|
Bir varmış bir yokmuş, oldu...
Zümrüt sularda
Kıbrıs
Bir peri masalıdır.
Ümit,
Turuncu soğuk bir alevdi
Yürekte;
Çoktaaan söndü...
Özlemin adı şimdi
Lefke portakalıdır.
Leman Sam'ın bir şarkısı vardı, sözlerini tam hatırlamıyorum, 'dün yolda tanımadığım birine selam verdim, sırf sana benziyor diye' gibi bir şeyler anlatıyordu. Şarkıyı dinler, hanımın aşkının yüceliğine hep imrenirdim.
***
Dün (Astana'da) bir süpermarkette, meyve tezgahında tanıdık bir şey gördüm. Birden gözümün önündeki bütün eşyalar silindi, her yer önce mavi, sonra yeşil, sonra turuncu oldu. Kıbrıslı bir dostun güzel gülüş sesiyle kendime gelir gibi oldum. Akdeniz'i, yeşil adayı, Lefke'yi, Lefke'nin portakal bahçelerini ve daha da önemlisi aziz ağabeyimiz Harid Fedai Beyefendiyi hatırladım. Gördüklerim şekilce Lefke bahçelerindeki portakallara benziyordu.
Parmağımla portakalları işaret ederek tezgahtara seslendim:
-Hepsini ver!
-Portakalların mı hepsini?
-Evet, dedim, Lefke portakallarının hepsini.
Lefke'yi anlamadı tabiî. Ama hepsini yiyemeyeceğimi düşünmüş olmalı ki sorusunu tekrarladı:
-Hepsini mi? Emin misiniz?
-Evet, dedim, evet hepsini. Tezgahın altındakileri de. Ne kadar varsa. Ben sevdiğimi kimseyle paylaşamam. Hepsini...
Toplayıp tarttılar. Otuz kilodan fazla. Çuvala doldurdular. Taksiye kadar da yardım ettiler.
Akşamın alaca karanlığı, yerini karla karışık gri bir geceye terk etmişti. Taksi, kaldığım üniversite yurdunun kapısına yanaştı. İndim. Parayı ödedim. Lefkelerimi güçlükle bagajdan indirip buz üstünde kaydırarak içeri çektim. Keşke bacağım ağrımasa da kucağımda taşıyabilsem onları, diye düşünürken öğrenciler imdada yetişti:
-Yardım edelim hocam. Odanıza mı çıkacak?.
-Evet çocuklar, lütfen, odama.
Odanın baş köşesine kadar taşındı Lefkeler.
Öğrencilerden birine, Dağıstan Cumhuriyeti'nden olana seslendim:
-Erkulan, odandaki arkadaşlarını al gel. 611'dekilere de seslen. Başka üç beş kişi daha ara. Bunları beraber yiyeceğiz. Lefke portakalı bunlar.
****
Yarım saate kadar odam doldu. Çuval açıldı, bıçaklar dağıtıldı ve portakal ziyafeti başladı.
Onlara bilgiç bilgiç anlatmaya başladım:
-Çocuklar, bunlar alelâde portakal değil, Lefke portakalı.
Ağzını şapırdatan biri merakla sordu:
-Ne demek o?
-Sizdin tiliniz bilen aytamın, osı apelsinder Kipir aralının Türik kalası Lefke'den kelgen.
Önce düşündüler, sonra, lâtife mi yapıyorum diye yarı merak, yarı şüphe ile karışık bir tebessümle gözlerime baktılar.
-Evet, Lefke'den bunlar. Hepsi bu gece yenecek ve ben size bu gece en güzel Türkümü, Kıbrıs Türkümü söyleyeceğim. Ocağa da çay suyu koyun, kaynasın. Türkü bitmeden gitmek yok.
***
Bir ibadet ciddiyetiyle yerde saflar bağlandı.
Önce tarihten başlamalı, Alaşya'dan, en eski yerleşim yerinden, Türk soylu Alaşyalılardan. Kazağın Kırgızın Tatarın 'alaş' uranından. "Altı Alaş'tan". Kazakların Türk birliği yanlısı olan Alaş Partisinden...
Sonra Mısırlılar, Asurlar, Bağımsız Kıbrıs Krallığı, Persler, Makedonyalılar, Mısır Ptoleme Devleti, Roma ve Bizans İmparatorluklarından....
Resulullah'ın, Hala Sultan'ın anne şefkati taşıyan mübarek dizlerinde görülen fetih rüyasından... Hala Sultan'ın şahâdetinden... Tuzla yakınlarından geçen Osmanlı gemicilerinin Hala Sultan'ı top atışlarıyla selamlayarak geçmesinden...
Lüzinyanlardan, Venediklilerden, Mısır Memlük hakimiyetinden...
Sonra Osmanlı'nın Kıbrıs emanetini Memlükler'den almasından...
Sonra 1571'de Osmanlı'nın mülküne sahip çıkmasından...
Ve İngiltere'nin önce emaneten, sonra asaleten adaya sahip çıkmasından...
Kıbrıs Cumhuriyeti'nden..
Papazın ihanetinden..
Yunan'ın oyunlarından...
Ada Türkü'nün yaşama mücadelesinden...
EOKA'dan... Grivas'ın salyalarından..
Volkan ve Kara çetelerden ...
Sonra tarihte benzeri az olan bir teşkilattan, TMT'den.....
Erenköy'deki şanlı direnişten... Şehit Süleyman Uluçamgil'den...
EOKA-B'nin kuduzlarından...
Papazkaçtı oyunundan... Nikos Sampson'un darbesi ve iç savaştan..
Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanmasından... Atillâ hattından...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden...
****
Sonra dostlarım....
Dostlarım var benim oralı. Dal boylu, ceylan yürekli Bora Atun'um. Uzakları, bilinmeyen yerleri keşfetmekten hoşlanan, gerçek bir diplomat Bora Bey'im. Bir gece ansızın sevdiklerinin ardından başka dünyalara giden Baybora'm... "Seni bu köpek balıklarına yedirmeyeceğiz Hocam" diyen Baybora'm...
"Nerde kaldı bu Bora beyav?" diye onun ardınca giden, Naima Tarihi'nden çıkıp gelmiş bir Osmanlı levendi olan cesaret abidesi Ali Bey'im...
Gölgesi biçilse yüz âlim çıkan, hafızası Kıbrıs Millî Arşivi'nden zengin, insan efendisi Harid Fedai ağabeyim...
Şanlı direnişe yürek ve bilek hazırlayanlardan Dinçer Bey'im....
Semih Bey'im, Kemal Türksevdi'm, Çetin Bey'im, Devrim Bey'im.... Ve diğerleri...
***
Söz bitmedi, gece bitti. Ortalık ışımaya başladı. Türkistan'ın genç beyinleri, Türk yürekleri birer birer kalkıp abdest aldılar. Süzülen gözlere fer geldi. Birlikte kılınan bir sabah namazı sonunda Kazak Türkçesi ile okunan dua, Kıbrıs şehitlerinin ve bilumum şehitlerin, uyuyan gazilerin, gelmiş geçmiş Müslümanların, hassetsen Peygamber efendimizin ve ev halkının ve arkadaşlarının ve ümmet-i Muhammedin ve .... Aziz ve temiz ruhlarına hediye ettik, sen kabul eyle Rabb'im....
***
Çocuklar gitmek için ayağa kalktıklarında seslendim,
-Kalan portakalları da alın, birer birer arkadaşlarınıza dağıtın. Siz de onlara Kıbrıs Türkü'nü anlatın.
Paylaşırlarken bir portakal divanın altına yuvarlandı. Çıkarmak istediler, müdahale ettim:
-Bırakın kalsın. Bana kalsın. Ben çıkarırım. Benim Lefkem o.
İçimden tekrarladım: "Benim Lefke'm o. Benim Kıbrıs'ım o. Benim Akdeniz'im o. Kimseyle paylaşamam... Benim Lefke'm, Benim Kıbrıs'ım, Benim Akdeniz'im o. Kimseyle paylaşamam ....."
***
Bunlar gerçekten Lefke portakalı mıydı? Sanmıyorum. Ama benziyorlardı. Bana Kıbrıs'ı, Kıbrıs'ın yakın tarihini yazan dostlarımı hatırlatmışlardı.
Yetmiyor mu?
Metin AKAR, Astana 23 Kasım 2005
**************
Bir çift kumru vardı
Elektrik tellerine tüneyen
Hatırlar mısın?
Pencereden seyrederdik...
Yağmur çiselerdi
Kumrular sevişirdi,
Benim yüreğim kanardı,
Ağlardım.
Sen farkına bile varmazdın...
Aylar geçti
Artık ağlamayı unuttum
Ancak
Gözlerim gülmeyi bir türlü hatırlayamadı...
S.S.
|