|
Memleketimin en değerli şair ve yazarlarından Altay Burağan
Gün’ün Fıkrası Şaka
Mücahitler, komutanları Bariyo ile dalga geçmek için telefona sarılırlar. Komutanım, Rumlar taarruza geçtiler.Üzerimize gelirler. Neyle gelirler? Develerin üzerine bindiler. Dört nala gelirler. Mücahitlerin düşüncelerini kavrayan Bariyo yanıtı yapıştırır: Develerin üstündekiler analarınızdır. Bana gelirler.
ŞİİRİMİZDEN... Ziya Ormancıoğlu’ndan Kısa Şiirler: İzler Fincanımda dudaklarımın izi Yatakta bedenimin izi Kumsalda ayaklarımın izi Alnımda ve saçlarımda yılların ***
Değişen Kural Ezanlar Sanki Sela Oldu! ***
Belça’dan Notlar Biri geldi: Bir paket börülce aldı!! Biri geldi: Bir paket bakla aldı!! Biri geldi: Bir paket nohut aldı!! Biri geldi: Beş ekmek aldı!! ***
İşte Bu Kadar Televizyonu kapattım İzolasyonlardan kurtuldum! *** Devrimci “Kal benim gibi mücadele et!” dedi arkasından bir buçuk döner sipariş etti.
N.Parra der ki : Paranla şeref kazanma. Şerefinle para kazan ki, paran bittiğinde şerefin de bitmesin.
Geçmişten... 1958’de Klavya’da kulüp yararına düzenlenen bir eğlencedeki zenneler Ömer Baturay ve Cemal Adem…
Kıssadan Hisse Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken, içlerinden ikisi bir çukura düşmüş. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp, çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış. Çukur bir hayli derin olduğundan, düşen arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş. Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına: “Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkânsız!..” Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam etmişler. Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlarmış. Sonunda, kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilenmiş ve mücadeleyi bırakmış. Diğeri ise çabalamaya devam etmiş. Yukarıdakiler de ona, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürmüşler. Ne var ki, çukurdaki kurbağa onlara hiç aldırmadan son bir hamle daha yapmış, bu kez daha yükseğe sıçramayı başarmış ve çukurdan çıkmış. Arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine hiç kulak asmamış;çünkü o sağırmış ! Olumsuz düşünceli insanları sakın duymayın! Onların, yüreğinizdeki umudu çalmalarına izin vermeyin.
Kıbrıs Duvarı Sen bir şeyler verdikçe dost görünen çok olur. Bir de sen iste gör; hepsi birden yok olur.
okunmalı Suna Atun’un son eseri “Kıbrıs Türk Romanı – Örneklemeli Tarihçe”, Samtay Vakfı’nın 40. kitabı olarak çıktı. “Kıbrıs Türk Romanı” kitabı, Kaytâz – zâde Mehmet Nazım’ın 1894’te yayımlanan ilk romanımız Yâdigâr-ı Muhabbet’ten Bekir Kara’nın 2011’de çıkan “Bellekteki İzler” romanına kadar olan 117 yıllık süreçte roman yazan tüm yazarlarımızın toplam 119 eserini bulabileceğiniz mükemmel bir çalışma… Suna Atun, on yıl çalışarak edebiyatımızda bugüne dek hiç yapılmayan bir çalışmaya imza attı;edebiyatımızdaki büyük bir boşluğu doldurdu.Kendisini yürekten kutluyorum.Beynine sağlık Suna Hanım. Her Kıbrıslı kitapseverin, özellikle edebiyat öğretmenlerimizin mutlaka okuması gereken bir eser.
Ustalardan Kareler… Gökyüzünde Yangın Var - Başar Taşlı
Küpür 24 Haziran 1976 tarihli Zaman gazetesinden bir küpür…
facebook sayfası Altmış yıl önce, dağlar ağaç doluydu. Devr-i KKTC’de ağaçlar gitti, havuzlu villalar, siteler, kumarhaneler ve kerhaneler geldi. Mustafa Gürsel (15 Kasım 2011 tarihli sayfasından…)
Söz Çizginin
Bir Cemal Tunceri karikatürü…
|