  M H Y yahi         - PİLE 25 Şubat 2009, Çarşamba 18:00 
ONU OLSUN BRAKSINLARDI KIBRISLI OLSUN AYIP BE
  Halil         - Magosa 25 Şubat 2009, Çarşamba 17:56 
Karadenizliden muftumu olur yahu.
  Caner Edip         - Lefkosa 25 Şubat 2009, Çarşamba 17:44 
Vildan abla sende herseyi yanlis anliyorsun ya.Edecen beni da gideyim horon cekip ortodoks olayim demi.
  niyazi haciveli         - jekabpils letonya 25 Şubat 2009, Çarşamba 17:44 
ben yusuf hocamizla gurur duydum kolay gelsin diyorum
  hasan nihat erduran         - çatalköy-girne-KKTC 25 Şubat 2009, Çarşamba 17:20 
yusuf hoca 2005 seçimlerinde ubp milletvekili adayı idi ve kazanamamıştı.b.bakanlığa bağlı bir makama getirildi.yani ortada siyaset yok,bilgi beceri,tahsil vardır.tam olması gerektiği gibi yani.bölgeci,ırkçı,yıkıcı,bölücü yaklaşımlar birer virüstürler,kendinizi sakının bu zararlılardan.benim tc de kıbrısı hiç görmemiş akrabalarım var,akrabalıktan atalım mı yani?kıbrısa gelip askerliğini yapıp tc ye dönen de var...kolay gelsin yusuf hocam...
  Vildan Kara         - Lefkosa 24 Şubat 2009, Salı 11:10 
Adaya 6 yasinda gelen bir insanin kokeni TC kokenli sayilmaz Caner Edip Bey. Hosgoruyorum diyorsunuz tamam ama yaptiginiz ayirim hos kacmamis. Ona bakarsaniz benim annem babamin aileleri asirlardir Kibrisli ama anne babamin egitim ve isi nedeniyle ben de adaya 7 yasinda geldim. hatta geldigimde sular seller gibi o siveyle konusuyordum. Simdi ben senden daha az mi Kibrisliyim?
  LONDRALI         - U.K 24 Şubat 2009, Salı 11:07 
KKTC HERSEY TAMAM DA BIR O EKSIGIDI . #
HADE SIMDI TEK KALAN EKSIGIMIZ DE GELDI VE TAMAMLANDIK .
ARTIK KIM YUTAR BIZI !!!
  türcan         - magosa 24 Şubat 2009, Salı 11:00 
kıbrıs türkü dünyanın en eğitimli ve en kültürlü toplumudur.çok acılar çekmiştir büyük mücadeleler vermiştir.dini siyasi tepkileri hiçbir toplumla karşılaştırılamaz ve katagorize edilemez.bu tolumu yalnızca yıllarca içinde yaşamış ve herşeyi paylaşmış olanlar hissedebilir.sayın müftü bunu güzel algılamıştır kendisini tebrik ederim.
  Laden Bilge         - Girne 24 Şubat 2009, Salı 10:42 
Sayin Caner,siz hosgorulu olabilirsiniz ama muftu Kibrisli Turk olmaliydi.Bildigim kadariyle Karadenizliler ortodoks kokenli.
  Caner Edip         - Lefkosa 23 Şubat 2009, Pazartesi 13:37 
Kibrisli Turklerin fazla dindar olmamalarinin sebebi,koklerinin yuzde 80 alevi olmasidir.Aleviligin temel ilkelerinden biri hosgoru ve iyiniyetliliktir.Osmanlilarin adayi aldiktan sonra ilk olarak Kibris\'a 8000 alevi ailesini surgune yollamisti.Tarih kitablarini arastirirsaniz gorursunuz.Durust ve hosgorululuk bir ayricaliktir.Onun icin yeni muftumuzun TC kokenli olmasini hosgoruyorum.Basarilar.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,5126 1,5233
1 EURO 2,0692 2,0837
1 STERLİN 2,3719 2,3896



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Kıbrıslıların önceliği

Ali Baturay

FELAKETİN SUÇLUSU KİM?

Ahmet Tolgay

Faizler, tasarrufçular, yatırımcılar ve ba...

Bilbay Eminoğlu

Guttumtava’nın tavası

Akay Cemal

Turizm aşığı Bilgili’den ‘Yaşl...

Dilek ÇETEREİSİ

Kapak meselesi gündem oldu

Serhat İncirli

Sansür kıyameti

Mehmet Hasgüler

CTP’den “Bağımsız Cumhurbaşkan...

Aytuğ TÜRKKAN

VEKİLLER DE ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYSUN

Prof. Dr. Ata ATUN

AB düş kırıklığı

Uzm. Mine Çağlar

E vitamini, çinko ve demir minerallerinin ...

Dr. İsmail KEMAL

Euro bölgesi zorda

Oğuz Metiner

Geceleri Yalnızken Neden Korkarız ve Bu Ko...

Harid Fedai

Yangın Yardımları

Çise ÜNLÜER

Yağmur sularının depolanarak kullanılması

Psikolog Ayla Kahraman

Karne Günü

Türem Delikurt

Bir bayan kaç yaşından sonra anne olmamalı...

Faize TARAZİ

Sorunun ardındaki sorun

Semra Galip PAŞAZADE

Çevre Kültürümüz

Nevruz TAYDEMİR

Banyonuzda SPA keyfi yaşamaya nedersiniz?

Dt. Kemal TAŞÇI

İmplant Tedavisi - 1





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital