Mevlid Kandili münasebetiyle

Oğuz Metiner

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Şubat 2012, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Bir çıkmaza düşmüştü bâtıl dinlerle cihan,
Hak yolunda sapmıştı, putlara tapan insan.
Vahşet ile cehalet el-ele yürüyordu,
Mâsum kız çocukları diri diri gömülüyordu.
Çok geçmeden bir güneş doğdu Mekke şehrinden,
Parçalandı zulmetler o Kur’an güneşinden
Bu öyle bir güneş ki, Hakk’ın tecellisiydi,
Hz. Muhammedin dünyaya gelişiydi.

Bilinmez bir kaderi yaşıyor, görünmez bir çizgide yürüyoruz.
Ne başlama anını tayin ettik, ne de bitiş noktasını…
Alın yazımız, geleceğin sayfalarında yazılı…
Ve yaşadıkça keşfediyoruz kaderimizi…

Kendimize bile sahip değiliz. Günlerimiz güz yaprakları gibi dökülüyor.
Sırlar ülkemizde rüyamızı yaşıyoruz.
Dünyadan aldığımızı geri verinceye kadar sürecek bu rüya.
Ruh, ebediyet önünde silkinip uyandığı zaman,
Rüyalar bitecek, düğümler çözülecek, kapılar açılacak.

İnananlar bu mehtabı yaşarlar.
Şafak pembesiyle uyanırlar uykularından
Kalplerinde ümit dolu rüyaların sıcaklığı;
Gözlerinde, beklenen gündüzlerin hasreti…
Seher serinliğinde dua eder, ak ellerini ak yüzlerine sürerler
Alınlarında parlayan secde nuru, dünyaları aydınlatır.
   “Ahmedin, Muhammedin ‘yıldızı’ doğdu” demişler. İnsanın kaderini aydınlatan bir müjde sözü. Işığıyla karanlıkları delen bir yıldızdır O. Dünya zindanlarında zor bir imtihandayız. O yıldızı tanıyanlar, yolunu bulup kurtulacaklar. Sorunlarımıza ancak Ahmed’in yıldızı cevap verebilir. Yalnız o yol gösterebilir. Sıradağlar gibi girmişse de asırlar aramıza, hasretimiz, dağları aşacak kadar taşkındır.
   Allah’ın yolunu, imanın tadını, İslâm’ın güzelliğini o gösterdi bize… O’nun doğum yıldönümünde, minarelerde aydınlanan kandiller, gönlümüzde parlayan sevgisinin, güzel ahlakının simgesi olmalıdır.
   Canım feda olsun Sen’in yoluna – Adı güzel, kendi güzel Muhammed.
   Sevgili kardeşlerim! Kâinatın Efendisi, Sevgili Peygamberimizi annesi dünyaya getirmeden önce, yeryüzü büyük bir toplumsal kriz içindeydi. İnsanlık, Allah’ın kendisine verdiği özellikleri unutmuş. İmanın yerini inkâr, sevginin yerini nefret, barış ve kardeşliğin yerini büyük bir huzursuzluk ve kargaşa almıştı. İnsanlık tarihinin belki de en acı yıllarıydı bunlar. İnsanlık, bırakın diğer varlıkları, birbirini bile sevmeyi bilmiyordu. Her taraf, koyu bir karanlık içerisindeydi. Zulüm, haksızlık, yalan, iftira ve inkâr seli, dünyayı yaşanması imkânsız bir hale getirmişti. Güçsüzler eziliyor, kadınlar hor görülüyor, kız çocukları diri diri kumlara gömülüyordu. İçki, kumar, fuhuş tam anlamıyla serbest hale gelmişti.
   İran, Mısır, Roma, Hindistan, Çin ve bütün dünya ruhları aydınlatacak bir güneşin doğmasını bekliyor, son ve en büyük kurtarıcısının yolunu gözlüyordu.
   Ve Mekke Şehri, 571 yılının bir Pazartesi sabahı aydınlanıyor ve “Ahmed’in” yıldızı doğuyordu.
   O’nun doğumuyla, yeryüzü ve gökyüzü bayram ediyordu. Çünkü yeryüzü ve gökyüzünün şeref tacı, kâinatın efendisi doğmuştu. Dünya çalkalanıyordu. Dünya, en son ve en büyük peygamberine kavuşacaktı. Kavuştu… Ve kavuşalı 14 asırdan fazla oldu.
   Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin peygamberliği ile insanlık ruhuna çöken kâbus son bulmuş. İnsanoğlu yaradılışındaki manayı anlamıştır. Sevgili Peygamberimiz, önce kendi kavmini, daha sonra da bütün insanlığı, tüm güzelliklerin içinde bulunduğu İslâm Dinine çağırdı.
   İnsanların birbirini gerçekten nasıl sevebileceğinin yollarını gösterdi. O’nun Kur’an’dan insanlara okuduğu mesajlarda, hep güzelliğe, iyiliğe ve barışa götürücü öğütler vardı.
Araya araya bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed, canım arzular seni.
   İşte şimdi biz de garip aşık Yunus Emre gibi, Sen’in yoluna, Sen’in izine düşeli canımız Sen’i görmek ister Ya Rasûlallah…
   Bu aşkı bize Sen verdin. Üzerimize şefaat kanatlarını sen gerdin. Selâm ve salât üzerine olsun sevgili Peygamberim.
   Sevgili Peygamberimizin doğumuyla, dünya aydınlandı. Tek Allah inancıyla kalpler nurlandı.
   Bu yüzden Peygamberimizin ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmeli ve kendimize O’nu örnek almalıyız. Ancak o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış olur ve kurtuluşa ereriz.
   Yüce Allah’tan, mübarek Mevlid Kandili Gecesinin Türklük ve Müslümanlık âlemi için hayırlara ve ezilen milletlerin kurtuluşuna vesile kılınmasını dileriz.

   296 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
18 Mayıs 2012, Cuma   Mübarek Üç Aylar yaklaşırken
13 Mayıs 2012, Pazar   Anneler Günü münasebetiyle
27 Nisan 2012, Cuma   İnsanoğlu sevmek için yaratılmıştır
13 Nisan 2012, Cuma   Şecaat Ya Rasûlallah!
06 Nisan 2012, Cuma   Ölmeden evvel tövbe ediniz
01 Nisan 2012, Pazar   Her derdin devası vardır
23 Mart 2012, Cuma   Ağlamaktan korkma gözüm!
16 Mart 2012, Cuma   Tûl-i Emel – Arzularımız zincir zincir
09 Mart 2012, Cuma   Biz dünyadan gider olduk, kalanlara selâm olsun
02 Mart 2012, Cuma   Zenginlik mi - Esaret mi?