Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
'Karar seçimlik'
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
Kime karşı alıyorsunuz?
30 milyon TL alacak var
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
30 milyon TL alacak var [2]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [2]
'Karar seçimlik' [3]
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [7]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [11]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [3]
Yasayı nasıl deldiler? [1]



Vergi Bilinci ve Vergi Kaçakçılığı (2)

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

(Yazının ilk bölümüne sayfanın altındaki linkten ulaşabilirsiniz)

 

Yapılan akademik çalışmalara göre KKTC’de Devlete beyan edilmeyen gelir çok yüksek oranlarda, %50’lere yakın seviyelerdedir. Maliye Bakanı Sn. Ahmet Uzun’a göre bu oran daha da yüksek, %60 oranlarındadır.

 

Hiç şüphesiz Sayın Uzun’un elinde belli bulgular ve tespitler vardır ki böylesine utanç verici bir durumu hiç çekinmeden açıklamaktadır. Peki, ama kayıt dışılığın bir parçası olan bu sorun, vergi kaçakçılığı sorunu için, neden bir şeyler yapılamıyor?

 

 Vergi kaçakçılığı sorununa iki açıdan; hem Devlet gelirleri ve hem de giderleri açısından bakarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı görüşündeyim.

 

Bugün itibarıyla, resmi istatistiklere bakıldığında, KKTC halkı ödediği vergi ve benzer harçlar ile yaklaşık olarak bütçesinin % 65-70’ini finanse eder durumundadır. Toplam vergi yükü diyebileceğimiz bu rakam GSMH’nın %30–35 kadardır. Bu rakama yalın olarak baktığımızda aslında hiç de küçümsenemeyecek kadar düşük bir oran değildir. Vergi yükünün %30’ları aşan bir oranda olması aslında o halkın vergi verdiğini göstermektedir.  Devlet öyle veya böyle KKTC halkından vergi alıyor!

 

Peki, bu oran yeterlimidir? Mevcut mali yapı itibarıyla bunun yeterli olmadığı ortadadır. Gelirlerimiz bütçe harcamalarını karşılayacak oranda değildir. Var olan bu durum, yüksek oranlı bütçe açığı, sırf vergi gelirlerimizin yeterli olmayışından kaynaklanmamaktadır.  Bana göre aksine bütçe harcamalardan kaynaklanan bir sorundur. Cari ve transfer harcamalarının yüksek oluşundan kaynaklanan bir sorundur. Bugün GSMH’nın %30–35 civarındaki vergi ve benzeri gelirlerimiz ile cari ve transferleri karşılayacak durumda bile değiliz.

 

Hoş, bu gelir yetersizliği yatırımlardan; eğitim, enerji, ulaşım ve diğer altyapı yatırımlarından kaynaklanan bir açık sorunu olsa, orta ve uzun vadede ekonomiye dönüşü olacağından sorun değildir. Daha da önemlisi, vergi mükellefleri, ödedikleri verginin kendilerine dönüşü olduğunu daha iyi görecekler ve dolayısıyla, vergiden kaçınmayacaklardır.

 

Dolayısı burada bir tespit yapmak gerekirse, vatandaş ödediği verginin kendisine hizmet olarak döndüğünü göremiyor, hissetmiyor.  Bu yüzden vatandaşlık görevi olan vergisini vermekten kaçıyor, kaçınıyor.

 

Bunun ötesinde, ülkemizde gelir vergisi kabullenemeyecek kadar yüksek oranlardadır.  %40’lara varan oranlarda olması ve buna ek olarak diğer sosyal güvenlik, ihtiyat sandığı kesintileri ile mükelleflerin yükümlülüğü ödenemeyecek seviyelere gelmesi vergiden kaçınmayı teşvik etmektedir.

 

Bordrolu çalışanlar da dâhil, işverenleriyle bir anlaşma içerisine girerek düşük gelir beyan etmekte, maaş farklarını da nakit olarak ödenmektedirler. Gelirlerini düşük beyan edebilmeleri için özel sektör, şirketlerin faaliyetlerini de düşük beyan edeceklerdir.

Buda düşük beyanlı fatura, belli faaliyetleri hiç kaydetmeme ve fatura kullanmama anlamına gelmektedir. Vergi sisteminin esasını teşkil eden kayıt sistemi bu tür uygulamalarla çok yara almakta ve ülkenin toplamındaki vergi tabanının erozyona uğramasına neden olmaktadır. 

 

Dolayısıyla, mevcut vergi sistemindeki karmaşalık ve yüksek oranlarıyla birlikte vergi kaçakçılığı teşvik edilmektedir. Bunun sonucunda da, şirketler faaliyetlerinin neredeyse %50’sini Devlete beyan edilmemektedirler.

 

Bu kadar yüksek oranda gelir beyanı olmamasına rağmen ve Devlet mükelleflerini dolaysız yoldan vergilendiremese de, dolaylı yollardan, yani dolaylı vergiler (KDV, fon, vb vergiler) ile vergi tahsil etmeye çalışmaktadır. Devletin sunduğu hizmetleri pahalı ve maliyetli gerçekleştirmektedir ve bunlar bir ölçüde enflasyona sebebiyet vermektedir.

 

Burada Devlet, bir ölçüde kolayı seçerek, tüketimi ve sunduğu hizmetleri maliyetli sunarak gelirlerini toplamaya çalışmaktadır. 

 

Diğer taraftan vergi denetimlerinin yetersiz oluşu ve cezalarının caydırıcı olmaması vergi kaçakçılığının normal, bir anlamda başaranın yanına kalır misali, bir durum olarak algılanmasına neden olmaktadır.

 

Hele, ödemeyenler için her 4–5 senede vergi affı getirilmesi, adata vergi mükelleflerine “ödeyen kerizdir” demeye getirilmektedir. Doğal olarak vatandaş etrafındaki adaletsizliği görünce, o da kendi kendine adalet uygulamaya başlıyor. Ne yazık ki kötü misal emsal oluyor. 

 

 

Sonuç olarak, ülkemizdeki vergi kaçakçılığı büyük bir sorun olarak ortada durmaktadır. Sıralamaya çalıştığım belli başlı nedenlerinden de görüleceği üzere, vergi kaçakçılığı temelinde Devletin uyguladığı yanlış ve yetersiz politikaların ürünüdür.  

 

Bu sorunu çözümü “Demokrasi ve Hukuk Devleti” anlayışının yerleşmesine, işleyişine duyulan güveni pekiştirilmesine dayanır.

 

Bununla ne kastettiğimi gelecek yazımda çözüm önerileri ile birlikte anlatmaya çalışacağım.

 

   1935 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM
27 Aralık 2008, Cumartesi   HÜKÜMETİN PAKETİ TALEP ODAKLI OLMALI
19 Aralık 2008, Cuma   ÖNCE PARA SONRA POLİTİKA
12 Aralık 2008, Cuma   2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI? (2)
28 Kasım 2008, Cuma   2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?
21 Kasım 2008, Cuma   GÜVEN VE TALEP
14 Kasım 2008, Cuma   DESTEK ARZA MI TALEBE Mİ?
07 Kasım 2008, Cuma   BAĞIMSIZ İSTATİSTİK BİRİMİ
31 Ekim 2008, Cuma   "BUGÜNLERDE HERKES SOSYALİST"
24 Ekim 2008, Cuma   BAĞIMLILIK NEREYE KADAR?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital