Serkan SOYALAN Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Andromahis Aleksandru adlı bir Rum'un KKTC'deki malıyla ilgili olarak Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla sağlanan dostane anlaşmayı 28 Temmuz tarihindeki oturumunda kabul etmesinin yankıları sürüyor. Kısa bir süre önce yaptığı açıklamada bu olaya değinen avukat Oğuzhan Hasipoğlu, AİHM’in anlaşmayı kabul etmesini, KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun ilk sınavını başarıyla geçmesi olarak değerlendirdi.
Aleksandru Davası neydi?
Avukat Oğuzhan Hasipoğlu, Rumların AİHM’e açmış olduğu yüzlerce davadan sonra AİHM’in, ‘Aresti Xenides’ Davası olarak bilinen davada “Eğer Güney Kıbrıs vatandaşı 1974 yılından sonra Kuzey’de bulunan taşınmaz malı ile ilgili herhangi bir talebi olacaksa, bundan böyle direk AİHM gidemeyecek, KKTC de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuracaktır” prensibini ortaya koyduğunu söyledi. Hasipoğlu, bu prensipten sonra aldığı yeşil ışıkla KKTC Meclisi’nin Taşınmaz Mal Komisyonu’nu oluşturduğunu ve bununla ilgili de ‘Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası’nı (67-2005) yaptığını belirtti. Oğuzhan Hasipoğlu, “Bu kararla her ne kadar uluslararası hukuk gözünde malların yine Rumun malı olarak tanımlansa da, bunun aslında uluslararası hukuk alanında KKTC’ne ve O’nun yargı yetkisine ilk yeşil ışık olarak ifade edilebilir” dedi. Aresti kararının metninde KKTC teriminin kullanılmış ve KKTC’de kurulan komisyonun hukuksal statüsünün tanındığını söyleyen Hasipoğlu, “Bundan sonra da bu komisyonun usulüne uygun olarak işleyip işlemediğinin denetimi yapılacaktı” dedi. KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bu ilk test davasında, ilk sınavını Andromahis Aleksandru davası ile başarıyla geçmiş olduğunu da söyleyen Hasipoğlu, bu davada, meselenin KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nda incelenip, karara bağlanmış olduğunu, AİHM meselenin esasını inceleyip karar vermediğini söyledi. KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu, Aleksandru’nun KKTC’de bulunan “taşınmaz malının bir bölümünün iade edilmesi ve bir buçuk milyon sterlin tazminat verilmesi” kararını verdi ve AİHM’de bunu onayladı. Bu kararı yorumlayan Hasipoğlu, “AİHM, KKTC’deki bu komisyon usulüne uygun çalışmıyor veya adil davranmıyor da diyebilirdi, ancak bunu demedi ve verilen karardan tatmin oldu” açıklamalarında bulundu.
‘Bundan sonra aynı uygulama devam edecek’
Aresti kararından sonucu olarak zaten KKTC’deki iç hukuk yolu olan komisyona başvurulması gerektiğinin de altını çizen Hasipoğlu, bundan sonra da aynı uygulamanın devam edeceğini söyledi. Hasipoğlu ayrıca Aleksandru davası ile gelen artı kazanımın, AİHM’in kurulmasını tavsiye ettiği KKTC’deki Komisyon’un kararına onay verip, bu komisyonun işlerliliğinde herhangi bir hukuki engelin olmadığını teyit ettiğinin olduğunu belirtti. Avukat Oğuzhan Hasipoğlu, Loizidu ve Arestis davalarının Aleksandru Davası’na örnek teşkil ettiklerini vurgularken, Aresti Davası’nın Taşınmaz Mal Komisyonu’nun önünü açan dava olduğunu, Loizudu Davası’nın ise bu tür tazminat davalarında prensiplerini ortaya koyan ilk dava olduğunu söyledi. Loizudu Davası’nda mahkum olan ve parayı ödeyenin Türkiye olduğunu söyleyen Hasipoğlu, şimdi sadece parayı ödeyen tarafın değiştiğini ve paranın KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’ndan çıktığını belirtti.
İngiliz Mahkemeleri hangi prensipleri dikkate alacak?
Bu kararın Orams Davası’nın sonucuna da etki etmesi gereken bir karar olduğunu söyleyen Oğuzhan Hasipoğlu, AİHM’nin iç hukuk olarak KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kararını uygun bulduğunu söyledi. Hasipoğlu, “ATAD’ın Orams Davası’ndaki kararda ise Güney Kıbrıs Mahkemeleri’nin KKTC’deki yargı yetki alanlarında da yetkili olduğuna dair siyaset kokan bir karar vermişti” dedi. AIHM ile Avrupa Topluluğu Adalat Divanı (ATAD) arasında ciddi bir çelişki ortaya çıktığını söyleyen Hasipoğlu, AİHM’in yetki ve iç hukuk olarak KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nun işlerliğini onayladığını, ATAD’ın Orams kararı ile sanki iki kişi arasındaki mülkiyet problemini çözmeye çalıştığını söyledi. Oğuzhan Hasipoğlu son olarak, “ATAD’ın Kıbrıs’ın politik durumunu dikkate alamayan ve Güney Kıbrıs Mahkemelerine KKTC’deki mallar ile ilgili münhasır yetki veren kararı, AİHM’in kararı ile aslında birbirine taban tabana zıt iki farklı karardır” dedi. Bundan sonraki süreçte Orams kararının merakla beklendiğini söyleyen Hasipoğlu “Aresti ile başlayan ve Andromahis Aleksandru ile devam eden KKTC’deki yargı yetkisine ışık tutan kararlara karsı, ATAD’ın Güney Mahkemelerini yetkili bulan Orams kararını, İngiliz Mahkemeleri Orams Davasını değerlendirirken hangi prensipleri dikkate alacağı önem arz edecektir” şeklinde açıklamalarını noktaladı.
|