Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
Kime karşı alıyorsunuz?
30 milyon TL alacak var
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
30 milyon TL alacak var [2]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [2]
'Karar seçimlik' [3]
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [7]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [11]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [3]



Şarkını Söyle…

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Ekim 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Önce şarkılardan, sonra barıştan, hayır önce aşktan, sonra çocuktan, hayır önce insandan sonra kendinden özür dileyerek söyle şarkını..

 

Şarkılara yer var mı yaşamında? Şarkılara, hani o korkuların ödünü koparan, buram buram kekik kokanlara…

Hani o her seferinde yeniden dirilerek, TOP 10’lar, top 100’lerle şişirilmeyen, eskimeyen sevdaların tanıklarına…

Gecetütenlerin, yaseminlerin tütsülediği sokaklarda gezerken örneğin, şarkılara, şarkılara yer var mı yaşamında. O halde durma Akdenizin en deli dalgasına söyle şarkını. Azgın dalgalarıyla boğuşan, deliren maviliğin baştan çıkaran tavrıyla, ovalarda hışırdayan hasıllara, baharda yemiş veren alçacığa, mersinin o iç burkan tadına, saksıdaki hanımeline, bahçedeki cemilenin gizlediklerine söyle…  Beşparmaklar’da yanan ağaçların isine, ufalanan kireçlere, Karpaz’ın o dingin ruhuna söyle…  Söyle, insan olmaktan yorulduğun bir anda, dünler Kaf Dağı’nın ardında sırıtırken ‘kollarım sana yastık, saçlarım yorgan’ diyen bir şarkı söyle.. Eflatun renkli bir Akdeniz gecesinde soluk soluğa sevişirken örneğin, perdelerin gizlediği anların sesini saklı tutarak, unutarak, hatırlayarak, küserek, barışarak söyle…

Defnenin, turunç çiceğinin, narın iksirinden içerek, savaşın, yokluğun, bolluğun inadına söyle… 

Ezbere yaşam bunaltılarında, anlamsız cümle kurgularında, ‘copy-paste’ yaşam oyunlarına karşı söyle şarkını. Bozuk gonklu bir zaman terazisinde, Afrodit’in, Adoniss’in ve tanrıların adına, çıplaklığın, gizemin, terin ve nefesin gerçekliğine, Kıbrıs’ın en fahişe gecesine inat söyle.. Köpüklere gizlenen mavi notayı duyumsayarak, usanmadan, yorulmadan, bunalmadan; ve hatta yorularak, bunalarak, delirerek ve yenile-rek de olsa söyle…

Trodos’un, Baf”ın, Mağusa’nın, zeytinin, ‘harnıb’ın hatırına, sabah içilen kahvenin vazgeçilmez tadına, ister avaz avaza, ister suskuda,  çoğul bir yalnızlık, ya da  o anlamsız kalabalığın önünde söyle şarkını…

Mesela ‘güllerin içinden’ geçerek,  ‘beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın’ diyen ölümsüz bestelerin notasıyla, ya da ‘Al Yemeni Mor Yemeni/ Yemenisi Sarı’ diyerek 30  yıl önce  yitirdiğin sevgilinle ver selamını. Benim, onun değil, kendi şarkınla, bırak sabah rüzgarı tarasın saçlarını. Kör karanlığın şehvetli dudakları öperken varlığını ve ıslak bir nefes dolaşırken sabahını söyle şarkını. Sisler içinden gelirken ‘vuslatı muhtemel olmayan’, şarkılar hoş gelsin sefalar getirsin yaşamına. Ruhunu çağırırırken saklı kuytulardan ve adının izlerini silerken ucuz, paslı masalardan, içinde taşıdığın meleklerle dansederek, söyle şarkını. Ya da, şeytan dürtsün şarkılarını günün en mantıklı ve ciddi saatinde… 

Tükenmişliğin gözlerinin içine bakarak, belki Alagadi’de belki adı-şanı belli olmayan herhangi köhne bir yerde, yol kenarındaki taşları sayarak söyle. İçindeki taşlar yerinden oynarken, yanıl ve bağlan, kıpırdan, kımıldan ve uykusuz kal.. Yani hisset, yaşa…

Ruhunun en küçük boşluğuna kadar doldur şarkını. Yokluklarının bestelerini çağır, gelsinler. Seni, beni, bizi hesaba çeksinler. Aşksız ve şarkısız nasıl yaşadığımızı görsünler. Ve önce şarkılardan, sonra barıştan, hayır önce aşktan, sonra çocuktan, hayır önce insandan sonra kendinden özür dileyerek söyle şarkını.. Pes etmemek, bitmemek, yitmemek için korkularının en karanlık noktasında, meltemle esen bir sevdaya söyle şarkını. Söyle, tarçın kokan bir sevgilinin gerçek olma ihtimaliyle, sözlere, şarkılara can veren ‘aşk’ın o ölümsüz gerçeğine, söyle şarkını…

 

Elinde sonsuz yaşamı tutan birinin boşluğundan daha büyük ne olabilir? (Fred Saberhagen)

Başucu Kitaplarından

‘TIRPAN’ – Fakir Baykurt

Remzi Kitabevi, 1971

Tırpan Fakir (Tahir) Baykurt’un 6. romanıdır. Kitap 1970 TRT Sanat, 1971 Türk Dil Kurumu ve 1980 Avni Dilligil Tiyatro ödüllerine layık görülmüştür. Tırpan Ankara’nın Gökçimen köyünde Dürü diye bir kızın başından geçenleri anlatır. Kitabın konusu kısaca şöyledir : Gökçimen bir tepenin eteğinde uzanır. Kızlarıyla nam salmıştır. Bu köyde, çayır çimenin yeşili kızların gözüne yansımıştır. Bu yüzden “göküş” olurlar. Biraz büyüyüp serpildi mi, birkaç altın akçaya yaşlı ve zengin adamlara verirler sorgusuz sualsiz. Velikul’la Hava-na’nın kızları Dürü de bu köyün göküş kızlarından biridir. İlkokul beşi bitir-diği o yaz, komşu köyün, Evci’nin ağası Kabak Musdu bir görüşte vurulur Dürü’ye. Musdu’nun yaşı geçkin, parası ise ganidir. Gökçimen’den birkaç yandaş edinip kendine, çeler Dürü’nün babasının aklını, söz alır. Söz ağızdan çıkmıştır bir kere. Dürü, Kabak Musdu’nun ikinci eşi olacaktır. Anası karşı çıkar; Dürü kıyametleri koparır. Daha önce onunla aynı kaderi paylaşan kızlar gibi kendini asmayı düşünür. Köyün akıllı delisi Uluguş Nine karşı çıkar Dürü’nün bu fikrine. Sevdadan yanadır Uluguş; daha da önemlisi Gökçi-men’in kızlarının kaderi değişsin ister.... Yazarın kitabındaki tavrı belirgin olarak devrimcidir. Fakir Baykurt, istemedikleri adamlara verilen kızların kendilerini asarak kaderlerine karşı koymaya çalıştıkları öykülere inat, edebi-yatta devrimci tutumunu sürdürerek, boyun eğmeyi değil, direnmeyi yüceltiyor bu romanında. Yazar, sanat alanındaki çabasını gerektiği ölçüde ve nitelikte yazılmadığına inandığı köylü yaşayışını halkçı ve devrimci açıdan sürdürmek olarak açıklar. Türkiye toplumunun en ağır hizmetlerini ve üretim işini yapan insanların bilincindeki ve bilinçaltındaki istekleri, tepkileri ve çelişkileri göz önünde tutar. Yazılarından ve sendikal çalışmalarından dolayı pek çok kez göz altına alınır, tutuklanır, hapis yatar... Baykurt şöyle diyor Tırpan’ın önsözünde:

“Edebiyat tıpkı eğitim gibi insanlarımızı hayata karşı devrimci tavır ve davra-nışlı yapmada cok önemli bir bilinçlendirme aracıdır. Sanatta devrimci tavır hayatı değiştirme tavrıdır. Kitaplarımız bize ün sağlamak ya da kalıcı olmaktan önce toplumu devrim yönünde etkilemek içindir. Hayatı değiştirme amacına yönelmemiş bir sanat insanın bilinçlenmesine yardım edemez...”

 

Kitaptan kısa bir alıntı (Sayfa: 378-379):

‘Hepimizi götürürüp ne yapacaksın akılsız herif!’ dedi Uluguş. ‘Yalnız beni götür yerer! Çünküm Dürü bende! Yaladım yuttum ben onu! Bir elleri ayakları, bir başı, bir saçları kaldı. Onları da köyün içine atıverdim!..’

Zakey: Gözleri bende!... dedi

Sevim: Elinin biri bende

Naciye: Saçlarının birezi bende! dedi

Habibin Hasibe: Birezi de bende dedi

Keziban: Elinin biri de bende. dedi

Sarının Sultan, elini karnına vurdu: Dürü bende, Dürü bende, Dürü asıl burada! Dedi. ‘Ayakları da Şerfe abamda! Alıp Kayadibine kaçtı!’

Köy içinden, ‘Dürü bende!.. Dürü bende’ diye sesler geliyordu çoğalarak! Havana da öyle, gözlerinden kan döke döke ağlıyordu: ‘Nerelere sindi saklandıysa bulurlar! Asarlar yavrumu, asarlar, asarlar!...’ diye çığrınıyordu...(...)

Uluguş ‘Boş yere ağlıyorsun, ağlama kalk! Kalk da, işine gücüne sahap ol! Karakolsa, ben giderim! Mapussa, ben yatararım! İpse, ben asılırım! Kalk işine bak! Kalk Havana, kalk kadınım! Kalk, bu dünya kalmaz böyle!...’ dedi..

   546 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Hocaların Hocası: Ali Atakan
22 Kasım 2008, Cumartesi   Atilla İlhan’ca Sayıklamalar
15 Kasım 2008, Cumartesi   Şubat Gülüşlü Kadın
08 Kasım 2008, Cumartesi   SU(S) ÖLDÜ
01 Kasım 2008, Cumartesi   Bekle Beni
25 Ekim 2008, Cumartesi   Defne Öykü Yarışması
11 Ekim 2008, Cumartesi   Fotoğraflar
04 Ekim 2008, Cumartesi   Sürüden Ayrılmak
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ


Yorum Sayısı:   1
  selim ada         - magusa 25 Ekim 2008, Cumartesi 10:41 
Her gün bir şey daha biter
Giderek acı vermez biten şeyler
Kayıtsız bir razı oluş başlar
Sıradan izler bırakır en tutkulu aşklar
Aldırma deli gönlüm
Giden gitsin
Sen şarkılar söyle içinden boş ver
Yalanlarla yasaklarla
Yazılır hesabına günah günler
Bitmez bu son pişmanlıklar ah
Soluyor birer birer içimizdeki güller

Sezen Aksu


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital