Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
Kime karşı alıyorsunuz?
30 milyon TL alacak var
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [7]
30 milyon TL alacak var [2]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [2]
'Karar seçimlik' [3]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [11]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]



Sürüden Ayrılmak

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Ekim 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazmak başlı başına bir yol tutup yürümektir.

 

Cümleler anlamını yitirince ve türlü kişilik hallerine girince yazılar, keşkelerle başlayan kurgular gelir kapımıza. Her sözcüğe cenaze töreni yaptırdığımız günlerin, anların, duyguların, insanların yansıması olarak dökülür cümleler önümüze Yayınlanmış yazı artık sahibinden çıkmış ve çoktan farklı adreslere ulaşıp aşikarlaşmıştır. Sonrasında geriye dönüş yoktur. Yazmasaydım demek yaşamasaydım demektir. Bir dönemden, bir kavgadan, bir sevdadan pişmanlık duymaktır.

Yazıya sırt dönüp gidilmez. Bir insanı, bir şehri, bir ülkeyi bırakmak kadar kolay değildir yazıdan çıkmak. Ortaya  dökülen, ilan edilen her yazı artık hikayenin ömründen çıkıp kendi tarihini yaratarak, ulaşılan adreslerde yaşanan günlerin gücünü hep canlı tutacaktır. Yazı, kendi başına bir egemenliktir. Yazmak başlı başına bir yol tutup yürümektir.

Yazmak biraz da yaşatmaktır ve ölümsüz kılmaktır gidenleri

Yazmak ayakta durabilmektir acılar keserken bilekleri

Biraz hüzün, biraz düş, biraz isyan kokan bir çocuk doğurmaya soyunmaktır

Tamam kabul, pişmanlıktır biraz da

Kuşatmaktır anlamsız tortusunu hiçliklerin

Yazmak sonsuz bir can vermektir aşka

Camdan bir elbise giyinmektir

Kırılan her parçanın acısıyla durarak ayakta

Sırt üstü, kafa üstü ve türlü şekillerde çakılınca sözcükler yere, pişman olmayacak kadar çok sevmektir anlamları. Yazmak, bir sevdaya sahip çıkmak, bir düşe hayat katmaktır. Çivilenmiş harfleri etinin her zerresine kazıyarak,  iki heceli bir isme tüm şiirleri zımbalayarak, cehennemin dibinde nefes almaktır. Yazmak, sefere çıkmaktır demir atılan limanlardan. Kimlik bilgilerini değiştirmektir korkusuzca. Tarık Buğra’nın deyişiyle “sürüden ayrılmaktır.” "Yazmak için kendini hazırlamak diye bir şey yoktur. Bir yazar her zaman yazmaya hazırdır. Belirli bir düzeye ulaşan yazar 'esin' beklemez. Ancak uygun bir ortam, bir kafa dinçliği, bir çeşit huzur gereklidir. Yazmak için günün şu veya bu saati uygun düşer denemez. Hele Türk yazarı boş zamanlarında yazan bir kişi olduğuna göre..." diyen Oktay Akbal, yazarı bulunduğu kuytudan oyup çıkarmaktadır..

Yazmak susmaktır, çığlık çığlığa. Ortaya çıkmaktır, “ben burdayım“ diye hedef göstermektir varlığını. Gizlenmeden, kaçmadan, korkuların karanlık gözlerinin içine bakarak tutunabilmektir yaşama. “Sen gittikten sonra bir tek güzel cümlem yok” diyecek kadar ihanet etmektir kalemine. Parmağının ardına gizlenemeyenlerin ayak izidir yazmak. Cinayetlerin ve intiharların gerisinde parmak izi bırakmaktır. Yakalanmaktır, sorgulanmaktır, ipliğini pazara çıkarmaktır. Yazmak, ruhunu çarmıha gererek kendi kendine tutunmayı seçmektir.

Sait Faik Abasıyanık “adanın tenha yollarında gezerken kendi kendine söz verdiği”  ve yazmaktan geçmeyi, yazmaktan gitmeyi denediği halde “yapamadım” demedi mi? Yazmamaya kendini ikna ettiği halde, cebinden çıkardığı çakısıyla değnekleri yontarak kalem yapmadı mı? O dinmeyen iç yarası, o suskunluğun verdiği ruhsal acı, o derinlerde gizlenen gizli sancı söyletmedi mi ona : “YAZMAZSAM DELİ OLACAKTIM”… sözünü…

Şimdi başka bir adanın bilmem kaç renge ayrılmış tavizli yollarında yürürken ve varılacak bir vuslat zorlaşmışken, insanlığı kendi geleceğimizi kanatmıyor muyuz kalemlerimizde? “Yazmasam” demiyor muyuz “keşke yaşamasaydım” dercesine… Evcilleştirdiğimiz cümlelerimizin koynunda, evcil bir yaşam sürerken lüks kümesle-rimizde her yeni günde yüzümüzdeki maskeleri cilalarken ne yapacaktık?. Adanın yaralı böğründe, kimliksiz ve sevdasız yaşarken, yazmayıp deli mi olacaktık?

 

Sanat, doğaya ve doğanın ruhuna ayna tutmaktır (Eflatun)

 

Mektup

Sait Faik’e

Bir martı kanadında denizen yüzü

Başlar günbatımı yolculuğum

Kurşuni bulutlara gökyüzü

Uçar geceye doğru suskunluğum

 

Tanrıya daha yakın ellerim

Bulutları tutup mavilerden

En güzel umudunda düşlerim

 

Satır aralarında başlar özlem

Beyaz bir buludun koynundan kopup

Gülümser gözlerinde günbatımı

Rıhtım taşlarına ayaklarım yorulup

Yeşil bir mirgün çınarına yazar adımı…

 

Sokulur kucağıma bahar düşleri

Ortanslar atar avuçlarıma

Yağmur yağar gökkuşağı çıkar Boğaz’da

Ve Burgaz’ın kokusu karışır saçlarıma

İlkay Adalı

(Kıyıdaki Ağaç)

 

Birinci Aşk Şarkısı

Beni sevdin, bana gülümsedin

Bir jet gökyüzünü dolandı gitti

 

Beni bıraktın, uzak bir denize gittin

Içimde bomboş gökyüzü ağlıyor şimdi

Bir gül, kalbimin çevresini dolanıp silindi

 

İkinci Aşk Şarkısı

Nedendir nisan gelir, ağaçlar çiçeklenir, ben gelemem?

Senden bana durgun bir gök, ıssız bir şey kaldı.

Fikret Demirağ

(Ada’mın Sahilinde)

 

Dün, tarla kuşuna örtülüydüm

Bir akşam

Evine döndüğünde

Güneşin değil

Yüzündeki yorgun gülün gölgesini

Getir.

 

Dün, bir tarla kuşuna örtülüydüm

Bu akşam

Hüzün vadisinde bir suskun.

 

Koşmaya başlarım

Yağmur yağınca

“biraz dur” dersin “yüzünü daha çok göreyim”

beklenmeyen bir yağmurun ıslaklığında

 

İstersen

Karanlık olmadan

Bir çiçek as balkonuna

Kırmızı açan

Ve

Ansızın siyah.

M. Kansu

(Marazlıyım… Size ve Zamana)

 

Zamana Asılı Satırlar

Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım.Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yontuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım...

Sait Faik Abasıyanık

   564 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hocaların Hocası: Ali Atakan
22 Kasım 2008, Cumartesi   Atilla İlhan’ca Sayıklamalar
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
18 Ekim 2008, Cumartesi   Şarkını Söyle…
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ


Yorum Sayısı:   1
  selim ada         - magusa 05 Ekim 2008, Pazar 12:04 
yazıyorsunuz..yine karşılaştık.. ne güzel..


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital