Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Sabır...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Temmuz 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Artık o koşuşturma, o telaş yok yaşantımda...

Hayatı bilerek, tanıyarak yaşamaya başladım...

Ne istediğimi, ne yapmam gerektiğini biliyorum.

İnsanları tanıyorum en önemlisi...

Herkesin farklı olduğunu kabullendim...

Ve en önemlisi, bir insanın yetişmesinin, yetiştirilmesinin yıllar boyu süreceğini;

Bir insanın çevresindeki kişilerin ne denli önemli olduğunu artık çok iyi biliyorum...

Ve öfkenin,

Zekanın alevini nasıl söndürebileceğini görebiliyorum...

İnsan yaşamında SABIR'ın çok önemli, belki de en önemli duygu olduğunu hissedebiliyorum...

Mitoloji

Aphrodite

Günün birinde Tanrıça Aphrodite'in oğlu Eros, bilmeden yaralamıştı annesini. Eros'un oku kime değerse, sevgiyle yanıp tutuşurdu o kişi.

Aynı şey Aphrodite'in de başına geldi; güzel, ölümlü Adonis'e delicesine vurulmuştu Tanrıça. Tüm vaktini genç adamla geçiriyordu; ama bir de korkusu vardı. Adonis avcılığı çok seviyordu. Aphrodite onu, özellikle tehlikeli avlardan korumak istiyor; zaman zaman da öğütler veriyordu genç adama.

Sonunda, korktuğu başına gelir Tanrıça'nın... Adonis, gençliğinin verdiği gözüpeklikle, üzerine gitiği bir yaban domuzu tarafından öldürülür. Av sonrasında Aphrodite koşup gelir, ama çok geç kalmıştır; kollarına alır sevgilisini ve saatlerce ağlar kederinden. Sonra da, ilkbaharın kısacık ömürlü çiçeği olan "Manisa Lalesi"ne dönüştürür, ömrü çiçek kadar kısa geçen Adonis'i.

Kim kazanıyor...

Bir üniversite sınavının sonuçları daha açıklandı. Sınav sonuçları açıklanırken dereceye giren adayların devlet okulları öğrencisi oldukları ve orta sınıfta yer alan ailelerin çocukları olduğuna dikkat çekildi. Bu dikkat çekmenin nedeni son yıllarda devlet okullarının gözden düşürülme çabalarına paralel olarak eğitimde başarının ailelerin ekonomik güzüyle doğru orantılı sayılmasıydı. Eğitimde başarı için yabancı dille eğitim yapan özel okullarda okumak, gerekirse özel ders aldırmak, dahası öğrenciyi yabancı ülkelere gönderebilmek önemli koşullar sayılıyordu. Yine de bu yaklaşım geçerlidir. Orta ekonomik sınıfta yer alan ailelerin bile tüm olanaklarını zorlayarak 'çocukları için en iyiyi sağlamak' amacıyla bu koşullara ulaşmayı amaçladıkları da bilinmektedir.

Aslında devlet okullarının da, özel okulların da doğruları ve yanlışları vardır. Bunların ele alınıp incelenmesi ve tartışılması gerekir. Ancak bundan da önemli olan, 'eğitimden hangi hedefin gerçekleşmesini beklemektedir?' Bunun yanıtını sınav sonuçları nedeniyle kendileriyle görüşülen derece almış öğrencilerden de alma olanağı vardır: eğitimden beklenen hedef 'parlak bir meslek'tir. Parlak bir meslek ise iki uç hedefi gerçekleştiren yol olarak önem taşımaktadır: yüksek bir gelir, yüksek bir sosyal prestij. Üniversite bunlar içindir.

Bizim dönemlerimizin anlayışı da buydu, bugünlerin anlayışı da böyle görünmektedir. Bütün bunlarda şaşılacak, yadırganacak bir yan da yoktur. İnsanların kendi hayatlarını kurmaları, bunun için de hayatlarını kazanmaları doğru bir hedeftir. Ancak bizim dönemlerimizin seçenekleriyle bugünün seçenekleri arasında sıralama farkları vardır ki bu da doğaldır.

"Kim kazanıyor?" sorusunun çok sade bir yanıtı vardır: Sakin olan, sabırlı olan, kararlı olan kazanmaktadır. Dereceye girerek kazanan gençlerimizinm açıklamalarına dikkat edildiği zaman görülmektedir ki, gençlerin 'kazanmak için kararlılıkları vardır', çalışma sistemi için 'sabırları vardır', hem hedefleri, hem de çalışmalarına güven duydukları için de 'sakindirler'. Bu gençlerin başarısının gizi 'kendilerini güdüleme güçleri'nde yatmaktadır. Başarının büyülü sözcüğü olan 'motivasyon'un anlattığı da tam olarak budur.

Hiçbir başarı rastlantı değildir, şans değildir, yıldızın parladığı an değildir, kader değildir. Başarı, bilinçli bir seçimdir, ödenmesi gereken bedelleri vardır, sıkıntıları vardır, engelleri vardır, tuzakları vardır. Başarı eğer bilinçli bir seçim olabilirse bütün bunlar aşılacaktır.

Bütün engelleri aşacak olan, bütün tuzakları görecek olan da 'öğrencinin kendisidir.'

Onun için de bütün eğitim sürecindeki en önemli etken 'öğrencinin kendisidir.'

İnsanın gücü, kendisini tanıması, kendinin farkında olması, kendini harekete geçirebilmesi, kendini yönetebilmesidir. Şans da budur, kader de budur, insanın geleceği de budur.

Ailelerin desteği, çocuklarının güçluklerini ortadan kaldırmak değil, ona bu güçlükleri görüp yenebilecek 'özbilinci' vermektir.

Çocuklarının bütün yanlışlarının arkasında durup onları çözümleyen aileler farkına bile varmadan çocuklarına kötülük etmektedirler, onların başarılarının engeli olmaktadırlar.

Çocuklar öncelikle kendileri olabilmeli, güçlü ve güçsüz yanlarını görerek hayatta neleri yapabileceklerini, neleri ise yapamayacaklarını kendileri anlamalıdırlar.

Özbilinci olan bir genç bunu şöyle kanıtlayacaktır:

* Kendi seçtiği, bilinçle seçtiği bir hedefi olacakır.

* Bu hedefine ulaşabileceği gerçekçi ve etkin bir programı olacaktır.

* Hiçbir tuzağa düşmeden bu programı uygulayacak sabırlı bir iradesi olacaktır.

Hedefi olmayan, hedefe gidecek yolu bulamayan, sabırlı bir iradeye sahip olmayan hiç kimsenin başarı şansı olamaz.

'Sakin, sabırlı, kararlı olmak'. Başarıya açık insanın tanımı budur.

Daha öğrenciyken ailenin ekonomik gücünün ortağı yapılarak erken doyurulmuş, erken doyurulduğu için de doyumsuz olmuş, hedefi günlük yaşam zevklerine kaymış gençlerin ne yazık ki özbilinç sahibi olmaları engellenmiştir. Bu 'özbilinç engelli gençler' hayatları boyunca kolayı, rahatı, başkaları tarafından sağlananı arayacaklardır. Bunları bulduğu sürece arsızca mutlu, bulamadıkları zaman da küstahça mutsuz olacaklardır. Hayat için kaybedilmişlerdir.

Geçmişte kim kazanmıştı? Bugün kim kazanıyor? Gelecekte kim kazanacak?

Hep 'hedefi olanlardır, yolunu açanlardır, sabırla yürüyenlerdir'.

Başlayanlara değil, bitirenlere bakacaksınız. Gerçek oradadır.

"Erken Büyüyen Çocuklar" - Dr. Erdal Atabek

s.215-216-217-218

   1231 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital