Günleridir medyada ve özellikle toplumda çok büyük ve şiddetli bir şekilde yankı bulan ‘alem gecesi’’ ile ilgili çok önemli ipuçları paylaşacağım sizinle. Nerden mi öğrendim? Siz değerli yetişkinleri gözlemleyerek tabii ki. Hani ‘Reşit’ olmama 3 ay kaldığı halde halen daha bireysel olarak hareket özgürlüğümü ve kararlarımı kısıtlayan, tüm kurum ve kuruluşlardaki siz değerli büyüklerimden. Öncelikle bir Güzelyurtlu olarak şunu söylemeliyim ki, bu konu ile ilgili haberlerin yapıldığı ilk günden beri herkesin ve bilhassa ‘Güzelyurtluların’ duyduğu rahatsızlıktan çok daha farklı bir öfke ve kızgınlık taşıyorum içimde. Adadaki herkes tutun ki küçük çocuklar, memurlar, genç liseliler, genç işadamları ve işkadınları... Pardon bu ben değilim baştan söylüyorum. Tutun ki entel diye geçinen ve toplumun üst, orta veya işçi sınıfından olan birçok insan, her yaş grubundan, her dakika, her saniye ve her sanise bu ‘alem gecesi’ olayının baş kahramanlarının kim olduğunu konuşuyor, bunu öğrenmek için ta adanın bir ucundan arayıp soruşturuyor ve olayla ilgili kişisel soruşturma sürdürülüyor. Yemek masalarında bile gençlerin olayı birbirlerine anlatarak defalarca gülüşmelerine şahit olduktan sonra daha fazla dayanamadım ve bu yazıyı yazma gereksinimini ve hakkını kendimde buldum. Soruyum be insancıklar! Bu olayda tartışmamız geren ya da sorgulamamız gereken nokta o isimlerin kim olduğu mu, yoksa kadın ticaretinde gelinen son nokta mı? Günlerdir bir Allah’ın kulu bile ayıplamaktan başka bir şey yapmakla kalmadı, üstüne üstlük hem toplumsal cinsiyetin bir kere daha toplumdaki yerini, hem de dünyaya karşı ne kadar çok doğru şekilde eleştirel bakmadığımızı toplum olarak bir kez daha kanıtlamış olduk, hadi hayırlısı. Yıllardır ülkemde ve adamda yaşanan politik problemlerin içinde büyüdüm. Savaşı yaşamadım ama hep dinledim ve ‘yaşamadan bilemezsin’ cümlesine maruz kaldım. Hadi şimdi siz söyleyin o acı savaşı yaşayan tüm kadınlar, siz zorla hayat kadını yapıldınız mı? Kandırılıp kasaptan et satın alınır gibi ciğeri beş para etmeyen insanlar tarafından başkalarına satıldınız mı da orada olan kadınların kötü kadın olduğunu söylüyorsunuz? Yaşadınız mı? Nerden biliyorsunuz? Oğlunuzun da bu ticarete destek verdiğini dünya aleme anlatıp yüzünüzde güller eserken, nasıl olurda eşinizde ayni camianın içinde olunca kızıyorsunuz ya da gece başınızı yastığa rahat dayayabiliyorsunuz? Çok mu zor bunları açıkça söyleyebilmek. Peki ya siz genç erkekler ve yetişkin olanlar. Nereden başlasam? Cinsel ihtiyacın tek taraflı olduğunu savunan zihniyetler mi, bu kalıba uygun bir şekilde yaşama arzusu çabasından mı yoksa ayni kişiliklerin çevrelerindeki karşı cinsi geçmişte edindikleri cinsel tecrübelerden dolayı kötü kadın diye yargılaması mı? Sizler ki hayat boyu yaşadığınız tecrübeleri normal gören erkekler, mademki üstünsünüz neden kendinizi kadın satın alarak tatmin etmeye çalışıyorsunuz? SON OLARAK politikacıların aldıkları vergi karşısından mı yoksa BAŞKA sebeplerden mi gece kulübü işletmeciliğine göz yumduklarını bilmiyorum ve siyasilere bu konuda da her zaman ki gibi anlam veremiyorum. Benim vurgulamak istediğim nokta sadece toplumdaki kadın erkek eşitliği değil ayrıca kadın ticaretine yapılan destektir. Bunu kabullenmemiz bile sadece göz yumduğumuzu değil ayni zamanda her gün başkalarının hayatına mal olmak, sineğe çekip oturmak bize yakışır mı? Yazıma devam ederken birçok kez ‘aslında bunu demek istiyorum veya yanlış anlamayın’ kelimelerini yazıp sildim ama düşündüm de kendimi savunmam gereken bir durumda değilim ki. Hiç kimsenin yapmaya cesaret edemediği bir yazı yazıyorum sadece. İster kabullenin ya da kabullenmeyin yeni nesli kötüleyen siz değerli yetişkinler bizlerin, toplumun ahlak ve kurallarına saygı duyduğumuzu fakat sorgulamaktan ve mücadele etmekten çekinmediğimizi algılamak istemiyor, bir çok ekonomik ve politik nedenlerden dolayı bize ‘bu adadan gidin’ diyor ve gözünüzün önünde yetişen parlak bir çağı söndürüyorsunuz. İnsan haklarının bu kadar çok hiçe sayıldığı bu adada bir şeyleri değiştirmek için mucize bekleyenlerden, geçmişe ve eski- yeni tüm politikacılara olan kızgınlığımızdan bir an olsun arınıp düşünelim genç arkadaşlarım. Gelecek nesil kimlerindir? Çıkar alışverişleri iğrençleşmeye devam etmelimidir? Yoruma açık bir yazı. İsteyen istediği yorumu yapabilir ama bir kez daha düşünelim bizim yarattığımız toplumsal baskıdan değil mi bu yaşananlar diye? Bilmediğin çok şey var çocuk dediğinizi duyar gibiyim... Yetişkinim bilmemek değil öğrenmemek ve öğretmemek ayıp ama bil ki bilip de göz yummak, sessiz kalmak ve seyirci olmak daha da ezik ve küçük bir çocuk yapar siz sandığınız sizi...
Gülşen ERÇİN (Öğrenci)
|