Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
Aramızdan Biri
Haydi hayırlısı!
Doğan "arayı" açmak istiyor
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



İş arayan genç

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ağustos 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıssadan hisse...

 

İş arayan genç

 

   Üniversiteden mezun olmuş, ancak birkaç aydan beri, bütün uğraşlarına rağmen uzman olduğu dalla ilgili bir iş bulamamıştı. Sonunda pes etmiş ve kendi dalıyla ilgili olmasa bile, klasına uygun olacak herhangi bir işte bile çalışmaya razı olmuştu.

   Bir gün gazetede bir iş ilanı gördü. Şirkete işçi sorumlusu alacaklardı.

   Şirketin genel müdürüyle görüştü. Görüşme olumlu geçmiş ve başvurusu kabul edilmişti. Mülakata çağrıldığı gün morali bozulmuştu. İşe başvuran insanlar güçlükle sayılabilecek kadar çoktu. Ümidi tamamen yok olmuş gibiydi. Mülakat sırası ona geldiğinde, mülakatçıların alaylı bir şekilde soru sorma üslupları canını sıkmıştı. Onu resmen tele alıyorlardı. Ona yöneltilen sorular saçmaydı. Ellerindeki ansiklopedilere bakarak, akla gelmeyecek sorular soruyorlardı. Hiçbirisine doğru düzgün cevap verememişti. Odadan çıkarken kapıyı sertçe vurarak gitmişti. Arkasından seslenerek, "işe alınmadınız bayım!" dediler. O da, içeriye doğru bağırarak, "biliyorum lanet herifler!" diye yanıt vermişti. Bir yandan haline yanarken, bir yandan da dilini bozduğu için kültürüne yakıştırmıyor ve kendinden utanıyordu. Nereye gideceğini, ne yapacağını bilmiyordu.

   Artık iş aramaktan, işsizlikten ve hatta yaşamaktan yorulmuştu. Kendini işe yaramaz bir yaratık olarak görmeye başlamıştı. Birden içini korkunç bir karamsarlık bürüdü. Sonunda acı ve ıstırap veren bu dünyadan ayrılmayı düşündü. En iyisi denize atlayarak soğuk ve derin sulara gömülmekti. Hiç olmazsa balıklara yem olur ve bir işe yarar diye düşünüyordu.

   Nasıl olsa öksüzdü, arkasında ağlayacak ne anası, babası, ne de bir sevgilisi vardı. Hayat, kalanlar için yine devam edecekti. Belki cesedini bulan polisler birkaç gün soruşturma yapacak ve belediye tarafından gömülecekti, o kadar.

   Bu düşünceler içinde yolda yürürken, tekerlekli sandalyesi ile belden aşağısı felçli, güler yüzlü genç bir kız, arabasının tekerleklerini kaldırıma çıkarması için yardım istedi. Genç kız adama teşekkür ettikten sonra, onun asık suratını fark edince şöyle dedi: "Çok karamsar görünüyorsunuz bayım. Ne olursa olsun hayattan zevk almaya bakın. Şu güneşli güzel güne bakın. Keyif alın, mutlu olun!"

   Ömür boyu, dört tekerleğe mahkum olan bu genç kızın, kendi haline bakmadan başkalarına moral vermesi, her şeye rağmen hayata sımsıkı bağlılığı adamı çok etkilemişti. Çünkü kendisinin iş bulması imkansız değildi. Ama belden aşağısı felçli olan bu kızın bir daha kalkıp yürümesi, bu güzel kırlarda sevgilisiyle koşması imkansızdı.

 

   Hayat zordur. Hemen pes etmeyin, sizden daha kötü durumda olan insanların var olabileceğini düşünün. "Sabrın sonu selamettir" demiş atalarımız...

 

"Anılar-öyküler ve mesajlar"

Osman Bulun-s.73-74.

 

***************

Mitoloji...

 

Kaplumbağalar...

 

   Afrika'da, yerliler arasında anlatılan bir efsanede; Tanrı ilkin kaplumbağaları, sonra insanları, en son da taşları yaratmıştır.

 

   Bunlardan kaplumbağa, Tanrı'dan bir çocuk isterse de, Tanrı bu isteği yerine getirmez. Kaplumbağa, isteğini bir kez daha yineler. O zaman Tanrı: "Çocukla birlikte ölümü de veririm" der. Kaplumbağa da: "Yeter ki siz bana bir çocuk verin. Ben ölüme razıyım." der.

   Tanrı, bu arada insanlara da çocuk isteyip istemediklerini sorar. İnsanlar da çocuk ister.

   Aynı soruyu bir de taşlara sorar; taşlar çocuk istemezler.

 

   Ve böylece, kaplumbağalar ve insanlar çocuk uğruna ölümsüzlüklerini yitirirken, taşlar da ölümsüzlüğe kavuşmuş olurlar...

 

*************

 

ARALIK KAPI

 

siyahlar mutlu

 

hiç bu kadar mutlu olmadı siyah

bu kadar gözyaşı dökmedi mavi

mavi olalı...

 

bu ne hiddet

bu ne kin böyle?..

bu dağ boyu dalgalar, siyahlara dönüşen mavi

aşkıma nefretten mi?..

 

sevdiğim bırakıp gideli beri beni

hiç bu kadar mutlu olmadı siyah

ve hiç bu kadar gözyaşı dökmedi mavi

mavi olalı...

 

ağustos, 2007. 

 

*************

 

Sıcak

 

Görmedim Kıbrıs'ı hiç bu kadar sıcak

Ne var sanki bizi bu kadar yakacak?

Dünyanın sonu mu acaba,

Böyle mi batacak?

Kalmadı bir tek yer

Nefes bile alacak...

 

Har vurup harman savurduk dünyayı

Bir oyuncak gibi oynadık yıllarca

Yeni yeni farkına vardık Tanrım!..

Biz dünyaya ne yaptık?

 

Hazır verdin suyu, havayı bize

Daha çok diye diye

Düştük birbirimize

Gözümüz doysun artık,

Gelelim kendimize

Haydi artık uyanın

Bu sözlerim hepinize...

 

Fatma Alçıner (güfte yazarı ve besteci)

 

********

 

Karanlıklara kurşun sıktım

Kimvurduya gitti gençliğim

Pişman değilim

Suçu kadere yükledim

Beraat ettim...

S.S.

***********

   2231 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Kasım 2008, Pazartesi   Biz de Dünyalı mı olduk
05 Kasım 2008, Çarşamba   İşyerinde iltifat/-sızlık
23 Ekim 2008, Perşembe   Satılık Bebek Yatağı
08 Ekim 2008, Çarşamba   Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...
17 Eylül 2008, Çarşamba   Eylül'e serzeniş... Neden?..
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital