Spor eğitmenliğine 25 yılını vermiş bir isim Harika Kıral. Bu güne kadar ülkemin hep daha ileride, daha profesyonel bir şekilde sporun içinde olmasını ve sporcuya laikiyle değer verilmesini istediğini söylüyor. Ben çocuktum, genç oldum, öğretmenlik yapmaya başladım. Kendimden çok örnekler çıkararak gençlerle muhatap oldum, benim yaşadıklarımı onların yaşamasını istemedim diyor. Bir anne çocuğuna kendininkinden daha iyi bir hayat sunmak için dünyaya getirmelidir. Ben de önümdeki pırıl pırıl gençlere daha iyi fırsatlar yaratabilmek için çalıştım di-yerek özetliyor kendini.
Hentbolu tercih etmeniz nasıl oldu?
İlkokul, ortaokul ve lise yıllarımda hep sporla iç içeydim. Tüm branşlara yatkın bir yapım vardı. Yeteneklerim doğrultusunda atletizim olsun, basketbol olsun, voleybol, cimnastik, folklor olsun tüm spor faaliyetlerinin içerisindeydim. Hatta buna yüzmeyi de dahil edersek Girne’de 1974 öncesi yapılan yarışlarda birincilikler elde ettim. Üniversitye geçtiğim zaman yine bu sporlarda başarılarım oldu. Daha sonra ise Türkiye’de Hentbol’un doğuşu bizim üniversite başladığımız döneme denk geldiği için hocalarımız bu sporu yaymak için okulda çaba gösteriyorlardı. Hentbolun içerisinde birçok branşı kapsayan temel hareketler var. Atletizimden geldiğim için bu spora çok uygun bir yapım vardı. Oraya girişim de bu şekilde oldu. Bu sporu seçme sebeplerimden biri de sanırım kendi ülkemde bu sporun yapılmaması ve bir ikinci sebep ise benim ruh yapımla bağlantılı olması. Çünkü çok mücadeleci bir yapım var. Hentbolda mücadelecilik olması gereken birşey. Bu yüzden bu branşı özellikle tercih ettim. Mezun olduktan sonra da amacım ülkeme geri dönüp bu branşı yaymak oldu. Hentbolun Kıbrıs’ta başlaması biraz zaman aldı, ama bunu kabul ettirip fe-derasyonu oluşturana kadar da bir süre geçti. Bu arada da kulüplerde basketbol antranorlüğü, okullarda voleybol, basketbol, hentbol çalıştırmaya devam ettim. 1991 yılında da bir grup arkadaşımızla öncülük ederek hentbol federasyonunu kurduk. Bu gün ülke-mizde hentbol 17 yaşında, genç bir spor olarak oynanmakta.
Gençlerin spora ilgisini nasıl buluyorsunuz?
Kendi spor branşım adına söylemem gerekirse, gençlerin ilgisi oldukça dağılmış durumda.
Çünkü biz sporcuyu ev ev gezip bulmuyoruz. Okulumuzdaki öğrenciler arasından seçiyoruz. Kendi okulum adına söylemem gerekirse, kızlarda bir basıklık söz konusu. Yani öne çıkmak istemiyorlar. Beden eğitimi derslerinde bile hareket etmekten kaçınıyorlar. Bunun sebebini şu ana kadar algılamış değilim. Gençlerdeki üniversite kaygısı ve bir de bilgisayar başında yetişen bir nesil olmalarından dolayı hareket etmekten kaçınan nesiller oluşmuş durumda. Bunun yanında geçmişe baktığımda görebildiğim, fakat şu anda olmayan, eskiden bir faaliyet olduğu zaman bütün okul bu faaliyete katılı-yordu. Bu spor yapana bir motivasyondu, izleyene de bir teşvik. Arkadaşlıklar çok güzeldi. Fakat şimdi okul maçlarına gittiğimiz zaman sadece rakip takımla diğer takım arasındaki bir rekabetten başka hiçbirşey yok. Hep bir ders kaygısı var. Aslında okullarda sosyal faaliyetlerin daha çok ön plana çıkartılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sosyal yönü gelişmeyen bir kişinin, ilerki hayatında da zorluklar yaşayacağını düşünüyorum.
Hentbol da diğer spor dalları gibi takım ruhu gerektiren bir spor dalı. Takım içinde birlikteliği sağlamanın anahtarı nedir sizce?
Takım dendiği zaman en önemli şey arkadaşıktır. O arkadaşlık ortamını yarattığınız zaman herşeyin paylaşılması daha güzel olur. Takım içinde arkadaşlık duygusunu geliştirmek gerekir. Ben fikrinden kurtularak biz olunması geliştirilmelidir. Ben bunu sevgimi dile getirerek de başardığımı düşünüyorum. İşiniz sahada bitmiyor. Sahanın dışında da birtakım şeyleri paylaştığınız süre içinde o gençleri de o derece birbirine bağlayıp, yakınlaştırı-yorsunuz.
Bildiğiniz üzere bireylerin tercihleri çocukluk yıllarından itibaren belirmeye başlıyor. Çocukları spora ilgi duyan ailelere neler önerirsiniz?
Eğitim zaten aileden başlıyor. Ailenin çocuğunu bilinçli bir şekilde yetiştirmesi, çocuğunun ne istediğini bilmesi çok önemli. Yasaklarla, kısıtlamalarla birşeylerin olabileceğini düşünmüyorum. Karşılıklı güven ve konuşmayla birtakım şeyler aile içinde çocuğa aşılanabilir. Aile içerisinde spor yapmak isteyen çocuklar varsa, ilk başta okuldaki öğretmenlerine başvurulmalıdır. Çünkü bizde başvurabilecekleri bir kurum yok. Federasyonlarımız var. Ama okuldaki öğretmeni de çocuğun yeteneklerini belirle-yerek, O’nu o alanda daha rahat yönlendirebilir. Çocukları spora ilgi duyan ailelerin çocuklarını en başta vücut koordinasyonu geliştirmek açısından cimnastik, yüzme gibi spor dallarına kaydını yaptırmaları gerektiğini düşünüyorum.
Hentbol Federasyonunun çalışmaları ne aşamada şu anda?
Hentbol Federasyonu şu anda 17 yıldır faaliyetlerini sürdürüyor. Son iki yılda hentbol bir kaosun içine sürüklendi. Kendi adıma bu beni çok üzdü. Çünkü sporun olduğu yerde kavgaların olmaması gerektiğini düşünüyorum. Spor birleştirmedir, yakınlaştırmadır. Yani kısacası spor dostluktur. Kol kırılır yen içinde kalır. Sonuçta iki yıldan sonra rekabetten dolayı, siyasi sebeplerden dolayı ve daha saymakla bitmeyecek birtakım olaylardan dolayı hentbolumuz zarar gördü. 2 yıla yakın bir süre gençlerimiz sahaya inemedi. Şu anki başkanımız, Barış Toprakçı, o da benim yetiştirmiş olduğum sporculardan biri. Ekibiyle özverili bir şekilde çalışmakta. Hentbolu birtakım sıkıntıların içinden çıkardığını düşünüyorum. Herşey yerli yerine oturuyor. Tabi k i bunlar zaman alıyor. Gelişmeler iyiye ve doğruya gittiği zaman ben de hentbol camiası da mutlu oluyor. Hentbol istenilen yere gelecek, bu da tabi ki
disiplinli çalışmayla gerçekleşecek.
Federasyonların seslerini daha çok duyurabilmek ve gençleri spora çekebilmek için nelere ihtiyaçları var? Ulaşılmayacak hiçbir şey yok. Sadece ekip halinde çalışmak, bunun bölgelere yayılmasını sağlamak gerekir. Şimdi baktığım zaman, dengesiz bir dağılım olduğunu görüyorum. ‘Kırsal kesimde olan gençler, acaba Lefkoşa’daki ya da diğer bölgelerdeki gençler kadar şanslı mıdırlar?’ diye düşünüyorum. Bu gün Girne’de bile bir kulüpleşme yok. Federasyonların yapacakları çalışmalar büyük bir maddi kaynak istiyor. Bunun için de devlet desteğine ihtiyaç duyuluyor. Bu insanalra bu destek sağlanmazsa bunu yaygınlaştıramayız. Halbüki bir Lefkoşa’daki gençler kadar, Lefke’deki, Mesarya’daki bir sporcunun da bu sporu yapmaya hakkı var. |