|
(Yazının ilk bölümüne sayfanın altındaki linkten ulaşabilirsiniz)
Yapılan akademik çalışmalara göre KKTC’de Devlete beyan edilmeyen gelir çok yüksek oranlarda, %50’lere yakın seviyelerdedir. Maliye Bakanı Sn. Ahmet Uzun’a göre bu oran daha da yüksek, %60 oranlarındadır.
Hiç şüphesiz Sayın Uzun’un elinde belli bulgular ve tespitler vardır ki böylesine utanç verici bir durumu hiç çekinmeden açıklamaktadır. Peki, ama kayıt dışılığın bir parçası olan bu sorun, vergi kaçakçılığı sorunu için, neden bir şeyler yapılamıyor?
Vergi kaçakçılığı sorununa iki açıdan; hem Devlet gelirleri ve hem de giderleri açısından bakarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı görüşündeyim.
Bugün itibarıyla, resmi istatistiklere bakıldığında, KKTC halkı ödediği vergi ve benzer harçlar ile yaklaşık olarak bütçesinin % 65-70’ini finanse eder durumundadır. Toplam vergi yükü diyebileceğimiz bu rakam GSMH’nın %30–35 kadardır. Bu rakama yalın olarak baktığımızda aslında hiç de küçümsenemeyecek kadar düşük bir oran değildir. Vergi yükünün %30’ları aşan bir oranda olması aslında o halkın vergi verdiğini göstermektedir. Devlet öyle veya böyle KKTC halkından vergi alıyor!
Peki, bu oran yeterlimidir? Mevcut mali yapı itibarıyla bunun yeterli olmadığı ortadadır. Gelirlerimiz bütçe harcamalarını karşılayacak oranda değildir. Var olan bu durum, yüksek oranlı bütçe açığı, sırf vergi gelirlerimizin yeterli olmayışından kaynaklanmamaktadır. Bana göre aksine bütçe harcamalardan kaynaklanan bir sorundur. Cari ve transfer harcamalarının yüksek oluşundan kaynaklanan bir sorundur. Bugün GSMH’nın %30–35 civarındaki vergi ve benzeri gelirlerimiz ile cari ve transferleri karşılayacak durumda bile değiliz.
Hoş, bu gelir yetersizliği yatırımlardan; eğitim, enerji, ulaşım ve diğer altyapı yatırımlarından kaynaklanan bir açık sorunu olsa, orta ve uzun vadede ekonomiye dönüşü olacağından sorun değildir. Daha da önemlisi, vergi mükellefleri, ödedikleri verginin kendilerine dönüşü olduğunu daha iyi görecekler ve dolayısıyla, vergiden kaçınmayacaklardır.
Dolayısı burada bir tespit yapmak gerekirse, vatandaş ödediği verginin kendisine hizmet olarak döndüğünü göremiyor, hissetmiyor. Bu yüzden vatandaşlık görevi olan vergisini vermekten kaçıyor, kaçınıyor.
Bunun ötesinde, ülkemizde gelir vergisi kabullenemeyecek kadar yüksek oranlardadır. %40’lara varan oranlarda olması ve buna ek olarak diğer sosyal güvenlik, ihtiyat sandığı kesintileri ile mükelleflerin yükümlülüğü ödenemeyecek seviyelere gelmesi vergiden kaçınmayı teşvik etmektedir.
Bordrolu çalışanlar da dâhil, işverenleriyle bir anlaşma içerisine girerek düşük gelir beyan etmekte, maaş farklarını da nakit olarak ödenmektedirler. Gelirlerini düşük beyan edebilmeleri için özel sektör, şirketlerin faaliyetlerini de düşük beyan edeceklerdir.
Buda düşük beyanlı fatura, belli faaliyetleri hiç kaydetmeme ve fatura kullanmama anlamına gelmektedir. Vergi sisteminin esasını teşkil eden kayıt sistemi bu tür uygulamalarla çok yara almakta ve ülkenin toplamındaki vergi tabanının erozyona uğramasına neden olmaktadır.
Dolayısıyla, mevcut vergi sistemindeki karmaşalık ve yüksek oranlarıyla birlikte vergi kaçakçılığı teşvik edilmektedir. Bunun sonucunda da, şirketler faaliyetlerinin neredeyse %50’sini Devlete beyan edilmemektedirler.
Bu kadar yüksek oranda gelir beyanı olmamasına rağmen ve Devlet mükelleflerini dolaysız yoldan vergilendiremese de, dolaylı yollardan, yani dolaylı vergiler (KDV, fon, vb vergiler) ile vergi tahsil etmeye çalışmaktadır. Devletin sunduğu hizmetleri pahalı ve maliyetli gerçekleştirmektedir ve bunlar bir ölçüde enflasyona sebebiyet vermektedir.
Burada Devlet, bir ölçüde kolayı seçerek, tüketimi ve sunduğu hizmetleri maliyetli sunarak gelirlerini toplamaya çalışmaktadır.
Diğer taraftan vergi denetimlerinin yetersiz oluşu ve cezalarının caydırıcı olmaması vergi kaçakçılığının normal, bir anlamda başaranın yanına kalır misali, bir durum olarak algılanmasına neden olmaktadır.
Hele, ödemeyenler için her 4–5 senede vergi affı getirilmesi, adata vergi mükelleflerine “ödeyen kerizdir” demeye getirilmektedir. Doğal olarak vatandaş etrafındaki adaletsizliği görünce, o da kendi kendine adalet uygulamaya başlıyor. Ne yazık ki kötü misal emsal oluyor.
Sonuç olarak, ülkemizdeki vergi kaçakçılığı büyük bir sorun olarak ortada durmaktadır. Sıralamaya çalıştığım belli başlı nedenlerinden de görüleceği üzere, vergi kaçakçılığı temelinde Devletin uyguladığı yanlış ve yetersiz politikaların ürünüdür.
Bu sorunu çözümü “Demokrasi ve Hukuk Devleti” anlayışının yerleşmesine, işleyişine duyulan güveni pekiştirilmesine dayanır.
Bununla ne kastettiğimi gelecek yazımda çözüm önerileri ile birlikte anlatmaya çalışacağım.
|